GeriDeniz Yoldaç Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...

Bugünlerde 1 litrelik bitkisel sütler marketlerde 20 lirayla 45 lira arasında satılıyor. Aynı miktarı evde yapmanın maliyetiyse 3-10 lira arasında... Üstelik yapılışı da oldukça basit. Örneğin pirinçten süt yapabilir, sonra o sütü vegan bir muhallebiye dönüştürebilirsiniz. Fındık sütüyse hem tatlılara hem de kahvaltılık gevreklere çok yakışır.

Fındık, badem, ceviz, pirinç, toz Hindistan cevizi, ay çekirdeği hatta kavun çekirdeği... Bu besinler süte, peynire, yoğurda ve daha birçok lezzetli ikâmeye dönüşebiliyor. Bundan yalnızca birkaç yıl öncesinde bırakın bitkisel yoğurdu, kremayı; marketlerde bitkisel süt alternatifleri bulmak bile çok zordu. Şu anda çeşit çeşit marka arasından seçim yapma imkânımız var: Tuzlu tariflerde kullanmak ve krema yapmak için kullanabileceğimiz alternatiflerden biri olan yulaf sütü, tatlılarımızda kullanmak için fındık sütü, şekersiz ve bitkisel süt çeşitleri, kahvemize koymak için soya ve badem sütleri hatta latte yapacaksak daha yağlı bitkisel barista sütleri... Bu ürün çeşitliliği arttıkça mutfak hayatımız kolaylaşsa da bu sütleri evde yapmak hâlâ daha ekonomik. Şu anda
1 litrelik bitkisel sütler marketlerde 20 ile 45 lira arasında satılıyor. Evde 1 litre bitkisel süt yapmanın maliyetiyse 3-10 lira arasında. Yapılışı da oldukça basit.

Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...Sütünüzü tatlandırmak isterseniz pekmez, hurma özü ya da akçaağaç şurubu kullanabilirsiniz.

Süt elde etmek istediğiniz 1 su bardağı çiğ yemişi suda 6-8 saat bekletip süzün, ortalama 3 su bardağı suyla birlikte blender’a alın. Tatlandırmak isterseniz 1 yemek kaşığı pekmez, hurma özü ya da akçaağaç şurubu ekleyin; yüksek hızda blender’da çekip süzün; işte bitkisel sütünüz hazır! Bir bardak çiğ kuruyemiş için 3 ile 5 bardak arasında su kullanabilirsiniz. Damak zevkinizi göz önüne almanız yeterli.

Ben kestane şekerinden ay çekirdeğine kadar birçok malzemeyle süt yaptım; en iyi sonucu 1 su bardağı kuruyemiş ve 3.5 bardak suyla aldım. Favori tatlandırıcılarımsa hurma-hurma özü, akçaağaç-agave şurubu ve IKEA’lardan bulabileceğiniz mürverçiçeği özü.

Birkaç önerim daha var... Sütünü yapmak istediğiniz ürünü suda beklettikten sonra suyunu süzüp soğuk suyla iyice durulayın. Sütünüzün daha pürüzsüz olmasını isterseniz blender’da daha uzun süre çekebilir; en ideal sonuç için iyi bir süzme kesesi
kullanabilirsiniz.

Yapay katkı maddesi ve raf ömrü uzatıcı maddeler içermediğinden bitkisel sütünüzü ağzı sıkıca kapalı bir şekilde ve buzdolabında saklamalı, en geç 3-4 gün içinde tüketmelisiniz. Kuruyemişlerin çiğ ve taze olması da elde edeceğiniz sütün kalitesinde çok önemli bir yer tutuyor. Dilediğiniz kuru meyveler ve sıvı özlerle de sütlerinizi tatlandırarak mutfağınızda zevk verici deneyimler yaşayabilir, sadece süt olarak tükettiğiniz gıdanın onlarca lezzetli halini keşfedebilirsiniz.

MUHALLEBİ
(3 kişilik)

Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...

NE LAZIM?

* 3 su bardağı bitkisel süt

* 1 çay bardağı yulaf (iyice çekilmiş)

* 3 yemek kaşığı mısır nişastası

* 1 su bardağından biraz az şeker

NASIL YAPARIM?

* Yulaf, nişasta ve şekeri bir tencereye alıp iyice karıştırın. Üzerine soğuk bitkisel sütü döküp ocağınızın altını açın, iyice karıştırın. * Bir karıştırıcı yardımıyla topaklanma yapmaması için sürekli karıştırarak kaynamaya başlayıncaya kadar pişirin. Kabarcıklar çıkmaya başlayınca 2-3 dakika daha pişirerek ocaktan alın, ara ara karıştırarak ılımaya bırakın; hızlıca servis kaplarınıza alın.

* Buzdolabında en az 4-5 saat soğutun. Kuruyemişlerle süsleyip yiyin.

HİNDİSTAN CEVİZİ SÜTÜ
(3 kişilik)

Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...

NE LAZIM?

* 1 su bardağı toz Hindistan cevizi

* 3.5 su bardağı kaynar su

NASIL YAPARIM?

* Kaynar suyunuzu ve kuru Hindistan cevizi rendenizi bir blender’a atın. Önce düşük hızda 1 dakika, sonra yüksek hızda 1 dakika çekin.

* Bir tülbent yardımıyla sütünüzü süzün, posasından ayrıldıktan sonra kalan sütünüzü ağzı sıkıca kapanan bir şişeye alarak buzdolabında saklayabilirsiniz. Kullanmadan önce çalkalayınız.

NOT: Bu sütü tüm tatlı tariflerinizde ve yoğurt/krema yapımında kullanabilirsiniz.

İNCİRLİ FINDIK SÜTÜ
(3 kişilik)

NE LAZIM?

* 250 gr çiğ fındık

* 1 lt su

* 2-3 kuru incir

NASIL YAPARIM?

* Çiğ fındığı 8-12 saat suda bekletin ve süzün.

* 1 lt soğuk suyunuzu, suda beklemiş fındıklar ve kuru incirle birlikte blender’a atın.

* 1 dk yüksek hızda çektikten sonra bir tülbent yardımıyla sütünüzü süzün

NOT: Özellikle tatlı tariflerinizde ve kahvaltıda kullanmaya çok uygun olan bu sütü buzdolabında saklayın, 1 gün içinde tüketin. Daha uzun ömürlü olmasını isterseniz tarifi incir yerine hurma ekleyerek de yapabilirsiniz.

PİRİNÇ SÜTÜ
(3 kişilik)

Fındıktan, bademden ya da kestane şekerinden...

NE LAZIM?

* 1.5 su bardağı haşlanmış pirinç (beyaz ya da esmer)

* 4 su bardağı su

* 3 hurma

* 1/2 çay kaşığı deniz tuzu

* 1 paket vanilin (tercihe bağlı)

NASIL YAPARIM?

* Pirinçleri, suyu ve diğer malzemeleri blender’a atıp 2 dakika boyunca önce düşük sonra yüksek hızda çekin. Sütünüzü buzdolabında 3-4 güne kadar saklayabilirsiniz.

NOT: Bu tarifi haşlanmış pirinç yerine 1 su bardağı kuru pirinci 4-5 saat suda bekletip iyice yıkayarak da hazırlayabilirsiniz.

NEREDEN ALIRIM?

Bitkisel süt kesesi ve diğer birçok vegan malzemeyi bulabileceğiniz Kadıköy Moda’daki Vegan Bakkal’da hazır bitkisel süt çeşitlerini de bulabilirsiniz. 2017’den bu yana hizmet veren ve İstanbul’da yüzde 100 vegan ürün satan sayılı yerden biri olan Vegan Bakkal’da mutfak malzemelerinin yanı sıra ekolojik hijyenik ped gibi farklı ürünler de satılıyor.

 

X

Herkes burger sever...

Susamlı burger ekmeğinin arasında bir değil, iki kat köfte... Soya soslu, dağ kekikli mantarlı bir sos... Soğan dilimleri, turşu ve sarımsakla çeşnilendirilmiş vegan mayonez... Ağzınız sulandıysa tarifime buyurun!

Vegan beslenme denilince akla haşlanmış sebze, avokado ve yeşil salataların geldiği günler geride kaldı. Veganlığı sağlıklı yaşam biçimi için bir diyet olarak görmenin sonuçlarından biriydi bunlar... Oysaki veganlık bir diyet olmanın çok ötesinde. Üstelik bitkisel mutfak da kendini tekrara düşüremeyecek kadar bol seçenekle dolu... O yiyeceklerden biri 7’den 77’ye herkesin sevdiği burger!

Birbirinden farklı köfte, ekmek ve soslarla yaratıcı kombinasyonlar yapabiliyoruz. Burgere soğan eklemek, o soğanın beyaz mı mor mu olacağına karar vermek, soğanı karamelize etmek veya çıtırlaştırmak bile burgeri bambaşka lezzetlere dönüştürebiliyor. Bu hafta size beyaz soğan dilimleri ve mantarlı sosla hazırladığım tarifimi vereceğim. İçine kıvırcık marul, bir büyük dilim pembe domates ve kornişon turşu da koyuyorum; çok yakışıyor.

MANTARLI SOS

NE LAZIM?

6 kültür mantarı (dilimlenmiş)

Yazının Devamını Oku

Veganların bitmeyen derdi: Herkes bizim yemediklerimizle ilgileniyor, ‘Bir kerecik ye, ne olur’ diyor

Restoranda “Bu ürün vegan mı” soruma “Hayır, un var” şeklinde bir cevap gelebiliyor, ‘Acaba glütenle mi karıştırdı’ derken başlıyoruz sohbete... Dışarıda yemek yerken de ısrarla kendi yediklerinden tattırmaya çalışanlarla uğraşıyoruz.

Düşünün ki her nereye giderseniz gidin, hiç istemeseniz de yemeğinizi sipariş verdiğiniz an tüm gözler sizin üzerinize dönüyor. Herkes sizin yemediklerinizle ilgilenmeye, sizi bundan caydırmaya ve “Bir kerecik ye, ne olacak” gibi sözlerle kendi yediklerinden tatmanız için ikna etmeye çalışıyor. Masadaki herkesin aksine tercih ettiğiniz yaşam biçimini müdafaa etmek durumunda kalıyorsunuz. Üstelik neyi, neden yemediğinizi açıkladığınızda da ‘agresif’ ilan ediliyorsunuz! Veganlığın marjinal bir yaşam biçimi sanıldığı yılları geride bıraktık diye umuyorum. Bu yaşam biçiminin bilinirliği konusunda beş yıl önceyle bugün arasında çok fark var en azından. Yine de veganlar istenmeyen durumlarla karşılaşıyor.

Şimdiye dek “Bu masa vegan mı”, “Bu sodanın etiketi hayvansal bazlı yapıştırıcıyla mı yapıştırıldı, biliyor musunuz”, “Kola vegan mı”, “Tuvaletteki sabun hayvanlar üzerinde denendi mi” gibi onlarca soru duydum. Bu sorular size ilginç mi geldi? Halbuki veganlığı anlamaya başladıkça bu soruların “Bu yemeğin içinde et var mı” diye sormaktan farksız olduğunu görürsünüz. Çünkü veganlık bir beslenme biçimi değil. Bir ürünün veya yemeğin içinde süt olmasıyla herhangi bir ambalajda hayvansal bazlı yapıştırıcı kullanılması arasında hiçbir fark yok. Her ikisi de veganların ‘hayvan sömürüsü içermeme kriterleri’ni
karşılamayan şeyler.

Bir vegan olarak dışarıda bazen trajikomik şeyler de yaşıyorum. Herhangi bir restoranda “Bu ürün vegan mı” dediğimde “Hayır, un var” şeklinde bir cevap gelebiliyor mesela. Bir taraftan “Acaba vegan ve glüteni mi karıştırdı” sorusu, diğer taraftan unun bile vegan olmama ihtimali ve “Ya bir bildiği varsa” kuşkusu... Ama tabii ki glütenle karıştırılmış oluyor ve başlıyor ikisinin arasındaki farkı anlatma seansı...

Uzun uzun sohbet ettiklerimden biri, Vegan Kasap’a gelen 60 yaşlarında bir beydi. Her yeri süzüp “Kızım, etler nerde” diye sordu. Dolaptaki bitkisel etleri gösterdim, “Dışardan bakıp duruyorum. Ben de kasabım, dayanamadım girdim” dedi. Ben anlattıktan sonra “Artık kasaplıktan öğreneceğim hiçbir şey kalmadı sanıyordum. Meğer yolun başındaymışım” dedi gülerek. İki hayli farklı kasabın karşılaşması hiç de korktuğum gibi olmadı...

RAFİNE ŞEKERSİZ SOĞUK ÇAY

(5 kişilik)

NE LAZIM?

Yazının Devamını Oku

Bitkisel etin leziz ve popüler hali

Buğdaydan, gerçeğini aratmayan lezzetli bir et elde etme fikri kulağa nasıl geliyor? Asya’da 1.500 yıldır yenen ‘seitan’, tadı ve dokusu kadar doyuruculuğuyla da şaşırtan, popüler bir seçenek.

Zamanında Çin imparatorları bir haftalık geleneksel diyetlerinde sıklıkla yermiş bu yiyeceği. Vejetaryen Budist rahiplerin sofrasında da kendine yer bulurmuş... ‘Seitan’ (seyitan) buğday unu, su ve tuz kullanılarak yapılan bir hamur aslında. Yapımı biraz meşakkatli olsa da nötr bir tadı olması sayesinde içine katılan her türlü aromayı sünger gibi içine alıyor. Elbette etin sahip olduğu aminoasitleri barındırmasa da glüten hassasiyeti olmayanlar için iyi bir protein kaynağı...


SEİTAN (BUĞDAY ETİ)

(2 kişilik)

NE LAZIM?

500 gr un

Yazının Devamını Oku

Dünyanın bütün sebzeleri... Birleşin!

Evde ne varsa, ne artmışsa... Çıkarın buzdolabından, hepsini bir tencerede kaynatın... Şifa dolu bu leziz sebze suyuyla da ister vegan bolonez soslu makarna ister domatesli pilav yapın...



Mutfaktaki gıda israfını azaltmaya haftalık yiyecek planı yaparak ve bu plana bağlı kalıp gerekli miktarda ürün satın alarak başlayabiliriz. Bu plana her zaman tam olarak uyamayabiliriz ama en azından bize haftalarca yetecek bir alışveriş yapmamızı ve tazeliğini yitiren ürünlerle baş başa kalmamızı engelleyecektir. Mutfakta en çok kullandığım, neredeyse gizli malzemem diyebileceğim bir tariften bahsetmek istiyorum: Sebze suyu. Hafta boyunca kestiğiniz maydanozların saplarını, sebzelerin köklerini, her birinden bir tane kalmış sebzeleri ve bu sebzelerin kabuklarını kaynatın, kendi sebze suyunuzu hazırlayın. Neredeyse tüm yemeklerinize hem besin değeri kazandırması hem de aromasını arttırması için ekleyebilirsiniz. Tarifte vereceğim sebzelerin dışında biriktirdiğiniz birçok sebzeyi de kullanabilirsiniz.

SEBZE SUYU

(1.2 litre için)

NE LAZIM?

1 kabak 2 havuç 4 arpacık soğanı (ya da yeşil soğan) 200 gr mantar (kestane veya kültür) 

Yazının Devamını Oku

Menüsü zengin, lezzeti bol

Genelde yemedikleri yiyecekleri konuşuyoruz ama sanılanın aksine veganların menüsü hiç de zayıf değil. En az 1.500 meyveyi ve bir o kadar da sebzeyi ve bitkileri saymazsak; bakliyat çeşitleri, tahıllar, kuruyemişler ve tüm bunlardan elde edilen binlerce çeşit ürünle liste uzadıkça uzuyor. Vegan etler ve çeşit çeşit bitkisel sütler de cabası...

Öncelikle veganlığın bir beslenme ya da diyet seçeneği değil, bir hayat şekli ve yaşam felsefesi olduğundan başlamalıyız. Beslenmenin yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğu bu yaşam biçimi, hayvan sömürüsünün yer aldığı her türlü yaşam şeklini mümkün olduğu sürece reddederek hayvanların kullanılmasını engelleyecek alternatifleri araştırmayı ve bunu geliştirmeyi destekliyor. Beslenme olaraksa hayvandan elde edilen ya da üretiminde bir hayvan sömürüsü olan hiçbir gıdanın tüketilmemesini söylüyor elbette. Bu gıdalara kırmızı ve beyaz et, yumurta, süt, yoğurt, peynir ve bal örnekleri verilebilir.

Geriye ne mi kalıyor? En az 1.500 meyve çeşidini ve bir o kadar da sebze ve yenebilir bitkiyi saymazsak; bakliyat çeşitleri, tahıllar, mantarlar, kuruyemişler ve tüm bunlardan elde edilen binlerce çeşit yemekle liste uzadıkça uzuyor.

ALTERNATİF ÜRÜNLER ÇOĞALIYOR

Gün geçtikçe daha fazla veganın dahil olmasıyla giderek büyüyen vegan yaşam biçimi, gıda alanında da birçok yeni alternatifin doğmasına öncü oluyor. Bununla da kalmayarak geleneksel yöntemlerle bilinirlik kazanmış ürünlerin yerini almaya başlayan ikame ürünler yayılmaya başlıyor. Bitkisel süt endüstrisinin hızlı gelişimi buna verilebilecek güzel örneklerden.

Bunlara bakarak ‘Veganlar ne yiyor’ sorusuna yüzlerce yanıt verebiliriz: Ezogelin çorbası, pilav, yaprak sarma, mercimek köftesi, patates, makarna, zeytinyağlı fasulye gibi birçok geleneksel yemeğin yanı sıra vegan pastırma, peynir, yoğurt, sucuk, sosis gibi ikamelerden de faydalanabiliyoruz. Sayıları her gün artan vegan/vejetaryen restoranlardaki yemekler de cabası...

Sizinle temel bir besin kaynağı sayılan sütün bitkisel tarifini ve geleneksel yemeğimiz güvecin doyurucu bir vegan versiyonunu paylaşmak istiyorum. Birçok farklı tarifin temel öğelerinden biri olduğu için hayvansal süte alternatif olarak bitkisel süt kullanabilmek çok değerli. Bu tarifi, yoğunluk ve damak zevkinize göre başka bir çiğ kuruyemişle (Örneğin; kaju, badem, fındık...) değiştirebilirsiniz. Laktozsuz yulaf sütünü evde hazırlamak çok pratik, üstelik bütçe dostu bir tercih.

Yazının Devamını Oku