Evdeki riskleri unutmayın

Kalabalık ortamların artmasıyla beraber topluma karışan duyarsız vatandaşların vaka sayılarını yükselttiğine dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Balık, aynı evde yaşayan kalabalık ailelere, “Yakınlık duygusuyla, ev içi riskleri unutmayın” uyarısı yaptı.

Evdeki riskleri unutmayın

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün paylaştığı koronavirüs tablosunuda, son 3 günde en çok vaka görülen beş ilin arasında Ankara’nın da yer aldığını açıkladı. Başkent’te gözlenen vaka artışlarının nedenlerini Hürriyet Ankara’ya değerlendiren Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, vakaların azalmamasındaki başlıca nedenleri, “Maske ve mesafe kurallarına uyulmaması, sosyalleşme oranının artması, risk taşıyan kalabalık ortamların yeniden oluşmaya başlaması” olarak sıraladı. Aileleri maske mesafe konusunda uyaran Balık şunları kaydetti:

 MASKE HALEN DOĞRU KULLANILMIYOR

 “Bulaş sayılarının artmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi maske takılmaması ya da yanlış takılması. Maskeyi koluna bağlayan, cebine koyan ve çenesinin altında tutan kişiler görüyorum. Sonra gün içinde aynı maskeyi tekrar kullanıyorlar. Buna dikkat edilmesi lazım. Kurallara ‘uymak için uymak’ doğru değil. Doğru uygulanması riski indirmek için olmazsa olmaz. Sürecin başından beri bilim insanları, siyasiler buna dikkat çekiyor ama halen maske kullanımında hatalar var. Medyada göz önünde olan insanların da bu konuda dikkat etmesi gerekiyor, TV’lerde maskesini eliyle aşağı çekip konuşan kişiler görüyoruz, topluma yanlış örnek oluyorlar.

 DUYARSIZ VATANDAŞLAR RİSK YARATIYOR

 Düğünlerde sosyal mesafe kurallarına uyulmaması ve taziye geleneğinin devam ettirilmesi yine Ankara için gözlemlediğim diğer riskler. Özellikle nüfus yoğunluğunun fazla ve toplu taşımanın sık kullanıldığı bölgelerimizde duyarsız vatandaşlar büyük risk yaratıyor. Toplu taşımada geçirilen sürenin fazla olduğu bölgelerde yaşayanlarda hastalığın bulaş oranının yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Sosyalleşmenin, bir arada geçirilen sürenin artması en önemli risk unsurlarıdır. İş ve yaşam alanlarının yoğun olduğu kalabalık ilçeler, özellikle Ankara’da bu konulara dikkat etmeli.

 AKRABALAR BİR ARADAYKEN MASKE-MESAFE UNUTULUYOR

Balık ayrıca, “Yoğunluğun fazla olduğu aileler arasında vaka sayılarında artış gözleniyor. Bir evden kliniğe 3-4 kişi geliyor. Ev içi bulaş fazla olduğu için buna dikkat etmemiz gerekiyor. Akrabalar arasında bir aradayken maske ve mesafe kuralları yakınlık duygusuyla bir kenara itiliyor. Bu da Ankara’daki en önemli bulaş sebeplerinden bir tanesi. Sık bir arada olan kişiler birbirlerini kanıksadıkları için tedbirleri ihmal ediyorlar. Dolayısıyla hastalık bu kişiler arasında çok kolay bulaşabiliyor. Geçirilen süre arttıkça, bulaş oranı da arttığı için ev içi ortamlarda risk grubundaki aile büyükleriniz ve kendiniz için dikkat etmeniz gerekiyor” dedi.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Önlemler yeterli olacak mı

Ankara'da artan vakaların ardından, Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu önceki gün yeni önlemler alındığını duyurdu. Risk grubundakilere sokağa çıkma kısıtlaması, toplu ulaşım ve törenlere ek önlemlerin yanı sıra, izolasyon kurallarına uymayanlara da para cezası ve adli işlem başlatılacak. Mahalle denetim ekipleri ise yakın kuralsızları denetlemek için bundan böyle sahada olacak. Peki bu önlemler vakaları azaltmak için yeterli olacak mı? Prof. Dr. İsmail Balık ve Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'a bu soruyu sordum.

Başkent’te bir süredir artan koronavirüs vakalarının ardından önlemler de sıkılaştı. Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında önceki gün olağanüstü toplanan Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, vaka artışlarını önlemek için yeni kararlar aldı. 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olanların düğün, cenaze, taziye, pazar yeri, sosyal faaliyetler gibi alanlara girişleri kısıtlandı. Taksi, dolmuş ve toplu ulaşım araçlarında şoför mahalli ile yolcular arasında fiberglas ile bölümleme yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca evde izolasyon hükümlerini ihlal edenlerin denetlenmesi için ‘Mahalle Denetim Ekipleri oluşturulacak, kurallara uymayanları para cezası ve adli işlem başlatılacak. Kararı değerlendiren uzmanlar ise bir kez daha bireysel maske, mesafe ve hijyen kurallarını hatırlattı ve “Bireysel tedbirler uygulanmazsa, önlemler başarıya ulaşmamız için yeterli olmaz” uyarısı yaptı. Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre; İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun koronavirüs tedbirleri kapsamında aldığı yeni kararlar şöyle:

9 YENİ MADDE

*Ankara’da, Salgın Denetim Merkezleri bünyesinde ‘Mahalle Denetim Ekipleri’ oluşturulacak.

*‘Mahalle Denetim Ekipleri’, evde izolasyon hükümlerini ihlal edenleri denetlemeye çıkacak.

* Evde izolasyon yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilenlere idari para cezası uygulanacak.

* 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların toplu alanlara girmeleri kısıtlanacak.

* 65 yaş ve üzeri vatandaşlar her gün 10.00-20.00 saatleri arasında(maske- mesafe) dışarı çıkabilecek.

Yazının Devamını Oku

Unuttun mu beni.. Her şeyimi...Sildin mi bütün izlerimi

Yaz rehavetine giren vatandaşların, koronavirüs sürecinin hâlen devam ettiğini unutarak tedbirleri elden bırakması, vaka sayılarını arttırırken, risk haritasını da kızarttı. Önceki gün, kapsamlı koronavirüs denetimi gerçekleştirilirken, uzmanlar koronavirüsü yenmenin bireysel tedbirle mümkün olduğunu söylüyor.

Hürriyet Ankara, hafta başından bu yana kent genelindeki koronavirüs vaka artışlarını ve riske karşı alınabilecek önlemleri gündeme getiriyor. Son 5 gündür manşetimizi, artan riske ve uzman isimlerin bu riske karşı Ankaralılara yaptığı önerilere ayırıyoruz. Hayat Eve Sığar uygulamasının 1 Mayıs ile 4 Ağustos tarihlerini kıyasladığımız haberimizde, koronavirüs risk haritasının Ankara için alarm verdiğine işaret etmiştik. Harita da yüksek riski işaret eden kırmız bölgelerin gözle görülür şekilde artması ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 3 haftayı aşkın süredir Ankara’nın en çok vaka artışı görülen iller arasında olduğu açıklamasının ardından denetimler de artmaya başladı. Uzmanlar ikinci dalga riskine dikkat çekerek, bireysel maske, mesafe ve hijyen kurallarını hatırlatırken, devletin her kademesi son dönemlerin en büyük koronavirüs denetimlerini uygulamaya başladı. Önceki gün 3 bin 277 personel ve 878 ekiple sahaya inen kolluk kuvvetleri, toplu kullanım alanlarında riskin en aza indirilmesi için 7 bin 429 noktada inceleme yaptı.
PEKİ VAKA SAYIMIZ NEDEN ARTTI?

Salgın süreci boyunca önerilerini sıkça sayfalarımıza taşıdığımız uzmanlar, asıl görevin vatandaşlara düştüğünün altını çiziyor ve koronavirüse karşı başarının bireysel tedbirlere bağlı olduğunu söylüyor. Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık Ankara’nın risk haritasındaki artışı ‘alarm’ olarak yorumluyor ve nedeni; “Havaların ısınmasıyla pandemi yorgunluğunun da etkisiyle insanlarda bir gevşeme oldu. Bu gevşeme sonucu vakalar arttı” sözleriyle açıklıyor. Sonbahar ve kış aylarında salgın kontrolünü kaybetmememiz için vaka sayılarının düşmesi gerektiğini hatırlatan Balık önerilerini ise şöyle sıralıyor: “Toplu taşımandaki yoğunluğu önlemek için insanları kademeli olarak iş yerlerine getirmeliyiz, Ankara’da toplumun bir kesimi var, kuralları hiçe sayan. Bunlara artık sözlü uyarı yetmiyor, cezai yaptırım uygulamayız. Herkesin toplu taşıma araçlarına yüklenmesi yerine belirli saatlere bu yoğunluğu yayabiliriz. Toplu taşıma da klimaların da riski arttırdığını unutmayalım. Klima çalışıyorsa bulaştırma riski var. Bir de aile içinde yakınlık duygusuyla sosyal mesafe, maske kuralları unutuluyor. Bu büyük aileler için risk, dikkat etmek gerekiyor.”
TEDBİRLERE EK OLARAK NE YAPILABİLİR?

Ankara’daki vaka sayılarını düşürmek için yapılan denetimlere ek olarak neler yapmamız gerektiğini anlatan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise risk grubunu korumak için, “Şehrin farklı noktalarında kullanım alanları yaratılabilir. AVM, banka gibi alanlar belirli zaman diliminde sadece bu yaş grubuna açık olabilir” önerisi yapıyor. Ceyhan, “Büyük risk” dediği toplu buluşmalar için, “Sayı sınırı getirilmeli” diyor ve test politikasının, “İş gereği çok sayıda insanla muhattap olan herkese, belirti göstermese bile test yapılmalı” diyor.
TOPLU KULLANIMDA NELERE DİKKAT EDECEĞİZ?

Ankara’daki kafe ve restoranlardaki kalabalıkların da vakaların artmasına zemin hazırladığına dikkat çeken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı üyesi ve Türkiye Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, virüsün sindirim sistemine de yerleşebildiğinin altını çiziyor. Cindoruk Ankaralılara, “Restorana gittiyseniz garsonu ve işletmeyi kendiniz denetleyin. Yemeği kesinlikle kapalı kutuda gelecek şekilde sipariş verin. AVM’ye gittiniz işiniz hemen halledin, kıyafet denemeniz gerekiyorsa bunu evde yapın. Lavaboları kesinlikle kullanmayın” uyarısını yapıyor.

TESTLER YAYGINLAŞMALI

Yazının Devamını Oku

Tablo alarm veriyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam ‘yeni hasta sayılarının artış eğiliminde olduğu 5 il’ arasında Ankara’yı bir kez daha saydı. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Hayat Eve Sığar’ adlı uygulamasında da Ankara alarm veriyor.


Ankara, önceki gün paylaşılan koronavirüs tablosunda bir kez daha yeni hasta sayılarında artış olan beş ilin içerisinde yer aldı. Aynı gün Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen ‘Hayat Eve Sığar’ uygulamasında Ankara’nın risk haritası güncellendi ve merkez ilçeler başta olmak üzere kentin büyük bir bölümünde vaka yoğunluğunun artmaya başladığı gözlendi. Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, “Şu anki tablo Ankara için alarm veriyor” dedi ve vaka sayıları azalmaz ise sonbahar ve kış aylarında ölüm sayılarının artmasından endişe duyduğunu dile getirdi. Vaka sayılarını kontrol edilebilir rakamlarda
tutmanın bireysel önmelere bağlı olduğunu bir kez daha hatırlatan Balık, Ankara için oluşan yeni tabloyu şu sözlerler değerlendirdi:

KURALSIZLIK BU TABLOYU OLUŞTURDU

“Bu tablonun mesajı, altını çizerek söylüyorum, ‘alarm’ demektir. Sıcakların artmasıyla bireysel tedbirleri de gevşemeye alan insanlar, mesafe ve maske kurallarını hiçe sayarak bu tabloyu oluşturdu. Normalleşme sürecinin başladığı günden bu yana altını çiziyoruz; Ankara genelinde ‘Bana bir şey olmaz’ algısıyla günlük yaşamına devam eden ve rehavete kapılan kişiler var. 65 yaş üstü vatandaşlarımız her ne kadar kurallara ciddiyetle uysa da, özellikle gençler kalabalıklara karışmaya başladı. Evdeki büyüklerine koronavirüsü taşıyacaklarını unutmasınlar. Klinik önlerinde bu duruma çokca şahit oluyorum.
AYNI SOYADLI KİŞİLER GELİYOR

Haftalardır uyarıyoruz. Tedbirlere uyulan bölgelerde vakalar azken, ihmal edilen bölgelerde bariz şekilde artmış durumda. Biz hastaneden de çok iyi anlıyoruz, haziranda tek tük vaka geliyordu, şimdi doldu. Aynı soyadlı kişiler geliyor. Aile içi bulaş artıyor. Bazı risk taşıyan gelenekleri, riski göze alıp devam ettiren aileler var. Özellikle düğün taziye ve benzeri. Akrabalar, yakınlık duygusuyla kuralsızca birbirlerini ziyaret ediyor. Çok riskli. Şu an elimizde aşı ve virüse direkt etkili bir ilacımız olmadığı için tek çaremiz ciddi bir şekilde maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymak. Maskeyi daima ve düzgün kullanarak, kalabalık ortamlar oluşturmamamız gerekiyor. Rakamları azaltmak insanların tedbirlere uymasıyla alakalı.”

KIŞ AYLARINDA İŞİMİZ ZORLAŞIR

Yazının Devamını Oku

Ziyaretleri bir bayram daha erteleyelim

Pandeminin gölgesinde geçirdiğimiz Kurban Bayramı için vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. İsmail Balık, “Bayramda kesinlikle evlere bayram amaçlı ziyaretleri yapmaktan kaçınmalıyız. Bayram kutlamalarımızı telefonlarla, görüntülü konuşma imkanıyla yapmayı tavsiye ediyoruz” dedi.

Vaka sayılarında bir süredir devam eden artışa dikkat çeken Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık Kurban Bayramı için, ”Ramazan Bayramı’nda olduğu gibi bu bayramda da risk almayalım, aile büyüklerine yapılacak bayram ziyaretlerini erteleyelim” uyarısı yaptı. Kurban kesecek kişilerin önceliğinin maske ve mesafe olması gerektiğini hatırlatan Balık, “Herkes kesim için ilk güne yoğunlaşırsa kalabalıklar risk yaratabilir, kurban pazarlığı, tokalaşma gibi gelenekleri bu yıl bir kenara bırakılmalı” dedi. Prof. Balık uyarılarını şöyle sıraladı:

 

 

ZİYARETLER ARTIŞ YARATABİLİR

 

“Bayramda kalabalık ziyaretler gerçekleşirse, riskin çok yüksek olacağını öngörmekteyiz. Klasik ev ziyaretleri ve bayramlaşma yapılırsa bayramdan sonra çok yüksek vaka artışları görülebilir. Bu nedenle bayramda kesinlikle evlere bayram amaçlı ziyaretleri yapmaktan kaçınmalıyız. Bayram kutlamalarımızı telefonlarla, görüntülü konuşma imkanıyla yapmayı tavsiye ediyoruz. Özellikle yaşlıların riski çok daha yüksek. Yaşlılara ziyaret geleneğimizde olduğu için burada dikkat etmeliyiz. Bu bayram da sabredelim, risk almayalım.

 

Yazının Devamını Oku

Havaların ısınması rehavet yaratmasın salgın bitmiş değil

12 Temmuz koronavirüs tablosunda Ankara en çok entübe ve yoğun bakım hastası olan 5 ilin içerisinde yer aldı. Prof. Dr. İsmail Balık, Ankara için, “Duyarsız gençlerin başı çektiği bir bölümde kuralsızlık görmeye başladık” dedi ve uyardı: “Havaların ısınması rehavet yaratmasın, salgın bitmiş değil.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca önceki gün Türkiye’nin koronavirüs veri tablosunu paylaşarak, “Son üç günde ortalama entübe hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Ankara, Konya, Diyarbakır, Bursa. Ortalama yoğun bakım hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Şanlıurfa, Ankara, Gaziantep ve Konya” açıklamasını yaptı. Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, yoğun bakım ve entübe hasta sayısında ilk 5’in içinde olan Ankara için, “Kurallarda gevşeme görmeye başladık. Özellikle duyarsız gençler onları evde bekleyen risk grubundaki aile üyelerine virüsü taşıyabiliyor. Klinik önünde sıkça ‘Benim yüzümden oldu’ diye ağlaşan genç kardeşlerimizi görmeye başladık. Havaların ısınması rehavet yaratmış gibi görünüyor. Bu çok yanlış, salgın bitmiş değil” dedi. Entübe ve yoğun bakım sayılarının artmasının risk grubunun virüse yakalandığının göstergesi olduğuna dikkat çeken İsmail Balık, Ankara için yaptığı gözlemlerle şu uyarılarda bulundu:

 

65 YAŞ ÜSTÜ KALABALIĞA KARIŞMAYACAK

 

“Rehavete kapılanlar, pandemi yorgunluğu ve hâlâ hastalığa yakalanmadığı için ‘Bana bir şey olmaz’ algısı ile günlük yaşamına tedbirsiz devam eden kişiler var. Bunlar toplumda da bir gevşemeye neden oldu. Bakan beyin (Sağlık Bakanı Fahrettin Koca) dikkat çektiği gibi parklarda, toplu taşımada ve bazı restoranlarda sosyal mesafe ve maske konularında çok ciddi ve yaygın gevşeme görmeye başladık. Ankara’da ben bunu bizzat gözlemliyorum. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın her ne kadar kurallara gençlere göre daha ciddi uyduklarını gözlemlesem de, onların da yavaş yavaş kalabalıklara karışmaya başladığını fark ettim. Tedbirli olanların da aynı evi paylaştığını ve tedbirsiz olan gençlerden virüs kapmış olduğunu gözlemliyoruz. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın hastalığı ağır geçirmeleri nedeniyle Ankara’da yoğun bakım oranlarımızda artma meydana geldi.

 

Yazının Devamını Oku

Opera sahnesinde bordo mavi notalar

Ankara’da başladıkları müzik eğitimlerini Avusturya’da sürdüren piyanist Nazlı Hacıalioğlu ve opera sanatçısı Defne Aydın, bu sefer tutkunu oldukları Trabzonspor için özel bir beste kaydetti. Viyana’da kaydedilen opera bestesi sosyal medya üzerinden büyük beğeni topladı. Nazlı ve Defne ile müzik kariyerlerini ve gelecek planlarını konuştuk...


Nazlı Hacıalioğlu ve Defne Aydın... Ankara’da başladıkları müzik eğitimlerini Avusturya’da sürdüren bir yandan da uluslararası konserlerde ülkemizi temsil eden iki başarılı sanatçı. Bir diğer ortak noktaları ise tutkunu oldukları Trabzonspor. Bordo-Mavi renkler için özel bir beste hazırlayarak Viyana’da kayıtlarını tamamlayan genç sanatçılar, amaçlarının uluslararası sahnelerde Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek olduğunu söylüyor. Piyanist Nazlı Hacıalioğlu doğup büyüdüğü Ankara için, “Soğuk görünür ama, tanıyanın içini ısıtacak kadar anlamlıdır” derken, 15 yaşında Ankara’ya gelen Defne Aydın, “Tanıdıkça seversin, bağlanırsın ve asla kopamazsın” diyor. Genç sanatçılarla müzik kariyerlerini, gelecek planlarını ve Ankara’yı konuştuk.
*Önce son besteden başlayalım... Anlatır mısın nereden aklınıza geldi?
NAZLI: Trabzonsporlu bir ailenin kızıyım, dolayısıyla bende fanatik Trabzonspor’luyum. Bu sene şampiyonluğa giden yolda destek olmak için bunu düşündüm.

DEFNE: Köklerimin Karadeniz’de olması etken tabi. Ama esasen; eğer babam hayatta olsaydı, Trabzonspor’un şampiyonluğu için böyle bir eser yapmamdan büyük mutluluk ve onur duyacaktı.

*Avusturya’da dikkat çeken konserlere çıkıyorsunuz bir yanda da eğitim tabii... Türkiye’ye dönmek gibi bir planınız var mı?

NAZLI: Ülkemi çok seviyorum, ama şu aşamada dönme planım yok. Avrupa’da Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz.

DEFNE: Elbette. Türkiye’ye her zaman dönme planım var. Kendi toplumuma ve topraklarıma faydalı olmak en büyük önceliğim. Şu an Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Pandemi yorgunluğuna yenik düşmeyin

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın önceki gün yaptığı, "Son iki hafta içinde 5 ilimizin günlük vaka sayılarında dikkat çekici düzeyde artış olmuştur. Bu iller Ankara, Gaziantep, Bursa, Konya ve Diyarbakır’dır” açıklamasını Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’a sordum. Kendisi de Ankara'da yaşayan İsmail Balık,i gözlemleri ve izlenimleri doğrultusunda artışın pandemi yorgunluğuna bağlı olarak yaşandığını söyledi.

Maskesiz gezen ve sosyal mesafe kuralları ihlal eden kişilere taviz verilmeden ceza uygulanması gerektiğinin altını çizen. Prof Dr. İsmail Balık ‘pandemi yorgunluğu’ kavramını ve artışın nedenlerini şu sözlerle açıkladı:

 

TEHLİKEYİ UMURSAMAZ HALE GELENLER VAR

 

“Pandemi yorgunluğu, vaka sayılarındaki bu dikkat çekici artışın nedenlerinde göz ardı edilemeyecek bir etken. Bu yorgunluk dediğimiz olay tüm ülkelerde yaşanıyor aslında. Pandemi tedbirlerinin uzun sürmesi insanları gevşemeye yöneltiyor. Ankara’da da benim gözlemim; pandemi süresi uzadıkça, insanlarda bu tedbirlere uyma konusunda bir yorgunluk gelişmiş durumda. Bazı kesimler bu yorgunluğun etkisiyle, alışageldiği normal yaşamındaki gibi yaşamaya başlamış durumda. Artık tehlikeyi umursamaz hale gelenler var.

 

‘BANA ZARAR VERMEYECEK’ ALGISI OLUŞTU

Yazının Devamını Oku

Düğün gününü riske atmayın

Koronavirüs tedbirleri kapsamında mart ayında kapatılan düğün salonları, 1 Temmuz’da sıkı kurallara uymak şartıyla yeniden açılacak. İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Düğün Törenlerinde Uygulanacak Tedbirler’ başlıklı genelgeye uygun olarak hazırlanacak düğün programları, bulaş riskini en aza indirecek şekilde hazırlanacak. Normalleşme sürecindeki düğünlerde Normalleşme sürecindeki düğünlerde konuklar maskeleri kontrol edildikten sonra ateş ölçümüyle salonlara alınacak. Gelin ve damat hariç mesafe kuralına aykırılık oluşturulacak oyun, dans, halay ya da gösteriler yapılamayacak, takı merasimi de olmayacak.Peki bu süreçte dünya evine girecek çiftler ve aileleri düğün salonu seçerken nelere dikkat etmeli ?


Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, sektördeki ruhsatsız işletmelere dikkat çekerek normalleşme sürecinde düğün yapacak çiftlere, “Ruhsatsız salonları denetim zorluğu ve buna bağlı oluşan hijyen ve kural eksikleri nedeniyle tercih edilmemelidir” uyarısını yaptı. Risk taşıyan işletmelerin sektörde faaliyet göstermesini önlemek için yasal düzenleme yapılması gerektiğinin altını çizen Baran, şöyle devam etti:
RUHSATSIZ SALON SAYISI FAZLA

“Ankara’da ruhsatlı çalışan resmi salonların 3-4 katı gayriresmî (ruhsatsız) salon var. Derneklerin, vakıfların, yurtların salonları var. Alt katında 300-400 kişilik bir yer ayırıp masa sandalye koyup, hiçbir tedbir, kural, denetim olmadan düğün programlarına ev sahipliği yapıyor. Bunların hiç birisinin düğün salonu ruhsatı yok. Kayıt altında değiller ve kontrol edilemiyorlar.
Ruhsatlı salonlar, yükümlülüklerini yerine getiriyor bunlar da doğal olarak düğün programı fiyatına yansıyor. Ruhsatlı ve ruhsatsız salon arasında fiyat farkı olabiliyor. Dolayısıyla haksız rekabet oluşuyor. Mücadele edebilme şansı yok. Bu sektörde böyle bir sıkıntı vardı zaten.
BU SÜREÇTE RİSK DAHA BÜYÜK

Koronavirüs öncesinedki süreçte de gayriresmî salonlarda hijyen ve sağlık açısından sorunlar vardı. Bu tür işletmelerde denetim yapılmadığı için gıda zehirlenmesi başta olmak üzere çok sayıda şikâyet aldık. Bu süreçte sağlık açısından bu riskleri göze almak doğru değil, risk çok daha büyük. Ruhsatsız salonlarda kontroller de zor olacak. Çok daha tehlikeli. Düğün salonu olarak gözükmediğinden nasıl denetlenecek

Yazının Devamını Oku

Günlük azalmalarla gevşememek gerekiyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün paylaştığı koronavirüs tablosuyla birlikte yarı bir parantez açarak, “İstanbul ve Ankara, son bir haftanın en düşük vaka sayısı başarısını gösterdi” bilgisini paylaştı. Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık'tan tablodaki bu başarıyı değerlendirmesini istedim.Balık, tablodaki başarıyı, “Elde edilen başarının nedeni, duyarlı kesimin kurallara uyması ve iyi filyasyon çalışmaları yürütülmesi” şeklinde değerlendirdi ve “Başarının günlük kalmaması için tedbirlere uymaya devam etmemiz şart. Salgınla mücadeleyi kazanmak için günlük başarı yeterli değil” dedi.


Kendisi de Ankara’da yaşayan Prof Dr. İsmail Balık, “Benim yaşadığım Çayyolu bölgesinde bazı restoranlarda ve kafelerde kurallara uyulmadığını gördüm. Yine çalıştığım Ulus bölgesinde kalabalıkların olduğunu gördüm. Maskesizlik oranı 1 Haziran’dan sonra çok yüksekti” sözleriyle rakamlardaki dalgalanmayı açıkladı. Prof Dr. İsmail Balık, 1 Haziran’dan bugüne gözlemleri şöyle oldu:

GEVŞEMEYE BAĞLI OLARAK RAKAMLAR ARTTI

“Ankara için yaptığım analizlere göre tamamen gevşemeye bağlı olarak rakamların arttığını söyleyebilirim. Maskeyi bıraktılar ve artışları hızlı bir şekilde görmüş olduk. Ankara’da son zamanlarda bir rehavet havası içinde, kurallara uyulmadığına bir çok yerde şahit oldum. Örneğin Karşıyaka Mezarlığı’nda cenaze namazında maske ve mesafe kuralına büyük ölçüde uyulmadığını ve aşırı kalabalık olduğunu gördüm. Buna benzer tablo pazar yerlerinde, otobüslerde ve parklarda da vardı.Sayılar artınca insanlar tedbirleri yeniden sıklaştırdı, koronavirüs yeniden ilk gündemleri oldu. Bu da rakamlara yansıdı. Yasaktan (maske kullanım zorunluluğu) önceki tepkiyle Ankara’da düşüş yaşandıysa, 3-4 gün sonra yasakların etkisiyle hızlı bir şekilde rakamları geri düşürebiliriz. Tamamen bizle alakalı. Tedbirleri gevşetince tablo ortada, tedbirlere uyunca ortada.

MASKE KULLANIMIN ETKİSİNİ 3-4 GÜNE GÖRECEĞİZ
Ankara maske kullanmayan insanlara uygulanan cezaların çok sıkı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Toplumda bir kesim, ısrarla maske-mesafe kuralına uymamayı sürdürüyor. Bu kesimin sorumsuzluğu, vakaların artmasına ve kurallara uyan büyük çoğunluğa da risk oluşturmaktadır. Taviz vermemek gerek. Toplumun kurallara uymayan yüzde 5’lik kesimi bu dalgalanmalara sebep oldu. Bakanın açıklaması duyarlı kesimin başarısı. Diğer maske kullanmayan veya kurallara uymayan kesime etkisini 3-4 gün sonra göreceğiz. Tam anlamıyla başarılı oldu diyebilmemiz için erken. 1 hafta sonraya bakmamız lazım.”

BAZI GELENEKLERİMİZ BU SÜREÇTE YAPILMAMALI

Denetimlerin çok daha sıkı yapılması gerektiğini belirten Balık, “Asıl denetimi de bireylerin kendilerinin yapmaları gerekiyor. Uygun bir dille maske ve mesafe kuralını uymayan herkese hatırlatmalıyız. Özellikle Anadolu’da geleneklerimizden kaynaklanan alışkanlıklar virüsün yayılması açısından büyük risk. Taziye, nişan, düğün, maç kutlaması, asker uğurlaması, hoş geldin, geçmiş olsun ziyareti bu süreçte asla yapılmamalı” dedi.

Yazının Devamını Oku

Kent içi tamam peki ya dışarısı ?

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'dan vaka sayılarında son bir ayda yaşanan artış ve buna bağlı olarak alınan maske takma zorunluluğu kararlarını değerlendirmesini istedim. Şehirlerarası dolaşımın açık olduğu sürece ‘bölgesel alınan önlemlerin riski ortadan kaldırmaya yeterli olmayacağını’ savunan Ceyhan, risk grubundaki vatandaşlar içinde 'kademeli toplumla buluşma’ yöntemi önerisinde bulundu.

Normalleşme sürecinde kaldırılan bazı yasakların yaşanacak vaka artışlarına bağlı olarak yeniden uygulanabileceğini hatırlatan Ceyhan'ın değerlendirmeleri şöyle:
ARTIŞ DÖNEMLERİ BEKLENİR

“Bu tablo beklenmeyen bir durum değil. Bu tip normalleşmede; birdenbire bütün tedbirleri kaldırıp normalleştiğiniz zaman arada artış dönemleri beklenir. Yapılması gereken şey bu artış dönemlerine müdahale etmek. En büyük problemimiz, 19 Mayıs’tan bu tarafa vakalarda belirgin bir azalma sağlayamamaktı. Binin biraz altında ve üstünde gidiyorduk. Durağan devam etti. Azalmanın devam etmesi için ek tedbirler alınması gerekiyordu. Ama biz o dönemde tam normalleştik.
SONBAHARA PROBLEMLİ GİRİLİR

Tedbirlerle müdahale etmek lazım. Bizim yalnızca üç ilde maske takma zorunluluğu uygulamamızla istenilen sonuç alınmaz. İstenilen sadece vakaların artışını önlemek değil, aynı zamanda azaltmamız lazım. Yeni vaka sayısı yaz boyunca bin civarında giderse sonbahara çok problemli girilir. Yasaklarla toplumun yüzde 90’ını içeride tutarak bir azalma sağlamıştık. Bir anda azalma durdu. Çünkü belirtisiz bir şekilde virüs taşıyan hastaları tespit edemediğimizden, dolaşımlarını önleyemedik. O dönemde bir de tedbirleri kaldırınca vaka sayıları arttı.”

1 GÜN RİSK GRUBUNA HİZMET VERSİNLER

Ceyhan risk grubu için önerdiği kademeli toplumla buluşma önerisini ise şöyle açıkladı: “Uyguladığımız normalleşme sürecinde 3 şeye güveneceksiniz. Bir tanesi yaşadığımız artış döneminde sağlık altyapımız buna yeterli olacak. Türkiye’nin bu açıdan sıkıntısı yok. İkincisi vatandaşın uyumu yüksek derecede olacak. Bu ikincisinde tam yeterlilik sağlayamadık. Üçüncüsü ise yaşlı ve kronik hastalığı olan grubumuzu iyi koruyacağız. Burada da sıkıntımız var; bunları da açtık biz topluma. Ben burada kademeli bir toplumla buluşma yöntemi önermiştim. Dünkü Bilim Kurulu toplantısında yeniden önerdim. Mesela AVM ve bankalar haftanın bir günü sadece bu kişilere hizmet verebilir. Bunları yeniden eve kapatmak yerine ekonomiyi ve bireysel olan bu kişileri sıkıntıya sokmadan bu grup güvenceye alınabilir. Sürekli bin civarında gidersek buna ne toplum dayanabilir, ne sağlık çalışanları ne de ekonomi. Telaşlanacak bir şey yok. Normalleşmenin gereklerini yerine getirmeliyiz” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Demir atlar en güvenilir alternatif

Bugün 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü.... Koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan kısıtlayıcı tedbirlerin hafifletilmesiyle başlayan kontrollü normalleşme sürecinde, toplu kullanım alanlarına yeniden dönen vatandaşlar güvenli bir ulaşım modeli arayışına başladı. Sosyal mesafenin uygulanmaya devam edeceği bu dönemin yaz mevsimine denk gelmesiyle, bireysel ulaşım sağlayan bisikletlere olan ilginin artması bekleniyor. Türkiye’den önce normalleşme dönemine giren birçok ülke, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bulaş riskini ve hava kirliliğini önlemek için yaptığı tavsiye doğrultusunda bisiklet ve elektrikli scooter gibi ulaşım araçlarına yönelmeye başladı.

Ankara Kent Konseyi Bisiklet Meclisi üyeleri ‘3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde, toplu ulaşımdaki risklere karşı bisikletin en güvenilir alternatif olduğuna dikkat çekerek, “Yıllar önce yapılması gereken bu proje şu anda toplum sağlığı için vazgeçilmez olmuştur, projenin tamamlanarak bisiklet yollarının zaman kaybetmeden genişletilmesi gerekiyor” çağrısı yaptı. Hürriyet Ankara’ya konuşan Ankara Kent Konseyi Bisiklet Meclisi Başkan Yardımcısı ve Ankara Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği (ABİDOSD) Başkanı Murat Yumrutaş şunları söyledi: 

 

GÜVENLE PEDALLAYACAĞI YOL YOK

 

“Şu anda şehirde bir yerden diğerine ulaşmak isteyen bir bisikletlinin, güvenli seyahat edebileceği bir bisiklet yolu yok. Yıllarca bisiklet kullanmayıp bu süreçte riskten uzak olmak için bisiklete geçmek isteyenler özellikle büyük tehlike yaşayacaktır. Bisiklet yollarının eklenmesi, araçların şehir içindeki hızlarının düşürülmesi, şehir içinde insanların sosyal mesafeyi koruyarak daha güvenli olmasını sağlayacaktır. “Bisiklet, yaşadığımız bu sürecin etkisiyle toplum sağlığı açısından vazgeçilmez bir ulaşım aracı haline geldi. Diğer araçlara kıyasla basit, uygun fiyatlı, güvenilir, temiz ve çevreye uygun, sürdürülebilir bir ulaşım aracıdır. Bisiklet sürdürülebilir ulaşımın en önemli sembolüdür. Birey sağlığından başlayarak, toplumsal sağlığın artırılmasına yardımcı olur.

 

GECİKİLEN HER GÜN BİR KAYIPTIR

Yazının Devamını Oku

Şarkılar kötü gün dostu oldu

Ceren Gündoğu... Alternatif Pop’un yükselen seslerinden biri olan genç şarkıcı, evde geçirdiği günlerde online konserlerle bir yandan sevenlerine moral olurken, bir yandan da sahne özlemini gidermeye çalışıyor.  Salgının Türkiye’de görüldüğü mart ayında ‘Kapalı Gözlerle’ adlı yeni albümünü piyasaya çıkaran ancak yasaklarla birlikte bütün konserlerini iptal etmek zorunda kalan Ceren Gündoğdu, “İlk başta çok üzüldüm açıkçası. Fakat daha sonra albümdeki şarkıların dinleyenler için kötü gün dostu olduğunu hissettim ve bu motivasyonla online konserlere devam ediyorum” diyor. Ceren Gündoğdu ile yeni albümü ve mart ayından bun yana hayatında yaşadığı değişimi konuştuk: 

 

Olağanüstü günler geçiriyoruz; salgın, karantina... Nasıl geçiyor anlatır mısınız biraz?

Ben oldum olası evde vakit geçirmeye tutkun biri olduğum için, her zamanki gibi günün çoğunu ya piyano başında ya da kitaplarıma ve izlemek istediğim filmlere sarılarak geçirdim bu süreçte. Gelir eşitsizliğinin bu denli sert şekilde seyrettiği bir coğrafyada ‘Korona bize çok şey öğretti, farkındalığımız arttı’ demeye çekiniyorum açıkçası. Çünkü belirsiz bir geleceğin kaygılarıyla hayatına yön vermeye çalışan birçok insan için çok zor bir dönem bu. Yeni şarkılar yazıldı tabi bir taraftan. Düşündükçe, hissettikçe, sevdiğin şeylerden ve kişilerden uzak kalıp hasret çektikçe üretim de arttı haliyle.

 

Mart ayının başında ilk albümü çıkardınız. Ardından böyle bir sürece girdik. Müziğiniz bu süreçten olumsuz etkilendi mi?

Çok üzüldüm ilk başta açıkçası. İlk albüm yıllardır hayal ettiğim, tasarladığım ve ekip arkadaşlarımla aylarca üzerine çalıştığım bir albüm. Haliyle tüm dünyaya aşkını haykırmak ister gibi herkese albümü anlatmak, dinletmek istiyorsun. Paylaşmak, paylaştıkça çoğalmak istiyorsun. Benim şarkı yazma ve söyleme motivasyonumun ardında bir bağ kurabilme arzusu var zaten. İnsanın insana değdikçe zenginleştiğine inanıyorum. Kayıplar yaşanırken, herkesin derdi ve endişesi böylesine derinken bunu yapmak, kendinden ve müziğinden bahsetmeye kalkmak çok zor geldi bana. Fakat ilk günden itibaren, dinleyicim aksine böyle bir dönemde müziğime daha çok sarıldığını ifade etti. Sanırım albümdeki şarkılar kötü gün dostu oldu dinleyenler için.

 

Yazının Devamını Oku

Kontrollü normalleşme sürecinden nelere dikkat etmeliyiz?

Koronavirüs vaka sayılarında olumlu gelişmeler gözlenmesinin ardından normalleşme adımları atılmaya başlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün yapılan kabine toplantısında salgın nedeniyle uygulanan kısıtlamaların büyük bölümünün 1 Haziran itibariyle kaldırılmasına karar verildi. 11 Mayıs’ta yeniden hizmete açılan AVM’ler ve kuaförlerin ardından lokanta ve kafeler de 1 Haziran’da yeniden kapılarını açacak, çok sayıda çalışan iş yerlerine geri dönecek. Sosyal mesafeye dikkat ederek, maske takarak ve hijyenimize dikkat ederek geçireceğimiz bir normalleşme süreci başlıyor.

Peki bu süreçte nelere dikkat etmeliyiz? Bireysel olarak toplu kullanım alanlarında alabileceğimiz önlemler neler? Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı üyesi ve Türkiye Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, yeni normale ve kontrollü sosyal hayata adım atarken dikkat etmemiz gerekenleri anlattı. Virüsün sindirim sistemine de yerleşebildiğine dikkat çeken Cindorukk’un kontrollü bir sosyal hayat için şart dediği önerileri şöyle:

ORTAK TUVALETE DİKKAT

“AVM’ler ve kapalı iş yerlerinde ortak tuvaletlerin kullanımında çok dikkat edilmeli. Özellikle AVM’lerde ortak tuvaleti kullanmaktan kaçınmak gerekiyor. AVM’lerdeki amaç, kısa zamanda alacağımızı alıp çıkmak olmalı.AVM’leri istirahat yeri olarak düşünmeyelim. Çocukları tuvaletlere götürürken mutlaka ebeveynleri yanında olmalı. Buralarda dezenfeksiyonun sürekli devam etmesi şarttır. İş yerinde de sıkça çamaşır suyuyla temizleyerek tuvaletlerin kullanılması gerekiyor.

BİREYSEL SORUMLULUK ALIN

Bu hijyeni sürdüreceğiz. Devlet emek sarf etti ve uyardı. Bizim asıl amacımız maske, temizlik ve sosyal mesafe. Bunları koruyacağız. Bu da yetmiyor, ellerimizi yıkayacağız, ortak tuvaletlerin temizliğinde sorumluk alacağız. Temizliğe bir artı daha katmamız gerekiyor. Tuvaletlere girdiğimiz zaman kendimiz ve bizden sora kullanacaklar için hijyen kurallarına daha fazla dikkat etmemiz lazım.

KURALLARA UYMAYANLARI UYARIN

Lokanta ve kafelerde bütün çalışanların el dezenfeksiyonu birinci öncelik. Yemekleri eline alıp müşteriye getirecek garson, bu süreçte çevresiyle konuşmamalı. Maskesini takacak, eldivenini kullanacak ve yemeği mutfaktan alır almaz müşteriye getirecek. Kurallara uymuyorsa siparişten önce garsonu uyarın. Yemek siparişinin kapalı kutuda getirilmesini isteyin. Gittiğimiz restoranın mutfağının temiz olup olmadığına bakacağız. Güvendiğiniz bildiğiniz yerlere gidin. Salatalar yıkanması çok önemli. Gerekirse menünüzden çıkarın. Bir iş yerinden bir müşteriye koronavirüs bulaştırılırsa, o iş yerinin yeniden açılmayacağı bilinciyle hareket edilmeli. Kanuni hükümlülükleri de var. Geçim kaynaklarının devam etmesi için bu kurallara uymaları gerekiyor.”

Yazının Devamını Oku

Hareket etmeyen her ay yüzde bir şişmanlıyor

Koronavirüs salgını nedeniyle zamanımızın büyük bir kısmını evlerde geçiriyor, bütün işlerimizi de evden takip etmeye çalışıyoruz. Komşu ziyaretleri iptal edildi, toplantılar ertelendi, sosyal ve sportif aktiviteler askıya alındı. Bu sene ramazan ayında geçen senelerdeki gibi kalabalık sofralar, keyifli sohbetler yerini görüntülü aramalara bıraktı. Durum böyle olunca sıkıntıdan iştah kontrolünde zorlanma yaşayan pek çok kişi kilo almaya başladı.

Peki #evdekal çağrısına uyduğumuz bu günlerde, kilo almamak ve sağlığımızı korumak için ne yapmalıyız? Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz’a ‘Avrupa Obezite Günü’nde bu soruyu sordum:



DENGELİ BESLENENİN

“İçinde bulunduğumuz durumun yarattığı psikolojik faktörler, fazla kalori alımı ve hareketsizlik nedeniyle toplum genelinde kilo artışı yaşanmaya başlandı. Birçok kişinin karantinada geçirdiği bir aylık süreçte en iyi ihtimalle yüzde 1 oranında kilo aldığını gözlemlemiş durumdayız. Bu tablo bize üç aylı bir karantina sürecinde yaklaşık yüzde 3-5 civarında bir kilo artışı yaşadığımızı öngörüyor. Sağlıksız kilo alımının önüne geçmek bizim elimizde.

ADIMLARINIZI EVDE ATIN

Salgına karşı kendimizi korurken, sağlıklı ve dengeli beslenme ve hareketli bir yaşam tarzına önem vermeyi de sürdürmeliyiz. Kilo artışından kaçınmak için şekerli, yağlı atıştırmalıklardan kaçınmalı, evde ekmek ve diğer unlu ürünlere yüklenmemeli; karbonhidrat, yağ ve protein oranları dengeli bir beslenme sürdürmeli. Evde kaldığımız süreçte de 5 bin adım atmaya çalışmalı, normalleşmeyle birlikte sosyal mesafe kuralına dikkat ederek günde en az 7 bin 500-10 bin adım atmalı veya koşu, yüzme, bisiklet gibi diğer aktif sporları yapmalıyız.”

Yazının Devamını Oku

Tribünlerde bayram coşkusu vardı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, saatler 19.19’u gösterdiğinde Türkiye'nin bir çok noktasında olduğu gibi Eryaman Stadı’nda da farklı bir heyecan ve atmosfer vardı.Tribünler boş olsa da bayram coşkusu marşlar ve Türk bayraklarıyla yaşanmaya devam etti.


Stat ışıkları yakılırken, hoparlörden İstiklal Marşı çalındı ve sahanın ortasına dev bir Türk Bayrağı açıldı. Stat görevlileri, ellerine aldıkları ay-yıldızlı bayraklarla, sosyal mesafelerini koruyup, tribünlerden İstiklal Marşı’na eşlik etti. İstiklal Marşı’nın ardından, stat hoparlöründen bu kez 10. Yıl Marşı yükseldi. Ellerindeki bayrakları sallayıp, marşı hep bir ağızdan söyleyen görevliler bayram coşkusunu doyasıya yaşadı.


Gençlerbirliği kulübünde antrenman öncesinde; teknik ekip, futbolcular ve kulüp personeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı, sahada Türk bayrağıyla kutladı. Kulüp sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada; “19 Mayıs’ta yakılan bağımsızlık ateşinin bize kazandırdığı Cumhuriyet ile yaşıt olmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 


Yazının Devamını Oku

Tarihe tanıklık eden özel fotoğraflar

Bugün Atatürk’ün Samsun’da istiklal meşalesini yaktığı 19 Mayıs’ın 101’inci yıldönümü. Saat 19.19’da İstiklal Marşı’nı söyleyecek olan milli sporculara, balkon ve pencerelerden eşlik edilecek. Ulu Önder, Anıtkabir’de de törenle anılacak. Bütün ülke büyük bir coşkuyla bayramımızı kutlayacağız.

Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi(VEKAM), coşkuyla kutlyacağımız 19 Mayıs Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramı’na özel bir dijital sergi hazırladı.
Sergide; 1920-40 yılları arasında Başkent’te düzenlenen 19 Mayıs törenleri ve kutlamalarına ait fotoğraf, kartpostal ile gravür koleksiyonları yer alıyor. VEKAM arşivinden derlenen sergi, Koç Üniversitesi’nin web sayfası üzerinden (dijital koleksiyonlar sekmesi) görülebiliyor. İşte bu önemli günle aynı ismi taşıyan tarihi 19 Mayıs Stadyumu ile Hipodrom’un ev sahipliğinde düzenlenen kutlamalara ait o fotoğraflar.

 





Yazının Devamını Oku