Dilara Sayar

Çocuklarla ölüm hakkında konuşmak

18 Nisan 2021
Ölümcül bir hastalık haberi, ani bir trafik kazası ya da bir yılı aşkın süredir yaşamımızda olan pandemi nedeniyle ölüm haberlerini hem çevremizden hem de en yakınlarımızdan, ailemizden maalesef sık alır olduk. Özellikle çocuk ve gençlerde kaybetme korkusu sebepli psikolojik destek başvuruları arttı. Ebeveynlerin ölümü çocuklarına nasıl anlatmaları gerektiğine dair sorular çokça sorulur oldu.

Çocuklara ölüm haberini vermek ebeveynler için oldukça zorlu elbette. Ama mutlaka çocuklar ölümden haberdar olmalıdır. Gizlemek, ertelemek yanlıştır.

Hayatımızın en zor konuşmalarından birine bile başlamadan önce, çocukların neyi anlayabileceklerini bilmemiz gerekir. Ölüm ve kayıpla ilgili kavrayışları çocukların yaşına ve deneyimlerine bağlıdır. Yaşına uygun düzeyde açıklamalar yapmak şarttır.

Yaşa göre ölüm kavramı

- Okul öncesi (2-5 Yaş)

Okul öncesi dönem çocuklarının ölümün kesinliğini kabul etmesi zordur. Sadece somut olarak gerçekliğini gördükleri şeyleri anlayabilirler. Bu yüzden ölüm gerçekliğinin farkında olamazlar. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuk, kendisine söylendiği gibi ölen dedesinin “sonsuza dek gittiğini” kavrayamayabilir. Ne zaman döneceğini bile sorabilirler. Bir bitkinin tohumdan fidana dönüşümü, büyümesi, gelişmesi, sağlıklı olması ya da gerekli besinleri alamadığında sağlığını kaybetmesi gibi somut bir örneklendirme üzerinden ölüm anlatılabilir.

Küçük çocuklar doğaları gereği ben merkezlidir. Yaşanan ölüme neden olduklarını veya bunu kontrol edebileceklerini düşünebilirler. Bu onlar için endişe vericidir çünkü olanlardan kendilerini suçlu veya sorumlu hissedebilirler. Örneğin; büyük kardeş ölürse, 4 yaşındaki küçük kardeş, ölüme neden olan şeyin abisiyle ettiği kavgalar, kızgınlıkla söylediği kötü sözler olduğunu düşünebilir.

Bu dönem çocuklarına dini anlatmak ve dini kavramları öğretmek kafa karıştırıcı olacaktır. Cennet, cehennem, ahiret, ruh kavramları çocuğun zihninde bilinmezlikler yaratır. Bu yüzden ölümü anlatırken dini kavramları kullanmamak doğru olacaktır.

- Erken çocukluk (5-7 Yaş)

Yazının Devamını Oku

Çocuğunuzun okulla ilgili kaygısını azaltmanın 3 yolu

1 Nisan 2021
Kaygı, bulaşıcı bir duygudur. Özellikle aile içinde, çocuğun en yakınları olan anne-baba kaygılı ise genellikle çocukta da kaygılı tavırlar, cümleler görülebilir. Söz konusu olan okul başarısı olduğunda bazı ebeveynler hissettikleri kaygının farkındayken, bazıları bunu normalleştirmiştir ve çocuğunun kaygılarında hiç payı olmadığını düşünür. Hatta ‘Ondan çok şey beklemiyoruz, büyük hedefler koymuyoruz. Sadece elinden gelenin en iyisini yapmasını söylüyoruz.’ diyerek kendilerini savunurlar. Oysa bu cümle bile çocuk üzerinde kaygı yaratır.

Kaygılı bir çocuğun zihninde ‘Mükemmel olmam gerektiğini hissediyorum, çok çalışıyorum, en iyi puanı almak istiyorum, ama düşük puan alırsam ne yaparım, korkuyorum, anne ve babama ne derim bilmiyorum.’gibi cümleler sıkça geçer. Bu cümleleri sarf eden çocuğun ebeveynlerinin zorlayıcı, başarı odaklı, mükemmelliyetçi anne ve babalar olmalarını bekleriz. Ancak bu her zaman doğrulanmaz. Görünüşte rahat olan ebeveynler, çocuklarına sıklıkla aynı yaklaşımı sergilerler: Tek istediğimiz, sadece elinizden gelenin en iyisini yapması.

Masum gibi görünen, küçük bir hedef hissi veren ‘sadece elinden gelenin en iyisini yap’ yaklaşımı çocuğu gerçekten daha endişeli hissettirebilir mi?

Evet, daha endişeli hissettirebilir. Bunun 2 nedeni vardır:

- Belirsizlik yaratır

Cümlenin niyeti elbette kötü değildir, ancak yarattığı belirsizlik olumsuz sonuçlara gebedir. Elimizden gelen nedir, nasıldır, ne kadardır? Elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı nasıl anlarız? Bu hedefi ölçmenin veya ilerleyişi izlemenin bir yolu yok, bu yüzden bu cümle büyük bir belirsizlik yaratır.

Belirsizlik durumu, hissedilen kaygının yaygın bir nedenidir. Bir şey hakkında ne kadar emin olmazsak, onun hakkında kendimizi o kadar endişeli hissederiz.

- Olumsuz olayları kişiselleştirmeye neden olabilir

Yazının Devamını Oku

Ergen çocuğunuzu anlamak için 5 iletişim adımı

1 Mart 2021
Anne-babalar ergenlik dönemindeki çocuklarıyla konuşmaya, onlara fayda sağlayacak öğütler paylaşmaya, geleceğine ilham olabilecek sohbetleri etmeye çalıştıklarında, birkaç yıl öncesindeki gibi sarılmaya, öpmeye yeltendiklerinde çoğunlukla buz gibi bir tavır ve büyük bir direniş ile karşılaşırlar. Bir süre sonra da birkaç yıl öncesinde rahatlıkla yapabildikleri her şeye özlem duymaya başlarlar. Çoğunlukla ‘Artık çocuğumu tanıyamıyorum!’ isyanı içindedirler.

Evet, çocuğunuzla konuşmak birkaç yıl önce çok daha kolaydı. Şimdi ise henüz ağzınızı açmadan önce, tetikleyebileceğiniz tüm olası öfke anlarını tahmin etmeniz gerekiyor.

Peki değişen ne? Çocuğunuza neler oluyor? Merak etmeyin, endişelenmeyin. Çocuğunuz hayatı için yeni bir proje üzerinde çalışıyor; ‘Kişilik İnşaatı Projesi’.

Her genç birey, yetişkin olmak için ihtiyaç duyduğu üç şeyi edinebilmek amacıyla bir projeye başlar. Projenin amacı gencin benliğini bulması, kişiliğini inşa edebilmesidir. İhtiyacı olan bu üç önemli şey ebeveynler için genellikle sorumluluk, olgunluk, empati, eleştirel düşünme gibi karakter özellikleridir. Bunların her biri elbette önemli niteliklerdir ancak bunlara sahip olmadan da yetişkin olmak mümkündür. Tıpkı çevremizdeki birçok yetişkin bireyin sahip olmadığı gibi..

Çocuğunuzun kişilik inşaatı projesinde, bir yetişkin olabilmek için ihtiyaç duyduğu üç temel şey; bir yetişkin beyni, bir yetişkin bedeni ve bir yetişkin kimliğidir.

Çocuğunuzun hayatındaki bu noktaya kadar, kimliğinin belirleyici noktalarını çoğunlukla anne-baba olarak siz seçtiniz. Kiminle oyun oynayacağını belirlediniz, hangi kıyafetleri giyeceğini seçtiniz, onu kendi programınıza, kendi ilgi alanlarınıza, arkadaşlarının çoğunlukla tercih ettiği sporlara veya popüler aktivitelere yönlendirdiniz. Şimdi çocuğunuz; kimlerle takılacağı, ne yapmaktan hoşlandığı, neleri giymek istediğini, hangi sporla ilgilenmek, hangi tarzda müzik dinlemek istediğine kendisi karar vermek istiyor. Çocuğunuz artık benliğini en iyi ifade eden şeyleri bulmak için büyük bir arayış içinde.

Ergenlikte çocuğunuzla iletişiminiz nasıl değişecek?  

Ergenliğin başlangıcında, çocuğunuz bir birey olarak kendini tanımaya, kim olduğunu anlamaya yönelik nörolojik ve gelişimsel bir ihtiyaç hisseder. Bu ihtiyacını karşılama çabası, çocuğunuzun sizden uzaklaşmak ve ayrışmak için güçlü bir çaba içine girmesine neden olur.  Bazen zorlu olsa da ebeveynler kabul etmelidir; bağımsızlaşmak ergenliğin normal ve doğal bir parçasıdır.

İletişimi kesmek, genellikle bu süreçte çocuğunuzun atacağı ilk adımdır. Antropolojik olarak düşünün. Dil; iletişimi sürdürmenin bir yoludur ve kişileri birbirine bağlar. Ancak ergenlikte, çocuğunuzun alışık olduğu yerden uzaklaşmaya ve yeni bağlar kurmaya başlaması gerekir. Ergenlik dönemi gençlerin argoyu benimsemeye başlamasının nedeni de budur. Bu yeni konuşma şekli, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini bilinçli olarak kodlamayı sağlar, yetişkinleri dışlar, onların anlama yetenekleriyle alay eder. 

Yazının Devamını Oku

İlk 6 ay bebekler için kilometre taşları

15 Şubat 2021
Bebeklerin dünyaya merhaba dedikleri andan itibaren 1 yıl süresince tüm anları gelişimsel kilometre taşlarıyla doludur. Beklenilen gelişimsel değişimleri tamamlayan bebekler, sağlıklı bir birey olma sürecine güçlü bir adım atarlar.

Bir bebeğin sağlıklı gelişimi adına sevgi ve ilgi göstermek, temel ihtiyaçlarını karşılamak, konuşmak, oyun oynamak gibi her dönem için gerekli başlıklar vardır. Bununla birlikte dönemsel olarak bebekten beklediğimiz değişimler ve bu değişimler için ebeveynlerin vermesi gereken destek noktaları vardır. Bağışıklık konusunda ilk 6 ay anne sütüne yapılan vurguyu, ben de bebeğin gelişim süreci konusunda ilk 6 aya değinerek yapmak istiyorum.

1 aylık bebek: Ten teması ve güven ilişkisi şarttır

Bebeğin hayatının ilk ayında sadece yemek, uyku ve tuvalet var diye düşünsek de bundan çok daha fazlası vardır. Dünyaya merhaba deyişinin ilk ayı boyunca, aslında 1 yılı için temel oluşturulur. İlk ay ebeveynlere düşen en önemli görev; ten temasını ihmal etmemek ve temel ihtiyaçlara cevap vermektir. Ten temasının önemi tahmin ettiğinizden çok daha büyüktür. Anne rahminde tamamen güvenli ve korunaklı bir ortamdan gelen bebek, artık uyaranlarla dolu bir dünyada yaşıyor ve endişeli. Endişelerini en aza indirmek, sakin kalmasını sağlamak ve güvende hissetmesine yardımcı olmak hedeflenmelidir. Anne ve babalar bebekleriyle vakit geçirirken, bebeği göğüs ya da karın bölgesi üzerine direkt tenleriyle temas edecek şekilde konumlandırmalılar. Bu konumdayken onunla konuşun, şarkı söyleyin. Çünkü sesinizi tanıyor. Bu ayda özen gösterilen temas ve güvenli ilişki konusu gelecek için de önemli bir yatırım olacaktır.

2 aylık bebek: Fiziksel ve duygusal uyanış başlıyor

Bebeğinizin halen temel ihtiyaçları önceliklidir; yemek, uyku ve tuvalet. Hala çokça uyumasına rağmen, haftalar geçtikçe giderek daha uyanık hale gelecektir ve uyanık zamanlarında vücudunu keşfetmeye başlayacaktır. Bebeğinizi ellerini incelerken, ayaklarını emerken ya da bir şeyleri tekmelerken bulabilirsiniz. Bu dönemde bol bol yer oyunu oynamaya ihtiyacı vardır. Çünkü tüm motor becerilerinin gelişimi için gerekli olan güç, denge ve koordinasyonu kazanmasında yer oyunları oldukça önemlidir. Yer oyunlarında zaman zaman yüz üstü konumda olmasını sağlamak kol,bacak,omuz kaslarını geliştirecektir. Aynı zamanda bebeğe görsel ve işitsel uyaranlar bolca sunulmalıdır. Bebeğiniz artık sizin yüzünüzü tanıyor ve duyduğu sesleri anlamlandırıyor.

3 aylık bebek: Hareketlerini keşfediyor

Yazının Devamını Oku

Dışarıda daha fazla vakit geçiren çocuklar daha mutlu yetişkinler oluyor

27 Ocak 2021
Yapılan son bilimsel araştırmalar, dışarıda oynamanın çocuklar ve onların gelişimi için oldukça faydalı olduğunu doğruluyor. Peki aileler çocuklarının dışarıda vakit geçirebilmeleri için yeterli zamanı ayırabiliyorlar mı? Pandemi koşulları çocukları dışarı çıkarmayı ne ölçüde mümkün kılıyor? Dışarıyı içeriye taşımanın, evin içinde de doğayla olabilmenin yolları var mı? Birlikte bakalım.

Ne yazık ki şimdiki çocuklar, bizlerin ve anne-babalarının çocukluğundaki kadar dışarıda vakit geçirmiyorlar. Bunun sebebini ailelerin toplumsal endişelerine, koruyucu tutumlarına, teknolojik uyaranların artışına ve yaklaşık son 1 yıldır içerisinde bulunduğumuz salgın sürecinin zorunlu kıldığı kısıtlamalara bağlayabiliriz. Ancak çocukların ihtiyaçlarını göz ardı edemeyiz. Onların fiziksel, zihinsel ve psikolojik sağlıkları için doğada olmaları, temiz havayı ve güneş ışığını yeterli miktarda depolamaları mutlaka gereklidir. Çocuklar için başlayan yarıyıl tatili değerlendirebileceğiniz iyi bir fırsat.

Büyürken daha fazla yeşil alanda bulunmak, yaşamın ilerleyen dönemlerinde psikiyatrik bir bozukluğa yakalanma riskini düşürüyor.
Danimarka Aarhus Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma; doğada daha fazla zaman geçiren çocukların, gelecekte yetişkin bir birey olduklarında çeşitli psikiyatrik problemler geliştirme olasılığının daha düşük olduğunu gösteriyor. Aile öyküsü, genetik yatkınlıklar, travmatik yaşantılar ve zihinsel sağlığı etkileyen daha birçok faktör bu olasılığı etkiler. Ancak bu araştırma etkenlere önemli bir ekleme yapmamız gerektiğini açıklıyor. Sonuç;  hemen hepimizin bildiği şeyi, çocukların ihtiyacı olan doğayı, temiz havayı, hareketi doğruluyor. Esas önemli nokta ise, çocukların bugünü için değil gelecekleri için de doğanın ne kadar gerekli olduğudur.

Araştırma çocukların günde 4-6 saat dışarıda olması gerektiğini söylüyor. Ancak çalışan ebeveynlerin yoğun temposunu, büyükşehirlerdeki toplumsal kaygıları ve salgın kısıtlamalarını düşününce bu çok mümkün olmayabilir. Bunun yerine  haftada en az 3-4 kez, toplamda  dışarıda 4-6 saati geçirebilmek idealdir. Güzel havalarda sıklığı artırmak elbette doğru bir tercih olacaktır.

Araştırma bulguları doğayla çok iç içe olamayan, şehir sakini ebeveynler için endişe verici olabilir. Ancak dışarıyı eve taşımanın, doğayı kente entegre etmenin yolları da bulunabilir.

Boya fırçalarınızı doğadan yapın: Küçük ağaç dallarından fırçanızın tutacağını, çalılardan, çeşitli şekillerdeki yapraklardan fırçanızın uç kısmını oluşturabilirsiniz. Birlikte, farklı yaprakların sayfada nasıl farklı şekiller oluşturduğunu gözlemleyebilir, doğayı resim kağıtlarına taşıyabilirsiniz.

Tohumdan bir şey yetiştirin: Küçük filizlerin ortaya çıkışını görebilmek için tohum yetiştirmek, çocuklara bir bitkinin yaşam döngüsünü öğretebilecek keyifli ve meraklandıran bir aktivitedir. Bitkinin ihtiyacı olan güneş, su, toprak ve diğer tüm etkenleri konuşabilirsiniz. Aktivitenize biraz daha heyecan katmak için ilgi çocuğunuzun tohumların büyümesinin ne kadar süreceği konusunda tahminler yaptırabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte her günkü değişimi fotoğraflayabilir, notlar alabilirsiniz.

Tohum avcısı olun:

Yazının Devamını Oku

2021'de verebileceğiniz 6 ebeveynlik kararı

6 Ocak 2021
Muhtemelen bir yıla veda etmeye, 2020'ye veda etmekten daha fazla hazır olmadık. 2021’e hepimiz yeni umutlar, yeni hedefler, yeni kararlarla başladık. Size bu yıl için listenize bir ekleme yapmanızı öneriyorum. 2021'de her zaman olmak istediğiniz ebeveyn olun. Bu karar ailenize ve evinize huzur, neşe, güven ve anlamlı bir iletişim getirecek. Bu önerilerim zaten hali hazırda yaptığınız birçok şeyin daha fazlasını yapmakla ilgili değil, yaptıklarınızı daha iyi hale getirmekle ilgili. Bugün bu 6 değişikliği yapmaya karar verin ve hızla uygulamaya başlayın.

Çocuklarınıza zaman ayırma şeklinizi yeniden düşünün

‘Her gün çocuklarımla 10 saat geçiriyorum neredeyse! Yeniden düşünecek ne var ki?’ diyebilirsiniz. Ama benim kast ettiğim, başka hiçbir meşguliyetin sizi bölmediği ve sadece çocuğunuza günlük ne kadar zaman ayırabildiğiniz.

Fiziksel olarak çocuklarınızla birlikte olduğunuz halde, zihninizle, bedeninizle ve ruhunuzla her zaman tam olarak orada olamayabilirsiniz. Tam anlamıyla çocuğunuzla meşgul olacağınız bir zaman ayırmaz iseniz çocuk çoğu zaman dikkatinizi üzerine çekmek için türlü seçenekler deneyecektir. Ağlamak, öfkelenmek, araya girmek, kardeşlerle kavga etmek gibi. Çünkü tüm bu davranışlar, olumsuz ilgi yaratsa da, anne-babaların dikkatini mutlaka çeker. Çocuklar sadece ihtiyaç duydukları ilginin doyurulmasını isterler.

Çocuklarınızla zaten geçirdiğiniz zaman için yeni bir düzenleme yaparak olumsuz ilgi yaratan davranışlarını tersine çevirebilirsiniz. Çocuğu merkeze alarak, istekli, dinleyici, katılımcı ve doğrudan orada olduğunuz anlar, etkili zamandır. Günlük minimum 10 dakika ile başlamanızı öneririm. Çocuk merkezli olması, ayırdığınız zamanı çocuğunuzun yönlendirmesi demektir. Onun kurduğu oyuna eşlik edin. Elinizi tezgahtan, gözünüzü telefonunuzdan uzaklaştırın. Çocuğunuzla geçireceğiniz vakit için tamamen hazır olun. Birlikte geçirdiğiniz zamanın ardından geri bildirim vermeyi ihmal etmeyin. ‘Bugünkü özel zamanımızdan çok keyif aldım! Bunu yarın tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum!’ gibi.  Ona ayıracak zamanınız olacağını bilmek, çocuğunuza iyi gelecektir.  

Çocuğunuzun yeterince uyuduğundan emin olun

Çocuklar uyku ihtiyaçlarını çoğunlukla kabul etmezler, ancak çocukların düzenli yatma saatine ve kaliteli uykuya mutlaka ihtiyaçları vardır. Değişim için çocuklarınızın uyku saatlerini istikrarlı bir şekilde 15 dakika erkene alarak başlayabilirsiniz. Var olan bozulmuş uykuyu düzene sokmak ya da yeni bir düzen kurmak için etkili olacaktır. Tutarlı ve kararlı olmanız şart. Çünkü bir kez geç yatmasına izin verdiğinizde, çocuğunuz her gün için sizinle pazarlık etmeye başlayacaktır. Yeni bir davranış kazandırmak tekrara bağlıdır. Her gün uygulanan değişmez bir kural çocukta baskı yaratmaz, tam tersi güven hissettirir.

Rutinleri yenileyin

Yatma saatleri için bir rutin oluşturduktan sonra, çocuklar için çok eğlenceli olmayan diş fırçalamak, ödevleri tamamlamak, ertesi gün için gerekli hazırlıkları yapmak gibi işler için zaman planlaması yapın.  Günlük rutindeki hoşlanılmayan ama mecburi olan işleri öncelikli tutmalısınız. Tablette video izlemek, telefondan oyun oynamak gibi teknoloji zamanlarının ve ona keyif veren aktivitelerin gerekli işler tamamlandıktan sonra olabileceğini mutlaka belirtin.  

Yazının Devamını Oku

Çocuklar için kitap sevgisi yaratacak etkili tüyolar

28 Aralık 2020
Kitaplar, benim için vazgeçilmez yeni yıl hediyelerindendir. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için de öyle olduğunu düşünüyorum. Anne-babalar bu önerime çoğu zaman ‘Alıyoruz ama okumuyor.’ sitemi ediyorlar. Birkaç denemenin ardından ise çabalamaktan vazgeçiyorlar. Ancak kitap sevgisi yaratmak, çocukta okuma isteği uyandırmak anne-babaların desteği olmadan mümkün değildir. Çocuğunuza bebekliğinden itibaren her gün kitap okumak için zaman ayırmak çok değerli ve güçlü bir çabadır. Uyku öncesi ya da gün içinde herhangi bir zaman dilimi, hiç fark etmez. Yaş 3 ya da 10, hiç fark etmez. Düzenli bir kitap okuma rutini oluşturmak ve ona etkili bir sesli okuma yapmak her yaş için gereklidir.

Anne-babalara önerilerim;

Evi kitapsız bırakmayın: Bir çocuğu kitapsever yapmak için yaşam alanında bolca kitabın olması ilk koşuldur. Kitaplar, oynamayı sevdiği diğer oyuncakları gibi ulaşabileceği yerlerde olmalıdır.

Neyle ilgilendiğini gözlemleyin: Çocuğunuzun ilgi alanlarına uygun kitapları satın alın. İstediği tarzda kitaplar okumasına izin verin. Çünkü zorundalık sevgi değil, inatlaşma yaratır. İlgi alanlarını izledikleri programlardan, sevdikleri karakterlerden ve yaşadıkları deneyimlerden belirleyebilirsiniz.

Yaşına uygun anlatım dili olan kitapları alın: Çocuklar, iyi okuyucu olduklarında okumayı sevmeye başlarlar. Bu yüzden tercih edilen kitapların anlatım dili incelenmelidir. Özellikle küçük yaş grubu için eğlenceli cümleler, kafiyeli sözcükler içeren kitaplar tercih edilebilir. 

Katılımına izin verin: Özellikle küçük çocukların okumaya katılımlarını sağlayın. Yinelenen cümleleri içeren kitapları okumak örneğin "Sanırım yapabilirim, sanırım yapabilirim", çocukların siz okurken söze girmelerini ve hikayenin bir parçasıymış gibi hissetmelerini sağlar. 

Her kitabı ilk defa okuyormuş gibi okuyun: Aynı kitabı farklı zamanlarda ancak ilk coşkuyla okuyun. Bu okumalar çocuğun hem kelime hazinesini destekler hem de çocuğa kitapların her zaman heyecan duyulabilecek şeyler olduğunu öğretir.

Günde 15 dakikanızı mutlaka ayırın: Gün içindeki sorumluluklarınız kitap okumaya vakit ayırmanızı zorlaştırabilir ancak uyku öncesi zamanlardan 15 dakika ayırmak iyi bir tercih olacak, hatta uykuya geçişi kolaylaştıracaktır.

Hangi yaşta nelere dikkat edilmeli?

Yazının Devamını Oku

Oyun, kaygıya karşı mükemmel bir panzehirdir

21 Aralık 2020
Yetişkinler kadar çocukların da kaygı ve korku hissetmeleri normaldir. Ancak halen büyük bir belirsizliğin sürdüğü, her gün salgına dair güncel haberleri duymak zorunda kaldığımız koronavirüs nedeniyle bazı çocukların kaygı düzeyleri yoğun bir artış gösterebilir.

Kaygı ve korkular çocukluğun normal bir parçasıdır, ancak bazen çocuk hissettiği olumsuz duyguların yoğunluğu nedeniyle içine kapanabilir, iletişimi azaltabilir ya da normali dışında davranımlar sergileyebilir. Yeme ve uyku düzeninde bozulmalar, ağlama krizleri ya da öfke nöbetleri yaşanabilir. Bu noktaya varan yaşantılar elbette anne ve babaları da endişelendirir.

Oyun, bu zamanlarda mükemmel bir panzehir olabilir. Ebeveynler, endişeli çocuklarını oyun aracılığıyla sakinleştirebilirler. Oyun, hem gerginliği azaltır hem de zor konularla başa çıkmak için çocuğa güvenli bir alan sağlar. Çocuklar, ifade etmesi zor olan duygularını açığa çıkarmak için hayali oyuna başvururlar ve her türlü oyun materyalini kullanırlar. Oyuncak bebekler, peluş hayvanlar, inşaat tuğlaları, bloklar onlar için kullanışlı materyallerdir. Örneğin, çocuklar salgına dair korkularını ve korunma ihtiyaçlarını temsil etmek için etrafında çok yüksek duvarlar olan bir ev kurabilirler. Zihinlerindeki yanlış öğrenmeleri, cevap bulamadıkları meraklarını oyun içinde ifade edebilirler. Oyun sayesinde duygusal iyileşme gerçekleşir.

Peki oyuna nasıl ve nereden başlamalısınız? Birlikte bakalım...

Ona özel zaman teklif edin

Yaklaşık 10-15 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın. Çocuğunuza bunun "özel zaman" olduğunu ve bu süre içinde birlikte istediğiniz her şeyi yapabileceğinizi söyleyin. Telefonunuzun kapalı olduğundan, hiçbir işinizin bu özel zamanı bölmeyeceğinden emin olun. 

Çocuğunuzun sizi yönlendirmesine ve özel zamanınızın yöneticiliğini yapmasına izin verin; ne yapmak istediğini seçmesine zaman tanıyın. Belki size ne yapacağınızı söyleyen öğretmen olarak bir oyun kurar ya da otoriter bir abi rolünü oynar. Ona iyi gelen oyun senaryosu ve oyun içinde yapacağı yönlendirmelere izin verin, siz de içinizdeki çocuğu fark ederek anın tanıdın çıkarın ve iyi bir gözlemci olun.

Düzenli olarak özel zaman uyguladığınızda, çocuğunuzun güvende hissettiği bir alan yaratmış olursunuz. Özel zaman, çocuğunuzun duygularını canlandırmasına ve duyguları hakkında konuşmasına yardımcı olur. ‘Korkabilirim ama yanında kendimi sevgi dolu ve güvende hissettiğim bir yetişkin var. Ben bu korkumla baş edebilirim.’ cümlesi zamanla çocuğun iç sesi olacaktır.

Onun kahkahalarını takip edin

Yazının Devamını Oku