GeriDeniz SİPAHİ Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular

BEN kooperatiflere çok inanıyorum. Türkiye bu organizasyonlardan bir süre vazgeçti. Bana göre yanlış da yaptı. Oysa İtalya ve İspanya kooperatifler sayesinde ürünlerini bütün dünyaya satabildiler.

 

Yarattıkları markalarla katma değer yarattılar. Çoğunu takip ediyorum ve çok da başarılı buluyorum.
Pandemi süreci aslında bazı gerçeklerin yeniden masaya gelmesini sağladı. Tarımsal yatırımlarını yapmayan hiçbir ülkenin güçlü olması mümkün değil.
İyi ki yerel girişimler, iyi fikirler var da tarım gündemden düşmüyor.
Bugün size çok başarılı bulduğum bir girişimden bahsedeceğim.
Döngü Kooperatifi...
Farklı mesleklerden 9 kadının girişimiyle, bir AR-GE Kooperatifi olarak 20 Aralık 2018 tarihinde İzmir’de kuruldu. Aralarına sonradan bir kişi daha katıldı, 10 oldular.
Hepsi de yakın arkadaşlarım.
Aslında onları sizler de tanıyorsunuz.
Gazeteci yazar Ayçe Bükülmeyen, tekstil mühendisi Burcu Karaca Uğural, ekonomist Elmas Kuruoğlu, işletmeci Güliz Kıymaz, çevre mühendisi Meltem Çiftçi, gıda mühendisi Müge Nisari, gazeteci Sevda Boduroğlu, avukat Tülay Aktan, tekstil mühendisi Zeynep Çakaloz, endüstri mühendisi Zeynep Derece...
Hepsi de iddialı, işlerinde başarılı, Türkiye’yi çok seven, girişimci, üreten, iyi fikirler peşinde koşan kadınlardır.
Yaptıkları işleri her zaman dört dörtlük, bütün ayrıntılarını düşünerek ve katma değer yaratarak yapmışlardır.
Döngü Kooperatifi’nde de böyle hayalleri var.
Kar amacı gütmeyen, tarımsal üretimi destekleyen, tarımın güçlendirilmesi, köylünün topraklarını işlemeye devam etmesi için çözümler ve modeller oluşturmayı hedefleyen bir kooperatif yarattılar.
Onları yakından ve ilgiyle izliyorum.
Yaptıklarını çok beğeniyorum.
Ve İzmir’den başlayan bu öyküyü Türkiye’ye örnek gösteriyorum.

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular


Bu kadınlar neleri yapmak istiyorlar

KIRSALDAKİ kadının ve gençlerin konumunu güçlendirerek, kırsal kalkınmaya katkı sağlamak birinci amaçları...
Ve ben bunu çok doğru buluyorum.
Kadınlarımızın, gençlerimizin toplumda öne çıkmalarını sağlamalıyız.
Kadınlarımızın meslek sahibi olmalarını, mesleklerinde de en iyisi olmalarını özendirmeliyiz.
Tüm bunları da çevreye duyarlı, adil üretime uygun ve paylaşıma önem vererek, kooperatiflerle işbirlikleri kurarak yapmak istiyorlar. Her adımda şeffaf ve hesap verebilir olmayı, teknoloji ve yenilikçi fikirleri tarıma uygularken kadim bilgiyi de kayda alma ilkelerine sadık kalarak yapmayı tercih ediyorlar. Sürdürülebilir olmak burada en önemlisi bence...
Şimdi el attıkları her konuda bu kriterleri bir anayasa gibi görüyorlar.
Onlarla birlikte işbirliği yapan herkesi bu organizasyonda buluşturuyorlar.
İlk ürünler gelmeye başladıkça çok daha büyük işler yapacaklarına olan inancım daha da arttı.
Türkiye her konuda daha katma değerli ürünler geliştirmeli.
Ve bunu yapabilecek bilgi birikimine ve insan kaynağına sahip…

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular
Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular
Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular


Altın bitki keteni yeniden hatırlattılar

DÖNGÜ Kooperatifi’nin ilk ele aldığı konu keten oldu. Verimi yakalayamayan, ürününü satamayan köylünün, 70’li yıllardan sonra keten üretiminden uzaklaştığı, tarlaların ekilmekten vazgeçilip ormanlaşmaya başladığı, keten tezgahları ve aletlerinin çürümeye bırakıldığını gözlemledi. Keten üretimini yeniden canlandırmak için “Tarımda kadim bilgiler, yeni fikirler” sloganı ile çalışmaya başladılar.
İlk keten ekimini Batı Karadeniz’de iki ayrı bölgede toplam 100 dönüm arazide gerçekleştirdiler. Kooperatifin kurucularından Zeynep Derece şunları söylüyor.
“Orada edindiğimiz tecrübeyi; keten bitkisinin özellikle kışlık ekimde susuzluk sorununun çözümü olabilecek bir yarı nadas bitkisi olması sebebiyle Tire Bölgesi’ne taşımaya karar verdik. Tire Belediyesi ve Menemen Tarımsal Araştırma Enstitüsü işbirliği ile deneme ekimlerine başladık.
Keten bitkisi antik Anadolu medeniyetlerinde dahi yetiştirildiğine dair kanıtlar bulunan bu topraklara ait endemik çeşitlerimizin olduğu bir bitki. En önemli özelliği; tohumundan sapına, köküne kadar her yerinin gerek gıda olarak gerek tekstil, inşaat, boya, komposit, otomotiv, denizcilik, kağıt sanayi gibi pek çok kullanım alanının olması. Doğaya dost bir bitki, zararlısı yok. Pestisit kullanmak gerekmiyor. Hedeflerimiz; üretici ile kalıcı ortak çalışmalarla sanayinin ihtiyacını karşılayacak yarı mamullerin üretildiği sağlıklı bir işletme zinciri oluşturup, sürdürülebilir adil bir gelir modeli ile keten ekilen bölgelerdeki gençlerin büyük kente göçünü azaltmak, kadınlarımıza ekonomik güç sağlamak. Yerelde kalkınma modelleri oluşturarak, sanayi ile üretici arasında bir ara yüz olarak değer yaratmak. AR-GE kooperatifi modelini geliştirip yaygınlaştırabilmek için yöntemler bulmak, kalıcı, her yerde uygulanabilen bir sistem geliştirmek.
Her alanda kullanılabildiği, iyi bir gelir kaynağı olduğu için yüzyıllarca altın bitki olarak adlandırılan keteni hayatımıza yeniden sokmayı hedefliyoruz.”
Ketenin gıda ürünü olarak tüketim alışkanlığını yerleştirmek istiyorlar. İlaçsız tarımla yetiştirilen yüzde yüz yerli keten tohumuyla sağlıklı, bitkisel protein ve Omega 3 zengini gıda katkı ürünleri hazırlattılar. Bunları www.dongukoop.com üzerinden alabiliyorsunuz. Keten lifini ipliğe ve kumaşa dönüştürmek için güçlü bir tekstil sanayi kuruluşunun desteğiyle AR-GE çalışmalarına da başladılar. Ketenden kompozit üretme çalışmaları yapan bir tekno girişim firmasını, keten lifi vererek destekliyorlar.
Döngü iyi işler yapıyor, takip edin.

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular


Yaşamın döngüsüne katkı ver

DÖNGÜ Kooperatifi’nin hikayesini anlatan bir belgeseli tamamlamak üzereler... Kentli, köylü herkese cesaret vermek ve kooperatifleşerek üretmelerini, gelişmelerini sağlamak istiyorlar.
Bu belgeseli ben de heyecanla bekliyorum.
Çünkü iyi öyküler, örnekler insanlara ilham veriyor. Türkiye’de başarılı modelleri herkese anlatmalıyız. İyi örnekler kısa sürede insanları heyecanlandırıyor, teşvik ediyor ve yeni başarı öykülerinin çıkmasını sağlıyor.
Döngü Kooperatifi’ni kuran, geliştiren, hayaller kuran ve kurduran herkese kendi adıma teşekkür ediyorum.

X

Pandemi sonrası canlanma değil sıçramalar olacak

BEN gazeteyi satır satır okurum. Reklamlar dahil...


Hatta uzun yıllar küçük ilanları bile okurdum. Reklam dünyası her zaman ilgimi çekmiştir. Sadece bir ürünün ya da bir yerin tanıtımı için değil; benim için bir haber kaynağı da olmuştur reklamlar...
O yüzden televizyonlardaki reklam aralarında kanal kanal gezinmem.
Bir outdoor ilanının önünde durup o konuyu nasıl işlediklerini inceler, notlar bile ararım.
Tabii son yıllarda sosyal medya ilanları da ilgi alanımda...
Çok yaratıcı reklamlar olduğunu da söylemeliyim.
Aslında bütün yollar markalaşmaya gidiyor. Hangi mesleği yaparsanız yapın, hangi ürünü üretiyorsanız üretin iyi anlatmanız, iyi tanıtmanız lazım.

Yazının Devamını Oku

Tarımdaki başarı hikayelerine ihtiyaç var

REŞAT Yörük ile birlikte yıllarca aynı kurumlarda gazetecilik yaptık. O sonra masanın öteki tarafına geçti; birçok kurumun basın danışmanlığını üstlendi. En son İzmir Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı görevini yaptı. Aziz Kocaoğlu’yla birlikte çalıştı.


Kocaoğlu döneminin en beğendiğim hizmetlerden biri kooperatiflere verilen desteklerdi.
Bana göre Tire’deki süt üreticileri için verilen destekler bir başarı hikayesi yarattı.
Sütte bugün İzmir fiyatı, kaliteyi, üretim ekonomisini belirleyen bir merkez haline geldiyse bunda uygulanan kooperatif modelinin büyük payı vardır.
Ben İtalya ve İspanya’yı çok yakından takip ediyorum.
Fransa’da önemli hikayeler var ama kooperatifleşmede iki ülkenin belirgin bir başarısı bulunuyor.
Yerel bir ürünü dünya pazarlarına tanıtabilmek, satabilmek gerçekten başarıdır ve alkışı hak eder.

Yazının Devamını Oku

Kentlerimiz merkeze sıkıştı alternatifler de gerekiyor

O kadar çok salgını konuşuyoruz ki; bütün gündemler aslında ikinci plana düşüyor.


Arada hatırlatmalar yapıyorum.
Büyük şehirlerin pandemi sonrasındaki trafik problemleri çok daha ağırlaşacak.
Ve hatta salgınla birlikte değişen yaşam alışkanlıklarından dolayı yazlık yerlerde de birinci problem trafik, ulaşım olacak.
İstanbul’un trafiği ve yollarda geçirilen süre her zaman konuşulur.
Türkiye’nin kalbi İstanbul’da attığı ve altyapı yatırımları sürekli yapıldığı için ben İstanbul’u şanslı buluyorum.
Evet; hala trafik yoğun ve sıkışım ama alternatifler de yok değil.

Yazının Devamını Oku

Asıl şimdi kendi karantinamızın zamanı

KISMEN kapandık.

 


Belki de daha sıkı tedbirlerle ve daha uzun bir süre kapanmalıydık.
Ama her ülkenin kendi gerçekleri ve şartları var.
Türkiye gibi ülkeler ekonomilerini kapatmadan, hayatı yavaşlatarak bir yöntem izliyor.
Pandeminin ilk dönemini çok iyi yönettik.
Herkesin bilmediği ve hazırlıklı olmadığı bir süreçte belki de insanların endişesi daha fazla olduğu için dikkatliydik.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’yi dinlendirmeliyiz

YAZIMI yazdığım saatlerde Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan sonuçlar henüz açıklanmamıştı. O yüzden yazacaklarımın bazı detayları eksik kalabilir. Onları da bir sonraki gün yorumlarım.


Ama şu bir gerçek;
Bu vaka sayılarıyla devam edemeyiz. Ramazan döneminde mümkün olduğu kadar Türkiye’nin dinlenmesi, dinlendirilmesi gerekir. Yaptığımız her yanlışın sonuçları çok ağır oluyor.
Bu sefer de öyle oldu.
Mart başında tedbirler biraz gevşetilince her şeyi bitmiş kabul ettik, tablo ortada...
Oysa bu gevşemenin bir nedeni vardı.
Özellikle hizmet sektörü sıkıntılı bir süreç yaşamıştı. Restoranlar, lokantalar, kafeler 2020’nin yarısını kapalı ya da yarı kapasite çalışarak geçirmişlerdi.

Yazının Devamını Oku

İzmir Futbol Holding olmaz mı?

SITKI Şükürer’in Pazar günkü “İzmir Futbol Holding A.Ş.” yazısı büyük ilgi gördü.Okumayanlar için tavsiye ederim.


Özetle şöyle diyordu;
“İzmir kulüpleri özellikle Karşıyaka, Göztepe, Altınordu ve Altay, bir adım geride İzmirspor, gerek geçmişleri gerek taraftar sayılarıyla, her biri bir kent değeri konumunda.
Göztepe Sayın Mehmet Sepil’in stratejik yönetimiyle süper Lig’e yükselerek kendini mali olarak döndürebilen bir yetkinliğe ulaştı.
Yine Altınordu’da Sayın Mehmet Özkan muhteşem tesisleri ilk alt yapıyı önceleyerek yetiştiricilik gelirleriyle sağlam bir modelleme oluşturdu ve Türk futboluna damga vuracak adımları herkese hissettiriyor.
Bu süreçte Karşıyaka ve Altay’ın da gecikmeden benzer bir yolculuğa çıkması elzem gözüküyor.
İlk aşamada İZVAK’ın yönetim imtiyazını elinde tuttuğu İzmir Futbol Holding A.Ş kurulur.

Yazının Devamını Oku

O uçakta kurulan hayaller

2003 yılında Ahmet Piriştina’yla Güney Kore’ye gittik. İzmir’e üniversite yaz olimpiyatlarını getirmek istiyorduk. Piriştina’nın heyecanını hissediyorduk. O heyetteki herkesin hem fikir olduğu bir şey vardı.



O da İzmir gibi bir kentin artık uluslararası büyük organizasyonlara evsahipliği yapması gerektiğiydi.
1971’de İzmir Akdeniz Oyunları’na evsahipliği yapmış ve çok başarılı olmuştu.
O gün yapılan spor tesisleri İzmir’deki spor kültürünün gelişmesinde katkı sağlamış ve sportif başarılar üst üste gelmişti.
Daha doğrusu dünyanın her yerinden gelen sporcular İzmir’i hayatları boyunca unutmayacaklardı.
Sporun, sanatın işte böyle bir etkisi var.

Yazının Devamını Oku

Bir gayret daha

HERKES Bilim Kurulu’ndan yasaklar, tedbirlerle ilgili yeni tavsiyeler bekliyordu. Ancak Bilim Kurulu ertelendi. Şimdi gözler hafta başındaki Bakanlar Kurulu’na çevrildi. Önümüzdeki günlerde Ramazan başlayacak ve arife gününden itibaren restoranlar, işletmeler kapanacak.Her fırsatta yazıyorum.


Bu işletmelerin ayakta kalması gerekiyor.
Bu pandemi birkaç aya sönecek, aşılar arttıkça her ülke biraz rahatlayacak.
Ancak bu işletmelerin dayanacak gücü de kalmadı.
Devletleri, hükümetleri çok iyi anlıyorum.
İmkanları olan ülkeler ciro kayıplarını karşıladılar ve işletmelerin yaşamalarını sağladılar.
Ama bu imkanı olmayanlar süreci zamana yaydılar.

Yazının Devamını Oku

Herkes karantinasına sahip çıksın

SAHADA çalışan filyasyon ekiplerinde olan arkadaşlarımla konuşuyorum.


Hepsinin enerjisi tükenmiş durumda.
Son günlerde her gittikleri evden, her aldıkları numuneden pozitif sonuçlar çıktığını söylüyorlar.
Üstelik İngiliz mutantı diye adlandırılan yeni virüsün çok daha ağır geçtiğini söylüyorlar.
Resmi vaka sayıları da 55 binleri geçtiğine göre bu sayıyı da en az dört ve beşle çarparak gerçek sayıyı bulabiliriz.
Bütün dünyada genel kabul de böyle zaten...
Çünkü hiçbir belirtisi olmadan, ayakta geçiren milyonların olduğu söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Şu kripto para meselesi

GEÇEN gün oğlum Atlas’ı piyano dersine götürdüm. Hava güzel olduğunda Karşıyaka sahiline çıkıp yürüyorum. Bu sefer yağmurlu olunca müzik okuluna yakın bir kafeye oturup kitabımı açtım çayımı yudumlamaya başladım.


Pandemi öncesi yer bulmakta zorlandığım kafede çok az masa vardı. Garson arkadaşlar da kendi aralarında sohbet ediyorlardı.
Bir ara konuştuklarına kulak misafiri oldum.
Ben borsa endeksini konuştuklarını zannettim.
İkinci çayımı söylerken; tanıdığım arkadaşlara takıldım, “Nasıl gidiyor?” diye...
Borsa değil, kripto paralarla ilgileniyorlarmış.
Birkaç dakikada nereden, neleri alıp sattıklarını, gece yarısına kadar çalıştıklarını anlattılar.

Yazının Devamını Oku

Aşısını olan ofise geri dönsün

İLK günden bu yana yazıyorum.

 

Yüz yüze iletişim gibisi yok; diye...
Meslekte 30 yılı çoktan geçtim. Bugünün teknoloji olanaklarıyla nerede olduğunuzun bir önemi yok gibi gözükse de; gazetecilik gibi iletişimin yüksek kullanıldığı bir sektörde uzaktan gazete yapmanın zor olduğunu görüyorum.
Aslında bu durum bize özgü de değil.
Salgının arttığı günlerde dünyanın önemli şirketleri evden çalışmayı kalıcı hale getirmişlerdi.
Uluslararası büyük şirketlerin başında Google, Facebook vardı.
Google salgın öncesinde de esnek çalışmayı teşvik eden bir iş modeli kullanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Beni ekrana kilitleyen canlı yayın geçidi

CUMARTESİ akşamı benim gibi birçok kişi ekran karşısına kilitlendi.


Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçe mumyası “Firavunların Altın Geçidi” olarak adlandırılan kortejle Kahire’deki müzeden Giza’daki yeni müzeye taşındı.
Ve bu tören 400 televizyon kanalından canlı yayınlandı.
Yeni Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi’ni herkes gibi ben de merak ediyorum.
Pandemi biter bitmez ilk gideceğim yerlerden biri de Mısır olacak.
Kortej kral ve kraliçelerin iktidarda oldukları döneme göre kronolojik olarak dizilmişti.
Kral II. Ramses Mısır’ı MÖ 1279’dan itibaren 67 yıl boyunca yönetmiş, tarihte bilinen ilk barış anlaşmasını imzalayan hükümdardır.

Yazının Devamını Oku

Hepimize görev düşüyor onları yalnız bırakmayalım

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ydü.


Cuma günü Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ile Konak Engelsiz Yaşam Köyü’ne gittik.
Bizi merkezin müdürü Bahar Bozarslan Öncel karşıladı.
Hep yazıyorum.
Çok genç yaşlardan bu yana kendimi yakın hissettiğim sivil toplum örgütlerine üye oldum.
Çoğunda aktif çalıştım, sosyal projelere destek oldum.
Geçenlerde baktım sayıları 30’u geçmiş.

Yazının Devamını Oku

Markalarımıza iyi bakalım

MARKANIZA ne kadar iyi bakarsanız, o da size iyi bakar...


Ve gerçekten öyledir.
Markanıza sürekli yatırım yapmanız gerekir.
Elbette parametreler bugünün dünyasında hep değişiyor.
Rakipler çıkıyor, piyasa şartları değişiyor.
Ama siz uzun vadeli düşünüp yatırım yapmaya devam ettiğinizde hep kazançlı oluyorsunuz.
Size bir örnek vereyim.

Yazının Devamını Oku

Onları yalnız bırakmayalım

BUGÜN 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü... Bazı istatistiklere göre 60 doğumda bir görüldüğü tespit edilen otizm, çağımızın en önemli engellilik sorunları arasında yer alıyor. Otizm diğer engel gruplarıyla birlikte okulda, sokakta, işyerlerinde, belediye ve diğer kamu kurumlarında, hiçbir ayrımcılık türünün kabul edilemeyeceği bir engellilik hali.

 


Benim ailemde bir otizmli yok ama çevremde, yakın dostlarım arasında çocukları otizmli olanlar var.
Ben de otizmle bu sayede tanıştım.
Onların yaşadıklarını gözlemledim, hissettiklerine ortak oldum.
Ve bir gün Nüvit Uyar geldi ziyaretime...
Uyar’ı mimar olarak tanımış ve izlemeye başlamıştım.

Yazının Devamını Oku

Hibrit çalışma modeli tersine göçü artırabilir

FULYA Soybaş’ın moderatörlüğünde hazırlanan “Hürriyet Bizimle”yi keyifle izliyordum.

 

Bu seferki konuk da bendim.
Fulya’yla biraz pandemiyle değişen hayatımızı ama daha çok da İzmir’i konuştuk.
Aslında İzmir ile ilgili konuşurken, yorum yaparken Çanakkale’den Antalya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı konuşmak gerekir.
Bir Çanakkaleli’nin, bir Uşaklı’nın, bir Balıkesirli’nin, bir Denizlili’nin, bir Muğlalı’nın mutlaka İzmir ile bir bağlantısı vardır.
Ve bütün bu ilişkilerin tam ortasında hep İzmir vardır.
Pandeminin ilk günlerinde kimse salgının bu kadar süreceğini tahmin etmemişti.

Yazının Devamını Oku

Önceliklerimiz değişti ama ihtiyaçlarımız değişmedi

DÜNYA ilginç bir dönem yaşıyor. Pandemileri sadece filmlere konu olan öyküler olarak biliyorduk. Meğerse hayatımızı değiştirecek kadar gerçekmiş. Ve sanki bugünün tıbbı, her şeyi birkaç haftada, birkaç bilinen ilaçla tedavi edeceğini ya da önleyebileceğini zannediyorduk. Öyle değilmiş.


Bilim ne kadar ilerlese de, bilinmezlikler o kadar çokmuş.
Yine de daha iyi bir dünya için mücadele ediyor herkes...
Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti.
Böyle bir dönemde belediye başkanlığı yapmak da zordu.
Pandemi seçim döneminde verilen sözlerin önüne geçti.
Sağlığı en başa koyduğumuz için diğer konular listenin sonuna kaymış oldu.

Yazının Devamını Oku

Kurallara uymayanlar ayıp ediyor

Hep “Önümüzdeki iki hafta çok kritik” dendi, bu pandemi sürecinde.

 

Ben de uzmanların ağzından çok dinledim.
Ve bu kritik iki haftalar bir türlü bitmedi.
Galiba aşılama tamamlanmadan da bitmeyecek.
Evet, şimdi uzmanlar yine aynı şeyi söylüyor.
Bu iki hafta gerçekten kritikmiş.
Ve bence kurallara uymayanlar ayıp ediyor.

Yazının Devamını Oku

Aklımda kalan o kareler

İZMİR iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biriydi Ataman Bükey...


Benim de gazetecilik hayatımda sık konuştuğum, dertleştiğim insanlardan biriydi.
Vefat haberini alınca kendi arşivime girip yazılarıma, fotoğraflara baktım.
Ve 13 Aralık 2009’taki bir yazımı buldum.
Şöyle yazmışım;
***
Bazen çalışma odamdaki arşivimde saatler nasıl geçiyor anlamıyorum.

Yazının Devamını Oku

Her zaman daha çok demokrasi dediler

EGE Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin kuruluşunu dün gibi hatırlıyorum.


TÜSİAD’ı kuran, fikrini geliştiren, sivil toplumculuğu Türkiye’de büyüten iş insanları, sonra da İzmir’de benzer bir yapıyı kurmak istediler.
Yine bir mart ayıydı.
16 Mart’tı...
Ve yıllar 1992’yi gösteriyordu.
Ben de o günlerde ekonomi sayfalarını yöneten biri olarak iş dünyasındaki bu gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydim.
Gerçekten de 90’lı yıllar Türkiye’nin siyasette dalgalı geçen yıllarıydı.

Yazının Devamını Oku