Şimdi ikinci sınavı ekonomide vereceğiz

PANDEMİ hepimiz için önemli bir yaşam deneyimiydi. Kendi adıma çok şey öğrendiğimi söylemeliyim. Eminim herkes kendi özeleştirisi yapmış, dersler çıkarmıştır.

 


Devletleri yönetenlerin de bu süreçten dersler çıkardığını düşünüyorum. Elbette böyle bir salgına yüzde 100 hazır olmak mümkün değildi ama doğayı, çevreyi daha iyi kullanabilir, insanlık koronada daha iyi bir sınav verebilirdi.
Pandeminin bitmeye başladığına dair bütün dünyadan önemli mesajlar var.
Vaka sayıları azalıyor, ölümler azalıyor.
Kovit-19’un çıktığı Çin’de otellerin yüzde 90 doluluk oranına çıktığı söyleniyor.
Demek ki, bir iki hafta sonra biz de kendimizi daha iyi hissedeceğiz.
Hatırlatma yapalım.
Birincisi salgın bitmedi, tedbirlere dikkat edilmemesi ikinci dalgayı başlatacaktır.
İkincisi de bizi şimdi ekonomik zorluklar bekliyor.
Sadece Türkiye değil, bütün dünya yeni bir yön arayışına girecektir.
Dünyanın en büyük şirketlerinden gelen rakamlar ürkütüyor.
Volkswagen’in ikinci çeyrek kaybının yüzde 80’lerde olduğu söyleniyor.
En iyi sektörün bile kaybı yüzde 50’lerde...
Dolayısıyla salgın sonrasında bizi ekonomik sorunlar bekliyor.
Türkiye ithalatta büyüyen bir sanayiye sahip...
Dövizde artış hepimizi zorlayacak, talepteki düşüş hemen yerine gelmeyecek, işsizlikle mücadele birinci gündemimiz olacak.
Ben her zaman şuna inandım.
Ekonomi sadece ekonomik kriterlerle açıklanamaz, tarif edilemez.
O yüzden çözümler de böyle olmaz.
Ekonominin içinde psikoloji de vardır, sosyoloji de...
Önemli olan güçlü demokrasilerdir.
Demokrasinin çarkları çalışıyor, büyümesi ve güçlenmesi için şartlar yeterliyse çıkış da beraberinde gelecektir.
Türkiye’nin de yapması gereken budur.
Daha güçlü bir demokrasi istemektir.

 
Dijital kafalı
şehirler olsun

FELAKET senaryoları yazanları dikkate almıyorum.
Hep söylüyorum. Bizim gibi ülkelerde ekonomi sadece rakamlar değildir.
Ben Türkiye’nin geleceğine inanıyorum.
Ama yapmamız gereken şeylerin de olduğunu söylüyorum.
Dijitalleşmede atak yapabiliriz, yapay zekaya dayalı bir sanayi yaratabiliriz.
Yeni teknolojiler bütün dünyaya sunabiliriz.
Bunları yapacak hem potansiyel, hem de insan kaynağı bu ülkede her zaman mevcut...
Dijitalleşmeye yatırım yapalım.
Dijital kafalı şehirler planlayalım.
İzmir’i böyle bir kent haline getirelim.

 
Doğal olanın değeri
daha iyi anlaşıldı

DALAMAN, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliği Başkanı Yücel Okutur, turizmdeki kayıpların kolay telafi edilemeyeceğini söylüyor.
Ama önemli bir şeye dikkat çekiyor.
Diyor ki...
“Bundan sonra otellerimizde hijyen kuralları, kaliteli hizmet, iyileştirilmiş organik tarım ürünleri ve güler yüzlü misafir karşılama ön plana çıkacak. Tesislerimizi bölgenin doğal yapısıyla bütünleştirerek bahçe ve park alanlarına önem vermeliyiz. Korona, insan yaşamında yeşil ve tarihi doğal alanların ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Turizmde yeni bir kentsel tasarıma ihtiyaç vardır.”
Katılıyorum...
Çok sık yazıyorum.
Her yerin her yere benzemesi gerekmez.
Çeşme’yi Bodrum’a, Fethiye’yi Antalya’ya benzetmek zorunda değiliz.
Hatta benzetmeyelim.
Her yeri özgün haliyle, kendi değerleriyle bırakalım.
Yücel Okutur hatırlatıyor.
“Salgın bizi, kitle iletişim araçlarını, haritalı mobil uygulamalarını, içinde bulunduğumuz topluluk ve ülkelerle iletişim halinde yeni diyaloglar ve sempatiye dayanan dostluklar kurmaya zorluyor. Muğla’da doğal yaşamı sunan, ekolojik tarım yapan, üreten ve kaliteli turizm hizmeti veren sektör olmalıyız.”
Katılıyorum.

 
115 yıllık sistemi
durduran salgın

BAZEN bu pandemiyi hafife alan yorumlar da duyuyorum.
Çok abartmayalım ama hafife de almayalım.
Size bu salgının boyutunun ne kadar büyük ve insanlık için ne kadar büyük bir sınav olduğu gösteren bir örnek vereyim.
New York metrosu yapıldığından bu yana ilk defa geçen akşam durdu. New York Times bu haberi şu başlıkla verdi.
“Metromuzun daha önce hiç deneyimlemediği bir an... Sistem 115 yıl sonra gece kapatıldı. Metro durdu...”
115 yıl...
Bir dakika bile durmamış, sürekli çalışmış bir sistemden bahsediyoruz.
Ve ilk defa duruyor, stop ediyor.
Sizce bunu yaptıran bir salgın önemli midir, değil midir?

 
Her birine teşekkür ediyorum

SAĞLIK çalışanlarına binlerce teşekkür ediyoruz. Onlarla gurur duyuyoruz. Türkiye’nin salgınla mücadelesinde müthiş bir başarıya imza attılar. Teşekkür etmemiz gereken bazı sektörler daha var. Öncelikle imalatı hiç aksatmayan mavi yakalı çalışanlarımız... Ekonominin her şeye rağmen çalışmasını sağladılar. Marketlerde çalışanlar, kargo şirketlerinde çalışanlar... Gerçekten de müthiş bir özveri gösterdiler. Her birine kendi adıma teşekkür ediyorum.

X

Restoranları da uyaralım

BU yazım da restoranlara, lokantalara, kafelere olsun...


Biliyorsunuz; açılmaları ve düşük kapasiteyle çalışmaları için en fazla yazan gazetecilerden biriyim.
Bugün de aynı görüşteyim.
Ancak uyarılarım da var.
Son rakamlar vaka artışlarının devam ettiğini gösteriyor.
Ve hatta 11 binleri geçen bir rakam karşımızda...
Ağır hasta sayısının azalmış olması bizi yanıltmasın; ibre bir anda tersine dönebilir.

Yazının Devamını Oku

İyi ki var dediklerimden Doğan Hızlan

SİZE “Doğan Hızlan” desem; eminim herkesin söyleyeceği sözü vardır.


Benim de var.
Gazetecilik bana çok renkli, çok farklı, hayatıma anlam katan dostluklar kazandırdı.
Doğan Hızlan da işte o isimlerden biridir.
“Edebiyatın Cumhurbaşkanı” diyenler çok kendisi için...
Haklılar...
Sohbet ederken kendimi edebiyat sörfü yaparmış gibi hissederim her seferinde...

Yazının Devamını Oku

Gevşeme pandeminin bittiği anlamına gelmez

BU yazıyı yazarken Bakanlar Kurulu kararları henüz açıklanmamıştı.


Türkiye’nin tamamı tedbirlerin biraz olsun gevşetilmesini bekliyor.
Gerçekten de hepimiz için zor bir sınav oldu.
Ve anlaşılıyor ki, birkaç yıl daha pandemiyle yaşayacağız.
Ama ortada bir fatura varsa herkesin birlikte ve eşit ödemesi gerekiyor.
Bilim Kurulu’nu, devlet bürokrasisinin ihtiyatlı olmasını anlıyorum.
Ellerinde verilerle hareket ediyorlar, riski minimize etmek istiyorlar, sistemin sağlıklı çalışması için her türlü alternatifi düşünüyorlar.

Yazının Devamını Oku

Yüz gram doktorluğum nereden geliyor

DOKTOR arkadaşlarıma hep takılırım, “Yüz gram doktorluğum vardır” diye...


Gazetecilikte muhabirlikten yöneticiliğe geçtiğim yıllarda ekonomi sayfaları bana emanetti.
O günlerde sağlık editörü görevinden ayrılınca o sayfalar da bana kaldı.
Geçici olarak bakılan süre, kalıcı hale geldi ve yıllarca sağlık haberlerini de yönetmek zorunda kaldım.
Bu sayede, o kadar çok doktor arkadaşım, dostum oldu ki...
Onlarla sohbet ettikçe tıbba, yeni gelişmelere hep ilgi duydum.
“Yüz gram doktorluğum” da oradan geliyor.

Yazının Devamını Oku

Bir turizmciden uyarı

DALAMAN, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Derneği (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur, geçen ay bir programı nedeniyle Amerika’daydı.


Dönüşte yaşadığı bazı olayları benimle paylaştı.
Aslında yurtdışına çıkan birçok kişi de benzer örneklerle beni aramışlardı.
Yücel Okutur’dan başından geçen olayları yazmasını istedim.
Özet halinde aktarıyorum...
“ABD’nin Florida Bölgesi’ne gittim. Amerika, 26 Ocak itibariyle ülkeye girişlerde, 90 gün içerisinde Kovid-19 testi pozitif çıkıp, tedavisi biten ziyaretçileri, sonuçları ve tarihini gösterir belgenin sunulması halinde ülkeye girişlerde yeni bir PCR testi yaptırılmasına gerek kalmaksızın kabul ediyor. Ülkemize dönüşte Sağlık Bakanlığımızın son 3 günde yapılmış negatif sonuç içeren PCR testi istemesi bizi çok zor durumda bıraktı. Sadece bizi değil, ülkemize gelecek turist ve ziyaretçileri düşünerek karşılaştığımız zorlukları paylaşarak bu uyarıyı yapma gereğini hissettim. Öncelikle 90 günde Kovid-19 geçirip, tedavi olmuş biri olarak, kendi ülkeme girerken daha az zahmetli ve ucuz olan antijen testinin bile kabul edilmeyip PCR istenmesi yüzünden; hem zaman kaybı, hem de ekstra masraf yapmak zorunda kaldık. Örneğin bulunduğumuz eyalette ücretsiz PCR testi yapılmasına rağmen, sonuçların 5-7 günde verilebilmesi nedeniyle fiyatları 150-279 dolar arasında değişen ve hızlı PCR sonucu veren yerleri bulmak zorunda kaldık. Pazar günü her yerin kapalı olması sebebiyle testi yaptırabileceğimiz iki günümüz vardı. Uçuşumuzun 10 Şubat’ta olduğu düşünüldüğünde 7’si pazar olduğu için 8 veya 9 haricinde alternatifimiz yoktu. 8 Şubat’ta randevuların tamamı dolu olduğu için test 9 Şubat’a kaldı. Kişibaşı 150 dolardan testleri yaptırdık. Daha 16 Aralık’ta ailece tedavimiz bittiği halde benim test sonucum pozitif ve diğer aile bireylerinin negatif gelmesi bizi çok şaşırttı. Hiçbir belirti vermediğim için eşim testin tekrarlanmasını istedi. Sağlık kuruluşu bir 150 dolar daha ödememiz halinde kabul etti, ancak randevuların dolu olduğunu söyledi. Ertesi gün uçağımız olduğunu da söylememiz işe yaramadı. Sonunda 16.30’da bir randevunun iptal olma ihtimaliyle saatlerce bekleyip testi yaptırdık ve negatif çıkmasıyla yurdumuza dönebildik. Test sonucunu kabul etmiş ve tekrarlamamış olsaydık, 14 gün de ABD’de karantinada kalacaktık. PCR testlerinin çok güvenilir olmadığını bir kez de kendimiz test etmiş olduk. Ülkemize gelecek turistler, son 90 günde koronavirüs geçirip tedavi olmuşlarsa PCR testi yerine hızlı test ya da antigen testi ya da belki de hiçbir şey istemeden ülkemize giriş yapabilmeleri tekrar değerlendirilmeye sunulabilir. Ülkemizde satılan paket tur fiyatlarını düşündüğünüzde, 4 kişilik bir ailenin PCR testi için yapacağı masraf ve 3 gün sınırlaması ile yasayacağı telaş caydırıcı olacaktır. Daha kolay seyahat edecekleri destinasyonları tercih edecektir. Sık seyahat eden iş insanlarının 3 gün için iş gezisine gitmiş kişiler için de test laboratuvarlarına gitmek, virüsün daha yoğun olabileceği bu alanlarda daha büyük risk oluşturacaktır.”
Bu konuda benzer yorumlar çok geldiği için Yücel Okutur’un bu mesajını önemli görüyorum.

Yazının Devamını Oku

Çanakkale madalyası önerisi

Çanakkale savaşlarının önemli isimlerinden biri olan Binbaşı Ali Faik Bey’in yaşadıklarını, hissettiklerini yıllar sonra torunu Erdal Kabatepe kitaplaştırmıştı.

 

“Ben Binbaşı Faik Bey” kitabını büyük bir keyifle okudum.
Bir dönemi en iyi özetleyen eserlerden biri, okumanızı tavsiye ederim.
Erdal Kabatepe şöyle diyordu:
“Esas amacım, Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in alay komutanlığı yaptığı 1. Balkan Savaşı ve tabur komutanlığı yaptığı Çanakkale Savaşı sırasında tuttuğu günlükleri gün ışığına çıkarmaktı. Büyük Atatürk ‘Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir hâl alır’ demiş. Amacım tarih yazmak değildi. Bu kitabı yazarken incelediğim nice tarih yazan eserlerin gerçeklerden ne kadar kopmuş, sapmış, uzaklaşmış olduğunu gördüm. Ben sadece ve sadece gerçekleri dillendirmeye çalıştım. Bu yapıttan yararlanacak tarihçiler yanıltılmadıklarından emin olabilirler.”
Kabatepe, Gelibolu’da hem kitabını imzaladı, hem de bir sergi açtı.
Şimdi de bir ricası var.

Yazının Devamını Oku

Fatura ödenecekse herkes ödemeli

HER gece hava durumunu takip ederdik, artık koronavirüs verilerini takip eder olduk.


23 Şubat tablosu şöyleydi...
“Son 24 saatte 123 bin 734 Kovid-19 testi yapıldı, 9 bin 107 kişi pozitif, 75 kişi hayatını kaybetti. Ağır hasta bin 185 oldu, 5 bin 546 kişinin Kovid-19 tedavisi, karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 534 bin 996’ya yükseldi.”
Bir ara 5 - 6 binlere kadar gerileyen pozitif sayısı yine 9 binlerin üzerine çıktı.
Bütün uyarılara, tedbirlere, önlemlere rağmen böyle...
Şimdi Bilim Kurulu diyecek ki...
“Restoranları, lokantaları, kafeleri açamazsınız. Bunları açmanız için binli rakamlara düşmesi gerekir...”

Yazının Devamını Oku

Kentler için 50 yıl sonrasını düşünmeliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir’deydi. İl kongresinin dışında çok sayıda açılış ve ziyaretlerde bulundu.

 

Erdoğan’ın İzmir’e olan ilgisini biliyorum.
Kentle ilgili gelişmelerden zaman zaman bilgi aldığını, projeleri takip ettiğini de çok iyi biliyorum.
Örneğin Körfez Geçiş Projesi onlardan biri…
İzmir milletvekili, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın özellikle üzerinde durduğu projelerin başında geliyordu.
O günlerde bu yatırıma destek verdim, aynı görüşümü koruyorum.
İzmir giderek büyüyor ve alternatif yolları şimdiden düşünmek zorundayız.

Yazının Devamını Oku

Turizmde ilk dijital fuar

İLGİNÇ bir yıl yaşıyoruz. Daha doğrusu yeni normale alışmaya çalışıyoruz. Ben yüz yüze iletişimden yana olduğumu her fırsatta yazıyorum, o günlerin de yakın olduğunu görüyorum. Ama eski günlere dönünceye kadar rutini sürdürmek, geleneksel hale gelmiş etkinlere de devam etmek gerekiyor.Onlardan biri de Travel Turkey...14’üncüsü dijital olarak yapılacak.


25-27 Şubat 2021 tarihlerinde ttidigital.izfas.com.tr adresinde düzenlenecek olan fuarı takip etmenizi tavsiye ediyorum.
Hürriyet olarak ilk günden bu yana bu fuara hep destek verdik.
Türkiye’nin ve İzmir’in geleceğinde turizmin önemli bir yer tuttuğuna hep inandım.
O yüzden Travel günlerini hep önemsedim.
Geçen yılın açılış konuşmalarından birini de ben yapmıştım.
Bu sektörün ilk sanal fuarı olacak.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular

BEN kooperatiflere çok inanıyorum. Türkiye bu organizasyonlardan bir süre vazgeçti. Bana göre yanlış da yaptı. Oysa İtalya ve İspanya kooperatifler sayesinde ürünlerini bütün dünyaya satabildiler.

 

Yarattıkları markalarla katma değer yarattılar. Çoğunu takip ediyorum ve çok da başarılı buluyorum.
Pandemi süreci aslında bazı gerçeklerin yeniden masaya gelmesini sağladı. Tarımsal yatırımlarını yapmayan hiçbir ülkenin güçlü olması mümkün değil.
İyi ki yerel girişimler, iyi fikirler var da tarım gündemden düşmüyor.
Bugün size çok başarılı bulduğum bir girişimden bahsedeceğim.
Döngü Kooperatifi...
Farklı mesleklerden 9 kadının girişimiyle, bir AR-GE Kooperatifi olarak 20 Aralık 2018 tarihinde İzmir’de kuruldu. Aralarına sonradan bir kişi daha katıldı, 10 oldular.

Yazının Devamını Oku

Hiçbir hayat böyle bir sonu hak etmiyor

HEPİMİZİ üzen, sarsan, düşündüren intiharlar oldu bu hafta...


Birincisi Antalya’da doktor Kaan Bozkurt, tartıştığı eşi diyetisyen Gamze Kaçar Bozkurt’u tabancayla vurarak öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.
İkincisi de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde asistan doktor olarak görev yapan Mustafa Yalçın ardında mobbing gördüğüne dair bir mektup bırakarak yaşamına son verdi.
Bu arada kadın cinayetleri de devam ediyor.
Bitmeyeceğini de çok iyi biliyoruz.
Dünyanın her yerinde benzer olaylar elbette oluyor.
Gönül ister ki; ayrılıklar bu kadar acı olmasın.

Yazının Devamını Oku

Gayrimenkulde Muğla’ya ilgi boşuna değil

BİR süredir yazıyorum.


Pandemi süreci bazı alışkanlıkları değiştiriyor. Örneğin eylül, ekimde terk edilen yazlıklarda bu yıl kalınmaya devam edildi.
Birçok kişi Çeşme’deki, Bodrum’daki, Marmaris’teki, Kuşadası’ndaki evlerinden geri dönmediler.
Aslında son rakamlar da bunu doğruluyor.
Türkiye genelinde gayrimenkul yani konut, iş yeri, arsa, tarla başına beyan edilen ortalama tapu değerinin en yüksek olduğu il 413 bin lirayla İstanbul olmuş.
Şaşırtıcı değil.
Bin kişiye sorsanız cevapları İstanbul olurdu.

Yazının Devamını Oku

Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı

HERKES gibi ben de çok üzüldüm.


Doğan Cüceloğlu hayatımıza dokunan insanlardan biriydi.
Arada yazarım.
Bazı insanlar iz, bazıları da is bırakır.
Cüceloğlu iz bırakanlardandı.
Olayları, yaşadıklarımızı, yaşayabileceklerimizi örnekleriyle anlatır ve farkındalık yaratmaya çalışırdı.
Birçok kitabını okudum, defalarca kendisini dinledim ve kendime göre notlar çıkardım hep...

Yazının Devamını Oku

Bir müze anılar dostluklar

AHMET Piriştina 1999 yılında büyükşehir belediye başkanlığına aday oldu. Yakın dostları, biz gazeteciler kalabalık bir sofrada buluştuk.Piriştina dedi ki;



“İzmir için çok güzel projeler hazırlıyoruz. Ama kimin fikri varsa dinlemeye hazırız...”
Gerçekten de İzmir’i kucaklayan, kent kimliğini öne çıkaran birçok konu gündeme geldi.
Bazıları konuşulurken tanıklık ettim, gazeteci olarak bunların bir kısmı haberlerimize, yazılarımıza yansıdı.
Benim de üzerinde çalıştığım bir konu vardı.
İzmir’e bir Kent Müzesi kazandırmak...

Yazının Devamını Oku

İzmir’e yakışan sivil hareket

SON yaşanan deprem İzmirlilerin ruh halini çok değiştirdi. Bu duyguyu İstanbullular Körfez depreminden bu yana yaşıyor. Hep tetikteler, en ufak sarsıntıda tarifsiz bir endişe hissediyor, panik atak geçiriyorlar.



İzmir’deki son deprem de böyle bir etki yarattı.
Çok güzel insanlar öldü, yuvalar yıkıldı, hayaller paramparça oldu.
O günleri hatırlayın.
Bütün Türkiye İzmir’deydi.
Devlet, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri elbirliğiyle bu enkazı kaldırdılar.

Yazının Devamını Oku

Bu seramik atölyesinde şimdi dostluklar var

Adı; Cristiane Maria Prandini Sakıpağa...Biz ona kısaca Cris diyoruz.



Çocukluk arkadaşım Tevfik Sakıpağa, yüksek lisans için Amerika’ya gittiğinde Cris’le tanıştı.
Tabii, bizler de o günden itibaren arkadaş olduk.
Tevfik, Türkiye’ye döndü, ama aklı Brezilyalı Cris’te kaldı.
Biz de hep ona takıldık, “Brezilyalı bir gelinimiz olsun” diye...
Cris’i ikna etmek zor olsa da sonunda oldu.

Yazının Devamını Oku

Çeşme nüfusu 46.093 50 bine çok az kaldı

ZAMAN zaman yazıyorum.


Çeşme gibi, Bodrum gibi, Marmaris gibi, Alanya gibi, Kuşadası gibi, Fethiye gibi yerleri bu bütçelerle yönetmek gerçekten zor.
Turizmin kalbi olan bu yerlerin yaz nüfusları bazen 1 milyonu geçiyor.
Bodrum’da geçen yaz Turgutreis’ten havalimanına bir buçuk saatte zor gittim.
İstanbul trafiğinden beterdi.
Bence Bodrum’a bir çevre yolu şart oldu.
Aynı şekilde Çeşme de öyle...

Yazının Devamını Oku

Yeni bir anayasayı herkes istiyor

SİYASETİN tansiyonu bugünlerde yine yüksek... Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir anayasa tartışmasını başlattı. MHP lideri Bahçeli de bu görüşe destek verdi. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin de bir anayasa metni üzerinde çalıştıklarını biliyoruz.

 


Bu Meclis’ten yeni bir anayasa çıkar mı, bilemiyorum.
Geçmişte de metinler üzerinde çalışıldı ama her seferinde dosyalar rafa kaldırıldı.
O yüzden ihtiyatlı iyimserliğimi korumak istiyorum.
Ama gazeteci olarak şunu görüyorum.
Toplum ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılamayan, gelecek hayali de kurdurmayan bir anayasaya sahibiz.

Yazının Devamını Oku

1 Mart yeni bir başlangıç olsun

SALGIN gerçekten beklediğimizden de uzun sürdü. Bir yıldır evlerdeyiz, hareketlerimiz kısıtlı, işten eve gidip pandeminin son bulduğuna dair gelecek haberleri bekliyoruz.Yeni mutasyonlar elbette canımızı sıkıyor. Ve bu yaşananların ne zaman sona ereceği ve eksi normale ne zaman döneceğimiz hakkında soru işaretlerimiz var.


Ama şunu biliyoruz.
Aşılar pandeminin süresini azaltacak.
Asıl müjde tedaviyle ilgili ilaçların bulunmasıyla olacak.
Pandeminin ilk aylarında ekonomilerde sert frenler oldu.
Bunun etkilerinin rakamlara yansıdığını görüyoruz.
Bazı sektörlerde toparlanma hızlı oldu.

Yazının Devamını Oku

Romantik değil gerçekçi olalım

BAZI konularda romantik değil gerçekti, somut adımlar atmamız gerekir.


Beklediğimizden çok daha uzun bir pandemi dönemi yaşıyoruz.
Hafta içleri 21.00’den sonra dışarıda olamıyoruz; hafta sonları ise evlerde kalmak zorundayız.
Ve bu dönemde bütün belediyeler şöyle haberler geçtiler; “Sokaktaki dostlarımızı unutmadık. Şu kadar ton mamayı sokak hayvanları için harcadık...”
Gerçekten de tonlarca mama sokaklara, caddelere bırakıldı.
Bazılarına şahit oldum, bazılarının haberlerini sayfalarımıza verdik.
Peki dünya medyasında böyle ve benzer haberlere rastladınız mı?

Yazının Devamını Oku