GeriErtuğrul ÖZKÖK Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan “Games of Thrones” hikâyesinin en çarpıcı parçasıydı.

O kayıtta anlatılanlar 25 Nisan günü bu sitede ve aynı anda New York Times gazetesinde yayınlandı.

Sadece Tahran değil, ABD ve İsrail de karıştı. Bugün size bu derin Ortadoğu komplosunun en ilginç ayrıntılarını anlatacağım.

*

- Lütfen yazıyı üzerindeki numara sırasıyla okuyun.

OLAY YERİ
1- MART 2021 TAHRAN HUMEYNİ CADDESİ NO 12’DE BİR ODA

İRAN
Dışişleri Bakanlığı, başkent Tahran’ın İmam Humeyni Caddesi’nin 12 numarasında büyük bir bina.

İran’ı sarsan 3 saatlik konuşma işte o binada bir odada geçiyor.

Konuşan kişilerden biri Saeed Leylaz adlı bir ekonomist.

Karşısında oturan kişi ise İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif...

Bir ayağı İstanbula basan ve Tahranı dağıtan bir narafig

Konuşma 3 saat sürüyor ve teybe kaydediliyor.

Bu konuşmanın amacı ise çok ilginç.

İran yönetiminin “sözlü tarihini çıkarmak” için yapılan bir proje çerçevesinde gerçekleşiyor bu sohbet.

O nedenle Zarif konuşmanın çeşitli yerlerinde “bunun yayınlanmak üzere yapılmadığını” sık sık tekrarlıyor.

Üç saatlik kayıt “top secret bir devlet sırrı” olarak devlet arşivine giriyor.

İşte bu kayıt işte o Narafig tarafından 24 Nisan günü Londra’daki adresine teslim ediliyor.

O tarihin özel bir de önemi vardır.

Viyana’da ABD ile İran arasında nükleer anlaşma görüşmeleri yeniden başlamak üzeredir.

Londra’da ateşlenen asıl füze Viyana’da bu toplantının üzerine düşmüştür.

ŞOK 1
2- KAHRAMAN DEDİĞİNİZ SÜLEYMANİ RUSLARLA ANLAŞIP BİZİ TORPİLLEDİ

İRAN
Dışişleri Bakanı Zarif, devlet arşivinde kalacağından emin olduğu mülakatta çok açık konuşuyor.

- Konuşmanın sızdırılan bölümlerinde Zarif Devrim Muhafızları Ordusu’nun Kuds Tugayı komutanı Kasım Süleymani’yi şikâyetle başlıyor.

Bir ayağı İstanbula basan ve Tahranı dağıtan bir narafig

Zarif İran’ı uluslararası planda temsil görevinin çok kısıtlandığını söylüyor.

“Kararlarının ruhani lider ve Devrim Muhafızları tarafından dikte ettirildiğini söylüyor.

“Evet Süleymani bir kahramandı ama kendi başına buyruk davranarak İran’a çok zarar veren hareketleri oldu” deyip bunları sıralıyor:

- “Kasım Rusya ile birlikte altımı oydu. Nükleer görüşmelerimizi sabote etti. Aldığımız kararları torpilledi. Ben diplomasiyi savaşa feda etmek zorunda kaldım. Oysa savaş, diplomasiye hizmet etmeliydi.”

Peki ne yapmıştı Amerikalıların 2020 yılı şubat ayında öldürdüğü Kasım Süleymani?

ŞOK 2
3- HÜKÜMETE HABER VERMEDEN RUS UÇAKLARINI ÜZERİMİZDEN GEÇİRTTİ

ZARİF
’nin İran sözlü tarih arşivine giren bu cümlelerini onun ağzından dinleyelim:

- “Süleymani Rusya’yla anlaşıp, hükümetin haberi olmadan Rus savaş uçaklarının İran hava sahasından geçip Suriye’deki hedefleri vurmasını sağladı.”

Bir ayağı İstanbula basan ve Tahranı dağıtan bir narafig

- “Hükümete haber vermeden yaptığı bir başka şey daha vardı. Rusya’nın Suriye’ye gönderdiği silah ve mühimmatı İran’ın resmi havayoluna ait uçaklarla taşıttı.”

- “Hükümete haber vermeden İranlı savaşçıları Suriye’ye soktu.”

Ama asıl şok bunun arkasından geliyor.

ŞOK 3
4- İKİ DEVRİM MUHAFIZI İRAN FÜZELERİNİ 45 DAKİKA ÖNCE AMERİKALILARA HABER VERDİ

- Zarif’e göre Kasım Süleymani’nin öldürüldüğünün ertesi gecesi ve onu izleyen günlerde dehşet verici 2 olay yaşandı:

O gece İran, Süleymani’nin intikamını almak için Irak’taki Amerikan üssünü vurmaya karar veriyor.

Ancak o gece Devrim Muhafızları Teşkilatı’ndan iki üst düzey komutan gizlice Bağdat’a gidip bizzat Başbakan Adil Abdülmehdi’ye şu çok hayati bilgiyi veriyor:

“45 dakika sonra Amerikan askerlerinin bulunduğu şu üsse füze fırlatacağız...”

Tahran meydanlarında büyük gösterilerle Süleymani için intikam yemini eden Devrim Muhafızları, kapı arkalarında “düşmana” bu hayati bilgiyi resmen veriyor.

ŞOK 4
5- UKRAYNA UÇAĞINI DÜŞÜRENLER BANA ALLAH’I İNKÂR ETMİŞİM GİBİ BAKTILAR

ZARİF
’in konuşmasında Süleymani’nin öldürüldüğünün ertesi gecesi yaşanan meşum bir olay daha aydınlatılıyor. Bütün dünyada Ukrayna uçağını Devrim Muhafızları Ordusu’nun düşürdüğü söylentisi yayılmıştır. Zarif o gece iki Devrim Muhafızı komutanını çağırmış ve “Dünya bir açıklama bekliyor. Eğer bizim füzemizle vurulduysa söyleyin, bunu nasıl çözeceğimize bakalım” demiş. Ama Devrim Muhafızı komutanları ona çok sert bir cevap verip, “Hemen bir tweet at ve bunu bizim düşürdüğümüzü yalanla” demişler.

Zarif bu tarihi itiraf bölümünü şöyle tamamlıyor:

“Allah şahidim, komutanlar bana sanki Allah’ın varlığını inkâr etmişim gibi tepki gösterdiler.”

ŞOK 5
6-AMERİKAN DIŞİŞLERİ BAKANI İSRAİL’İ RESMEN İHBAR EDİYOR

ZARİF
’in sohbetinde bomba gibi bir istihbarat daha var.

İran Dışişleri Bakanı, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile ilgili çok önemli şu olayı anlatıyor:

Buna göre Zarif Suriye’deki İran birliklerine Amerikalıların mı saldırdığını soruyor.

Kerry, Zarif’e “Sizi biz değil İsrail vuruyor” deyip bir de ayrıntı veriyor:

“İsrail sizin Suriye’deki birlik ve merkezlerinize 200 kere saldırdı.”

Bu defa Washington karışıyor...

Yeni ABD Başkanı Biden’ın iklim konularında özel bir misyon verdiği Kerry ise, “Ben böyle bir şey söylemedim” diyor ama iki başkentte de zabıtlar konuşmaya hazır gibi duruyor.

Iran International ajansının bunları New York Times’la paylaşmasının bir nedeni de bu Kerry’yle ilgili bölüm olabilir.

7- İKİ CİNAYET, İKİ PATLAMA VE BU GİZLİ NARAFİG KİM

İRAN
’ın ABD ile nükleer anlaşma için masaya oturacağı günlerde İran’da 4 olay daha oldu.

Nükleer konularda çok önemli pozisyonda iki İranlı uzman öldürüldü.

Ayrıca en önemli nükleer tesiste iki ayrı patlama meydana geldi.

Yani İran’ın güçlü istihbaratı ve derin devleti sanki darmadağın olmuş vaziyette.

Bu kargaşa içinde tabii insanın aklına şu soru geliyor:

İran’da liberal olarak bilinen bir siyasetçiyi zor durumda bırakacak bu konuşmayı devlet içinde hangi güç ve kanat, İran dışında muhalif olarak bilinen bir haber sitesine ne amaçla sızdırdı? Yani Narafig kim?

- Devrim Muhafızları’nı gözden düşürmek isteyen bir gizli muhalif mi sızdırdı?

- Cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Zarif’i gözden düşürmek isteyen bir sertlik yanlısı mı?

- ABD ile nükleer görüşmeleri torpillemek isteyen bir Rusya yanlısı mı?

İşte geldiğimiz bu son noktada tekrar 24 Nisan gününe dönüyoruz.

KİM BU YAYINCI
8- İSTANBUL’DA DA BÜROSU BULUNAN ŞİRKETİN ARKASINDA KİMLER VAR

'GİZLİ Narafig’
in 24 Nisan günü kayıtları sızdırdığı Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalı neyin nesidir?

Iran International 2017 yılında Londra’da kurulmuş bir yayımcı...

Bir ayağı İstanbula basan ve Tahranı dağıtan bir narafig

Kendilerini tanıttıkları sayfada sahibinin kim olduğu söylenmiyor.

Sadece “İran’daki 80, ülke dışında yaşayan 10 milyon İranlının tarafsız ve doğru haber almasını” amaçladıkları belirtiliyor.

Ancak Wikipedia’nın Iran International maddesinde ilginç bir bilgi var.

Bu yayın kuruluşu DMA Media Lmt. adlı bir şirket tarafından işletiliyor.

Şirket “Suudi Arabistan ve İngiltere’nin desteklediği bir kuruluş” olarak tarif ediliyor.

Ayrıca bu haber sitesi ve kanalının “insan hakları, politik gelişmeler, LGBTQ ve kadın hakları savunucusu” olduğu da belirtiliyor.

Bu şirketin bizim açımızdan önemli
ayrıntısı ise şu:

DMA’nın Londra dışında sadece 4 şehirde daha bürosu var ve bunlardan biri de Türkiye’de...

Paris, İstanbul, Kabil ve Washington...

Evet geldiğimiz nokta bu...

Diyorum ya...

Burası Ortadoğu... Hiçbir şey beni şaşırtmaz.

X

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

Biliyorum hepinizin aklı 18 milyon kişinin seyrettiği o malum videolarda...

Ama ben o konuya girmeyeceğim...

Memleketin bunca meselesi varken benim aklım Upper Cihangir’de...

Neden derseniz, Upper Cihangir’in “seviyeli magazincilerinin” üzerine pandemi tembelliği çöktü.

Magazin halısı Upper Cihangir’in altından çekiliyor da haberleri yok..

O yüzden iş yine bana düştü ve bu sosyal sorumluluğumu yerine getiriyorum.

En vahimi de halıyı çeken kim biliyor musunuz...

Türk basınının yarım asırlık eski tüfek siyaset yazarları...

Yazının Devamını Oku

Yavrum al şu 10 bin doları git generalin koynuna gir

Başlıktaki çirkin cümleyi mazur görün...

Ama anlatacağım olay o kadar pespaye ki, ancak onların seviyesine inerek böyle bir cümleyle ifade edebildim.

Şimdi şöyle rahat bir koltuğa oturun, arkanıza yaslanın.

Son yıllarda dinlediğiniz en pespaye siyaset kumpaslarından birini anlatacağım...



O AKŞAM YEMEĞİNDE 

Yazının Devamını Oku

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku