GeriErtuğrul ÖZKÖK Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Cumartesi akşamı İstanbul Hilton’un bahçesinde Türk medyasındaki en eski arkadaşlarımdan Mehmet Yılmaz’ın kızı Yasemin ile Alican Sepet’in düğünü vardı.

Küçük bir arkadaş ve aile grubu davetliydi...

Bizim kuşağın bir tür pandemi sonrası açılışıydı...

*

Kapıda bizi karşılayan Işıl ve Mehmet’i görünce gerilere döndüm. Mehmet’le uzun bir yol arkadaşlığımız var...

İkimiz de akademisyen kökenliyiz...

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Gazeteciliğe birlikte Yankı dergisinde başladık...

Rahmetli Mehmet Ali Kışlalı’nın, Ankara’da bir apartman dairesinde kurduğu dergiden kimler çıkmadı ki...

Hıncal Uluç, Yalçın Küçük, Ahmet Taner Kışlalı, Emre Kongar, Haluk Gerger, Kurthan Fişek, Can Dündar...

Mehmet Yılmaz’la yollarımız daha sonra Hürriyet’te kesişti ve bir daha ayrılmadı...

*

Mehmet Türk medyasının “kurucu babalarındandır”...

Aydın Doğan’ın kurduğu Posta ve Radikal gazetelerinin kurucu genel yayın yönetmenidir.

Otuzdan fazla derginin kurucu editörüdür...

*

Düğünde bugün, bazı çevrelerin hâlâ “Eski Türkiye” dediği, ama medya tarihindeki devrimler açısından hâlâ en yeni ve yaratıcı döneminin insanları vardı...

Aydın Doğan ve eşi Sema Doğan’ı epeydir ilk defa bir medya düğününde görüyorum.

Bugün eşi Nüket’le birlikte “Oksijen” gazetesini çıkaran Zafer Mutlu masamızdaydı...

Uzun yıllar Doğan Medya Grubu’nun başkanlığını yapmış olan Mehmet Ali Yalçındağ ile Kanal D’nin eski başkan ve CEO’su Arzuhan Yalçındağ da oradaydı...

Tabii ki Hıncal abimiz...

Modern Türk gazeteciliğinin en renkli kurucu başkanı olarak hepimizin baş gönül köşesindeydi...

Genç kuşaktan ise sadece Çınar Oskay vardı...

Tabii Çınar’ı görünce babası rahmetli Ünsal Oskay’ı andık...

Türk pop kültür sosyolojisinin kurucu babası...

*

Türkiye’de kadın futbol yazarlığının kurucu annesi Fenerbahçe tutkunu Feryal Pere’yi görünce sormadan geçemedim:

“Pereira’nın gelişi hakkında ne düşünüyorsun?”

Ondan beklediğim şen kahkahası ve ondan da şen cevabı şöyle geldi:

“Yakışıklı bir teknik direktörümüz olduğu için memnunum...”

*

Biz Türk medyasının hem 12 Mart, hem 12 Eylül askeri dönemini yaşamış bir kuşağız...

O nedenle, her düğün bize Adalet Hanım’ın “Bir Düğün Gecesi” romanını hatırlatır...

Çünkü hayatımız 12 Mart’ın karanlık günlerinde başlayan bir düğün gecesi hikâyesi zinciridir...

Bir düğün gecesinden bir başka düğün gecesine, başka düğün gecelerine işte böyle bir 50 yıl geçti...

Her defasında “İntihar etmeyeceksek içelim bari” şakalarıyla birbirimizi kucakladık...

Bu 50 yılın sonunda ise Çetin Altan’ın hepimize ıstırap dolu bir vasiyet olarak bıraktığı o cümle ile yavaş yavaş son yolculuk hazırlıklarına başladık:

“Hayal ettiğimiz dünya bu değildi...”

*

Her düğün gecesi bize küçük şahsi tarihlerimizin unutmaya çalıştığımız ara dönemlerini de hatırlatır...

Ama yine de büyüyen çocuklarımızın sevgisi bizi bu ülkeye bağlar...

Her düğün gecesinde kadehlerimizi ülkemiz için kaldırırız...

Çünkü hiçbirimizin gidecek başka vatanı yoktur...

ERIC CLAPTON’IN BAHÇESİNDE ONUN GİTARI İLE BESTELENMİŞ BİR ŞARKI

CUMARTESİ,
düğün gecesinden bana kalan en güzel hatıra ise Yasemin ve Alican’ın seçtiği düğün şarkısı oldu...

Beatles’ın en hüzünlü üyesi George Harrison’ın bestesi “Here Comes The Sun”ı seçmişler...

Harrison bu şarkıyı 1969 yılında Eric Clapton’ın bahçesinde, onun gitarı ile bestelemişti...

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

“Sevgilim, uzun ve soğuk bir karakıştı yaşadığımız” diye başlayan şarkı, “Nihayet yine güneş açıyor” nakaratı ile devam ediyordu...

*

Düğünden ayrılırken Çetin Altan’ın, bana çok dokunan ve aklımdan hiç çıkmayan son cümlesini düşündüm...

Şu yalnız ve hüzünlü ülkemizde hepimiz güneşi ne kadar özledik...

*

Gece yatağa yattığımda evlenen çocukları karşıma aldım...

Ve içimden onlara şunları söyledim:

“Sevgili Yasemin ve Alican...

Düğün şarkısı olarak bu sıcacık parçayı seçtiğiniz için ikinize de teşekkürler...

Güneş her sabah, evinizin ve kuşağınızın üzerinde hep böyle güzel doğsun...

Her gün... Yeniden...”

28 YIL SONRA YİNE MANŞET: ‘LEYDİNİN TOPUK SESLERİ’

GENEL yayın yönetmenliği hayatımda attığım başlıklardan en akılda kalanlarından biri “Leydinin topuk sesleri” olmuştu.

1993 yılında, Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi genel başkanı seçilip başbakan olduğu kongrenin sabahı Hürriyet bu 9 sütun manşetle çıkmıştı.

*

Önceki gün Ukrayna’da patlayan tartışmayla ilgili haberlere ve fotoğraflara bakarken o manşet aklıma geldi.

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Ukrayna ordusunun kadın askerleri resmi geçitte üniformalarının altında asker botu değil, topuklu ayakkabı ile yürümüşlerdi.

*

Ukrayna’nın erkek kesimi çok eleştirdi ama bence yeni nesil ordularda kadının da artık çok önemli bir yere sahip olduğunu en çarpıcı şekilde anlatan fotoğraf buydu...

Kadın askerin topuk sesleri...

*

Şu feci dünyada erkeklerden oluşan orduların bot sesleri ne siyaset ne de insanlık için güzel bir hatıra bırakmadı...

Siyasette ise, 21’inci yüzyılın kadın başkan ve başbakanları COVID’e karşı mücadelede ve insan haklarının gelişmesi konusunda çok iyi sınav veriyorlar.

Yeni Zelanda’nın kadın başbakanı, ülkesini kana boyayabilecek bir cami bombalaması olayını müthiş bir insanlık dersi ile harika biçimde yönetti.

*

İşte onlara bakarak diyorum ki...

Belki yeni nesil kadın askerinin erkeğe ait en güçlü alana, yani savaş alanına topuklu ayakkabılarını basması da çocuklarımız için umut dolu bir geleceği vaat edebilir..

*

O nedenle, 28 yıl sonra bugünkü manşetim şu: “Leydinin ikinci topuk sesleri...”

BİR KARE
126 MİLYON ARTI 9 MİLYON 135 MİLYON, OLAY BUDUR

KATY Perry
ve sevgilisi Orlando Bloom Bodrum’da tatilde...

Kimdir Katy Perry...

Şu an Lady Gaga ile birlikte Amerika’nın ve dünyanın en gözde kadın şarkıcılarından biri...

“Dark Horse” adlı şarkısı sadece Spotify’da 780 milyon kere dinlenmiş. Üç hafta önce çıkan “Electric” adlı şarkısı daha şimdiden 18 milyon kere indirildi.

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Ya Orlando Bloom?

O da, Johnny Depp’le birlikte “Karayip Korsanları” filminin ünlü aktörü...

*

Çift pazar günü Bodrum’da kaldıkları Six Senses Kaplankaya Oteli’nde çektikleri bu fotoğrafı Instagram’da paylaştı. Katy Perry’nin bütün dünyada 126 milyon takipçisi var. Baktım daha 24 saat geçmeden 2 milyon 223 bin kişi beğenmiş.

*

Aynı fotoğrafı Amerika’nın en büyük magazin dergisi “People” da Instagram hesabından paylaşmış.

O derginin de 9.1 milyon takipçisi var...

Yani Türkiye’den paylaşılan güzel bir kare, 24 saat içinde 135 milyon insana ulaşmış...

Bunun nasıl bir tanıtım olduğunu düşünebiliyor musunuz...

*

Şuna hepimiz emin olalım...

Türkiye şu demokratik adımları atsın, insan hakları ve adalet reformlarını yapsın, imajını düzeltsin...

“Karayip Korsanları” filminin Kaptan Jack Sparrow’unun dediği gibi, biz de “Şimdi bütün ufuklar bizim” diyeceğiz...

YOLDAN SAPAN İKİ CESUR İNSANIN MEZUNİYET MESAJI

GEÇEN
cumartesi Sabancı Üniversitesi’nin iki yıldan beri yaptığı ilk mezuniyet töreni vardı... Üniversitenin etkileyici salonunda, bütün sosyal mesafe kuralları yerine getirilerek yapılan törene katılamadığıma üzüldüm.

COVID’e karşı en etkili aşıyı bulan Özlem Türeci ve Uğur Şahin, videokonferansla törene katılıp çok etkileyici iki konuşma yapmışlar.

*

Dün, 65 plus bir vatandaş olarak, iki Sinovac’tan sonra üçüncü aşı olarak onların buldukları BioNTech aşısı yaptırdım.

Sonra bu iki büyük bilim insanının Sabancı Üniversitesi’nde mezuniyet töreninde öğrencilere yaptığı konuşmayı videodan izledim.

*

Kısa ve öz konuşmalar...

Her ikisi de öğrencilere hayatta üç tavsiyede bulunuyor:

Bunları size kısaca özetleyeceğim.

PROF. TÜRECİ
GEREKTİĞİNDE DOĞRU BİLDİĞİNİZ YOLDAN SAPMAKTAN KORKMAYIN

PROF.
Özlem Türeci’nin konuşmasında bir tavsiye vardı ki, özellikle dikkatimi çekti. Mezun olan gençlere şunu söylüyordu:

- “Cesur olun, korkmayın... Bilmediklerinizin üzerine gidin. Risk almaya çekinmeyin.”

- “Önünüzdeki en kolay ve en emin yolun, her zaman en iyi ve en doğru yol olmayabileceğini aklınızdan çıkarmayın. O nedenle gerektiğinde, doğru bildiğiniz yoldan, o yoldan sapma cesaretini gösterin.”

- “Saptığınız yol sizi başarısızlığa götürebilir. Ama başarısız olmaktan da korkmayın.

Başarısızlığınızı saklamayın, tam aksine açıkça söyleyin.”

- “Kimi zaman varacağınız yer değil, yolculuğun kendisidir önemli olan.”

- “Bir de mütevazı olun, sebat edin...”

Çok hoşuma gitti bu sözler...

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı


PROF. ŞAHİN
YARDIM EDENE MİNNET DUYUN, GÖZYAŞINIZI SİLENE TEŞEKKÜR EDİN

- “Fark yaratmayı başarın.”

- “Ait olduğunuz kuşak fırsatlar kuşağıdır bunun değerini iyi bilin.”

- “Merak duygunuzu hiçbir zaman yitirmeyin.”

- “Sizi nereye götüreceğini bilmeseniz bile yeni yollara girmekten korkmayın.”

- “Size yardımcı olan insanlara minnet duyun. Gözyaşlarınızı silen insanlara teşekkür edin.”

X

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku

Nil nehri kenarında üç milyon ateist mi yaşıyor

Geçtiğimiz 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletleri ve bütün dünya bundan 20 yıl önce New York’ta İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırısının 20’nci yılını anarken, Mısır Devlet Başkanı Sisi işte o gün çok ilginç bir konuşma yaptı.

Konuşmanın bir bölümünün konusu “ateizmdi”...

Şimdi size o konuşmanın sözünü ettiğim bölümünü aynen aktarıyorum:

Mısır Devlet Başkanı Sisi diyor ki:

“İnancı olmayan insanlara saygılıyım. Herhangi bir insan bana Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi olmadığını veya dinlere inanmadığını söylerse, ‘Bu sizin kişisel seçiminizdir’ derim...”

Sisi bunları 11 Eylül günü yapılan “İnsan Hakları Strateji Toplantısı” için verilen yemekte söyledi.

Şöyle hafızamı yokladım...

Bugüne kadar herhangi bir Müslüman Arap ülkesinde resmi bir kişinin ağzından hiç bu sözleri işittik mi...

Yazının Devamını Oku

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında

Yazının Devamını Oku