Mersin’de son yıllarda dikkat çeken en önemli değişimlerden biri, yerel yönetim anlayışının klasik belediyecilik hizmetlerinin ötesine taşınması oldu. Artık kentler yalnızca yollarıyla, parklarıyla ya da altyapısıyla değil; gençlerine sunduğu fırsatlarla, girişimcilik iklimiyle ve insan kaynağına yaptığı yatırımlarla da değerlendiriliyor. İşte Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Garaj Mersin” ve “Kampüs Mersin” projeleri de tam olarak bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
GENÇLER, PROFESYONELLER VE İŞ DÜNYASI TEK ÇATIDA BİRLEŞİYOR
13 Mayıs’ta kapılarını açacak olan bu merkezler, yalnızca bir bina ya da yeni bir sosyal alan değil; gençlerin, profesyonellerin, iş dünyasının ve sivil toplumun aynı çatı altında buluşacağı yeni nesil bir üretim ve gelişim modeli olarak değerlendirilmeli. Bu vizyonun merkezinde ise Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer bulunuyor. Seçer, özellikle gençlere yönelik projeleriyle farklı bir belediyecilik yaklaşımı ortaya koyuyor. Çünkü günümüz dünyasında şehirlerin geleceğini belirleyen en önemli unsur artık beton yatırımları değil; yetişmiş insan gücü, yaratıcı fikirler ve teknolojiye uyum sağlayabilen genç nüfus.
YENİLİK ÖNCE FİKİRLE BAŞLAR
Bugün Türkiye’de milyonlarca genç yalnızca iş aramıyor; aynı zamanda kendisini geliştirebileceği, fikirlerini paylaşabileceği, üretim yapabileceği alanlar arıyor. Üniversiteden mezun olan gençlerin önemli bir bölümü, büyük şehirler dışında kariyer fırsatı bulamayacağını düşünüyor. İşte “Garaj Mersin” ve “Kampüs Mersin” projeleri tam da bu algıyı kırabilecek önemli bir adım niteliği taşıyor.
İŞKAD Başkanı Süheyla Gergin, projeyle kadınların yalnızca ürünlerini satışa sunmadığını, aynı zamanda girişimcilik yolunda önemli bir adım attığını söyledi.
Gergin, “Mottomuz; üreten kadından girişimci kadına yolculuk. Burada stant açan kadınlarımız ürünlerini satarken, aldıkları eğitimler sonucunda gerekli başvuruları yaparak kendi iş yerlerini açma imkanına da kavuşacaklar” dedi. Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasının önemine dikkat çeken Gergin, İŞKAD olarak kadın emeğini görünür kılmaya devam edeceklerini ifade etti.
GERGİN: FESTİVALLE PAZARI BİRLEŞTİRDİK
İŞKAD’ın kadın emeğine yönelik çalışmalarını yıllardır sürdürdüğünü belirten Süheyla Gergin, “Beş yıl önce Üreten Kadın Festivali’ni başlatmıştık. Şimdi ise ‘Adana Girişimci Kadın Emeği Pazarı’nı oluşturduk. Festivalle pazarı birleştirdik. Kadınları her platformda desteklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.
Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin kadınlar açısından ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayan Gergin, kadınların hem satış yapma hem de gelir elde etme imkanı bulduğunu kaydetti.
OYA SABRI ANLATIR
Esin Zeynep Başer’in çabası, tam olarak bu sessizliği yeniden duyulur kılmak üzerine kurulu. Çünkü oyalı yemeni dediğimiz şey, yalnızca bir baş örtüsü değildir; bir kadının dünyaya bıraktığı ince, zarif bir izdir. Çukurova’nın güneşinde parlayan boncuklar, aslında bir coğrafyanın ruhunu taşır. Her bir renk, bir duygunun tercümesidir: kırmızı özlemi, mavi umudu, sarı ise belki içe atılmış bir hüznü anlatır. Ama en çok da sabrı anlatır oya; ilmek ilmek işlenen bir hayatı.
HER DÜĞÜM BİR DÜŞÜNCEYLE ANLATILIR
Bugün modern hayatın hızlı akışı içinde bu zarif sanatın geri planda kalması şaşırtıcı değil. Seri üretimin tekdüzeliği, el emeğinin ruhunu gölgede bırakıyor. Oysa bir oyanın değeri, yalnızca estetiğinde değil; onu yapan ellerin hikâyesinde gizlidir. Her düğüm, bir düşünceyle atılmıştır. Her motif, bir iç konuşmanın dışavurumudur. Bu yönüyle boncuk oyaları, Anadolu kadınının yazıya dökülmemiş günlüğü gibidir.
KÜLTÜREL BİR DİRENİŞ
Başer’in bu mirası kategorize etme ve hikâyeleriyle birlikte yeniden sunma çabası, yalnızca bir koleksiyonculuk faaliyeti değil; aynı zamanda kültürel bir direniştir. Unutulmaya karşı verilen sessiz ama kararlı bir mücadele… Çünkü kültür, hatırlandığı sürece yaşar. Ve hatırlamak, bazen bir sergi salonunda bir yemeniye bakarken başlar.
OYALARDAN ESİN’TİLER
KARSLIOĞLU YENİDEN SEÇİLDİ
DAİMFED’in 2. Olağan Genel Kurulu, Genel Merkez İdari Bina Toplantı Salonu'nda yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan kurulda Divan Başkanlığına 64. Hükümet Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Fatma Güldemet Sarı, katip üyeliklerine ise DAİMFED İstanbul Şube Başkanı Tarkan Tüzmen ve DAİMFED Malatya Şube Başkanı Kadircan Esen seçildi. Genel kurulda oyların tamamını alan Genel Başkan Mustafa Karslıoğlu yeniden başkan seçilerek güven tazeledi. Adana Genel Merkez başta olmak üzere; Malatya, İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Mersin, Antalya, Gaziantep, Osmaniye, KKTC, Suriye Arap Cumhuriyeti, Nahçıvan/Azerbaycan şubelerinden 5’er delegenin bulunduğu kurulda toplam 70 delegenin oylarıyla tüm organlar belirlendi.
KARSLIOĞLU: PAYDAŞLARIMIZLA GÜÇ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ
DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, “Müteahhitlik sektörünün sorunlarına vakıfız. Bu sorunların çözümü noktasında kararlılıkla ve daha yoğun bir şekilde çalışacağız. İlgili bakanlıkları harekete geçirerek; imar, ruhsat, yerinde dönüşüm ve kentsel dönüşüm konularında hızlı ve etkin adımlar atacağız. Birlik ve beraberlik içerisinde, sektör paydaşlarımızla güç birliği yaparak kalıcı çözümler üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
DAİMFED, TİMKON YOLUNDA HIZLA İLERLİYOR
DAİMFED’in, Türkiye İnşaat Müteahhitler Konfederasyonu (TİMKON) olma yolunda hızla ilerlediğine dikkat çeken Başkan Karslıoğlu şöyle konuştu, “DAİMFED olarak, konfederasyonlaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, sektördeki birlikteliği güçlendirecek adımlar atarak daha kapsayıcı ve güçlü bir yapı oluşturmayı amaçlıyoruz. Amacımız; müteahhitlik sektörünü ulusal ölçekte daha etkin temsil eden bir konfederasyon yapısına ulaşmaktır.”
FATMA GÜLDEMET SARI: İLGİLİ BAKANLIKLARLA İSTİŞARELERİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ
GÜÇLÜ REKOLTE BEKLENİYOR
2025-2026 üretim sezonunda özellikle kış ve bahar aylarında gerçekleşen yağışların hububat üretimine son derece olumlu katkı sağladığını ifade eden Bilgiç, “Yağışlar sayesinde toprak nemi arttı, bu da bitki gelişimini destekleyerek verim potansiyelini önemli ölçüde yükseltti. Bugün geldiğimiz noktada, hububat üretiminde genel görünüm oldukça olumlu. Ancak hasada kadar olan süreçte iklim koşulları belirleyici olmaya devam edecek. Özellikle hasat öncesi aşırı yağışlar kalite üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bu nedenle üretim sürecinin dikkatle yönetilmesi ve kaliteyi koruyacak uygulamaların titizlikle sürdürülmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.
TURFANDA ÜRETİMDE ADANA FARKI
Adana’nın sadece hububat üretimiyle değil, turfanda üretimdeki gücüyle de öne çıktığını vurgulayan Bilgiç, “Adana, Türkiye’nin en önemli turfanda üretim merkezlerinden biridir. Erken hasat avantajımız, iç piyasada arz dengesine katkı sağlarken ihracatta da ülkemize önemli bir ekonomik değer kazandırıyor” ifadelerini kullandı.
MÜZİK RUHUN DİLİDİR
Yazarlarevi’nde gerçekleşen etkinliğe ilişkin açıklama yapan ÇSG Kurucusu Çetin Yiğenoğlu ve Genel Sekreter Başak Hülya Ekmekçi, “Her şiir içerisinde bir beste, her beste ruhunda anlatılmamış bir şiir besler. Kelimeler notalara dönüştüğünde, düşler büyülü bir gerçekliğe bürünür. Müziğin başladığı yerde kelimeler susar. Tercümana ihtiyaç duymayan müzik; evrensel bir büyüdür. Çünkü müzik ruhun dilidir. İnsanoğlu var olduğu günden bugüne kendini anlatmanın, içerisindeki fırtınaların dindirmenin bir yolunu aradı. İşte bu arayışın en zarif meyveleri, kelimelerin kanatlandığı şiir ve seslerin sonsuzluğa uzandığı müzik olmuştur. Bu anlamda tüm halkımızı huzur bahçemize yani Yazarlarevimize edebiyat söyleşilerine, şiir ve müzik dinletilerine katılmaya bekliyoruz” dediler.
Altın Çınar Müzik Yarışmasında birincilik kazanmış olan Grup Merdiven kurucularından (Notalı Şair) Serhan Kelleözü’nün de konuk olarak katıldığı ‘Şiirin Düşünden Müziğin Büyüsüne’ konu başlıklı etkinlikte Sanatçı Ebru Dündar Yenilmez, Erol Kanat ve Erhan Savrun’un seslendirdiği Nostaljik Pop tarzı eserlerle katılımcı sanatseverlere unutulmaz bir gün yaşattılar.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunlarını bir araya getiren geleneksel “Kebap Günü”, bu yıl 3 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek. Her yıl yoğun katılımla düzenlenen etkinlikte, farklı dönemlerden mezun olan hekimler hem mesleki dayanışmayı pekiştirecek hem de yıllar sonra bir araya gelmenin heyecanını yaşayacak.
Çukurova Üniversitesi yerleşkesinde düzenlenecek organizasyon kapsamında katılımcılara Adana’nın simgesi haline gelen kebap başta olmak üzere çeşitli ikramlar sunulacak. Gün boyunca sürecek buluşmada, mezunlar anılarını tazeleme ve yeni kuşaklarla tanışma fırsatı bulacak.
FAKÜLTE KÜLTÜRÜ YAŞATILACAK
Final karşılaşmalarının ardından düzenlenen ödül töreninde şampiyon ve finalist sporculara kupaları; Çukurova Genç İşadamları Derneği Başkanı ve ATDSK Yönetim Kurulu Üyesi Alperen Pişkin, ATDSK Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Aydoğan, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Faaliyetleri Müdürü Mehmet Günay ile Tenis İl Temsilcisi Abdullah Taş tarafından verildi.
"TÜRK TENİSİNE HİZMETE DEVAM EDİYOR”
Törende konuşan ATDSK As Başkanı Can İstif, kulübün Türk tenisinin gelişimindeki rolüne ve Türk tenisine verdiği katkıya dikkat çekti. Uluslararası arenada ülkemizi temsil eden sporcuların önemine vurgu yapan İstif, “Kulübümüze transfer ettiğimiz, Davis Cup’ta ülkemizi temsil eden Yankı Erel, Ergi Kırkın ve Kaan Işık Koşaner gibi önemli sporculara kucak açan, şampiyon raketlerin yetiştiği bu kulüp, Türk tenisinin geleceğine ışık tutmaya devam ediyor. 12, 14, 16 ve 18 yaşta bir yılda 5 sporcuyu milli takıma kazandıran, genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlayan ve Türk tenisine sayısız milli sporcu kazandıran ATDSK, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Türkiye Tenis Federasyonumuz ile birlikte Türk tenisine hizmete devam ediyor” dedi.
“HER YAŞTA SAYISIZ MİLLİ SPORCU YETİŞTİRDİK"
ATDSK’nın yalnızca bir spor kulübü olmadığını, aynı zamanda bir misyon taşıdığına dikkat çeken İstif, “Her yaşta sayısız milli sporcu yetiştirdik. Amacımız, Türk bayrağını uluslararası kortlarda en iyi şekilde temsil edecek sporcuları yetiştirmeye devam etmek” diye konuştu.
Genç sporcuların gelişimine katkı sağlayan yapısı ve yüksek katılımıyla Türk tenisinin geleceği adına umut veren turnuvanın şampiyonları ve finalistleri şu isimler oldular:
“Tek Kadınlar’da Ece Şen, Defne Yırcalı, Çift Kadınlar’da Duru Mırız ve Ece Şen çifti, Naz Sekizkök ve Defne Yırcalı çifti, Tek Erkekler’de Aras Yalçınkaya ve Ömer Akın Doğruel, Çift Erkekler’de Güney Devrim Bozkurt ve Ferman Ali Kaplan çifti, Deniz Şengül ve Aras Yalçınkaya çifti.