Doğahan Giritlioğlu

Kentliler döndü hava kalitesi düştü

24 Ekim 2020
Koronavirüse karşı alınan tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarının etkisiyle iyileşme gözlenmeye başlayan hava kalitesi, normalleşme süreciyle birlikte düşmeye başladı. Kentlilerin sokağa dönmesiyle artan motorlu araç kullanımı, açılan fabrika ve mekânların fosil atıklarının neden olduğu kirlilik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hava kalite izleme istasyonları verilerine de yansıdı


22 Mart’ta Ankara genelindeki 8 istasyonda ‘memnun edici’ seviyede olan hava kalitesi 23 Ekim’de yalnızca 3 bölgede ölçüldü.
2 BÖLGE HASSAS 3 BÖLGE ORTA SEVİYE
Ankara’nın 8 farklı noktasında ölçüm yapan istasyonların 23 Ekim’e ait verilerine göre; Bahçelievler ve Siteler bölgesinde hava kirliliği ‘hassas’ olarak ölçüldü ve ‘Hassas gruplar için sağlık etkileri oluşabilir, ‘açık hava sporları bisiklet sürmek ve dışarıda piknik yapmak için iyi bir hava değil’ uyarısı yapıldı. Sincan, Sıhhiye ve Demetevler’de ise kirlilik orta seviye olarak ölçüldü ve ‘hava kirliliğine hassas olan insanlar için orta düzeyde sağlık endişesi oluşabilir’ uyarısı yapıldı.


KEÇİÖREN, KAYAŞ, ÇUBUK RİSK TEŞKİL ETMİYOR
Keçiören, Kayaş ve Çubuk’ta ise hava kalite endeksi günlük ortalama 50 PM10’nun(partikül madde) altında kaldı. 3 bölgede için de; ‘Hava kalitesi memnun edici’ seviyede denilerek, ‘hava kirliliği az riskli veya hiç risk teşkil etmiyor’ bilgisi paylaşıldı.


Yazının Devamını Oku

Talep çok aşı yok

3 Ekim 2020
Koronavirüs pandemisiyle girdiğimiz sonbahar ve kış aylarıyla beraber grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon astalıklarında da artış beklenirken içinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘koronavirüsten korunmak için zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’ geliyor. Ankara Eczacılar Odası Başkanı Taner Ercanlı ise "Özellikle grip aşısı şuanda talebe cevap verecek miktarda değil. 15 Ekim'de stoklarda olmasını bekliyoruz" dedi.

Koronavirüs pandemisiyle girdiğimiz sonbahar ve kış aylarıyla beraber grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘koronavirüsten korunmak için zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’ geliyor. Uzmanlar ise bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi olmamasına karşın, özellikle risk gruplarına hastalıkların bir arada geçirilmemesi içi yapılmasını öneriyor. Ankara Eczacı Odası (AEO) Başkanı Taner Ercanlı grip ve zaatüre aşılarına yönelik yoğun bir talep olduğunu belirterek, “Elimizdeki aşıların öncelikli olarak risk grubuna ulaşması adına, eczanelerde aşı satılması yerine Bakanlığın belirleyeceği hastane, sağlık ocağı gibi noktalarda aşılama yapılması daha doğru olacaktır” önerisinde bulundu. Ercanlı gerekçesini ise, “Şuanda talebe cevap verecek bir aşı stoklarda yok. Bu yüzden eczacı ve halk karşı karşıya geliyor. Biz kim gerçek risk grubu kim değil bilemeyiz. Eczacının bunu rezerve etme saklama gibi bir lüksü yok” dedi. Ercanlı şöyle devam etti:
15 EKİMDE STOKLARDA

Zatürre ve grip aşılarında inanılmaz birr talep var. Özellikle grip aşılarında oluşan yoğun talebe son bir haftadır (27 Eylül-1 Ekim) talebe cevap veremeyen eczanelerin oldu. Bize gelen bilgi 15 Ekim’de grip aşısı stoklarının artacağı yönünde. Zaatüre aşısıyla ilgili ağustos ve eylül ayında bir sıkıntı oldu. Talep çok yoğundu. Ancak bu hafta çok sayıda aşı piyasaya girmeye başlayınca bu sıkıntı aşıldı.
TERCİH DURUMU YOK

Aşı gelmiş ben ne zaman olacağım’ ‘benim ismimi yazar mısın’ ‘beni unutma’ sözleriyle eczane eczane dolaşarak ismini yazdıran Ankaralılar olduğu duyumu alıyoruz. Eczacıların çoğu sıkıntı yaşamamak için notlar alıyorlar. Ama bunu rezerve etme gibi bir şansı yok. Kronik rahatsızlığı olan reçetesi olan kişilere teslim edecekler. Ama yetersiz gelirse nasıl vereceğiz, nasıl tercih yapacağız. Böyle bir lüksümüz yok.”
BİLİM KURULU BELİRESİN

Halkla eczacı karşı karşıya getirilmemeli. Çünkü burada yanlış bir algı oluşuyor; ‘eczacı da bu var bana vermiyor’ veya ‘tanıdığına saklıyor’ gibi. Bu yüzden diyoruz ki girip aşısı ihtiyaca cevap veremeyecek miktarda olursa bunun halka dağıtımı noktasında Sağlık Bakanlığı yeni bir düzenleme yapsın. Bilim Kurulu’nun değerlendirmelerine göre belirlenen risk grubuna öncelikli olarak bu aşılar uygulansın. Eczane yerine hastane veya sağlık ocağı, aile hekimleri üzerinden yapılması daha doğru olur bu aşıların. Kronik rahatsızlıkar içinde ciddi boyutta olan var. O hastaların öncelik olması lazım


Yazının Devamını Oku

Grip ve zatürre aşısı yaptırmalı mıyız?

1 Ekim 2020
Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Prof. Dr. İsmail Balık bu soruya, “Bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmuyor. Enfeksiyonların birbiriyle karışarak daha ağır bir süreç geçirilmemesi adına, yalnızca risk grubundakilere tavsiye ediyoruz” diye cevap verdi.

Uzmanlar, havaların soğumasıyla birlikte koronavirüs vakalarında tablonun daha kötüye gitmemesi için bugünlerden önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor. Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Hürriyet Ankara, bu soruları Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sordu. Balık, koronavirüs başta olmak üzere bütün enfeksiyon hastalıklarına karşı en büyük silahın maske, mesafe ve hijyen olduğunu hatırlatarak, ”Grip ve zatürre aşısını sadece kronik hastaların yaptırması doğru olacaktır. Çünkü bu aşının koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi yok. Ancak diğer hastalıklarla aynı anda geçirilince özellikle riskli grupta çok daha ağır seyretmesine neden olabilir” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık havaların soğumaya başladığı Ankara’da, kentliye şu tavsiyeleri yaptı

 

 

İŞİN TEMELİ MASKE MESAFE HİJYEN

“Bilimsel veriye dayalı konuşmamız ve hareket etmemiz gerekiyor. Her şeyi sorgulamadan önce asıl korunmanın maske, mesafe ve hijyen ile olduğunu kabul etmeliyiz. Bugünlerde konuya daha da ciddiyetle yaklaşmamız kış aylarında tablonun olumsuzlaşmaması için kesinlikle şart. Koronavirüsten korunarak kış aylarında yaşanabilecek başta grip, zatürre olmak üzere birçok enfeksiyon hastalığından da önemli ölçüde korunmuş olacağız. Koronavirüs, zatürre ve grip ile birlikte geçirildiğinde daha ağır hastalık yapma riski taşıyor.

İKİ AŞIYA DA GEREKSİZ BİR TALEP VAR

Bu nedenle özellikle risk grubundakilerin zatürre ve grip aşısını yaptırmalarında yarar vardır. Ancak gereksiz yere risk grubunda olmayanların bu iki aşıya yoğun talepte bulunmasının bir anlamı yok. Çünkü bu iki aşınının adını taşıdıkları hastalıklara koruma sağlamasına karşın, koronavirüs özelinde bir etkisinin olduğu kanıtlanmış değil. Bu noktada 3 altın kuralımızın yanında (maske, mesafe, hijyen) en büyük destekçimiz bağışlıklık sistemimizi güçlü tutmak olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Grip ve zatürre aşısı yaptırmalı mıyız?

29 Eylül 2020
Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Prof. Dr. İsmail Balık bu soruya, “Bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmuyor. Enfeksiyonların birbiriyle karışarak daha ağır bir süreç geçirilmemesi adına, yalnızca risk grubundakilere tavsiye ediyoruz” diye cevap verdi.

Uzmanlar, havaların soğumasıyla birlikte koronavirüs vakalarında tablonun daha kötüye gitmemesi için bugünlerden önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor. Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Hürriyet Ankara, bu soruları Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sordu. Balık, koronavirüs başta olmak üzere bütün enfeksiyon hastalıklarına karşı en büyük silahın maske, mesafe ve hijyen olduğunu hatırlatarak, ”Grip ve zatürre aşısını sadece kronik hastaların yaptırması doğru olacaktır. Çünkü bu aşının koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi yok. Ancak diğer hastalıklarla aynı anda geçirilince özellikle riskli grupta çok daha ağır seyretmesine neden olabilir” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık havaların soğumaya başladığı Ankara’da, kentliye şu tavsiyeleri yaptı

 

 

İŞİN TEMELİ MASKE MESAFE HİJYEN

“Bilimsel veriye dayalı konuşmamız ve hareket etmemiz gerekiyor. Her şeyi sorgulamadan önce asıl korunmanın maske, mesafe ve hijyen ile olduğunu kabul etmeliyiz. Bugünlerde konuya daha da ciddiyetle yaklaşmamız kış aylarında tablonun olumsuzlaşmaması için kesinlikle şart. Koronavirüsten korunarak kış aylarında yaşanabilecek başta grip, zatürre olmak üzere birçok enfeksiyon hastalığından da önemli ölçüde korunmuş olacağız. Koronavirüs, zatürre ve grip ile birlikte geçirildiğinde daha ağır hastalık yapma riski taşıyor.

İKİ AŞIYA DA GEREKSİZ BİR TALEP VAR

Bu nedenle özellikle risk grubundakilerin zatürre ve grip aşısını yaptırmalarında yarar vardır. Ancak gereksiz yere risk grubunda olmayanların bu iki aşıya yoğun talepte bulunmasının bir anlamı yok. Çünkü bu iki aşınının adını taşıdıkları hastalıklara koruma sağlamasına karşın, koronavirüs özelinde bir etkisinin olduğu kanıtlanmış değil. Bu noktada 3 altın kuralımızın yanında (maske, mesafe, hijyen) en büyük destekçimiz bağışlıklık sistemimizi güçlü tutmak olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Kum fırtınasının sebebi iklim değişikliği

14 Eylül 2020
Ankara'da yaşanan kum fırtınasının nedenlerini ve sonuçları uzmanlara sordum. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası yaşanan toz fırtınasının küresel iklim değişikliği kaynaklı lokal bir olay olarak değerlendirdiklerini ve yurt dışı kaynaklı olmadığı bilgisini paylaştı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Cem Ferda Tunçer, “Tarım arazilerini veya herhangi bir araziyi uzun vadeli olarak etkileyecek bir durum yok, ilk 48 saat risk grubunun hassas davranması gerekiyor” dedi.


Tunçer şöyle devam etti: Dünyanın doğal döngüsünde var olan Kum ve toz fırtınaları, iklim değişikliğine bağlı olarak, zaman zaman artış eğilimleriyle kaşımıza çıkmakta. Güncel iklim öngörülerine göre, kuraklık hadisesinin sıklığı ve şiddetinin artmasıyla birlikte, kum ve toz fırtınalarının daha yoğun yaşanması beklenen bir durum. Eskiden de görüyorduk ama bu kadar şiddetli olmuyordu. Son yıllarda daha fazla görmeye başladık. Ankara’da 2012 yılında yine yaşanmıştı. Yer seviyesinde olmadığı için bu kadar ses getirmemişti. En yakın 4 Eylül’de Konya Aksaray Yolu’nda yaşandı ve bir trafik kazasına sebebiyet verdi. Anormal hava koşulları yaşandı ama bu beklenmeyen bir şey değil.

YURT DIŞI KAYNAKLI DEĞİL



Kum ve toz fırtınaları aslında dünyanın doğal döngüsü içinde sürekli var olan olaylar. Her yıl dünya atmosferine yaklaşık 2 milyar ton toz ve kum karışır. Dünya Bilim çevreleri kabul etmiştir ki hem okyanusların hem de amazon ormanlarının doğal besin kaynağını Sahra Çölü kaynaklı tozlar olduğu kabul edilmektedir. Bu tozların yüzde 70’i Türkiye’nin çevresinden atılır. Türkiye’ye bu nedenle zaman zaman kum ve toz taşınımı olur. Ancak Polatlı’da yaşanan olay bu şekilde bir taşınım değildir. Polatlı’da yaşanan hadise kuvvetli güneyli rüzgârların etkisiyle Ankara’nın daha güneyinden Konya bölgesinden kalkan tozların taşınması sonucu gerçekleşmiştir. Yani Afrika kaynaklı değil. Yaşadığımız lokal bir olay.
RİSK GRUPLARI İLK 48 SAAT DİKKAT ETMELİ

Tarım için çok ciddi uzun vadeli bir etkisi yok, toprak verimliliği de etkilenmiyor. Çevre sağlığı açısında tanımladığımız hassas gruplar var. Solunum problemi yaşayanlar, küçük çocuklar, hamileler, kalp rahatsızlığı gibi kronik grupların koruma altında bulunması gerekiyor. İlk 48 saatte bu kişiler daha dikkatli olmalı. Toz parçacıkları yere çöktü ve yağmurlar yıkandı. Atmosferde kalmadı. “

Yazının Devamını Oku

Maskeyi doğru kullanmayana istisnasız ceza uygulansın

11 Eylül 2020
Vakaların artmasıyla beraber Ankara'da mesken hariç, istisnasız tüm alanlarda maske takmak zorunlu oldu. Maske ve mesafe kurallarına uyulması durumunda koronavirüsün bulaşma riskinin yüzde 1’in altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Balık, bu koruyuculuk için maskenin doğru kullanılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Balık, “Maske çene altında, kolda veya cepteyse de bunun yanlış olduğunu göstermek amaçlı ceza uygulanmalı” dedi.

Ankara Valiliği’nin koronavirüs vakalarındaki artışın önüne geçmek için aldığı ‘mesken hariç istisnasız tüm alanlarda maske takma zorunluğu’, ‘toplu taşımada yolcu kısıtlaması’, ‘restoran ve cafe gibi yerlerde saat 24.00’ten sonra müzik yayını yasağı’ kararlarını değerlendiren Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, tedbirlere uymayanlara ceza yaptırımlarında taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Balık, şu değerlendirmeleri yaptı:
TAVİZ VERMEDEN UYGULANMASI GEREK
“Maske artık mesken hariç her yerde zorunlu. Buna uymayana artık uyarı değil direkt caydırıcı cezaların taviz vermeden uygulanması gerek. Aylardır doğru kullanımı uzman isimler anlatıyor. Düzgün kullanmayanlara da aynı şekilde ceza uygulanması gerek. Maske çene altında, kolda veya cepteyse de bunun yanlış olduğunu göstermek amaçlı ceza uygulanmalı. Maskeyi her birey usulüne uygun kullanmışsa, fiziksel mesafede sağlanmışsa bu kişiler arasında yüzde 99 korunma sağlandığını unutmayalım.
KIŞ GELMEDEN AZALTMAMIZ GEREKİYOR
Eğer valiliğin aldığı tedbirler ile kişisel tedbirler sıkı sıkıya uygulanırsa yaklaşık 3 hafta sonra günlük vaka sayılarında belirgin düşüşleri görebiliriz.
Kış aylarında havalar soğuduğunda diğer enfeksiyonlar da eklenince sağlık çalışanların yükü çok daha artacak. O nedenle bugünlerde alınacak sıkı tedbirlerle soğuklar başlamadan günlük vaka sayılarının azaltılmış olması gerekiyor. Ne kadar yoğun bakım ünite gücümüz olursa olsun artış böyle devam ederse mücadele oldukça zorlaşacaktır.”
HASTALARA YETİŞMEKTE ZORLANIYORLAR

Yazının Devamını Oku

Önlemler yeterli olacak mı

20 Ağustos 2020
Ankara'da artan vakaların ardından, Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu önceki gün yeni önlemler alındığını duyurdu. Risk grubundakilere sokağa çıkma kısıtlaması, toplu ulaşım ve törenlere ek önlemlerin yanı sıra, izolasyon kurallarına uymayanlara da para cezası ve adli işlem başlatılacak. Mahalle denetim ekipleri ise yakın kuralsızları denetlemek için bundan böyle sahada olacak. Peki bu önlemler vakaları azaltmak için yeterli olacak mı? Prof. Dr. İsmail Balık ve Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'a bu soruyu sordum.

Başkent’te bir süredir artan koronavirüs vakalarının ardından önlemler de sıkılaştı. Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında önceki gün olağanüstü toplanan Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, vaka artışlarını önlemek için yeni kararlar aldı. 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olanların düğün, cenaze, taziye, pazar yeri, sosyal faaliyetler gibi alanlara girişleri kısıtlandı. Taksi, dolmuş ve toplu ulaşım araçlarında şoför mahalli ile yolcular arasında fiberglas ile bölümleme yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca evde izolasyon hükümlerini ihlal edenlerin denetlenmesi için ‘Mahalle Denetim Ekipleri oluşturulacak, kurallara uymayanları para cezası ve adli işlem başlatılacak. Kararı değerlendiren uzmanlar ise bir kez daha bireysel maske, mesafe ve hijyen kurallarını hatırlattı ve “Bireysel tedbirler uygulanmazsa, önlemler başarıya ulaşmamız için yeterli olmaz” uyarısı yaptı. Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre; İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun koronavirüs tedbirleri kapsamında aldığı yeni kararlar şöyle:

9 YENİ MADDE

*Ankara’da, Salgın Denetim Merkezleri bünyesinde ‘Mahalle Denetim Ekipleri’ oluşturulacak.

*‘Mahalle Denetim Ekipleri’, evde izolasyon hükümlerini ihlal edenleri denetlemeye çıkacak.

* Evde izolasyon yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilenlere idari para cezası uygulanacak.

* 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların toplu alanlara girmeleri kısıtlanacak.

* 65 yaş ve üzeri vatandaşlar her gün 10.00-20.00 saatleri arasında(maske- mesafe) dışarı çıkabilecek.

Yazının Devamını Oku

Tedbirsiz davrandık vakaları katladık

12 Ağustos 2020
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam virüsle temaslı kişilerin pozitif vakaya dönüşme oranının mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1.3 kat arttığını, Ankara genelinde ise bu artışın 1.6 katına ulaştığını açıkladı. Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık bu durumu 'Alarmdan fazlası' olarak değerlendirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam virüsle temaslı kişilerin pozitif vakaya dönüşme oranının mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1.3 kat arttığını, Ankara genelinde ise bu artışın 1.6 katına ulaştığını açıkladı. 3 ayda yaşanan bu katlanmanın sebebini ve bu artışa engel olmak için yapılması gerekenleri, Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sorduk. Vaka sayılarında bir süredir devam eden artış ve risk haritasındaki yoğunlaşmayı ‘Alarm’ olarak tanımlayan Balık, pozitif vaka rakamlarındaki bu katlanmayı ise ‘Bu bir alarmdan fazlası’ sözleriyle değerlendirdi. Ankaralılara, kış aylarında büyük zorluk yaşanmamasının bugünlerde alınacak önlemlere bağlı olduğunu hatırlatan Balık, “Başkent’teki bu tablo, kurallara uymayan, gevşeklik içerisindeki kesimin sayısının artmış olduğunun kanıtıdır” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık’ın değerlendirmeleri şöyle:

 

 

BU VERİ GEVŞEDİĞİMİZİN KANITI

 

“Önceki akşam Bakan Koca’nın paylaştığı bu veri, filyasyon çalışmalarına bağlı olarak elde edilmiş gözüküyor. Virüs taşıyan kişiyle bir şekilde teması olanların virüsü kapma olasılığının artmış olduğunu kanıtlıyor. Hem virüsü taşıyan hem de temaslı kişinin kurallara uymadığını işaret ediyor. Hastalığı taşıyan kişi korunmasızca topluma karıştı ve yine kendi gibi korunmasız, lakayt davranan birisine virüsü bulaştırdı. Herkes tedbirlere uymuş olsa, aynı ortamda virüs taşıyan birisi olsa bile buna temas edenlerdeki oranlar yükselmezdi. Ankara bu konudaki başarısını koruyamamış diyebiliriz.

 

Yazının Devamını Oku