"Elif Çongur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Elif Çongur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Elif Çongur

Elveda Kobe

Bugün bütün dünyada onun için yazılan/ yazılacak binlerce yazıdan biri bu. Bu da benim Kobe’ye vedam.

 

Evvelce ve sık sık söylediğim gibi “Benim basketbolla kurduğum bağın üç kahramanı vardır: Ken ReevesDrazen Petrovic ve Sabonis. Biz bir kuşak, Los Angeles’daki Carver Lisesi’nde okuduk, Koç Reeves’i ordan tanırız. Basketbola, hayata, genç olmaya ilişkin temel eğitimimizi Koç Ken Reeves’den aldık. Dersler aksar diye basketbola başından beri karşı olan müdür yardımcımız Sybil Buchanan gelir de bizi koçtan ayırır diye ödümüz koptu. Siz ilk bölüm deyin, ben ilk antrenmanımızın sonunda diyeyim, Koç bize Her zaman ve her yerde arkanızda olacağım, dedi. İçimizden biri cümlesini tamamladı: ‘Beyaz bir gölge gibi.O yüzden Koç Reeves’i Beyaz Gölge isimli bir dizinin kurmaca kahramanı sanmayın. Değil. Biz onu gerçekten bir sporcu gibi, gerçekten hocamız gibi, gerçekten kahramanımız gibi sevdik. O yüzden bizim için Ken Howard aktör değil, Koç Ken Reeves’tir.
Ken Reeves olmasa sanki Drazen Petrovic olmayacaktı, Sabonis olmayacaktı, sanki basketbol bu kadar büyük bir aşk olmayacaktı benim için. Sanki basketbolun Amedeus’u Petrovic’in de, basketbolun Einstein’ı, gelmiş geçmiş en büyük pivotu Sabonis’in de koçu Reeves’ti. Öyle bi bağ. Öyle bi akış. Öyle bi devir daim.”

 

Önce seksenlerde çocuk olan her çocuk gibi, benim de kahramanım olan Drazen Petrovic’i kaybettik. Basketbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi şutörlerden birini. Basketbolun Amedeusu’nu. Drazen Petrovic, 1993 yılında Zagreb uçağıyla ailesinin yanına gidecekken sevgilisini görmek için Münih’e geçiyordu. Yağış, tır, ani fren, takılı olmayan emniyet kemeri. Yan koltukta uyuyan Drazen bir daha uyanmadı. İlk aşkımıza oracıkta veda ettik. Gencecikti.

             

2016 yılında bazıları için aktör Ken Howard’ı bizim için Koç’umuz olan Ken Reeves’i kaybettik. Futbol efsanelerimizden biri olan Cruyff’la aynı gün. Zaman içinde çok basketbolcu, çok futbolcu, çok sporcu sevdik. Hayatımıza Micheal Jordan girdi mesela. Basketbolu onunla bir daha bir daha sevdik.

 

Sonra Kobe. Yirmi sene izledik onu. Birlikte büyüdük. Çaylaklığında oradaydık. Olağanüstü smaçları attığında oradaydık. Şampiyonluklarını ve sayı krallıklarını gördük. Yirmi sene birlikteydik. Ben hala basketbolu bıraktığına inanmıyorum artık yaşamadığına inanmak çok zor.


Kobe Bryant basketbola veda ederken şöyle demişti: 


“Sevgili basketbol, kalbim ve zihnim dayanabilir ancak bedenim artık ‘elveda’ demem gerektiğini biliyor. Birbirimize verebileceğimiz her şeyi verdik. İkimiz de biliyoruz ki, sonrasında ne yaparsam yapayım ben hep o çocuk olacağım. Çoraplardan top yapan. Köşede bir çöp kovası. Maçın bitimine 5 saniye. Top benim ellerimde. 5… 4… 3… 2… 1. Seni her zaman seveceğim. Kobe.”

 

Ben de ona şöyle demiştim, tekrar edeyim:

“Sevgili Kobe, benim kabullenmem zaman alacak ama öyle olsun. Hepimiz biliyoruz ki sonrasında ne yaparsan yap, bizim için hep o çocuk olacaksın. İlk maçından son maçına kadar izlediğimiz, çaylaklığını bildiğimiz, basketbol tarihinin en önemli oyuncularından biri oluşuna tanıklık ettiğimiz çocuk. Top hep sende. Seni her zaman seveceğiz.”

Elveda Kobe.

 

 

X