Mutluluk bir tercihtir

Sevgili dostlar, bugün sizi bir göğüs cerrahı arkadaşımla tanıştırmak istiyorum; Dr. Özlem Cankurtaran... Soyadı gibi, gerçekleştirdiği ameliyatlar ve yaptığı yardımlarla birçok kişinin hayatını kurtaran bir isim. “İyi Yaşam Reçeteleri”nde bu hafta onun herkese örnek olacak yaşam mücadelesini anlatmak istedim...

Tıp fakültesinde okuyanlar bilir; şöyle bir söz vardır: “Tıp fakültelerinden çok az doktor çıkar. Bir bakarsınız bir kısmı sanatçı, bir kısmı çiftçi olmuş.”
Mutluluk bir tercihtir

İşte biz hekimlerin hayatını aslında tıp fakültesine girmekten çok uzmanlık sınavında seçtiğimiz bölüm ve sonrasında mesleğimize ne şekilde devam ettiğimiz belirliyor.
Bu nedenle bir kısmımız fakültede akademik hayata devam ederken, bir kısmımız da başka yerlerde mesleğimizi yapmaya çalışıyoruz.
Bu mesleği icra edenler arasında Dr. Özlem Cankurtaran bana hep güç veren bir kadın olmuştur. Neden mi? Anlatayım...
Cerrahi asistanlık çok zordur. Özellikle bir kadın açısından. Tamam, mental olarak tabii ki erkek meslektaşlarınızdan bir farkınız yoktur. Ancak fiziki olarak onlarla yarışmak sizi zorlar.
Nöbetler, nöbet sonrası hastaneden çıkmadan girdiğiniz ameliyatlar ve yapmak zorunda olduğunuz klinik işlerinizin yanında okumanız, yazmanız ve yetiştirmeniz gereken binlerce ödeviniz vardır.
İşin ilginç tarafı; asistanlık dönemi hepimizin en genç yaşta olduğu, kafamızda kavak yellerinin estiği, yaşıtlarımızın ise çoğunun iş hayatına başlayıp para kazandığı, evlendiği, yavaş yavaş çoluk çocuğa karıştığı ve bir kısmının da eğlenceli bir hayat sürdüğü dönemdir.
HER ŞEY PERİ MASALI GİBİYDİ
Tam bu zamanlarda Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin en yoğun bölümlerinden göğüs cerrahisinde dillere destan güzelliğiyle asistanlığa başlayan Dr. Özlem Cankurtaran, gün aşırı nöbet tutarak 5 yıllık asistanlığını tamamlamak üzereyken Türkiye’nin en güzel iş insanlarından Cüneyt Cankurtaran’la tanışır.
Cüneyt Cankurtaran, Dr. Özlem’le evlenmek ister. Adamın “Ben senin güzelliğine ve çalışkanlığına hayran oldum” sözleriyle, “Aa ben güzelmişim, çalışmaktan unutmuşum!” diyen bu kadın cerrahın peri masalı başlar.
Her şey, Dr. Özlem Cankurtaran’ın hayalindeki gibidir. Kendisi gibi yoğun çalışan, aynı zamanda yaşamayı seven hayat arkadaşıyla istediği gibi bir yaşam sürebileceğini düşünmektedir. Ancak kısa süre sonra, hayatta hiçbir şeyin istenildiği gibi olmadığını anlar...
Tam evlenme arifesinde ciddi bir rahatsızlığı ortaya çıkar. 2 yıla yakın Amerika’da tedavi görür. Bu süreçte sevdiği adamla da evlenir. Ancak sınavlarına gece gündüz çalıştığı, uzmanlığını almak için yorgun günler geçirdiği cerrahiye ara vermek zorunda kalır.
Dr. Özlem’in iyileşmesinden çok kısa bir süre sonra bu defa sevgili eşi rahatsızlanır. Yaklaşık 10 yıldır evine kurduğu yoğum bakım ünitesiyle eşini yaşatmaya çalışan Dr. Özlem Cankurtaran, bu yıl ciddi bir hastalık daha atlattı. Ve bize bir kez daha örnek oldu.
“Şartlar ne olursa olsun biz güçlü ve mutlu kadınlar olarak önce kendimizi, sonra ailemizi ve sonra da tüm dünyayı güzelleştireceğiz” diyen Dr. Özlem Cankurtaran’a hakkında merak ettiklerimi sordum. İşte yanıtları...

Hiçbir zaman
acıdan beslenmedim

◊ Güne nasıl başlarsın?
- Güne iyi ve enerjik başlarım. Çünkü kendini şartlandırmanın önemli olduğuna inanırım. Birçok olumsuzluk etrafımızda olabilir ama mutlu olmak ya da olmaya gayret etmek bizi iyi hissettirir ve hayatlarımız kolaylaştırır.
◊ Gün içinde en büyük enerji kaynağın nedir?
- Biliyorsun eşim bir süredir rahatsız. Onun iyi olması beni ayakta tutan temel şey. Onun dışında bütün ailemin iyi olduğunu bilmek bana enerji verir. Bütün gün telefonum hiç durmaz. Hastalarıma, dostlarıma yardımcı olabilmek de bana müthiş bir haz verir.
◊ Annenden öğrendiğin en faydalı güzellik tüyosu nedir?
- Annem enerjisi çok yüksek bir kadındır. Ondan öğrendiğim temel şey şu; bir kadının güçlü ve kendine yeten biri olması onu güzelleştirir. Sonrası cilt temizliği ve cildi nemli tutmak. Ama tekrar altını çizmek istiyorum ki aslolan, etrafa yaydığımız enerji ve ışık.
HİÇ SİGARA İÇMEMİŞ OLMAM TEDAVİYİ KOLAYLAŞTIRDI
◊ Sağlığın için neler yapıyorsun?
- Temel sağlık prensiplerine dikkat ediyorum. Buna rağmen iki büyük rahatsızlık geçirdim. Fakat hiç sigara içmemiş olmam ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmem tedavi sürecimi kolaylaştırdı. O yüzden herkese şunu öneririm; sağlıklı beslenme ve egzersizlerle çevresel etkenleri kontrol altına alabiliriz. Sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmalıyız. Temiz yiyecekler tüketmeliyiz.
◊ Cildine nasıl bakıyorsun?
- İyi bakıyorum. Daha doğrusu sen bakıyorsun cildime. O yüzden çok rahatım ama ben de cildimin temizliğine ve nemli olmasına dikkat ediyorum.
HAYAT PLANLADIĞINIZ
GİBİ GİTMİYOR
◊ Ne kadar sağlıklı olursak olalım, mutlu hissetmemiz önemli. Senin mutluluk tanımın nedir?
- Ben mutluluğun bir tercih olduğunu düşünüyorum. Acı tatlı birçok anı biriktiriyoruz. Hangisinden besleneceğimizi biz seçiyoruz. Beynimizden mutluluk hormonları salgılıyoruz. Hayata bezgin ve olumsuz bakarsak, vücudumuz da bize yardımcı olmuyor. O nedenle mutlu olmayı öğrenmemiz bize daha konforlu ve sağlıklı bir hayat sağlıyor.
◊ Biraz da neler yaptığını konuşalım. Pandemi sürecinde hayatında neler değişti? Bir kadın cerrah olarak zor işleri başaran kadınlar hakkında ne düşünüyorsun? “Hem çocuk hem kariyer yaparım” diyenlerden misin? Son eklemek istediğim sorum da; hayat hiçbirimiz için toz pembe olmadı ve olmayacak. Sen hayata ve estetiğe nasıl bakıyorsun? Ne bekliyorsun yarınlardan?
- Ben bir akciğer cerrahı olarak yetiştim ve cerrahiden çok keyif aldım. Asistanlık dönemim çok güzel geçti. O zaman tanıştığım arkadaşlarımla hiç kopmadık.
Hayat her zaman planladığınız gibi gitmiyor. 29 yaşında ciddi bir kemik rahatsızlığı geçirdim ve büyük ameliyatlardan sonra koltuk değnekleriyle yürümek zorunda kaldım.
Mesleğimi uzun zaman sürdüremedim. Fakat çalışmaya devam ettim. Artık ameliyat yapmıyorum ama hastalarımın ve danışanlarımın sağlık yönetimlerini yapıyorum. Bu da çok aktif ve enerjik bir iş. Aynı zamanda çok sosyal bir iş. Bu dinamizmi de çok seviyorum.
Gençlik yıllarımda yüzüme hiçbir uygulama yapmadım. 40 yaş sonrasında botoks yaptırmaya başladım. 2 sene önce de göz kapaklarımı aldırdım. Çünkü göz kapağım çok düşmüştü ve beni çok yorgun gösteriyordu. Ne kadar kolay bir operasyon olduğunu görünce keşke daha önce yaptırsaydım diye düşündüm.
ŞANSI VE ŞANSSIZLIĞI
BİR ARADA YAŞADIM
◊ Nasıl yaş almak istiyorsun? Seni 80’lerine geldiğinde nasıl göreceğiz?
- Genç yaşlanmak istiyorum. Aynada gördüğüm yüz beni mutsuz etmesin istiyorum. Estetiğe hiç karşı değilim. Yaşlandıkça bazı dokunuşların gerektiğine inanıyorum. Her şey kendini iyi hissetmekle başlar. Yaşımız küçük görünsün istiyoruz hepimiz. Bunu da doğru estetik müdahalelerle sağlayabiliriz.
◊ Hem hastalık atlatan genç bir kadın, hem bir hasta yakını hem de çok yoğun çalışan bir kadın olarak; hayat felsefemiz, hayata bakışımız, hastalıklara karşı tutumumuz için önerin neler olur?
- Ben şansı ve şanssızlığı bir arada yaşadım hep. Müthiş bir ailem var ve çok güzel bir çocukluk geçirdim. Sonrası büyük bir aşk ve büyük bir hastalık. Ben iyileştim derken eşimin rahatsızlığı ortaya çıktı. Her şey ardı ardına geldi.
Fakat ben hep iyi ve şanslı olan taraftan beslendim, hiçbir zaman acıdan beslenmedim. O yüzden hayatımı mutlu geçiriyorum.
Eşimin rahatsızlığına ne kadar üzüldüğümü biliyorsun. Ancak yanımda ve nefesi var diye Allah’a çok şükrediyorum. Ailemin varlığı ve sağlığına şükrediyorum.
Kendim hastalandığımda iyi olacağım diye inandım ve oldum da. O yüzden mutluluk bir tercihtir ve lütfen onu seçin diyorum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sömestir estetikleri

Pandemi süreci bir kısmımızda yorgunluk, ciltte lekelenme, sivilce olarak belirirken bir kısmımızda da hareketsiz kalmaya ve evde fazla yemeğe bağlı olarak alınan kilolarla kendini göstermeye başladı. Okulların kapalı olduğu bu günlerde sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz...

Gençler için cildin kalitesini korumak çok önemli. Dengeli ve sağlıklı beslendikleri takdirde ciltlerinde de vücutlarında da bir deforme olmayacaktır. Gençlerin sağlıklı beslenmeleri gelecek hayatlarını da çok etkileyecektir. Sağlıklı beslenme alışkanlığı, psikolojik ve fizyolojik olarak güçlü yapılar kazanmalarını sağlar. Okul stresi, pandemide yaşanan kaygılar ve değişen hormonal yapı nedeniyle ciltlerinde döküntü ve sivilce problemi bu dönem çok yaşayabilir.

Tatil dönemini verimli geçirmek için öneriler

İşte tatilin başladığı bu hafta güzel bir cilt bakımı yapabilirsiniz. Medikal bir bakım için klinik ortamına şu dönemde gidemeyen gençler evde de sağlıklı bir bakım yapabilirler.

Gençler için evde yapılacak cilt bakımı; öncelikle cildinizi ılık su ile yıkayıp yumuşak kullanılmamış bir diş fırçasını batikona batırdıktan sonra cildinize hafif masaj yaparak yedirin. Ancak alerji ve tiroid hastalığı olanların batikon kullanmasını önermiyoruz. Birkaç dakika sonra ılık su ile cildinizi yıkayıp kağıt havlu ile kurulayın.

Kurulama sonrası su bazlı bir nemlendirici ile cildinizi nemlendirin. Gün içinde ise yüzünüze mümkün olduğu kadar dokunmayın ve saçlarınızı toplayın ki yüzünüze gelmesin. Özellikle maske kullanımına bağlı çene bölgesinde oluşan sivilceler de bu sayede hafifleyecektir. Evde kaldığınız süre içinde ciltten kimyasalları uzaklaştırmak, makyaj yapmamak ve kozmetiklere ara vermekte cildin rahatlamasını sağlar.

Lazer epilasyon; bu dönem yazdan kalan bronzluğun geçmesi ve güneşin olmaması lazer epilasyon için uygun bir zamandır. Tüm vücut için rahatlıkla epilasyona girilebilir. Sömestir tatilinde özellikle seans aralığında bir buçuk, iki ay gibi bir süre olduğu için lazer epilasyon işlemi planlanabilir.

Fazla kilolardan kurtulmak için diyet ve spor ile medikal destek alınabilir; vücut şekillendirme medikal uygulamalarından legacy ultrasonik ses dalgaları, yağların parçalanmasını ve sıkılaşmasını sağlar. İşte bu dönemde sağlıklı yemek, erken akşam yemekleri ve planlanmış egzersizle birlikte beş günde bir legacy gibi medikal şekillendirici aletlerden de yardım alınabilir.

Tatilde yapılan minik bakımlar, biraz daha iyi hissetmeyi ve motive olmayı sağlarken bazı cerrahi işlemler de planlanabilir. Özellikle cerrahi işlemlerin tatilin ikinci haftasına kadar yapılıp bitirilmesi, iyileşmeye yeterli zamanın bırakılması için önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Gamze Keçeli’nin iyi yaşam reçeteleri

Bu hafta sizi sevgili dostum Gamze Keçeli ile tanıştırmak istiyorum. Gamze’nin hayat enerjisi gözlerinde saklı.

Hepimiz daha güzel yaşamak için bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Güzelliğin saçta, yüzde, vücutta saklı olduğunu zannediyoruz. Bir de bakıyoruz ki hayat her an değişen sürprizlerle dolu. Zaman zaman bizi güldürüyor, bazen de ağlatabiliyor. Hepimiz daha güzel yaşamak için bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Güzelliğin saçta, yüzde, vücutta saklı olduğunu zannediyoruz. Bir de bakıyoruz ki hayat her an değişen sürprizlerle dolu. Zaman zaman bizi güldürüyor, bazen de ağlatabiliyor. Her zaman “Yüzümde bir yaşlanma, bir sarkma var” diyen hastalarıma “Önce aynaya bakın” derim. Eğer keyfiniz iyi, enerjiniz yüksek bir anda aynaya bakarsanız, kendinizi dünyanın en güzeli hissedersiniz. Oysa ki mutsuz bir anda aynaya baktığınızda yorgun ve her şeyden vazgeçmiş bir yüz size merhaba diyebilir. Mutlu insanların gözleri parlar, yüzleri güler ve kıpır kıpır olurlar. İşte böyle bir genç kadının; Gamze Keçeli’nin hayata ve güzelliğe bakışını sizin için sorguladım.

Kısaca geçmişinden bahseder misin?

- Marmara Üniversitesi Spor Akademisi mezunuyum. Uzun yıllar hentbol oynadım. Daha sonra güzellik yarışmasına katıldım. Ardından okulumu bitirdim ve Ayla Algan hocamdan oyunculuk dersleri almaya başladım. Sonrası diziler, televizyon programları...

Üniversite ve gençlik yıllarında güzellik takıntıların var mıydı?

- Ben güzel olan her şeye oldum olası bayılırım, bu güzellik takıntısı ise cevabım evet. Sadece kadın-erkek olarak değil. Güzel döşenmiş bir ev, doğa ananın güzelliği, güzel bir manzara beni kendine hayran bırakabilir.

Peki güne kendin için nasıl başlarsın?

- Kocaman bir bardak su içerek güne başlarım.

Yazının Devamını Oku

Doğru zamanda doğru estetik yaptırmak

Günümüzde “estetik trendleri” diye bir kavram belirdi. Estetiğinde mevsimlere göre değişen trendleri varmış gibi bir algı yaratılmaya başladı. Biz hekimler, bu tür algıdan artık çok rahatsız oluyoruz.

Estetik, öncelikle iyi bir yaşam şekline sahip olabilmektir. Dengeli beslenmek, günlük aktivitelerin yanında düzenli spor yapabilmek, hayatta beklentilerinizin olması ve sevdiğiniz işi yapabilmek güzel bir yaşam şeklidir.

Tüm bu güzelliklerin bir takım estetik işlemlerle renklendirilmesi de kişinin hayatına renk katar. Ancak hiçbir zaman bedeniniz sizin üzerinde yap-boz yapabileceğiniz bir yağlı boya tuvali değildir.

Fiziki olarak estetik işlemler adına yapılan herhangi bir hatalı uygulama sizi ruhsal ve fiziki olarak keyifsiz hale getirebilir. O yüzden de yapılacak her uygulamanın artı ve eksi yönlerini iyi değerlendirmek gerekir.

Örneğin; vücudunuza yaptırdığınız basit bir dövmeyi daha sonra istemediğinizde onu sildirmeniz hem çok meşakkatlidir hem de istenen sonuca ulaşabilmek ne yazık ki her zaman mümkün değildir.

Bazen de düşünmeden sırf arkadaşınızda görüp beğendiğiniz dudak dolgusunu kendinize yaptırdığınızda beğenmeyebilirsiniz. Özellikle botoksun geçici etkisi olarak alnı oynatamamak ya da gülerken ve konuşurken yaşanan ifade kaybı sizi çok rahatsız edebilir.

En azından bu tür medikal işlemlerle şunu biliriz ki; tüm bu etkiler geçicidir ve tekrarlanmadığı zamanlarda kişi eski haline geri döner.

Cilt bakımları, geçici dolgu, botoks uygulamaları tekrar edilmediği sürece ortalama 6-12 ay içinde eski haline geri döneceğini biliriz.

Bu işlemleri yaparken veya yaptırırken de daha rahat oluruz. Ancak bu işlemleri dahi yaptırırken ki ruh halimiz çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Güzel bir yıl olsun

Her yeni yıl başlangıcında hepimiz daha iyi bir yaşam için planlar yaparız. Bu yıl hepimizin ilk dileği, pandeminin bir an önce bitmesi ve normal yaşantımıza dönmek. Peki 2021’in daha güzel bir yıl olması ve daha güzel yaş almak için neler yapabiliriz?

Bu yıl ilk mottomuz; kendimizi sevmek olsun. Kendini seven kişi olmak aslında her şeyi sevip, her güzel şeyden mutlu olmaktır. Güzellikleri görebiliyor ve gördüğümüz güzelliklerle mutlu olabiliyorsak, sağlıklı bir ruha sahibiz demektir.


MUTLU İNSAN SAĞLIKLI OLUR
Günümüzdeki en önemli sıkıntı ve hepimizin gizli anksiyetesinin gerçek sebebi, zamansızlıktan kaynaklanmaktadır. Zaman su gibi geçerken izlediğimiz bir gösterinin videosunu çekmeye takılıp o anı yakalayamazsak, sonradan geriye dönüp baktığımızda o tadı da yakalayamayız.
İşte tüm bunları unutmadan daha basit ama daha samimi yaşarsak hem çok yıpranmaz hem de mutlu oluruz.
Mutluluk her şeyin kapısını açar. Mutlu insan her zaman daha sağlıklı olur ve kendinde sorun yaratacak bir problemle karşılaştığında problemi çözmenin yollarını arar.

Yazının Devamını Oku

Estetikte inovasyon

Zor olan bu yılı uğurlarken 25-26 Aralık’ta hepimizi gelecek adına heyecanlandıran Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde 8. Türkiye İnovasyon Haftası kutlandı.

Bu yılki inovasyon haftasının konusu yaşadığımız pandemiden dolayı da “sağlıkta inovasyon” oldu.

Sağlıkta inovasyon panelinde, hastane yöneticileri, sağlık teknolojisi üreten uluslararası başarılar yakalamış ve ülkemiz adına güzel işler başarmış hekimlerle bilim insanları yer aldı.

Etkinlikte, “Estetikte İnovasyon” adlı panelde Opr. Dr. Yakup Avşar ile birlikte estetik cerrahide bizi nelerin beklediğini anlattık.

İnovasyon Haftası, sağlıkta Türkiye olarak iyi bir konumda olduğumuzu bize bir kez daha gösterdi.

Pandemi sürecinde güçlükleri nasıl aştığımız, insanlara nasıl ulaştığımız, hastane hizmetlerimiz ve kullandığımız teknolojilerin yanı sıra 21’inci yüzyılda nasıl olacağımız tartışılan       konular oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle ve
güçlü ekibinin gerçekleştirdiği bu organizasyonda, sağlığın büyüyen dalı estetik cerrahideki son yenilikler de ele alındı. Estetikte inovasyonun hedeflerinden birinin anti-aging olduğunu gördük.

Yani yaş alırken nasıl genç kalındığını konuştuk.

Yazının Devamını Oku

Üreten ve çabalayan kadın güzeldir

Eski Türkiye güzeli Jülide Ateş, Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir kraliçe... Hepimizin çok beğendiği ve takip ettiği Ateş’le güzelliğin tanımını konuştum...

Jülide Ateş, 90’lı yıllarda gençlerin gözdesiydi. Modern Türk kadını olarak birçok gence de eminim bir örnek teşkil etti. Eskiden hep bir algı vardı. “Güzel kadının kafası çok çalışmaz” ya da “güzel kadın çıtkırıldım olur” diye. Türkiye güzeli olarak taç taktı ve ciddi bir üniversite eğitiminin yanı sıra ana haber bülteni sundu.
O genç kız şimdilerde yine aynı iş temposu, güzellik ve zarafetiyle bizi ekrana kilitlemeye devam ediyor.
Güzelliğin üç halini kendisinde görüyorum. Kalpten gelen güzel bir yürek, onda genetik miras gibi... İyi düşünmek, aldığı eğitimin sonucu gibi... Zarafet ise güzellikle birleşince muhteşem bir sonuç sağlıyor. İşte güzelliğin üç hali dediğimiz; kalpten, düşünceden ve fizikten gelen güzelliğin birleştiği bu genç kadının bize önerilerini okuyalım.
◊ Yoğun çalışma temposuna rağmen cildini nasıl korudun?
- Bugün burada güzellik üzerine sohbet edeceğiz ama öncelikle güzelliğin bendeki tezahürüyle başlamak isterim. Üreten, çabalayan, emek veren, iyi niyet besleyen, ilham veren insanlar... Özgün, sade ve ahengi, denge ve uyumu olan kavramlar benim için güzeldir. Hatta bu tanımlara sığmayan hayatın bizlere bahşettiği daha nice güzellikler var. En güzeli de güzelliği zihinde tanımlayıp algılayacak bir farkındalık seviyesidir. Ruh ve düşünce güzelliğiyle bütünleşmiş, zarafetle, derinlikle harmanlanmış bir fizik, ölçüsü ve şekli ne olursa olsun güzeldir.
Aslında benim cildim sade bir insanınkine göre çok daha fazla makyaja ve kamera ışığına maruz kaldı. 20 yaşından beri ekrandayım.
Her gün canlı yayın ve ağır TV makyajı... Gençken bu kadar bilinçli de değildim. Dolayısıyla bugünkü özeni gösteremiyordum. Özellikle sabah programından sonra hemen okula yetişmem gerekiyordu. Makyajımı okulun tuvaletinde temizlediğim anlarım var ama yıllar içinde daha bilinçlendim.

Yazının Devamını Oku

Nasıl güzel yaş alırız ama yaşlanmayız

Yaş alırken çok daha iyi görünmek bizim elimizde. Kilo vermek, spor yapmak, hayata pozitif bakmak, şükretmek adeta yılları durdurucu iksir özelliğine sahiptir.

Tüm dünyanın üzerinde belki de en çok çalıştığı konulardan biri, güzel yaş almanın sırları. Tabii ki pandemi günleri bitecek ve normal yaşantımıza geri döneceğiz. Ancak pandeminin bize öğrettiği bir konu da ne olursa olsun hayat devam ediyor. Kendimizi her koşulda iyi görmek istiyoruz.
İyi görünme hali kişinin sadece şimdiki zamanda aynada gördüğü kendisi değil, yaşıtlarıyla ve geçmiş yıllarıyla da kıyaslamasında elde ettiği sonuçtur da... Mesela eski yıllarda kilolu olup zaman içinde kilo verdikçe kazanılan özgüvene bağlı olarak duyulan mutluluk...
Sağlıklı yaşamanın şartlarından olan sağlıklı beslenmeyi ve spor aktiviteleri de yaşlanmayı yavaşlatır.
Kilo vermek, spor yapmak, postürünü düzeltmek, hayata pozitif bakacak düşünce yapısı kazanmak, özellikle de şükretmek birçok kişi için adeta yılları durdurucu etkiye sahip bir iksir haline gelir.

İyi yaş almanın sırları

Yazının Devamını Oku

Dijital estetikler

Covid-19 pandemisi hayatımızda çok şeyi değiştirdi. Yeni hayatımızda artık birbirimize yaklaşmayı anormal olarak algılıyoruz. Maskesiz birilerini gördüğümüzde garipsiyoruz.

Evde yaşamaya alıştık. Eşofman ve spor ayakkabı rahatlığıyla iş toplantıları yaparken, Zoom gibi dijital ortamlar hepimizin yeni plazaları oldu. Sağlıklı olduğumuz her zaman daha iyi gözükmenin yollarını aramaktan kendimizi alıkoyamadığımızı da bu süreçte gördük.
Peki bu durum ne kadar sağlıklı?
Biz doktorlar, sağlığı “ruhsal ve fiziksel açıdan iyi olma hali” diye tanımlarız. Konu estetik olduğunda da tanım aynıdır. Estetik, kişiye zarar vermeden iyi olma halinin korunmasıdır. Peki neden iyi gözükmek isteriz? Kendimiz için mi, yoksa yaşadığımız çevreye iyi gözükmek için mi?
Tabii ki hem kendimiz hem de yaşadığımız çevre için iyi gözükmek isteriz. Öncelikle kendimizi iyi hissederek dış dünya ile ilişkilerimizi daha sağlam kurarız. Mutluluğun ilk şartlarından biridir kişinin kendisini sevmesi. Bu nedenle her her şartta hep daha iyi olmak için uğraşırız.


YENİ NORMALDE İLGİ YÜZE KAYDI

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlerinde el estetiği

Ellerin sık sık yıkanması ve pandemiyle beraber dezenfektanların kullanılması ellerin yapranıp yaşlanmasını sağlamakta. Özellikle kış mevsiminde soğukların başlaması ellerin yıpranmasını daha da arttırırken üzerine yıkamayla birlikte üstündeki koruyucu tabakada alınmaktadır. Böylece ellerde çabuk kuruma ve çatlama oluşurken bazı kişilerin hassasiyetine bağlı olarak egzamalarda gözükmektedir.

Nasıl koruyabiliriz?

Egzama ya da kimyasal veya fiziki etkenlere bağlı olarak eller bu dönemde fazla yıpranmaktadır. Yeni estetik trendlerde ellere yapılan işlemlerle yaşlanmasının da durdurulması planlanmaktadır. İşte bu dönemde el estetiğimizi nasıl koruyalım...

Yazın güneşin etkisiyle ellerde güneş lekeleri meydana gelirken kışında eller suyunu kaybederek ince kırışıklar oluşur. Yaşın ilerlemesi ile de cilt altındaki yağ dokusunu azalırken ellerin genetiğinin etkisiyle yaşlanma başlar. Ellerini çok sık sabunla yıkayan ve özellikle ellerini direkt bulaşık deterjanı gibi temizlik malzemeleriyle temasta bırakmamızla yaşlanma hızlanır. Elleri deterjanlardan uzak tutmak gerekir. Çıplak elle çamaşır veya bulaşık deterjanın kullanılması yaşlanma ve yıpranmayı artırır.

Yaz ya da kış aylarında dışarıya çıkarken ellerin üzerine yüze uyguladığımız gibi güneş koruyucu kremler sürülmelidir. Elleri korumak için her yıkama sonrası özellikle yağ bazlı kremlerle ya da losyonlarla eller nemlendirilmelidir. Ellerin nemini iyi tutmak için çok soğuk havalarda dışarıya çıkarken soğuktan koruyucu eldiven takmak çok önemlidir. Geceleri yatarken saf zeytin yağı, vazelin gibi iyi nem sağlayan kremler ele uygulanmalı ve çok yıpranmışsa ellerde gerekirse koruyucu bir eldiven de giyilerek yatılabilir. Elleri çok sıcak ya da çok soğuk su ile yıkamakta yıpranmayı arttırdığından ellerin hijyenini sağlarken ılık su tercih edilmelidir.

Lazer uygulamalarında nelere dikkat edilmelidir?

Pandemi döneminde ellere Icon gibi uygulamalar yaparken daha dikkatli olmak gerekir. Ellerin kimyasallarla direkt teması lazer tedavisinde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle el sırtındaki lekeleri hafifletmek ve anti-aging uygulamada Q-Switch lazer işleminin hem daha yumuşak hem de uzun süre de etkili sonuçları ellerde görülecektir.

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlerinde el estetiği

Sosyal mesafeye dikkat etmenin, maske takmanın ve el hijyenine özen göstermenin pandemiyle savaşta en etkili yöntemler olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Ancak sürekli yıkanması ve sık sık dezenfektanlarla temizlenmesi, ne yazık ki ellerin yıpranmasına yol açıyor. Bazı kişilerde cilt hassasiyetine bağlı olarak egzamalar da görülebiliyor. Peki pandemi döneminde ellerimizin sağlığını ve estetiğini nasıl koruyabiliriz?

Yazın güneşin etkisiyle ellerde güneş lekeleri meydana gelirken; kışın da eller suyunu kaybeder ve üzerinde ince kırışıklıklar oluşur. Yaşın ilerlemesiyle de cilt altındaki yağ dokusu azalır ve ellerde yaşlanma başlar.
Çok sık sabunla yıkamak, çamaşır, bulaşık deterjanı gibi temizlik malzemeleriyle direkt temasta bulunmak da ellerdeki yaşlanmayı hızlandırır. Bu nedenle elleri deterjanlardan uzak tutmak gerekir.
Hem yaz hem de kış aylarında dışarı çıkarken ellerin üzerine güneş koruyucu kremler sürülmelidir. Eller, her yıkama sonrası özellikle yağ bazlı kremlerle ya da losyonlarla nemlendirilmelidir.
Ellerin nemini kaybetmemesi için çok soğuk havalarda eldiven takmak da çok önemlidir. Geceleri saf zeytinyağı, vazelin gibi iyi nem sağlayan kremler uygulanmalıdır. Çok yıpranmışsa, geceleri koruyucu bir eldiven de giyilebilir.
Ayrıca çok sıcak ya da çok soğuk suyla yıkamak da ellerdeki yıpranmayı artırır, o nedenle hijyen sağlarken ılık su tercih edilmelidir.


Yazının Devamını Oku

Badem göz ameliyatı

Pandemi tüm dünyamızı değiştirdi. Bugünlerde yeni aksesuarımız, hepimizin sağlığı için şart olan maskeler oldu. Maske kullanmak günlük hayatımızda artık tamamen kabullendiğimiz bir parça. Maskeyle beraber makyaja ara verdiğimiz bu günlerde kaş-göz estetiği oldukça önem kazandı.

Yüzünüzle uyumlu bakışlar

Yeni dönemde en çok istenen estetik uygulamanın gözlerde olduğunu söylersek kimse şaşırmaz. Pandemi dönemi bize daha etkili yani etkisini kısa sürede göreceğimiz ve uzun süre de bitmeyen kalıcı işlemlerin daha çok rağbet gördüğünü gösterdi. Özellikle küçük cerrahi uygulamalarla kalıcı sonuçlara ulaşmanın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anladık.
Bununla birlikte hızlı yapılan ve kalıcı sonuçlar alınan cerrahi işlemler birçok kişi için tercih edilmeye başlandı. 30-35 yaş sonrası yavaş yavaş yer çekiminin etkisi hissedilir. Kaşlar düşmeye başlar, göz altlarında boşluklar bazen de torbalanmalar oluşur.
Üst göz kapağındaki ve kaşlardaki düşüklük, şakaklardaki boşalmalar kişiyi mutsuz ya da daha ileri bir yaşta gösterir.
Bazen de genetik nedenlerle daha erken yaşlarda kaşlar düşüktür ve bu durum kişiye mutsuz ifade verir.
Yaşın ilerlemesi, kişinin genetik yapısı, kaşların yanlış alınması ya da fazla yapılan bazı uygulamalar kaşların şeklini bozar.
Kaşlar daha düşük ve gözler yorgun gözükür. Bununla birlikte kişide orta yüz dediğimiz yanaklarda sarkma ve boşalma gözükür.

Yazının Devamını Oku

Balçiçek İlter’in güzel yaşam reçetesi

Güzel yaşam sırları olduğuna inandığım dostlarımı siz sevgili okurlarımla buluşturmaya devam ediyorum. Bu hafta köşeme konuk olan isim, ikiz çocuklarına muhteşem annelik yapan, mesleğine tutkun, güzel yaş almayı başaran bir kadın: Balçiçek İlter...

Ben Balçiçek’te önce güçlü anne imajını, sonra iyi bir haberciyi, sonra da “Bu dünyada ben de varım” diyen bir genç kadını görüyorum.
Hepimiz üniversite yıllarında bir kariyere sahip olup sonra çocuk sahibi olmayı hayal etmişizdir. Ancak kariyer merdivenlerini çıktığımız dönemde çocuk sahibi olduğumuzda, acaba genç bir kadın olduğumuzu unutuyor muyuz? Maalesef öyle. Biraz kendimizi salıyoruz ve önceliklerimiz değişiyor.
Bu sözlerim kesinlikle estetik ameliyatlarla ilgili değil. Sadece kendimize iyi bakmak adına diyetimizi, sporumuzu, hobilerimizi erteliyoruz...
Sizi bilmem ama kendim dahil, etrafımdaki birçok kadında ben bunu gördüm.
Zaman zaman hepimizin hayatında öncelikler değişir. Ancak bu durumlar “zaman zaman” olmalı, kronik hale gelmemelidir.
Sürekli hale geldiğinde kadın ya da erkek için uzun vadede bu yaşam şekli çok yorucu ve yıpratıcı olur.
Genç kalmanın en büyük sırrı, mutlu olmayı bilmektir. Mutluluk kişinin kendisini sevmesiyle başlar. Kendisini seven kişi, beden ve ruh sağlığının bir bütün olduğunu bilmesinin yanı sıra onları korumaya özen gösterir.

Yazının Devamını Oku

3 adımda meme küçültme ameliyatı nasıl olur?

Doğumlar, kilo alıp vermeler meme şeklini değiştirir. Ancak meme dokusunun asıl şeklini genetik miras verir. Hacmi büyük olduğunda postur bozukluğu, sırt ve bel ağrısına neden olabilir.

Kadınlarda meme dokusu ortalama 15 yaşında olgunlaşır ve o yaştan sonra fazla değişiklik göstermez. Doğumlar, kilo alıp vermeler meme şeklinde tabii ki etkilidir. Ancak meme dokusunun asıl şeklini genetik miras verir. Anneden, büyükanneden ya da babadan gelen genlerin özelliğine göre göğüs şeklide tüm vücut genetiği gibi şekillenir.
Genç kızlık döneminden başlayarak, ergenlik ve sonrasında yetişkin olarak birçok kadın meme şeklinden memnun olsa da meme hacmi bazen değiştirilmek istenebilir. Küçük memeleri büyütmek, büyük memeleri ise küçültmek isteyebilir. Burada en önemli konu meme dokusunun yeterli diklikte olup olmamasıdır. Meme hacmi büyük ya da küçük olabilir. Eğer sarkma yoksa kadın onu bir şekilde idare edebilir. Ancak sarkık meme zamanla yerçekiminin de etkisi ile daha da sarkabilir ve bu kadınlarda birçok probleme neden olabilir.
Meme sarkıklığını kamufle etmek için postur bozulur. Özellikle iri ve sarkık meme, kişinin omuzlarının daha da aşağıya düşmesine neden olur. Bu sorunu sırtta kamburlaşma, omuzlarda düşüklük, boyun ve kol ağrıları sırasıyla takip eder. Özellikle genç kızlarda beden eğitimi derslerinden kaçış, sosyalleşmede sıkıntılar gibi bazı psikolojik sorunlarda görülebilir.
İri meme dokusunu baskılamak için çift katlı sütyenlerin takılması, çok dar iç çamaşırı giyerek göğüslerin kapatılması da diğer çözümler olarak görülebilir. Oysa meme büyüklüğü ve sarkıklığı fizyolojik olarak da istenen bir durum değildir.
Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan teknik aynı zaman da göğüslerde dikliğinde de oluşmasını sağlar. Çoğu kez meme toparlama işlemi tek aşama yapılırken, bir miktar meme dokusu çıkarılır.

Ameliyat sonrası yaşam

Meme küçültme ameliyatı sonrası birey günlük hayatına mutlu bir şekilde hem sağlıklı hem de fit görünümle devam eder. Kişi istediği kıyafetleri rahat giyme özgürlüğünün yanında memelerinin omuzlara ve tüm bedene verdiği yükten kurtulmuş olur. Meme küçültme ameliyatları zaman zaman da ileri yaşlarda yapılabiliyor. Özellikle sırt ağrıları, diz ağrıları yaşayan kişilerde kemik dokuya yükünü azaltmak için yapılan bu ameliyatlar sonrası yaşam kalitesi artar. İyileşme süreci de hızlıdır.

Hangi kontroller yapılmalı?

Yazının Devamını Oku

Yağdan gelen gençlik

Yağ hücreleri vücudumuzun joker hücreleridir. Nerede ihtiyaç varsa oraya gönderilir ve aktarıldığı yerin özelliğini taşır. Yağ hücrelerine çoğu zaman gençleşmek, yılların izlerini silmek ve daha sağlıklı görünmek için ihtiyaç duyarız. Yağın bir bölgeden alınarak başka bir bölgeye taşınmasına yağ enjeksiyonu deriz. Yağ enjeksiyonu işlemini ise en çok yüze yaparız. Uzun yıllar yüzdeki etkisi görüldüğü için günümüzde birçok vücut bölgesine de yapılmaya başlandı. İşte daha güzel yaş almak, daha sağlıklı görünmek ve daha iyi gözükmek için yağın değeri gün geçtikçe anlaşıldığı gibi yağa karşı ilgi gün geçtikçe artmaktadır.

◊ Yağ enjeksiyonu nasıl yapılır?
Yağ enjeksiyonu genellikle hafif bir anestezi altında yapılan bir işlemdir. Ancak çok kısıtlı bir bölge için yapılacağı zamanda lokal anestezi tercih edilebilir. Yağ dokusu vücudun herhangi bir bölgesinden alınarak birtakım işlemlerden geçirilir.
İlk önce mekanik olarak ya da yıkanarak yağ hücreleri içinde bulunan kan ve doku artıklarından ayrılır. Daha sonra saflaştırılan yağ hücresi vücutta istenen yere ince kanüllerle taşınır. Yağ enjeksiyonu için vücudun her bölgesinden yağ alınabilir. Bu işlem sırasında önemli olan yağ alındıktan sonra hızlı hazırlanıp, hava teması en aza indirilerek ihtiyaç duyulan bölgeye transfer edilmesidir.


◊ Hangi bölgelere yapılır?
Yağ enjeksiyonu ihtiyaç duyulan her bölgeye yapılabilir. Yaşın ilerlemesi ile yüzde boşluklar gözükebilir ya da erken yaşlarda göz altlarında ve yanaklarda çökmeler oluşabilir. Bu doku eksikliği olan tüm bölgelere rahatlıkla yağ enjeksiyonu yapılabilir. Yağ enjeksiyonu en çok yüzdeki boşlukları doldurmak için tercih edilir. Yağ transferi sonuçlarının memnuniyet verici olması nedeniyle de vücutta her bölgeye yapılabileceği fark edilir. Çünkü yaş alma süreci tüm vücudu etkiler. Eller yağını kaybeder ve damarlar ortaya çıkar. Dekolte bölgesi kurumaya başlar ve üzerinde ince kırışıklıklar oluşur. Boyun çizgileri derinleşir ve bu bölgelere yağ transferinin yapılması ile vücutta yeniden gençleşme gözükür. Bunun dışında yüzde belirgin bir çene ve

Yazının Devamını Oku

Elleriniz yaşınızı göstermesin

Yüze, dekolteye bakım derken aslında vücudun bir bütün olduğunu anlayarak ona göre davranmaya başlamadık mı? Bir bütün olan vücudumuzda sağlığımızı korumak için ellerimize de dikkat etmeliyiz.

Estetik cerrahide yüze yapılan işlemlerde saçı dahil etmek, boynu dekolteye işleme almak ve sonrasında tüm vücut cildini değerlendirmek çok önemlidir. Son yıllarda sadece yüze değil, tüm vücuda iyi bakmanın gerekli olduğunu anladığımızdan bir bütün olarak vücudumuzu daha iyi göstermek için çabalamaya başladık.
Yüze yapılan yaşlanma karşıtı uygulamalarda ise ellerin unutulmasının hata olduğunu gördük ve elleri de vücudun ön plana çıkan bir bütünü olarak unutmamak gerektiğini anladık.

Bakım neden önemli?

Yüzümüz nasıl ki güneşle teması en fazla vücut bölgemiz olsa da ellerimizin kimyasallarla, kozmetiklerle ve güneşle teması yüzümüzden daha fazla oluyor. O yüzden de ellerimiz çok çabuk yıpranıyor ve yaşımızdan ileri gidebiliyor. Bu süreç ilk olarak çabuk kurumalar ve çatlamalar başlıyor. Ardından ince kırışıklar başlarken bir de bakıyoruz zaman içinde güneş lekeleri ellerimizin üzerinde belirginleşiyor. Her yazın sonunda yüzümüzde ve ellerimizde güneş lekelerinin daha da belirginleştiğini görmek bizi tedirgin edebiliyor.
Oysaki ellerimizi korumaya çocukluktan başlamak gerekir. Aslında yüze nasıl ki bol bol güneş koruyucu kremleri kullanıyorsak aynı şekilde bu koruyucuları burun üzerine fazla fazla sürerken el sırtına da sürmemiz gerektiğini unutmamak gerekiyor.
Çocukluktan itibaren bu alışkanlığı kazanmaya başlarsak zaman içerisinde günlük rutinimize giren yaz kış demeden yüze ve ellere güneş koruyucu sürerek güneşle temasını da kontrol altına alabiliriz.

Sadece güneş koruyucu sürmek yeterli mi?

Tabii ki hayır. Güneş koruyucu öncesi özellikle bu dönemde önem kazanan el hijyenimizde en fazla dikkat etmemiz gereken konulardan biri olarak ön plana çıkıyor. Bu nedenle el hijyeninde vücut pH dengesine yakın ve organik ürünler tercih etmek gerekiyor. Sık sık ellerin yıkanması ile de ellerdeki yağ dengesinin bozulmasından dolayı elleri iyi nemlendirmek ve üzerine gün içinde güneş koruyucu sürmek gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Leke tedavisi zamanı yaklaştı

Yaz mevsimi sonrası güneş lekeleri git gide kendini göstermeye başladı. Peki, bu lekelerden nasıl kurtulursunuz?

Güneş lekeleri; birçoğumuzu üzen, bazılarımızı makyaj yaparak kapatmak zorunda bırakan ve her geçen gün etrafımızda artarak izlediğimiz bir sorun haline gelmedi mi?
Teknoloji ne kadar ilerlese de ne yazık ki henüz tek bir yöntemle kalıcı olarak lekelerle baş etmek mümkün değil. Genetik yatkınlık, bazı hormon ilaçları, kozmetik ürünlerin yanlış kullanılması, güneşe kontrolsüz maruz kalma, hamilelik süreci gibi etkenlerin yanı sıra bazen de hiçbir neden yokken lekelenmeler meydana gelebilir.
Lekelerin en fazla oluşma nedenlerinden birisi özellikle yüze yapılan uygulamalardan sonra kontrolsüz olarak güneşe maruz kalma kaynaklıdır. Lazer uygulamaları, kimyasal uygulamalar, sir ağda yapılması gibi birçok işlemden sonra direkt güneşe çıkmak lekelenmelerin en sık nedenlerinden biridir. Özellikle leke tedavisi yaptırıp sonrasında gerekli özen gösterilmezse lekelenmenin daha da artacağı unutulmamalıdır.

Tedavisi nasıl yapılır?

Leke tedavisinde amaç, lekelenmiş cildi arındırmak ve tekrar lekelenmesini önlemek için korumaya almaktır. O yüzden leke tedavisi cilt altındaki dokuyu iyi sulamakla yani hidrate etmekle mümkün olur. Cilt altı, iyi sıvı aldığında lekelenme riski azalır ve cildin yenilenmesinin hızlanması sayesinde lekelerin yoğunluğu azalabilir.
Günümüzde hydro dediğimiz soğuk sıvı ve tazyikle yapılan bakımların ciltte yarattığı etki çok fazladır. Hydro bakımların içinde hydrofacial, mezojet gibi birçok uygulama yer alır.
Bu uygulamalarda temel hedef; cilt üzerindeki ölü tabakayı uzaklaştırıp, cilt altındaki lenf akımını hızlandırmaktır.

Yazının Devamını Oku

Göz kapağı estetiğinde yeni uygulamalar

Göz kapağı estetiği belki de son zamanlarda herkesin en çok konuştuğu estetik konulardan biri oldu. İlgi çekmesindeki temel neden işlemlerin basit ve etkili olması. Üst ve alt göz kapağında yapılacak işlemler ve medikal uygulamaları sıraladık...

Üst göz kapağı estetiği
Üst göz kapağında cilt fazlalığına bağlı düşüklük ve sarkma olabilir. Bazen de yapısal olarak aynı zamanda kaslarda düşüklük olabilir. Üst göz kapağında cilt fazlalığı varsa lokal anestezi dediğimiz, sadece o bölgenin uyuşturulması ile yapılabilir.
Göz kapağındaki fazla cilt alınırken, altta yağ fıtıkları varsa onun da onarılması gerekir. Yağ fıtıkları onarılıp cilt fazlalığı alındıktan sonra doku ince dikiş ipleri ile kapatılır.
Ortalama beşinci günde dikişler alınabildiği gibi şehir dışında yaşayan ya da dikiş aldırmak istemeyen kişilerde kendiliğinden eriyen ipler hekiminin tercihi ile kullanılabilir.
Üst göz kapağı estetiği sonrasında gözler kapatılmaz. Sadece üst göz kapağındaki katlanma çizgisinde kalan dikiş izinin üzerine gerekiyorsa özel bir bant yapıştırılır veya açıkla bırakılır.
İşlemden sonra aynı gün içinde rahatlıkla eve dönülebilir ve birkaç gün sonra sosyal hayata başlanabilir. Ancak tam iyileşme ve sonuç alma 2 hafta ile 2 ay arasında tamamlanır. Sigara kullanmamak ve uyarılara dikkat etmek göz kapağının çabuk ve güzel iyileşmesini sağlar.

Yazının Devamını Oku

Meme küçültme zamanı

Sonbaharda özellikle tercih edilen estetik ameliyatlardan biri de meme küçültmedir. Ameliyatın temel amacı omuzlardaki fazla yükü alma ve kişiye düzgün postür vermektir.

Yazın bitmesi ve havaların serinlemesiyle birlikte estetik operasyonların sayısı da artmaya başladı. Yaz aylarında kişiyi yoran ve düzeltilmek istenen bölgelerdeki sıkıntıları gidermek isteyenler bu dönem estetik operasyonlara daha fazla başvuruyor. Bunlardan biri de meme küçültme ameliyatları.
Meme küçültme ameliyatında temel amaç şöyle açıklanabilir; büyük ve sarkık memeler omuzlarda fazla yük oluşturur.
Omuzlar düşer ve sırt kamburlaşır. Kişinin postürü bozulur, dik durmak zorlaşır ve bir süre sonra omurgaya binen yük sırt, bel, hatta diz ağrılarına neden olur.
İleri yaşlarda ortaya çıkan kemik erimesi sorununun nedeniyle vücuttaki fazla yükün taşınmaması gerekir.
Özellikle kadınlarda ciddi bir risk oluşturan kemik erimesini yavaşlatmak, meme kanseri riskini azaltmak, sağlıklı ve düzgün bir postüre sahip olmak için gerekli durumlarda meme küçültme ameliyatları planlanmalıdır.

İlgi sonbaharda neden artar

Yazın ağır ve sarkık meme dokusunu toparlamak birçok kadın için zordur. İnce kıyafetlerde memeyi kamufle etmenin zorluğu, mayo ve bikini gibi plaj kıyafetlerinde yaşanan sıkıntılar, sıcaktan meme altı ve meme aralarında oluşan egzama gibi rahatsızlıklar kişinin konforunu bozar. Hantal ve kilolu bir görünüme neden olur.

Yazının Devamını Oku

Merhaba yeni yaşım

Bir süredir güzel hayat enerjisi olan, güzel düşünceleriyle çevrelerine pozitif düşünce aşılayan kişileri “İyi yaşam reçeteleri” başlığıyla köşemde konuk etmeye başlamıştım. Ayda bir defa yer verdiğim bu konukluklara kısacık bir ara verip bugün sizlere “47 yaşına merhaba” diyen kendimi yazmak istedim.

Cerrah bir kadın olarak, hatta bir bölümü estetik olan bir branşın cerrahı olarak işte ben. Yarın benim doğum günüm.
40’lı yaşlar eskiden çok uzak gelirken, şimdi bir bakıyorum 40’lı yaşların ortasını bile geçmişim.
Yaşadığımız güzelliklerin, sıkıntıların, zaman zaman büyük acıların ardından el sallarken, hayal ettiğimiz güzelliklere ulaşma azmi, heyecanlarımız ve en önemlisi de sevdiklerimiz bizi canlı tutuyor.
Asistanlığımın ilk yıllarında yeni yeni kongrelere gitmeye başladığım dönemlerde kongre konuşmalarında yüzdeki sarkmalar, göz altı torbaları, gıdı sarkmaları anlatılırken hiç dikkatimi çekmezdi.
Hatta çoğu zaman “Aman ne gerek var böyle şeylere” diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Öyle ki konusu anti-aging’le ilgili hiçbir konuşmaya katılmak bile istemezdim. Meme büyükse küçültülmeli, burunda sıkıntı varsa düzeltilmeli, dudak inceyse kalınlaştırılmalı ve hep daha “iyisi” olmalı diye bakardık arkadaşlarımla.
Tabii o zamanlar 20’li yaşlarımızdaydık tek derdimiz nöbet çıkışı ne yapacağımızdı.

Yazının Devamını Oku