Taraftarlık aşkı başka gerçekler çok başka

BAZI kurumların fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Dönmediğinde istikrar ve başarı maalesef gelmiyor. Örnek mi?


Karşıyaka Spor Kulübü...
Aylar önce bir yazı yazdım.
Ve dedim ki;
“Futbol tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor.”
Pınar Karşıyaka, Türkiye’de şampiyonluklar kazandı. Cumhurbaşkanlığı kupasını kaldırdı. Avrupa’da iki kere final oynadı. Bu büyük heyecan elbette camiayı hareketlendirdi, çok sevindirdi.
Yine yelkenciler her zaman olduğu gibi hep göğsümüzü kabarttı. Kadın voleybol takımı kısıtlı imkanlara rağmen harikalar yarattı.
Ama dediğim gibi futbolda başarı gelmeyince taraftar bir türlü havaya giremiyor.
Bir de ezeli rakipler fark atmış, ekonomik olarak üstünlük sağlamış, kalıcı başarılar gelince işler biraz daha zorlaştı.
Aylardır yazıyoruz.
Karşıyaka gibi büyük bir camianın yapması gerekenler var.
İşi oluruna bırakmak, doğal akışıyla süreci yönetmek Karşıyaka’ya yakışmaz.
Bir hareketlenmenin olduğunu herkes fark ediyor. Benim dışımda birçok yazar konuyu işledi.
Hürriyet Ege’nin yazarı Sıtkı Şükürer iki önemli yazı yazdı.
Geçen gün de Ertuğrul Özkök Türk futbolunun genel yapısını işlerken; Karşıyaka’daki gelişmeleri köşesine aldı.
Ve dedi ki;
“İzmir’de ‘Kaf Kaf’ olarak bilinen kulübü Yaşar Holding bugüne kadar milyonlarca dolara ulaşan bir katkıyla destekledi. Bu şirketleşme çabası İstanbul ve Anadolu’nun öteki kulüpleri için de yol gösterici olabilir. Çünkü Türk futbolunu artık bugünkü işletmecilik zihniyeti ile daha ileri götürmek mümkün olmayacak.”
Bazen taraftarlık aşkı ve heyecanı bazı şeyleri görmemizi engelliyor.
Oysa Türk futbolu geçmişin hatalarından dolayı bir krizin eşiğinde...
Bu borç yükü, yapısal sorunlar ve gelecek planlarıyla uluslararası kriterleri sağlamamız mümkün gözükmüyor.
O halde gerçekçi, akılcı olmalıyız.
Yeni modellere açık olmalıyız.


Yeni bir model yaratma şansı vardır

O anlı, şanlı geçmiş bu büyük camialar için hem avantaj, bazen de dezavantaj...
Avantaj çünkü tam her şey bitti denildiği bir dönemde küllerinden yeniden doğma fırsatı veriyor. Ve bu çıkış çok daha güçlü oluyor.
Bazen de bu gelenek yenilik yapma fırsatını engelliyor ya da geciktiriyor.
Ama bugün sağlıklı karar verebilmek için dünyadaki gelişmeleri iyi analiz etmek gerekiyor.
Özellikle modern futbol güçlü bir mali yapı, buna parallel güçlü bir altyapı ve uzun vadeli stratejiler gerektiriyor.
Karşıyaka’nın önünde bir Göztepe örneği var.
İstenince ve ortaya iyi bir plan koyulduğunda nelerin yapılabileceğini Göztepe Başkanı Mehmet Sepil çok güzel gösterdi.
Bugün Göztepe, kalıcı bir başarı kadar mali yapısı güçlü, tesisleriyle geleceğe daha iyimser bakabilecek bir hale geldi.
Göztepe’yle Karşıyaka benzer camialar...
İdeal çözüm derneğin güçlü bir yönetim kurulu ortaya çıkararak; borçları temizlemesi ya da ilk başta transfer yasaklarını kaldırarak takımı üst liglere taşımak olmalı.
Ama bu olamıyorsa dünyadaki örneklerdeki gibi yarışmacı haklarını bir süreliğine bir şirkete devretmek...
Karşıyaka’daki bu hareketlilik iyi değerlendirilemezse ve süreç doğal akışına bırakılırsa daha iyi bir tablo çıkacağı konusunda kafam karışık...
O yüzden genel kurula gidecek her üyenin bu detayları düşünerek oy kullanması, tercihini yapması gerekir.
Aslında bu yaşananlar Karşıyaka’ya özgü de değildir.
Bugün Türk futbolunu yansıtan bir görüntü vardır.
Ama Karşıyaka’nın önünde herkese örnek olabilecek bir model yaratma şansı vardır.

 


Sokağa taşmayan müzik

1 Temmuz’dan itibaren yasaklar gevşetildi, sokağa çıkma yasakları kaldırıldı. Aşılamanın iyi sonuçlar verdiğini görüyoruz. Yaz sonu daha da iyi olacak.
Bu arada restoranlarla ilgili yeni kararlar da alındı. Saat 24.00’e kadar servis verebilecekler.
Müzik de gece 24.00 itibariyle bitecek.
Sosyal medyada bu sınırlama çok eleştirildi. Ben temmuzun ikinci yarısından itibaren ve vaka sayılarına göre yeni bir düzenleme olacağını da düşünüyorum.
Ancak şunu da hatırlatmak isterim.
Uzun bir süredir gece sabaha kadar uzanan müzik sesiyle ilgili bazı tartışmalar yaşanıyor. Örneğin Çeşme, Alaçatı, Bodrum gibi turistik merkezlerde sokağa taşan müzik bazen huzursuzluğa neden oluyor.
Müzik olmazsa olmaz, katılıyorum.
Canlı performanslara ben de bayılıyorum.
Ama her fırsatta hatırlatıyorum.
Müzik insana keyif vermeli, sohbeti güzelleştirmeli.
Birkaç yıl önce Fazıl Say da bir Alaçatı gezisinden sonra böyle bir uyarıda bulunmuş “Müzik sokağa taşmamalı” demişti.
Ben de katılıyorum.


Bu detoks bana iyi geliyor

BU ara sosyal medya detoksu iyi gidiyor. Bakü’ye Türkiye – Galler maçına gidince detoksum daha da verimli oldu. Hafta başı raporuma göre telefonla geçirdiğim vakit yüzde 48 azalmış. Benim için iyi bir gelişme... Size de tavsiye ediyorum. Telefonunuz elinizde olmayınca başka şeylerle ilgileniyorsunuz. Hobilerinize vaktiniz kalıyor, sevdiklerinizle daha çok vakit geçiriyorsunuz.
Deniyorum, iyi geliyor.


Adisyonlar da çarpıcı

ÇEŞME, Bodrum’da kiralar epey artmış. Hatta çok artmış... Dudak uçuklatan rakamlar duyuyorum. “Talep varsa normal” diyebilirsiniz. Ben de bu dengeyi biliyorum. Ama yine de normal diyemiyorum. Bu arada restoranlara giden dostlar, arkadaşlar buralarda da fiyatların epey arttığını söylüyorlar. Dışarıda yemek yiyen biri olarak rakamlara hakimim. Pandemiden dolayı bu ara restoranlara az gittim. Ancak arkadaşlarımın söyledikleri rakamlar da kiralar gibi çok arttığını gösteriyor.

X