GeriElvan Uysal Bottoni Milaslı kahraman Memecik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milaslı kahraman Memecik

Ormanlarımız, canımız yanmaya devam ediyor olsa da güzel haberler de var.

Kontrol altına alınan bölgelerle birlikte haberlerin en güzeli, tüm ülkenin tek yürek halinde elinden geleni yapma çabası.

Yangınların hâlâ devam ettiği Milas’ta İlçe Tarım Müdürü Ali Parlu “İnsanlar muhteşemler. Gençlerimiz sabahlara kadar çalışıyor. Her yerden yardım yağıyor” diyor ve böyle insanların olduğu bir ülkenin geleceğinin kötü olamayacağının altını çiziyor.

Malum Milas Türkiye’nin en güzel zeytinlerinden Memecik’in yurdu.

Domates yaprağından çağlaya, narenciyeye inanılmaz bir aroma yelpazesine sahip bu harika bölge, zeytiniyle uluslararası zeytinyağı sever ve bilirin dikkatini cezbetti.

Bu yıl AB tarafından da coğrafi işaret olarak tanındı.

Tarım konusunda yüzümüzü güldürüyor, ilerde daha da çok güldürecek.

Memecik’in doğal vatanlarından Milas özellikle küçük, kaliteli zeytinyağı üretiminin kalelerinden.

Parlu, bölgede hasar tespit çalışmaları devam ettiğinden kesin rakamlar veremese de bölgenin yaklaşık 11 milyon zeytin ağacından, 6000 dekarlık bir bölgeye yayılmış 15 bine yakınını kaybettiğimizi söylüyor.

Milas’a bağlı 10 köy yanmış durumda.

Bu köylerin önemli geçim kaynaklarından biri zeytincilik ve zeytin ağaçlarının neredeyse tamamı yanmış.

Yine de 10 köyün kaybı genel Milas zeytin ve zeytinyağı üretiminde etki yapacak büyüklükte değil.

Ziraat Odası başkanı İsmail Atıcı da ziraat odası olarak çiftçilere maddi destek kampanyası başlattıklarını haber veriyor.

Muğla afet bölgesi ilan edildiği için devletten de önemli bir destek beklentisi içindeler.

Atıcı çiftçiye dikim dönemi zeytin ve meyve fidanı yardımı yapılacağı müjdesini de verdi.

Aslolan doğru tarım teknikleriyle yananı yeşertmek ama elbette her yeni fidan yeni bir hayat.

Dikim sırasında hibe edilecek zeytin ve meyve fidelerinin bölgeye özgü çeşitlerden seçilmesini diliyorum.

Milas, çok çabuk sonuç verdiği için doğasına uygun olmayan bölgelerde de tercih edilen Gemlik çeşidine mahkum olmasın.

Kendi toprağının memecik, domat, dilmit gibi çeşitlerinin dikilmesi bölgenin karakterini korumak açısından hayati önem taşıyor.

Türkiye dünyanın en büyük çam balı üreticisi.

Bölge Türkiye’nin en önemli çam balı alanlarından.

Asıl zayiat balda.

Palu, arıların henüz bölgeye taşınmamış olmasının en azından hayvanların kaybedilmemesini sağladığını söylüyor.

Bölge halkı kovanları daha yoğun şekilde başka bölgelere yerleştirmek zorunda kalacak. Şu anda 700 arıcının kovanı evsiz.

Zeytin ağacı, ölmez ağaç doğru budamayla hayata dönecektir.

En çok zarar gören bölgelerden Çökertme, Bozalan gibi denize yakın alanlarda gençler ekmeklerini denizden çıkarmaya devam edecek.

Zeytinini kaybeden köylünün ana gelir kaynağı ise hayvancılık olacak bir süre.

Palu, Milas olarak önümüzdeki dört aylık hedeflerinin yanan köylerin hayvanlarına yem yardımı yaparak, köylünün ayakta kalabilmesini sağlamak olduğunu söylüyor.

İlçe tarımın 25 görevlisi sahada çalışarak köylünün bu konudaki ihtiyacını saptayıp, gelen yardımları yönlendirmek için çalışıyor.

Şu anda ihtiyaç sahiplerine yem dağıtılmış, gelen yardımları depolamaya başlamışlar.

En az dört ay bu akışın devam etmesi gerekiyor.

Bölgede canla başla çalışan genç, yaşlı, teyze, amca, kadın, erkek, itfaiyeci, çiftçi, asker, polis, pilot, mühendis, işçi, şoför, doktor, aktör, veteriner...

Herkese sonsuz teşekkürler. Var olun.

 

X

Kebaplar zeytinyağını bekliyor

Bu hafta Adana Lezzet Festivali için Adana’daydım.

Memleketim Adana’ya zeytinyağı hakkında konuşmak için gitmek çok heyecan vericiydi.
Bu yıl festivale, “Coğrafya Lezzettir” diye harika bir slogan seçilmiş...
“Coğrafya kaderdir” söyleminin içinden ancak bu kadar güzel çıkılabilirdi.
Festivalin açılış yemeği şehrin endüstriyel ve kültürel tarihinde büyük önem taşıyan eski Milli Mensucat Fabrikası’nda yeni Adana Müzesi Kompleksi’nde yapıldı.
Milli Mensucat Fabrikası edebiyatımızın en değerli isimlerinden Orhan Kemal’in bekçilik yaptığı fabrika.
Şehrin köklü geçmişinin sergilendiği, tarihinin bir parçasının başka bir parçasına çatı olduğu muazzam bir müze olmuş.
Müzenin bahçesi gala gecesi için Adana’nın coğrafyasının sunduğu tüm lezzetlerin buluştuğu bir şölene dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

Muhteşem Sicilyalı

Sanırım 5 sene oldu.

Magnifico Zeytinyağı Ödül Töreni’nde İtalyan zeytinyağcılığının duayeni Nicola Titone yaşam boyu başarı ödülünü alıyordu.

50 yıldır organik zeytinyağı ürettiği için bu ödüle layık görülmüştü Nicola.

O sahneye doğru yürürken, şef Mattia Barciulli aralarında geçen bir anıyı paylaştı.

Yıllardır hem restoranda hem evde Titone zeytinyağlarını kullandığını, her sene farklı ama ısrarla mükemmel zeytinyağı üreten Titone’den gelen zeytinyağının bir sene mükemmel olmadığını ve böyle bir ürün alınca endişelenip Nicola’yı aradığını anlattı.

Nicola da o sene bacağı kırıldığı için işlerin aksadığını söylemiş.

Yaptığı işte varlığı bu kadar hissedilen bir isim Nicola Titone.

Emektar üretici “Ben eczacıyım” diyerek başlamıştı söze.

Titone ailesi kuşaklardır kasabanın en büyük eczanesinin sahibi, kızı da gelecek kuşak torunu da eczacı.

Yazının Devamını Oku

Hayvanı da düşün

Birkaç gündür Bra’dayım. Bra, İtalya’nın Piemonte Bölgesi’nde küçük bir şehir.

Küçük olmasına küçük ama Slow Food sayesinde ünü büyük.

Slow Food International merkezi, gastronomi bilimleri üniversitesi UNISG Bra’da.

2017 verilerine göre nüfusu 30 bini bulmuyor.

Slow Food’un iki yılda bir düzenlediği ‘Peynir Fuarı’nın yapıldığı dört gün boyunca şehre ortalama 300 bin ziyaretçi geliyor.

Fuar, peynir dünyasının en önemli etkinliklerinden biri.

Hatta abartısız en önemlisi.

Her yıl dünyanın dört köşesinden üreticiler, bilir kişiler geliyor, belirlenen temel üzerinde ufuk açan konferanslar, tadımlar, eğitimler düzenleniyor ve ziyaretçiler üreticilerin elinden peynirlerini tatma, hikayelerini dinleme ve satın alma fırsatı buluyor.

Bra, gelen 300 bin konuğu her seferinde alnının akıyla ağırlıyor.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı restoranları birliği

Geçtiğimiz haftalarda Toscana’da zeytinyağı sıkım ustaları için düzenlenen bir eğitim programına katıldım.

Perugia Üniversitesi’nin yıldız profesörü Maurizio Servili’den Prof. Enrico Cini’ye, zeytin çeşitlerinin annesi, araştırmacı Barbara Alfei’ye, Çizme’nin en önemli teknik isimlerinden Marco Scanu’dan Matteo Mugelli’ye büyük bir bilgi şöleniydi.

Beş gün, günde 9-10 saat bir salon dolusu sıkım ustası ya da olmak isteyen insanla, bu harika hocaların kafama sığmayacak bilgi akışına maruz kalırken şunu düşündüm. Sadece bizim değil, kimsenin yağının İtalyanlar gibi olmamasının nedeni buydu.

Elbette bizim de çok değerli, zeytine tutkuyla emek veren, çiftçiyle kol kola araştırmalarını sürdüren akademisyenlerimiz, değerli teknik insanlarımız var. Ama İtalya’daki gibi farklı alanlardaki sinerji ve bu sinerjinin doğrudan elini kirleten ustaya ulaşması bambaşka bir şey.

Şöyle ki...

Organizasyonu gerçekleştiren AIRO, yani Zeytinyağı Restoranları Birliği’ydi.

Ortaklar benim de parçası olduğum tadımcılar birliği ANAAPO, Toscana Bölgesi ve zeytinyağı turizmini destekleyen Citta di Olio, Zeytinyağı Şehirleri Derneği; sponsorlar ise Chianti Bankası ve İtalya’nın terzi usulü her üreticiye özel, butik sıkım makineleri üreten dahi şair mühendisi Giorgio Mori’nin firması Mor Tem’di.

AIRO’nun Başkanı Trattoria del Pesce restoranın sahibi Filippo Falugiani, Floransa panelinden arkadaşım. İtalya’nın en ciddi zeytinyağı yarışmalarından Magnifico’da da onun, birliğin ve yukarıda adını saydığım kurumların parmağı var.

AIRO üretici, tüketici, tadımcıyı aynı çatıda birleştiren, hem tüketiciyi hem üreticiyi ve tadımcıyı eğiten bir kuruma dönüştü yıllar içinde. Öncelikli amacı restoranlarda kaliteli zeytinyağı üretimini artırmaktı. Bunu başarıyla gerçekleştirdiği gibi ötesine de geçti. Bunu yapabildiler çünkü arkalarında, yanlarında tüm bu isimler var. AIRO lokomotif olsa da destek veren kurumların başarılarındaki payı tartışılmaz. O ruhu görmeleri için üreticilerimizi Toscana’ya götürmek isterdim.

Yazının Devamını Oku

Kalbi Antepli bir Toscanalı

Bu hafta Toscana’nın Chianti bölgesindeydim.

Kaliteli zeytinyağı sıkım teknikleri, atıkların değerlendirilmesinde son teknolojiler üzerine tartışmaların yapıldığı ve çok yoğun geçen seminerlere katıldım.

Yoğun ve yorucu eğitimin en güzel yanı, İtalya’nın en başarılı üreticilerinden bazılarının sıkım ekipleriyle vakit geçirmek, aynı masada ekmeği suyu paylaşmak, tecrübeleri dinlemek ve bir şeyler öğrenmekti.

Çok yoruldum, çok şey öğrendim. Tüm öğrendiklerimi üreticilerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum...

Chianti’de program dahilinde yemek yediğimiz yerler arasında Dario Cecchini’nin Solociccia (sadece et) restoranı da vardı.

Dario Cecchini, İtalya’da lezzetli, uygun fiyatlı et restoranıyla olduğu kadar Dante’nin dizelerini en iyi okuyan kasap olarak ün yapmıştı.

Panzano kasabasındaki kasap dükkanından karşı kaldırımdaki restorana, Netflix yıldızlığından, Dubai, Bodrum’a uzanan renkli bir yol Dario’nunki.

Yıllardır farklı etkinlikler için Türkiye’ye gide gele sonunda Bodrumlu oldu, restoran açtı.

Mandarin Oriental içinde

Yazının Devamını Oku

Ahmet Sucu’yu anarken

Türkiye zeytinciliği geçen hafta önemli bir kayıp verdi.

Ayvalık’ın en köklü zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden Özgün Zeytin’in sahibi Ahmet Sucu’nun vefatı herkesi üzdü.
Ahmet Sucu mübadele ile Ayvalık’a yerleşen ailelerden birinin üçüncü kuşağı.
Ayvalık tepelerinde devlet tarafından tahsis edilen zeytinliklerde 100 yıldır zeytin yetiştiriyorlar, zeytinyağı yapıyorlar.
Dedeler hep zeytinyağı yapmışlar, zamanın şartlarının el verdiği en yüksek teknolojiyi kullanmışlar, geleceği koruyarak yenilenmeyi düstur edinmişler. Ahmet Sucu da bu aile geleneğini günümüze taşıyan, geleneğe getirdiği yeniliklerle sadece aile şirketini değil bölge zeytinciliğini bir üst seviyeye çıkaran isimlerden.
Asırlık tecrübenin üzerine Özgün markasını kurarak, aile zeytinciliğinin kader çizgisini değiştirmiş Ahmet Sucu.
Sucu bölgede çelik tank, kaliteli filtre kullanmayı ilk benimseyen isimlerden.
Bunlar çok kolay şeylermiş gibi görünse de hâlâ çuvalla toplanan, plastik şişelerde yolda satılan bir ürünü yüzyıllarca üretildiği normların dışına çıkaran, kemikleşmiş geleneği gerektiğinde değiştirmeyi göz alana cesur kararlar.

Yazının Devamını Oku

Halk zeytinyağı

Bir buçuk aydır Türkiye’deydim. Bugün artık Roma’ya dönüş vakti.

Günlerimin çoğu oğlum Lorenzo Deniz’in yaz okulu telaşıyla geçti. İstanbul Yelken Kulübü’nde optimist yaptı bir ay boyunca ve her gün Beyoğlu’ndan Kalamış’a taşındık.

İstanbul gibi bir deniz kentinde keşke daha yaygın olsa, daha çok çocuk yapabilse. Yedi yaşında çocuğun minicik bir yelkenliyi kısa sürede kullanmayı öğrenmesi, teknenin bakımı, yıkanmasıyla uğraşması, rüzgarı anlaması, rüzgarla vücut ve teknenin koordinasyonu... Müthiş bir spor.

Kadıköy Belediye’sinin çocuklar için uygun fiyatlı spor dersleri var.

Kısa sürede çocuklara büyük özgüven ve doğa bilgisi aşılayan bu spor İstanbul’da müfredatın parçası olabilse, lüks olmaktan çıkabilse.

Denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz. Yüzmeyi zar zor öğrendik gibi, artık balık yeterince tüketmiyoruz. Aynı şekilde zeytinyağı ülkesiyiz, zeytinyağı tüketmiyoruz.

Ülkenin doğasının parçası olan bu güzellikleri lüks olmaktan çıkarabilsek...

Yelken konusunu bilmiyorum.

Zeytinyağı konusunda ise Türkiye’nin lokomotifi olan İstanbul’da tüketimi artırmayı başarmanın tüm sektörün kaderini değiştirebileceği fikrindeyim.

Yazının Devamını Oku

Manavgat’ı unutmayalım

Tarihimizin en büyük yangın felaketi olarak kayıtlara geçen Manavgat yangınlarında hasar tespit çalışmaları devam ediyor.Zararı tam olarak bilemiyoruz ama 60 bine yakın hektar yanan ormanlarla birlikte, bölge zeytinliklerinin de dörtte birine yakınının yandığı tahmin ediliyor.

Antalya zeytinciliğimizin zayıf halkalarından.
Ülkenin en çok turist alan, en yüksek yatak kapasiteli bölgelerinden olsa da bu avantajlarını zeytinyağı tüketimine henüz yansıtamamış durumda.
Akdeniz’in kalbi, otlarıyla, sebzeleriyle ünlü mutfağında da zeytinyağı kullanımı şimdilik olması gerektiği noktada değil.
Zeytinyağı ile doğan mutfağın, hayatına ayçiçekle devam etmesinin en canlı örneklerinden biri Antalya.
Kısa zamanda ürün verdiği ve fidesinin fiyatının uygunluğu nedeniyle yoğun olarak dikilen Gemlik zeytini bölgede pek mutlu değil.
Kuzey Ege’nin ikliminde genetik gelişimini tamamlayan Gemlik, bölgenin sıcak iklimine pek uyum sağlayamamış görünüyor.
Zaten Kuzey Ege’den daha yüksek olan sıcaklığa küresel ısınma etkisi de eklenince Gemlikli zeytin, Antalya’da epey gurbette hissediyor kendini.

Yazının Devamını Oku

Bir çiçek gerekir

Akdeniz yanıyor. Türkiye, İtalya, Yunanistan, Portekiz, İspanya...

Bir haftadır Akdeniz’in farklı köşelerinden yangın, boşaltma, yaşamını kaybeden itfaiyeciler, evini kaybeden insanlar, yanan, yuvasından olan hayvanların haberleriyle çaresizce oturuyoruz. Muğla, Antalya’da gözümüz, kulağımız, kalbimiz.
İtalya’da özellikle Sicilya, Sardinya, Calabria’da biri bitip diğeri başlayan yangınlar kuzeye doğru parçalar halinde devam ediyor.
Güney yangınlar yüzünden kırmızı alarmdayken Kuzey’de fırtına, dolu, şiddetli yağış nedeniyle kırmızı alarm var.
Hasat hazırlığındaki çiftçi ne yapacağını şaşırmış halde.
Tüm bunlar olurken, bizler içimizde bir sıkıntı, aklımızın bir köşesinde geleceğe dair endişelerimizle günlük hayatımıza devam etmekten başka bir şey yapamıyoruz.
Birkaç kuruma bağış yapıp, üzülüp, endişelenip, sosyal medyada endişe ve isyanımızı dile getiriyoruz, bir yandan da hâlâ yemek fotoğrafı paylaşanlara kızıyoruz.
İtiraf edelim, biz de suçluyuz.

Yazının Devamını Oku

Urfa’dan harika bir yağ

Cibalikapı Balıkçısı’nın sahibi Behzat Şahin eski gazeteci.

Benim işe başladığım, onun işi bıraktığı yıllarda yollar Radikal’de kesişse de arkadaş olmamız ikimizin de kendimizi gastronomi yazımına vermemizle oldu. Behzat’ın meyhanesinin tariflerini paylaştığı, kendi fotoğrafladı İş Bankası Yayınları’ndan çıkan kitabı “Cibalikapı Balıkçısı”ndan ile ilk göz ağrım, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitabım “Mamma Mia-İtalyan Mutfağı Hakkında Çok Şey” neredeyse eş zamanlı doğan işler.

Yemeğe özellikle de ürüne olan ortak tutkumuzla beslenen bir dostluğumuz var.

Aktif gazetecilik yapmasak da ikimiz de araştırmaya, haber vermeye yemek kültürü üzerinden devam ediyoruz. Cibalikapı’nın menüsü uzun yılların araştırma, denemelerinin ürünü.

Osmanlı arşivlerinden, alışveriş listelerinden ortaya çıkarılmış mezeleri var.

Uçaktan aç indiysem, iki uçuş arasında zaman geçirmem gerekiyorsa alıyorum soluğu Behzat’ta.

Bu gelişimde de havaalanından Cibalikapı’nın Ataşehir’deki şubesine gittim.

Uzun uzun bu dönemde hayatta kalabilme maceralarını anlattı Behzat.

Tüm sektör gibi büyük zorluklar yaşadığı, ödünler vermesi gerektiği halde neşesinden, güler yüzünden, olumlu bakışından hiçbir şey kaybetmemiş.

Yazının Devamını Oku

Birimiz hepimiz için

Geçen ay İtalya’nın en iyi üreticilerinden Fonte di Foiano’nun çiftlik evlerine gittiğimizden bahsetmiştim.


Haklarında anlatacak o kadar çok şey var ki, konuya tekrar dönmek istedim.
Di Gaetano kardeşler dünyanın önde gelen butik üreticilerinden.
Babaları Milano’da ünlülerin müdavimi olduğu bir güzellik salonunu işletirken 1979’da Bolgheri tepelerinde bu zeytinliği alıyor ve ailece yerleşiyorlar.
Kardeşler bu zeytinlikler arasında ebeveynlerinin bıktığı şehir hayatından uzak büyüyor.
Bugünkü kalite, Paolo ve Simone kardeşlerin seçimi.
Birkaç sene önce Paolo’yu İstanbul’da misafir edip Türkiye’deki üreticilerle buluşturmuştuk.

Yazının Devamını Oku

Yıldızlı şeften zeytinyağına aroma ilave tekniği

Limon, lavanta, biber, biberiye akla gelebilecek her şeyle sonradan aromatize edilen zeytinyağları çok seviliyor.

AB ülkelerinde bu tür yağların “sızma zeytinyağı” ya da “limonlu sızma zeytinyağı”, “sarımsaklı sızma zeytinyağı” vesaire tanımlamalarla satılmaları yasak.

Sızma zeytinyağının “sadece zeytinden mekanik yöntemlerle sıkılmış” olması ilkesine aykırı bir durum olduğundan, otoritelerin gözünde kullanılan ana zeytinyağı sızma da olsa o güzel şişelerin içindeki yağlar zeytinyağı değil “sos”.

Bu nedenle “zeytinyağı ile hazırlanmış sos” olarak satılabiliyorlar.

İçine hatmi çiçeği biraz tere otu...

Bir zeytinyağı fanatiği olarak, özellikle tatil yerlerinde şeffaf şişelerde içinde bir tutam otla satılan zeytinyağlarını görmeye dayanamıyorum.

Bu görüntü bayat ve fermente zeytinyağı anılarını çağırıyor koku hafızama.

Çünkü durum bu.

Zeytinyağının içine sonradan ilave edilen bu malzemeler, kullanılan ürün kaliteli de olsa

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağlı ördek Ragu

Sınıfta her an bir Covid vakası çıkacak da okul kapanacak korkusuyla yaşadığımız bir eğitim yılını geride bıraktık.

Piyango bize vurmuştu. Oğlum Lorenzo Deniz dışında kimse Covid olmadı. Tüm yıl boyunca sadece iki hafta online eğitim alarak seneyi göreceli normal bitirdi çocuklar.
Okullar kapandı, İtalya bir bölgesi dışında hemen hemen normale döndü.
Biz de bu kadar güzel haberi kutlamak, omuzlarımızda görülmeyen bir ağırlıkla yaşadığımız günlerin acısını çıkarmak için kısa bir Toscana tatili yaptık. İtalya’nın en iyi zeytinyağı üreticilerinden Fonte di Foiano’nun çiftliğindeki iki kır evinden birinde, zeytinlikler ve bağlar arasında, denize de yakın harika bir Bolgheri tatili. Fonte di Foiano’yu daha sonra uzun uzun anlatacağım.
Sezon tam olarak başlamasa da Covid’in etkisiyle galiba normalde olduğundan daha sakindi plajlar, kasabalar.
Yıllardır gittiğim, çok sevdiğim küçücük kasaba Bolgheri’de daha görmediğim, onca köşe keşfettim.
İnsan seli olmadan yürüyebilmek iyi geldi.
Kendimi “gerçek Bolgheri’de”, “gerçek Toscana’da” hissettim.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı turizmi ve Akkızhan Çiftliği

Zeytinyağı turizmi tüm dünyada çok hızla gelişen bir sektör.

Akdeniz havzası bir yana yeni dünya üreticileri, Uruguay, Şile, Arjantin bile bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor.

İtalya’da geçen yıl Tarım Politikaları Bakanlığı, enoturismo yani şarap turizmi konusunda çıkardığı kararnameyle bu tür turizmi belli standartlara bağladı. Böyle düzenlemelerin bakanlık tarafından denetlenmesi mühim.

Çizme’de hızla gelişen zeytinyağı turizmi alanında da bu tür bir düzenlemeye gidilmesi bekleniyor.

İtalya’da zeytinyağı turizmiyle ilgili ilk bilimsel ve kayda değer çalışma, geçen sene Prof. Roberta Garibaldi’nin yayımladığı çalışması oldu.

Zeytinyağı ile ilgilenen turistin yüzde 61’i hasada, yüzde 41’i zeytinliklerde yapılan sanat etkinliklerine katılmak, yüzde 64’ü üreticilerin ve bölgenin hikayelerini dinlemek, yüzde 57’si üreticiyle doğrudan ilişki kurabilmek istiyor.

Asırlık zeytin ağaçlarını görmek isteyenler yüzde 70, antik zeytinyağı işleği ziyaret etmek isteyenlerse yüzde 76.

Zeytinyağı konusunda da turistin kalbine giden en doğru yol boğazı.

Zeytinyağı turizmiyle ilgilenenlerin yüzde 79’u zeytinyağı-yemek eşlemeli sohbetleri dinlemek, yüzde 69’u zeytinlikte yemek tecrübesi arzuluyor.

Yazının Devamını Oku

Bir yarışmadan manzaralar

Türkiye’nin ilk uluslararası zeytinyağı yarışması Anatolian IOOC’de ödüller sahiplerini buldu.

Edremit’te yarışmanın tadımlarının gerçekleştiği Venüs Termal Otel’de yapılan törenle dağıtıldı.
Yarışmanın Panel başkanı Antonio Lauro, Calabria’dan ben de Toscana’nın Bolgheri kasabasının zeytinliklerinden törenin parçası oldum.
Pandemi online katılımları hiç olmadığı kadar gerçek kıldı.
Yarışma sonrası “kazanan kim” diye soran çok oldu.
Bu yarışmaların spor müsabakaları gibi birer kazananı yok.
Jürinin elinde zeytinyağının olumlu özelliklerinden oluşan bir modül var.
Burunda verdiği duygu, damakta verdiği duygu ve bu duygunun devamlığı, yağın kendi içindeki dengesini değerlendiren birkaç başlık altında tadılan yağa puanlar veriliyor.

Yazının Devamını Oku

Anatolian IOOC

Geçen hafta Anatolian IOOC için Türkiye’deydim.

Edremit Türkiye’nin ilk uluslararası zeytinyağı yarışmasına ev sahipliği yaptı.

Arjantin, İtalya, İspanya, İsrail, Yunanistan’dan çok renkli bir jüriye, Türkiye’den değerli isimler eşlik etti.

İnsan olarak da profesyonel açıdan da çok şey öğrendiğim yoğun birkaç gündü.

Yarışma ateşli tartışmalar altında başladı.

Sevgili Selin Ertür, çok ödül verilen, kötü yağların Edremit’i gölgede bırakacağı bir iş olmasından yana duyduğu kaygıyı dile getirmişti özetle.

Yarışmalara olan mesafem yüzünden ve üreticiye de tüketiciye de  “yarışmaları çok fazla önemsemeyin” mesajı veren bir tadımcı olduğum için günlerdir herkes soruyor. “Eeee, ne oldu, bu yarışma nasıl, katılan herkes ödül aldı mı, jüri dürüst mü” bir sürü soru...

İşte soru ve eleştirilere yanıtım...

Öncelikle tüketicinin en önemli kriterinin burnu olması gerektiği fikrindeyim.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı ve mayonez

Mayonez dünyanın en çok kullanılan soslarından.Doğuşu hakkında farklı hikayeler var.

Richelieu’nün özel şefinin, Fransa’nın İngiltere karşısında aldığı Port Mahon zaferini kutlamak için ilk kez 1756 yılında hazırladığı yemekte kullandığı en yaygın hikaye.
Bugün İspanya toprağı olan Minorka adasının en büyük şehri Mahon’un halkı ise Fransızların bu sosu kendilerinden alıp dünyaya yaydıklarını savunuyor.
Her iki hikayede de bu popüler sosun yaratılış tarihi 18. yüzyıl ortası.
Mayonezi endüstriyel bir ürün olarak paketlenip satılması ise 20. yüzyıl icadı.
Sıvı ve nötr yapısı bu sosu tüketildiği malzemenin aromaları, lezzeti için harika bir taşıyıcıya dönüştürüyor.
Bu sıvı, kaygan yapısı nedeniyle kimileri için “iğrenç” yiyecekler listesinde.
Popular Science dergisine göre mayonezi “iğrenç” yiyecek kabul edenler yüzde 20 gibi bir orana sahip.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı sağlığa da dünyaya da iyi gelir

Isınıyoruz. Bunu bilim insanları epeydir dile getiriyordu da küçük bir kız çocuğu söyleyince dünya kulak kesildi. İklim gündemimizde. İklim değişikliğinde ilk etken yüzde 24’le fosil kaynaklı enerji kullanımı, üçüncü sırada ise yüzde 14’le tarım var.

Perugia Üniversitesi Tarım Fakültesi’inde İtalya, Yunanistan ve İsrail’in ortak olduğu, 3 yıllık çalışmanın sonuçlarının anlatıldığı bir konferans vardı.

Bilim insanları, Olive 4 Climate adlı proje için 3 yıl boyunca yerel yönetimler, dernekler, zeytinyağı üreticileriyle çalışarak zeytinyağı üretiminin sera etkisini azaltmakta nasıl etkin olabileceği konusunda 360 derecelik bir araştırma yapmış.

Araştırmadan, “iklim değişikliği sebeplerinden üçüncü sıradaki tarımın bir parçası olan zeytinyağı üretimi, doğru yapıldığında bu etkiyi tersine çevirebilecek bir güce sahip” sonucu çıkmış.

Yaklaşık 3 milyon Euro’ya mâl olan araştırmanın bütçesinin çoğu, Avrupa fonlarından geliyor.

İspanya, İtalya, Yunanistan ve İsrail mercek altına yatırılmış.

Dünyaya nefes aldıracak

Ekonomistinden tarım mühendisine, mimarından bilişimcisine bir bilim ordusu, farklı alanlarda 20 yılı bulan araştırmalarını harmanlayarak zeytin ağacının dünyaya iyi geldiğini görmüşler.

Güçlü gövdeli, odun kütlesi zengin, yaşlı zeytin ağaçları sera etkisini yumuşatma konusunda badem, portakal, şeftali gibi diğer meyve ağaçlarına nazaran daha etkili. Zeytinyağı üretimi ve zeytinin yıl içinde bakımında salınan karbondioksitin çıkarıldığı bir denklemde, düzgün üretilmiş bir zeytinyağı sera etkisinin yumuşatılmasında pozitif durumda.

Yazının Devamını Oku

Japonya’dan ödüller

Geçen hafta JOOP “Japan Olive Oil Prize” (Japon Zeytinyağı Ödülleri) verildi. Vaktim vardı, online ödül törenini izledim.

Japonya’da yapılan iki zeytinyağı yarışmasından biri JOOP.

Her sene katılımda ciddi bir artış olduğunun altını çiziyordu organizasyon.

Söylediklerine göre bu sene 500’e yakın yağ katılmış, geçen seneye nazaran yaklaşık 100 yeni ürün varmış.

Bu yarışmayı benim için ilginç kılan İtalyanların düzenlemesi.

Japonya’da, İtalyan Ticaret Odası tarafından organize ediliyor.

Japonya, kültüründe olmasa da zeytinyağına çok önem veren bir ülke.

Asya’nın birinci, dünyanın sekizinci büyük zeytinyağı pazarı.

Pazarın başını da İtalyanlar çekiyor.

Yazının Devamını Oku