Doç. Dr. Berkan Reşorlu

Sünnet nedir, faydaları nelerdir?

23 Kasım 2021
Sünnet (sirkümsizyon), penis uç kısmını saran deri parçasının (prepisyum) kesilerek çıkarılması işlemidir. Genel hijyen açısından çok sayıda faydası olan sünnet uygun olmayan koşullarda ve deneyimsiz kişilerce yapıldığında ise kanama, enfeksiyon ve peniste kalıcı hasar gelişimi gibi riskler taşımaktadır.

SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?

İdrar yolu enfeksiyonu gelişme riskini düşürmektedir. HIV, HPV, herpes, gonore gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma riskini azaltmaktadır. Erkeklerde penis kanseri, eşlerinde ise rahim ağzı (serviks) kanseri gelişme riskini azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

SÜNNET İÇİN EN UYGUN YAŞ ARALIĞI NEDİR?

Sünnet her yaşta uygulanabilecek bir işlem olmakla birlikte, psikolojik travma ve enfeksiyon gelişme riskinin en aza indirilebilmesi açısından en uygun dönem ilk 2 yaş olarak olarak ifade edilebilir. Özellikle yenidoğan döneminin sünnet açısından en uygun zaman aralığı olduğu bilimsel çalışmalarda ortaya konulmuştur.

Çocuklarda 2-6 yaş arası cinsel kimlik farkındalığının başladığı dönem (fallik dönem) olup, bu yaş aralığında uygun olmayan şartlarda sünnet yapıldığı takdirde erişkin yaşamında bazı psikolojik olumsuzluklar görülebilmektedir. Bu yaş aralığında sünnet yapılması gerekiyorsa lokal anestezi tercih edilmemesinde fayda vardır.

LOKAL ANESTEZİ Mİ YOKSA GENEL ANESTEZİ Mİ TERCİH EDİLMELİDİR?

Doğum sonrası ilk 3 ay bebekler hareketsiz oldukları için lokal anestezi ile sünnet rahatlıkla yapılabilmektedir. Daha büyük çocuklarda da uygun ağrı kontrolü sağlanarak lokal anestezi altında sünnet yapılabilir. Ancak çocuğun cerrahi travmayı yaşamadan daha konforlu olarak bu süreci geçirmesi açısından sedasyon veya genel anestezi altında yapılması tercih edilmektedir. Özellikle 2-6 yaş arası cinsel kimlik kazanım dönemi olduğundan bu yaş grubunda lokal anestezi altında işlem yapılması tavsiye edilmemektedir.

SÜNNET HANGİ TEKNİKLE, HANGİ KOŞULLARDA YAPILMALIDIR?

Yazının Devamını Oku

Mesane kanseri nedir?

17 Kasım 2021
Mesane kanseri dünya genelinde bakıldığında erkeklerde en sık izlenen 7. kanser türünü, cinsiyetten bağımsız olarak ise en sık izlenen 11. kanser türünü oluşturmaktadır. Hastalık erkeklerde kadınlara oranla daha sık izlenmekte ancak kadınlarda daha agresif seyrettiği bilinmektedir. Mesane kanseri genellikle ileri yaşlarda izlenmekte ve görülme sıklığı yaşla orantılı olarak artmaktadır. Ancak çocukluk çağı dahil her yaşta görülebileceği unutulmamalıdır.

Hastalık olguların %75’de erken evrede tespit edilmektedir. Ancak tedavi sonrası tekrarlama riski bulunan bu hastalığın, evre atlamaması için erken tespit edilse bile sıkı takip altında tutulması önemlidir.

MESANE KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Mesane kanseri gelişiminde en önemli risk faktörünü sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı oluşturmaktadır. Erkeklerde görülen kanserlerin %55-60’nın, kadınlarda ise %20-30’nun direk sigara kullanımına bağlı oluştuğu bilinmektedir.

Mesleki olarak kimyasal ajanlara maruziyet (özellikle boya, deri, tekstil ve petrol ürünleri), kronik iritasyon (taş, enfeksiyon, sonda vb.), bazı parazitler (şistozoma gibi) ve radyoterapi maruziyeti diğer risk faktörlerini oluşturmaktadır.

MESANE TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ

Mesane tümörünün en sık bulgusu idrarda ağrısız kanamadır. Kanama ile birlikte idrardan pıhtı da gelebilmektedir. Bazen idrardaki kanama gözle görülemeyecek düzeyde olup ancak idrar tahlilinde saptanabilmektedir. İdrarda kanama dışında idrar yaparken yanma ve ağrı, idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma gibi şikayetler bu hastalığın erken dönemde görülebilen diğer belirtileridir. Hastalık ilerlemiş ve organ metastazları yapmış ise kilo kaybı, idrar ve dışkılama kontrolünün kaybı, kemik ağrıları, öksürük, bilinç bulanıklığı gibi belirtilere yol açabilmektedir.

TANI YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Sistoskopi: Optik bir cihaz yardımıyla idrar yapılan kanaldan (üretra) girilerek mesane içerisinin görüntülenmesi işlemidir. Bu işlem özellikle fleksibl cihazlarla yapıldığında lokal anestezi altında da uygulanabilmektedir.

Yazının Devamını Oku

Penis büyütme ameliyatları

11 Kasım 2021
Cinsellik kabusunuz olmasın! Sağlık sektöründeki gelişmiş yöntemlerle cinsel yaşamınız bir sorun olmaktan çıkabilir. İşte penis büyütme yöntemleri ve ameliyatları hakkında geniş bilgiler edinebileceğiniz yazımız...

PENİS UZATMA

Penis uzatma konusunda etkinliği kanıtlanmış tek yöntem cerrahi uygulamalardır. Bu konuda en çok kullanılan ve bizimde uygulamayı tercih ettiğimiz yöntem; penisi leğen kemiğine asan asıcı bağların (suspansuar ligamanlar) kesilmesi, penis kökündeki (suprapubik bölge) yağın liposuction yöntemi ile uzaklaştırılması ve takiben cilde VY-plasti işlemi uygulanarak penisin dışarı uzatılmasıdır. Bu operasyonla penis boyunda 3 – 4 cm’lik bir uzama elde edilebilmektedir. Penisin asıcı bağlarının kesilmesinin cinsel fonksiyonlara (sertleşme, boşalma, haz, istek) herhangi bir zararı yoktur. Günümüzde bu bağı tamamen değil %80 oranında keserek serbestleştiriyor, kestiğimiz alanın tekrar kapanmaması için araya sütürler koyuyoruz.

Bazen kilolu insanlarda penis cilt altına gömülü vaziyette olabilmektedir. Bu durumda suspansuar ligamanları kesmeden sadece o bölgedeki yağlar alınarak penis görünürlüğünde artma dolayısıyla penis boyunda uzama sağlanabilmektedir.

Yine bazı kişilerde penis alt kısmı ile skrotum dediğimiz torba arasında yelpaze gibi duran bir deri parçası bulunmaktadır. Bu duruma perdeli penis veya penoskrotal web adı verilmektedir. Doğumsal ya da hatalı sünnetlere bağlı oluşan bu durum penisi olduğundan kısa göstermekte ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Tedavide ameliyatla bu deri parçası çıkarılır ve penisin daha uzun görünür olması sağlanır.

PENİS KALINLAŞTIRMA

Penis cildi altına yapılan yapılan yağ enjeksiyonu günümüzde penis kalınlaştırmanın en etkili ve güvenli yoludur. Yağ enjeksiyonu için kasık ve/veya karın bölgesinden liposuction yöntemi ile yağlar alınır ve süzülüp saflaştırıldıktan sonra penis gövdesine homojen bir şekilde dağıtılacak şekilde enjekte edilir. Genel olarak bu yöntemle penis çevresinde %25-35 oranında bir kalınlık artışı sağlamak hedeflenmektedir. Bu amaç için 30 – 50 cc yağ enjeksiyonu yeterli olmaktadır. Yağ enjeksiyonu ile penis altına aktarılan yağların 6 ay sonra yaklaşık %40’ı kalmaktadır ve kalan bu yağlar ömür boyu kalıcı olmaktadır. Ancak kişi isterse yağ enjeksiyonu ile penis kalınlaştırma işlemi tekrarlanabilmektedir.

Yağ enjeksiyonu dışında hyaluronik asit içeren dolgu maddeleri ile de penis gövdesinde kalınlık artışı sağlanabilmektedir. Ancak bu yöntemle kalınlık artışı sağlayabilmek için çok sayıda dolgu maddesi kullanmak gerekmektedir ve dolgu maddelerinin sağladığı kalınlık artışı etkisi 1 yıl içerisinde tamamen kaybolmaktadır.

PENİS BAŞININ (GLANS) BÜYÜTÜLMESİ

Yazının Devamını Oku

Genç erkeklerin kabusu: Testis kanseri

31 Ekim 2021
Testis tümörleri erkeklerde görülen tüm kanserlerin %1’lik kısmını oluşturan nadir kanser türlerindendir ancak 18–35 yaş arası genç erkeklerde en sık izlenen kanser tiplerinden birini oluşturmaktadır. Başlıca işlevi sperm üretimi ve erkeklik hormonu (testosteron) salgılamak olan bu organların kanserlerinin son yıllarda özellikle sanayileşmiş ülkelerde görülme sıklığı artmaktadır.

TESTİS KANSERİ BELİRTİLERİ NEDİR?

Testis kanserinin en sık rastlanan bulgusu testiste ağrısız ele gelen kitledir. Ancak kitlelerin bir kısmının ağrıya sebep olabileceği unutulmamalıdır. Testiste ele gelen herhangi bir şişlik ya da kitle durumunda en kısa sürede bir üroloji uzmanına görünmek gerekmektedir. Bu kanser türünün erken teşhisi için erkeklerin ayda bir kez sıcak duş sonrası testislerini kendi kendine muayene etmeleri önerilir.

Ele gelen kitle dışında ileri evre hastalıkta uzak organ yayılımına bağlı sırt ağrısı, kemik ağrısı, öksürük, bilinç değişikliği gibi şikayetlere, bazen hormon salınımına bağlı memelerde büyüme ve ağrı gibi şikayetlere yol açabilir.

TESTİS KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR?

İnmemiş testis hastalarında ameliyatla düzeltilmiş bile olsa testis kanseri görülme ihtimali 4-8 kat artmaktadır. Daha önce geçirilmiş testis kanseri öyküsü, ailede testis kanseri varlığı, bir takım genetik rahatsızlıklar (kleinefelter sendromu, down sendromu, vb.), esrar kullanımı ve beyaz ırk testis kanseri gelişimi için risk oluşturmaktadır.

TESTİS KANSERİ TANISI NASIL KONULUR?

Testiste ele gelen bir kitle fark edildiğinde aksi ispat edilene kadar kötü huylu olarak kabul edilir. Tanı koymak için ilk ve en sık kullanılan görüntüleme yöntemi ultrasondur. Ultrason ile testiste kitle saptanması halinde bazı tümör belirteçlerinin (ΒHCG, AFP, LDH) kan seviyelerini mutlaka kontrol etmek gerekir. Bu tümör belirteçleri hastalığın evrelendirilmesinde ve sonrasında seyrinin takibinde önem arz etmektedir. İleri evre hastalıktan şüphe edilen olgularda bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve PET/CT gibi tetkikler gerekebilir.

TESTİS KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Yazının Devamını Oku

Penisin peyronie hastalığı

15 Ekim 2021
Peyronie Hastalığı peniste sertleşmeyi sağlayan süngerimsi dokuların etrafını saran dış kılıfın yapısında meydana yapısal değişikliklerle (plak ve skar dokusu gelişimi) karakterize bir bozukluktur. Her yaş grubunu etkilese de sıklıkla 40 – 70 yaş arasında izlenen bu hastalık erkeklerin yaklaşık %6’ı etkilemektedir.

NEDEN OLUŞUR?

Peyronie Hastalığının neden oluştuğu kesin olarak bilinmese de en çok kabul edilen görüş penis dış kılıfının tekrarlayan mikrotravmalara maruz kalmasıdır. Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, düşük testosteron ve geçirilmiş pelvik cerrahi girişimler bu hastalığın gelişimi açısından risk faktörleridir.

BULGULARI NELERDİR?

Hastalığa bağlı oluşan eğrilik ve ağrılı ereksiyonlar cinsel ilişkiyi zorlaştırmakta hatta bir süre sonra olanaksız hale getirebilmektedir.

TEDAVİ

Ağızdan Alınan İlaçlar: Kolşisin, E Vitamini, Pentoksifilin, Tadalafil, Potaba ve Tamoksifen bu amaçla kullanılan ilaçlardır.

Penise Enjeksiyon Şeklinde Uygulanan İlaçlar: Steroidler, Verapamil, Klostridyum Kollajenaz ve İnterferon bu amaçla kullanılmaktadır.

ESWT (Düşük Yoğunluklu Şok Dalga Tedavisi):

Yazının Devamını Oku

İnterstisyel sistit ve ağrılı mesane sendromu

12 Eylül 2021
Ağrılı Mesane Sendromu ya da Mesane Ağrı Sendromu olarak da bilinen 'İnterstisyel Sistit', mesane ve pelvik bölgede ağrı, sürekli sıkışma hissi ve sık idrara çıkma ile karakterize mesanenin mikrobik olmayan kronik iltihabi hastalığıdır. Hastaların %90’ını kadınlar oluşturmaktadır. Şikayetlerin başlangıç yaşı sıklıkla 30-50 yaş arasındadır.

BULGULARI

Tipik bulguları mesane ağrısı, sık idrara çıkma ve sürekli idrar yapma isteğidir. Ağrı hissi genellikle mesane doldukça belirginleşmekte, idrar yapınca ise azalmaktadır. Şikayetlerde görülen alevlenme ve iyilik halleri bu hastalık için tipiktir. Cinsel ilişki hem kadın hem erkek için çoğu zaman ağrılı olmaktadır. Bu hastalarda ayrıca kas ve iskelet sistemi ağrıları, kabızlık, irritabl barsak sendromu, fibromyalji, otoimmün hastalıklar, depresyon, alerji ve migren daha sık izlenmektedir.

NEDENLERİ

Birçok yönüyle ciddi şekilde araştırılmasına rağmen bu hastalığın neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak genel kabul gören görüş bu hastalığın tek bir nedeni olmadığı; immünolojik, alerjik, nörovasküler, enfeksiyöz, hatta çevresel ve genetik birçok faktörün birlikte rol aldığı bir sendrom olduğu yönündedir.

TANI

Hastalığın tanısı benzer belirtiler gösteren diğer hastalıklar ekarte edilerek konulmaktadır. Bunu yapmak için aşağıdaki test ve basamaklar kullanılmaktadır.

TEDAVİ

1. Basamak:

Yazının Devamını Oku

İdrar kaçırma niye olur? Nasıl tedavi edilir?

3 Eylül 2021
İdrar kaçırma veya tıbbi adıyla üriner inkontinans her türlü istemsiz ve kontrol edilemeyen idrar tutamama durumudur. İdrar kaçırma kişinin yaşam konforunu bozduğu gibi sürekli ıslaklık, tahriş ve kötü koku endişesi kişide ciddi sosyal ve psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir. İdrar kaçırma görülme sıklığı yaşla birlikte artar ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık izlenir.

KAÇ TİP İDRAR KAÇIRMA VARDIR?

1.Stres tipi idrar kaçırma: Efor sırasında (öksürme, hapşırma, ağır yük kaldırma, egzersiz vb.) görülen idrar kaçırma durumudur. Peki bu durum niye oluşur?
İdrar kanalı (üretra), pelvik yapılar tarafından bir hamak gibi asılı tutulur. Bu kanalı destekleyen yapıların zayıflaması ya da idrar tutmayı sağlayan sfinkter dediğimiz yapının hasar görmesi stres tip idrar kaçırmayla sonuçlanmaktadır. Çünkü sfinkter mekanizması düzgün çalışmadığında tam olarak kapanamamakta ve efor sırasında artan mesane içi basıncıyla idrar istemsiz olarak dışarı kaçmaktadır.

2. Sıkışma tipi idrar kaçırma: Ertelenemeyen ani sıkışma hissi ile birlikte meydana gelen idrar kaçırma durumudur. Burada mesanede istemsiz kasılmalar söz konusu olup idrar depolamakta sorun vardır.

3. Karışık tip idrar kaçırma: Her iki tip idrar kaçırma birliktedir.

4. Taşma tipi idrar kaçırma: Mesanenin dolarak fazla idrarın sızıntı şeklinde istemsiz olarak kaçırılmasıdır.

İDRAR KAÇIRMA SEBEPLERİ NEDİR?

NASIL TANI KONULUR?

Yazının Devamını Oku

Hipospadias (Peygamber sünneti) ya da doğuştan sünnetli olmak nedir?

24 Ağustos 2021
Hipospadias (peygamber sünneti), idrar deliğinin peniste normalde olması gereken yerin daha alt kısmında olması durumudur. Bu hastalarda penisin ön tarafında sünnet derisi tam olarak gelişmemektedir, halk arasında “peygamber sünnetli” ya da “doğuştan sünnetli” olarak tanımlanmasının sebebi de budur. Esas olarak penis içindeki idrar kanalının kısa kalması nedeni ile meydana gelen bu durumun çocuğun ilerleyen yaşlarda fiziksel ve psikolojik açıdan sorunlar yaşamaması için kısa süre içinde tedavi ettirilmesi gerekir.

SEBEBİ NEDİR?

Doğuştan sünnetli ya da peygamber sünnetli gibi masum ifadelerle tanımlanan bu durum aslında ancak ameliyatla düzeltilebilen ciddi bir gelişim bozukluğudur. Neden oluştuğu tam olarak bilinmese de bazı hormonal ve genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.

Yaklaşık olarak 300 doğumdan 1’de görülmektedir. Son 25 yıldır görülme sıklığı artan bu bozukluk düşük doğum ağırlığı olan çocuklarda ve çeşitli hormon içeren kirleticilere maruz kalanlarda daha sık izlenmektedir. Hipospadiaslı kişilerin %7’nin aile bireylerinde hipospadias görülmesi genetik yatkınlığın bir göstergesidir. Yine hipospadias ogularının %10’da inmemiş testis, %9-15’de kasık fıtığı izlenmektedir.

TEDAVİSİ

Hipospadiasın tedavisi cerrahidir. Ameliyat her yaşta yapılabilse de en uygun zaman aralığı 6 ay – 1.5 yaş arası dönem kabul edilmektedir.

Kozmetik ve fonksiyonel açıdan normal bir penis elde etmek amacıyla tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu hastaların tedavi edilmezse yaşayabileceği sorunlar;

Bu konuda tanımlanmış birçok ameliyat tekniği söz konusudur. En sık kullanılan ameliyat teknikleri bir sonda üzerinden idrar yolunun tüp haline getirilmesi ve penisin ucuna kadar taşınması esasına dayanmaktadır. Bu ameliyat tekniklerinde sünnet derisi kullanılmakta olup, bu çocukların sünnet edilmemesi oldukça önemlidir.

 

Yazının Devamını Oku