Türkiye’nin artılarını da görelim

KORONA salgını hepimiz için birer hayat tecrübesi oldu.

 


Elbette devletler için de bu geçerli...
Net söylemeliyim ki; Türkiye birçok ülkeye göre bu sınavdan başarılı çıkıyor.
Çıktı diyemem çünkü mayıs ayını da tedbirleri elden bırakmadan tamamlamalıyız.
Türkiye ekonomisini durdurmadan ama birçok konuda önlem alarak süreci yönetti.
Önce 65 yaş üstü vatandaşlarımıza yasaklar getirdi, sonra 20 yaş altına..,
Restoranlar, AVM’ler kapatıldı; sosyal izolasyon kuralları uygulandı.
Daha da önemlisi sağlık altyapısı yeniden gözden geçirildi, dizayn edildi, dünyadaki gelişmeler takip edilerek ilaç protokolleri hazırlandı.
Bilim Kurulu’nun yerinde, doktorlarımızın anında müdahaleleri de bu başarının en önemli ayrıntılarıdır.
Her zaman söylüyorum.
Türkiye’nin yapması gereken çok önemli işleri var.
Yani eksiklerimiz çok...
Ama bizim iyi ve güçlü yanlarımız da var.
Bunları da göz ardı etmeyelim.
Büyük bir ülkeyiz, tarihimiz önemli deneyimlerle dolu...
Devlet geleneğimiz ve geçmişimiz birçok ülkeden fazla...
Büyük bir coğrafyada bir arada yaşama kültürümüz herkesten fazla...
Bazen yanlışlar yapıyor olabiliriz.
Bu büyük tecrübeye aykırı gelebilecek davranışlarda da olabiliyoruz.
Ama Türkiye’nin gücüne inanın.
Ben bu ülkenin geleceğine, insanlarına hep inandım.
Bu süreçte de gördüm ki;
Türkiye’yle gurur duyuyorum.

 
Başka yerde yaşayamam

BİR şey daha var.
Ben Türkiye’den başka bir yerde yaşayamam.
Dünyanın birçok yerini görmüş, yaşamış biri olarak her fırsatta dile getirdim, yazdım.
Herkesin arayış içinde olduğu, alternatifler aradığı bir dönemde de ısrarla yazdım.
Bu ülkede doğmuş, bu coğrafyayı içine sindirmiş hiç kimse bir başka yerde yaşayamaz.
Korona salgını sürecinde birçok tanıdığım insanla konuştum, tanımadıklarımı televizyonlardan, sosyal medyadan izledim.
Her birinin ortak görüşü Türkiye’yi özledikleriydi.
Bir kariyer planı için gidenleri destekliyorum.
Yurtdışında olanların bizi temsil ettiklerini, bir lobi zinciri kurduklarını biliyorum.
Ama onun dışındakilerin geri dönüş için fırsat beklediklerini düşünüyorum.

 
Başka bir dünyanın
özlemi içinde olanlar

HERKES “koronadan sonra başka bir dünya olacak” diyor.
Ben öyle bugünden yarına büyük değişimler olacağını düşünmüyorum.
Zaten bir süredir dijital hayatın içindeydik.
Kullananlar bunu en verimli şekilde kullanıyordu.
Belki kullanmayanlar için bu bir deneyim olmuş olabilir.
Yani birçok insan bu sisteme çoktan entegre olmuştu.
Koronadan sonra başka bir dünya elbette istiyorum.
Bir aylık sürede doğanın kendine geldiğine, dünyanın kendini dinlediğine şahit olduk.
Bunu anlamak için bir fırsattı yaşadıklarımız.
O yüzden ben çok memnunum.
Belki insanlar çevresine daha dikkatli davranır, insan ilişkilerini, geçmişte yaptıklarını gözden geçirir.
Başka bir dünya bekleyenler biraz buralara baksınlar.
O zaman daha iyi bir dünya yaratabiliriz.

 
Göreceğiz

BENZER yorumlar okuyorum.
“Çocukluğumuzda gayet mutluyduk. Bir şort, bir tişörtle yaz geçerdi.”
“Evde kaldığım süreçte dolapların ne kadar dolu ve gereksiz olduğunu anladım.”
Korona bittikten sonra bu yorumları takip edeceğim.

 

 
Yasaklar gevşetilecek
kurallar devam edecek

KORONANIN en ağır geçtiği ülkelerin başında ABD var. Orada bile tedbirler kısmi gevşetiliyor. Ama önlemleri almak şartıyla. Parklar, spor alanları günün belirli saatlerinde; AVM’ler yarı zamanlı açılacak.
Türkiye de 15 Mayıs’tan sonra böyle bir sürece girecek.
Tabii maske kullanımını, sosyal mesafe kurallarını uygulamak şartıyla...

 

 
Evde 10 bin adım

KORONA günlerinde sporu ihmal etmedim. Dört gün evdeydim. Dışarı kafamızı çıkarmak bile yasaktı. Evde de 10 bin adımı tamamladım. İsteyince oluyormuş.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İzmir’i şimdiden uyarıyorum

FRANSA’daki vaka sayısı 50 bini de geçti.


Avrupa’dan iyi haberler gelmiyor.
İtalya, İspanya ilk dönemde salgının merkeziyken şimdi Fransa benzer bir süreç yaşıyor.
Avrupa bize uzak değil.
Üstelik bizim de rakamlarımız iyi gitmiyor.
Yaz ortasında Ankara listenin birinci sırasındaydı, şimdi vaka sayısında İstanbul açık ara önde gidiyor.
Bu arada İzmir’in rakamları da artık korkutucu seviyeye gelmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

İdeali peşinden koşan insanları seviyorum

EN sondan başlayayım.

 

Mimar Erhan İçözen gibi insanlar olmasa bazı değerlerimizi çoktan kaybederiz, koruyamayız, gelecek nesillere bırakamayız. İyi ki varlar ve iyi ki ben de bu değerli insanları tanımış oldum.
Söke’nin Doğanbey Köyü’ne gitmediyseniz, mutlaka gidin.
Bir tavsiyedir.
Gidin ve idealist bazı insanların neler yaptıklarını görün...
Bu isimlerin başında Erhan İşözen geliyor.
Ve sözü kendisine, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış İşözen’e bırakıyorum.

Yazının Devamını Oku

Kendi karantinamızı yapamaz mıyız?

ÖNCEKİ gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı, dün de Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul için uyarı yaptı ve “Toplu mekanlara girmeyin” dedi.

 

Bu uyarılara rağmen kalabalıklar devam ediyor.
Bizde böyledir; yasak gelmeden kimse geri adım atmaz, evlerine gitmez, gitse bile evlerde kalabalık olmaya devam eder.
Akdenizlilik biraz da böyle, hoşuma gitmiyor değil ama galiba bu sefer işi tutmak gerekiyor.
Bakın kimse ekonominin durmasını istemiyor.
Fabrikalar çalışsın, çarklar dönsün istiyor.
Kısıtlı da olsa sosyalleşme kontrollü devam etsin, insanlar günlük hayatlarını sürdürsün de isteniyor.

Yazının Devamını Oku

Okullar her kente göre açık olabilir

DÜNYADA pozitif vaka sayısında büyük bir artış var. Fransa günlük vakada 30 binleri geçti, 40 binlere gidiyor.

 

İtalya ilk salgına göre biraz daha iyi durumda, İspanya da öyle...
Ama sayılar 10 binlerde...
Almanya 7 binlerde...
Yunanistan beni şaşırtan bir performans gösteriyor, bizden çok daha iyiler...
Dikkat ediyorum; her şeye rağmen okullar açık.
Hem de en baştan bu yana...

Yazının Devamını Oku

Her yer her yere benzemek zorunda değil

“SON 10 yılın en popüler yeri neresi?” diye sorsanız; birkaç yeri hemen sayabilirim.



Urla listenin başında gelir.
Karaburun, Foça ve yeniden Bodrum’u eklemem gerekir.
Çeşme’yi de ilave edersek; büyük bir yarımadadan söz etmiş oluruz.
Urla giderek turizmiyle öne çıkan bir ilçe haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Alışkanlıklar köklü değişecek gibi

PANDEMİNİN birçok alışkanlığı değiştireceğini biliyorduk.

Bakın bir örnek Amerika’dan vereyim. Biliyorsunuz kasım başında Amerika yeni başkanını seçecek. Normalde insanlar sandık başına gider, oyunu atar, seçimleri takip ederdi.
Şimdi ise pandeminin etkisiyle oylarını posta yoluyla kullanmayı tercih ediyor. Geçen seçimlerde sadece 75 bin kişi bu yöntemle oy kullanmıştı. Bu sayı daha iki hafta olmasına rağmen 30 milyonu bulmuş. Yani birçok kişi evlerinden çıkıp oy kullanmak yerine riskleri minimize etmek için postayla oylarını yollamış. Kimse kalabalıklara karışmak istemiyor anlaşılan...
Bu örnekler elbette çoğalacak.
Yazın getirdiği rehavet biraz sonlandığında ve kış bastırdığında büyük ihtimal bizler de daha çok evlerde olacağız.
Ve bir gerçek daha var ki; Avrupa ikinci dalgayı ilan etmiş durumda.
Sosyal medyadan İtalya’nın Roma’sını, Fransa’nın Paris’ini, İngiltere’nin Londra’sını, İspanya’nın Madrid’ini izliyorum.
Sokaklar bomboş, o kalabalık görüntülere alışık olduğumuz geniş caddeler derin bir sessizlik yaşıyor.

Yazının Devamını Oku

İs değil iz bırakın

GAZETECİLİK bana çok güzel dostluklar kazandırdı. Bazılarıyla beraber büyüdük, bazıları bana mentörlük yaptılar. Yine bazıları var ki; benim için rol model oldular.


Yıllar geçince, bizim de nüfus eskimeye başlayınca o dostlardan sonsuzluğa gidenler olmaya başladı. Arada yazıyorum. Ayrılıp gidenleri telefonumdaki rehberden bir türlü silemiyorum. Bir daha hiç konuşamayacağımı biliyorum. Ama hep orada kalsınlar, unutmayayım istiyorum. Arada telefonumu karıştırırken anılar aklıma geliyor. Yaşadıklarımız, konuştuklarımız, hissettiklerimiz...
Bir süre kendimle kalıp o günleri hatırlıyorum.
Zor olsa da, hepsini özlesem de; hatırlamak bana iyi geliyor.
O isimlerden ikisini daha kaybettim.
Bekir Coşkun ve Nevzat Güzelırmak...
Biri kelimelerin ustasıydı, biri futbolun...

Yazının Devamını Oku

Ege’den dünyaya armağan

İZMİR’in üniversitelerini yakından takip ediyorum.


Ege Üniversitesi kadavradan ameliyat tekniği için prototip bir ürün için uzun zamandır bir proje yürütülüyordu.
Ben de sonuçlarını büyük bir merakla izliyordum.
Çünkü burada kadavra olarak kullanılan yakından tanıdığım bir isimdi.
Yakın dostum Jale Türkmen’in annesi Nermin Türkmen...
Jale de Ege’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Annesi Nermin Türkmen tanıdığım en aydın, en vatansever insanlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Siyaseti siyasetçiler yapmalı

ŞÖYLE bir bakıyorum da, Türkiye’de bazen öyle gereksiz konularla meşgul oluyoruz ki...


Siyaseti ben bir imkanlar sanatı olarak görüyorum.
O yüzden gençlerin siyaset yapmasını hep destekliyorum.
Politikaya ilgi duyan, ülkesi seven, demokrasiye inanan, daha iyi bir Türkiye hayali olan herkesin siyaset yapabiliyor olması gerekir.
Her partiden, her görüşten insanlara ihtiyaç var.
Bunun için siyasi partilerin düzenli olarak yenilenmesi, değişimi hissetmesi gerekir.
Bunun için de nitelikli genç insanlara ihtiyaç var.

Yazının Devamını Oku

Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kaynaklar artık kentsel dönüşüme gitmeli

sahibinden.com sitesinin eylül ayı emlak endekslerini inceledim.

 

 

En hızlı konut satışı Ankara’da gerçekleşmiş.
Ve çarpıcı olan endekse göre Türkiye genelinde ve üç büyükşehirde satılık konut fiyatlarında yükseliş devam ediyor.
Ve bir ayrıntı daha konutların ortalama satış süresi de azaldı.
Türkiye gibi gayrimenkulün önemli olduğu bir ülkede bu veriler önemli.
Demek ki; konuta olan talep sürüyor.

Yazının Devamını Oku

OSB’lere gidince moralim düzeliyor

İZMİR’in organize sanayi bölgelerini fırsatım oldukça geziyorum. Ve gerçekten mutlu oluyorum.

 

Çünkü çarklar dönüyor, üretim devam ediyor.
Çoğunda kapasite doldu, bazıları da dolmak üzere...
Birçoğu genişlemek istiyor ama yer sorunu devam ediyor.
Demek ki, talep devam ediyor, yatırımcı ilgisi sürüyor.
Bunlar Türk ekonomisi adına güzel haberler...
Geçen gün de İTOB Organize Sanayi Bölgesi’ne gittim.

Yazının Devamını Oku

Doğrusu hibrit eğitim modeliydi

OKULLAR sınırlı olarak açılıyor.

 

Okul öncesi ve 1’inci sınıflara başlatılan yüz yüze eğitimin kapsamı 2, 3, 4’üncü sınıflarla 8’inci ve 12’nci sınıfları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Bence doğru karar...
Birkaç yazı yazmış ve dünyanın birçok yerinde okulların açık olduğunu anlatmıştım.
Online eğitim elbette olabilir ama yüz yüze eğitim gibi olmayacağını da defalarca yazdım.
Kovid 19 salgını hiçbirimizin tahmin edemeyeceği bir şeydi.
O yüzden hepimiz için büyük bir deneyim oldu.

Yazının Devamını Oku

Sanal fuarlara alışamadım

SON yıllarda turizmin en parlak ülkesi İspanya oldu. Her yıl 90 milyon turisti ağırlayan İspanya bu yıl 10 milyonları geçince sevindi.

Fransa da öyle örneğin... Dünyanın en fazla ziyaret edilen şehri Paris’te işlerin iyi gitmediği konuşuluyor.
Pandemi turizmde yeni kurallar getirecek bu çok açık...
Örneğin fuarlar sektörü domine eden organizasyonların başında geliyordu.
Öyle anlaşılıyor ki; 2021’in ortasına kadar fuarlara da ara vereceğiz.
Peki turizm nasıl şekillenecek? Sanal fuarlar gerçeğin yerini ne kadar tutuyor?
Bu soruları İzmir Skal Kulübü Başkanı Emre Gezgin’e sordum.
Emre Gezgin; sanal fuarların avantajlarını şöyle sıraladı;

Yazının Devamını Oku

Mekanlar, insanlar ve anılar

BAZI mekanların bende hep anısı vardır.

 

Örneğin İzmir Hilton Oteli…
Yakın bir zamanda kapanacağını öğrendik.
O günden bu yana gittiğim toplantıları, düğünleri, buluşmaları hatırlıyorum.
32’inci kattan İzmir’i seyredişimi düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, bakanlarla; Türkiye’yi yönetmiş önemli siyasetçilerle konuşmalarımızı hatırlıyorum.
İnanın hepsi aklımda...

Yazının Devamını Oku

Eğitim bilimcileri dinleyelim

Eğitim bilimci, rehber öğretmen ve yazar Aylin Çalışkan diyor ki...

 

“Dijital çağa girişin zorunlu dersi uzaktan eğitim oldu. Canlı derslerde çocuklar sıkılıyor. Çünkü uygulanan yöntemler yüz yüze eğitime göre düşünülmüş. Ders sürelerinin uzun olması, öğretmenlerin anlatım yöntemi kullanmasından anlaşılıyor.
Çocuk sınıfta 5 duyusuyla var olurken, canlı derslere görme ve işitme duyusuyla katılıyor. Oturdukları yerde sıkıldıklarında aileleri müdahale ediyor.
Herkes öğrenme kaybı üzerinde duruyor. En çok telaşlanılan konu akademik öğrenme kaybı. Halbuki en kolay telafi edilecek konulardan biri. Asıl öğrenme kaybı okulun sosyal yönünün unutulmasıyla oluşuyor. Selamlaşma, sıraya girme, sıra bekleme, söz alma, iyi bir dinleyici olma, serbest oyun oynama, spor yapma, takım ruhu, alışveriş yapma... Okul hayattır.
Çevrim içi uygulamalar ise bu hayatın bir parçasıdır. Eğitim öğretim dijitalde devam edecekse bilişim teknoloji öğretmenleri, eğitim programları ve öğretim uzmanlarından bilgi, görüş ve destek almak en doğru tercih olacaktır.”
Kesinlikle katılıyorum.
Bence eğitim fakülteleri de buna göre programlarını revize etmelidir.

Yazının Devamını Oku

Okulun yerini hiçbir şey tutmaz

OĞLUM Atlas’ı izliyorum.

 

 

8 yaşında, ikinci sınıfa gidiyor.
Online eğitimine devam ediyor.
Her gün okula gider gibi kalkıyor, hazırlanıyor ve tam saatinde bilgisayarının başına geçiyor.
1 dakika bile geç kalmak istemiyor çünkü öğretmenleri not tutuyor, eksi puan yazıyor.
Yani okuldaki disiplin kendi odasında da devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben de bu kampanyayı destekliyorum

 BODRUM Belediye Başkanı Ahmet Aras, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel diyor ki;


“Kovid 19 salgını kış nüfusumuzu artırdı. Buraları seviyorsanız ve yıl boyunca daha fazla kalmak istiyorsanız adres kayıtlarınızı buralara alın. Gerçek nüfusumuzu yansıtabilirsek Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) bizim genel bütçeden alacağımız pay artacaktır.”
Pandemi yaşam şeklimizi de değiştirdi.
Örneğin bu sene Çeşme’de çok kaldım.
Bu süreçte kendimi daha kolay koruyabildim.
Sporumu ihmal etmedim.
Küçük bahçemde kitabımı okudum, müziğimi dinledim.

Yazının Devamını Oku

Ne mutluyuz ne mutsuz

Can Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın anketlerini arada sizlerle paylaşıyorum.

 

Son anketteki iki soru önemli.
Birincisi, “Hayatınızdan ne kadar mutlusunuz?”
İkinci soru ise “Koronavirüs salgını günlük yaşantınızı nasıl etkiledi?”
İşte cevapları...
TÜİK’in her yıl yaptığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre 2016 yılından beri ülkedeki genel mutluluk oranı düşüyor.
2020 yılı araştırması henüz yayınlanmadı. Ama bu yılı diğerlerinden ayırmak da gerekir.

Yazının Devamını Oku