GeriDeniz SİPAHİ Bu kolaylığa alıştık daha da güçlendirelim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu kolaylığa alıştık daha da güçlendirelim

TÜRKİYE dijitalleşmede epey mesafe katetti.


Örneğin ben “e-devlet” şifremle birçok işlemi yapabiliyorum.
Eskiden olduğu gibi muhtara gidip ikametgah, nüfus idaresine gidip nüfus sureti almama gerek yok.
İlgili yerlere girip bir tuşa basınca hepsi karşıma geliyor.
Çok dikkat ediyorum ama trafik cezası alıp almadığımı arada girip sorguluyorum.
Hastanede yaptırdığım bütün kontroller bende bir dosya halinde vardır.
Ama olmasa da yine bir tek tuşla girip bütün tahlillerimi, hangi doktora gidip muayene olduğumu, koyulan teşhisi tek tek görebiliyorum.
Bu büyük bir kolaylık...
Pandemi sürecinde hayatımıza HES kodu girdi.
“Hayat Eve Sığar” uygulamasını da çok başarılı buluyorum.
Ve bunun geliştirilmesi, hayatımızın farklı alanlarında da bize hizmet verebileceğini anlıyorum.
Özetle iyi yolda olduğumuzu görüyorum.
Ancak;
17 günlük kapanma sürecinde gördük ki; sistem altyapılarının geliştirilmesi, güçlendirilmesi de gerekir.
Örneğin ben basın kartına sahibim.
Sarı basın kartımız artık turkuaz renkli oldu.
Yeni kartımızı ve çalıştığımız kurumdan aldığımız belgeyi gösterdiğimizde kontrolden geçebiliyoruz.
Buna rağmen şehirlerarası bir seyahat olasılığını düşünerek e-devlete girip belgeyi almak istedim.
Birkaç defa girmeme ve çok beklememe rağmen sonuç alamadım.
Alanlar olmuş.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre 4 milyon kişiye belge düzenlenmiş.
Dediğim şu;
Bundan sonraki her koşula göre hazırlıklı olmalıyız.
Belli ki Kovid-19 aşılarla bitecek.
Ama yarın başka bir virüs ya da olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalmayacağımız garanti değil.
O yüzden dijital altyapımızı geleceğe hazırlayarak güçlendirmeliyiz.
Çünkü hayat artık başka türlü akıyor.


Karşıyakalılar gelin
biraz dertleşelim

EVET galiba biraz konuşmaya ihtiyacımız var.
Yani biraz dertleşelim.
Çünkü lig devam ediyor ama yeşil kırmızılılar için sonuç belli oldu.
Gelecek yıl da mevcut ligde olmaya devam edilecek.
Karşıyaka 13 yıl aralıksız TFF 1. Lig’den Süper Lig’e çıkma mücadelesi verdikten sonra 2016 yılında küme düştü. Yıllarca transfer değirmeni gibi çalışan İzmir’in köklü temsilcisi, o tarihten beri transfer yasağı nedeniyle 5 sezondur hiç takviye yapamadı. Altyapısından futbolculara yönelen Kaf-Kaf, FIFA’dan eski yabancı oyuncularına olan borçları nedeniyle aldığı 6 puan silme cezasıyla 2018’de 2’nci Lig’e de veda etti.
Son 3 sezondur 3’üncü Lig’de yer alıp 2 yıl üst üste Play-Off oynayan yeşil- kırmızılı ekip, bu yılı da hedefinden uzak kapattı.
Son yıllarda eski yabancılarına olan borçlarını taraftar, yönetim, sponsor ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle temizleyen Karşıyaka’nın halen eski yerli futbolcular, antrenörler ve çalışanlara olan borçları nedeniyle transfer yasağı bulunuyor.
İzmir’in 109 yıllık kulübü yeni sezonda üst üste 4’üncü sene 3’üncü Lig’de yer alacak.
Geçen günlerde yazmıştım.
Olduğu ligdeki bütün takımlara sonsuz saygım var.
Mücadelelerini ben de ilgiyle izliyorum.
Ama maçları takip ederken Karşıyaka’yla bu takımlar yan yana gelince üzülmüyor değilim.
Çünkü Karşıyaka özel bir kulüptür.
Sadece spor kulübü olarak görürseniz eksik yorumlarsınız.
Türkiye’nin önemli sivil toplum örgütlerinden biridir Karşıyaka...
O yüzden olduğu yeri asla kabul etmek mümkün değildir.
Karşıyaka yoluna böyle devam edemez.
Bir süredir camiadan yükselen sesleri biliyor ve duyuyorum.
Karşıyaka yeni sezona yeni bir planla girmelidir.


Selçuk Yaşar’dan bir anı

90’ların ortasıydı. O dönem Gazete Ege’nin Genel yayın Yönetmeni’ydim. Bir gün gazetenin sahibi Selçuk Yaşar geldi. Yanında Osman Aydemir, Özer Kırca, Ünal Korukçu vardı. Selçuk Bey’in Karşıyaka’ya verdiği desteği kimse vermemiştir. Belki de dünyada örneği yoktur. 60 yıl kesintisiz ve milyonlarca dolarlık destek… Ve karşılıksız.
Tek bir kuruş temlik yoktur.
O gün yemekte “Karşıyaka Türk sporunun öncü kulüplerindendir. Kimsenin desteği olmadan ayakta kalabilmelidir. Şirketleşmeye gitmesi gerekir. Şirketleşir, kurumsallaşırsa daha kalıcı başarılar olur. Karşıyaka yalıya bir proje hazırlattırdım. Bittiği gün kulübün geleceği garanti altındadır” dedi.
Ertesi gün gazetenin manşetinden bu haberi verdik.
Türk sanayisinde ilklere imza atan Selçuk Yaşar, gönül verdiği renklerin gelecek başarıları için yine bir ilki öneriyordu.
Üç büyükler daha borsaya açılmamışlardı.
Sonrasında proje engellendi, itirazlar yapıldı.
Şirketleşme adımlarından geri adım da atıldı.
Bence geri dönülmemeliydi, ısrar edilmeliydi.
Gecikmiş de olsa Selçuk Yaşar’ın bu isteği yerine getirilmelidir.

Bu kolaylığa alıştık daha da güçlendirelim


Şirketleşme şart
ve gecikilmemeli

EVET; Karşıyaka mutlaka en kısa sürede şirketleşmelidir. Kulüp, dernek devam edecektir. Yarışmacı haklar derneğin inisiyatifiyle koşullara uygun verilmelidir. Basket A.Ş. ve Futbol A.Ş olarak iki ayrı şirket olmalıdır. Basket hiç kuşkusuz Pınar Karşıyaka’nın hakkıdır ve öyle olmalıdır. Futbol A.Ş. yine camianın önde gelen isimleriyle kurulmalı, sponsor desteği alınmalı ve Karşıyaka hiç de hak etmediği bu ligden bir an önce kurtulmalıdır. Ben camiadan yükselen bu sesi yazmak istedim. Takdir elbette büyük camianın...


İşler iyiyse
talipli çoktur

BİR şey daha söylemem lazım. İşler iyi giderken talipli çoktur. Dalgalanmalar, sıkıntılar devam ederken bir yere başkan bulmak zordur. Karşıyaka Başkanı Turgay Büyükkarcı işte o zor günlerde başkanlık görevini üstlendi. Büyükkarcı’nın şirketleşmeye sıcak baktığını, bazı çalışmalar yaptığını biliyorum. Onun da bu süreci destekleyeceğini düşünüyorum.

X

Kendi karantinamızı sürdürmeliyiz

EELEŞTİREN de var ama destek veren, sözünü dinleyen daha çok...


Pandemi sürecinin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan diyor ki;
“Vaka sayılarındaki azalmaların şu anda bizim aldığımız tedbirlerle alakası yok. Şu anki azalma; hiç aşı yapmayan, doğru dürüst tedbir almayan ülkelerde de var. Bu paralel bir şekilde bütün ülkeleri etkileyen bir süreçtir.”
Yine tartışılacak bir açıklama yapıyor hoca...
Ve uyarılarını sıralıyor;
“İlk başta şuna dikkat edeceğiz; açılması elzem olan sektörlerden başlayacağız. İkinci dikkat edeceğimiz nokta; bu normalleşmenin hem sektöre hem bize yararı olacak. Önce ilk açacağımız yerler salgının, yani bulaşın esas kaynağı olan yerler olmamalı. Buna baktığımız zaman, esas kaynak üç tane; bir tanesi ev ortamı, ikincisi toplu taşıma araçları, üçüncüsü de iş yerleri.”
Peki ne öneriyor Mehmet Hoca;

Yazının Devamını Oku

Tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor

PINAR Karşıyaka Avrupa ikincisi olarak Türkiye’ye döndü. Şu virüs belası olmasaydı; Karşıyakalı basketçileri inanan on binler karşılardı.

 

Bir semt takımı gidip Avrupa ikincisi olup geliyor, inanıyorum şampiyon olarak da gelecek.
Hepsiyle gurur duyuyoruz.
Başarıda emeği geçen herkesi kutluyoruz.
Karşıyaka büyük bir kulüptür.
Ve bunu her fırsatta hatırlatıyor.
Geçen hafta Karşıyaka’yla ilgili birkaç yazı yazdım.

Yazının Devamını Oku

Marka yaratmak kadar korumak da zor

BARBAROS Tapan’ın Nusret Gökçe’yle yaptığı röportajı büyük keyifle okudum.


Tapan; Nusr-Et’in Los Angeles şubesinin açılışını dünya yıldızlarıyla dolu film galalarından farkı olmadığını söylüyor. Ve “25 yıldır Los Angeles’ta yaşıyorum, böyle ses getiren, bu kadar çok konuşulan başka bir açılış görmedim” diyor.
Gerçekten çok mutlu oldum.



Çünkü yıllardır yazdığım bir konu var.
İtalya kendi mutfağını dünyaya çok iyi anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Bir düzenleme de onlar için yapalım

HÜKÜMET, Meclis’e gönderdiği bireysel emeklilik sigortası ve enerjiyle ilgili bazı düzenlemelerle birlikte başka konulara da yeni eklemeler yapacak.


Örneğin pandemi nedeniyle beklenen tesislerin boş kalmasından dolayı bazı ertelemeler yapılacak.
Daha önce hazine arazileri üzerine kurulu turizm tesislerinin devlete yaptıkları ecrimisil ödemeleri bir yıl süreyle ertelenmişti. Pandemi ve ekonomik kriz nedeniyle bu süre bir yıl daha uzatılacak.
Doğru bir karar...
Gerçekten de pandeminin bazı sektörlere etkisi çok daha olumsuz oldu.
O yüzden olması gereken, doğru bir karar...
Keşke imkanlar el verse de sektöre çok daha büyük destekler yapılsa...

Yazının Devamını Oku

Barselona yaptı Çeşme yapamaz mı?

AVRUPA’nın bazı yerlerinde ilginç etkinlikler yapılıyor. Örneğin Barselona Kovid-19 salgınına rağmen sosyal mesafenin korunmadığı 5 bin kişilik bir rock konseri düzenledi.



27 Mart tarihinde gerçekleştirilen etkinlik sonrası konsere katılanlar tek tek takip edildi. Ve koronavirüsün bulaştığına dair bir belirtiye rastlanmadı.
Palau Sant Jordi kapalı spor salonunda düzenlenen konser öncesi tüm seyirciler Kovid-19 testinden geçirildi. Özel bir havalandırma sisteminin kullanıldığı mekanda tüm seyirciler FFP2 tarzı maskeler taktı, tuvalet ve barların kullanımında ise bazı özel kurallara dikkat edilmesi istendi.
Tabii konser olunca sosyal mesafe kuralına uyulmadı.
Germans Trias i Pujol Hastanesi doktorlarından Josep Maria Llibre, bu konserle büyük bir Kovid-19 deneyi yaptıklarını ve doğru önlemler alındığı taktirde bu tarz organizasyonların güvenli olduğunu ispatladıklarını söyledi.
Barselona dışında İspanya’nın bazı şehirlerinde de benzer etkinlikler yapıldı.

Yazının Devamını Oku

Bu işletmeler daha fazlasını hak ediyor

17 Mayıs’tan sonra kademeli bir geçiş olacağı kesin. 50-60 binlerden 18 binlere inen vaka sayısı elbette umut verici. Ama daha önce de 2 binlere kadar indirdiğimiz vakaları, dikkatsizliğimiz sonucu yine 30 binlere çıkarmıştık.


Aslında bu algoritmayı hepimiz öğrendik.
Rakamlar gidişatı çok net gösteriyor.
17’sinden sonra 5 binlerin altına inemeyeceğiz.
Peki bu sefer ne yapmalıyız?
Ay başında maaşını alan insanlar için değişen bir durum yok. Ta ki işleriyle ilgili herhangi bir sıkıntı oluncaya kadar...
Ben yazınca bazen sert eleştiriler alıyorum.

Yazının Devamını Oku

O uzun masalarda hayat konuşulur

LEZZET dünyasına ilgim yeni değil. Bir kere büyük bir ailede yetiştim. Ailede herkes iyi yemek yapardı. Müthiş, kalabalık sofralar kurulurdu. Ve her seferinde lezzet sörfü yapılırdı. Ve elbette o renkli sofralarda hayatı konuşurduk.


Kendimizi, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi, hayallerimizi anlatırdık.
Yemek hayatı güzelleştiren en önemli ayrıntılardan biridir.
Yıllar içinde gastronomi derneklerine, kulüplerine üye oldum.
Ve müthiş tadımlara...
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde...
Damak biraz gelişince, o derslerden biraz bir şeyler öğrenince tatların harmonisi farklı oluyor.

Yazının Devamını Oku

10 bin adımı at primi kap

BÜLENT Kutlu; Vizyon 100 Kurucu Üyesi, dijital stratejist...


2004 yılında Turkish Society Network parolasıyla dünyada ve Türkiye’de bir ilk olan Wishnee sosyal medya platformunun kuruluşuna öncülük etti. Sosyal medyanın gelecekte çok önemli bir yeri olacağına ve bu alanda yatırım yapılması gerektiği konusunda Türk yatırımcılarını bilgilendirme çalışmalarını yürüttü.
Farklı alanlarda ve sektörlerde çalıştıktan sonra 2019’da mentor ve mentilerin sanal ve gerçek ortamda bir araya geldikleri Mentee Turkey platformunu kurdu.
Vizyon 100 de; dijital dönüşümü merkeze alan üst düzey yöneticilerin yer aldığı bir platform...
Pandemi dönemi dijitalleşmeyi daha çok ön plana çıkardı. Büyük şirketler önce evden çalışmayı teşvik ettiler, bazıları da hibrit bir modeli önerdiler.
Bir yılın sonunda Google, Amazon gibi şirketler aşı olanları yeniden ofislere çağırmaya başladılar, yaz sonundan itibaren de hibrit bir model uygulayacaklarını açıkladılar.
Kutlunun bu süreçle ilgili bazı notları var.

Yazının Devamını Oku

Hayat, öngörü ve gelecek

KİMSE salgının bu kadar uzun süreceğini düşünmemişti.


Ne devletlerin böyle bir hazırlığı vardı, ne de özel sektörün...
Çok kitap okudum, bu konuları işleyen çok film seyrettim ama bir buçuk yılı bulan bu pandemi dönemini hayal bile edememiştim.
Geçen gün düşündüm.
Kovid 19 salgınının bir pandemiye dönüşebileceğini ve hayatımızı etkileyebileceğini ilk, ne zaman, kiminle konuşmuştuk diye...
2019’un aralık ayıydı ve İzmir Alsancak’taki Arkas Sanat Merkezi’nde yine güzel sergilerden birindeydik.
İçine girenler bilir.

Yazının Devamını Oku

Küçük yatırımcı henüz krizi bilmiyor

PANDEMİ sürecinde daha çok evlerde olunca alışkanlıklarımız, ilgi alanlarımız da değişti. Örneğin borsaya milyondan fazla yeni yatırımcı geldi. Yıllarca yüzde 65’lerin altına düşmeyen yabancı yatırımcı oranı yüzde 45’lere gerilirken; bunu yerli yatırımcılar karşıladı.


Etrafımda bunu gözlemliyorum.
Borsaya olan ilgi aslında tasarruflar açısından önemli bir gelişme...
Çünkü borsaya girerken, şirkete ortak oluyorsunuz.
Finansal okur yazarlık arttığı sürece bu ilgiyi çok değerli buluyorum.
Ancak bizde birçok konuda olduğu gibi kulaktan dolma bilgilerle, arkadaş tavsiyeleriyle, sosyal medya yönlendirmeleriyle yatırım yapıyoruz.
Bu dönemde aslında küçük yatırımcılar büyük hayal kırıklıkları yaşamadı.

Yazının Devamını Oku

İşletmeler için daha fazlasını yapalım

TAM kapanmanın ardından hayatın nasıl normale gireceği belli olmaya başladı.


Hükümet Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine göre hareket edecek.
Yani 17 Mayıs’tan sonra her şeyin bittiğini zannetmeyin.
Büyük ihtimalle hafta sonu yasakları bir süre daha devam edecek.
Hafta içi 19.00 değil ama belki 21.00’den sonra yasaklar sürecek.
Kapanmanın ardından önce okullar ve sınavların açılması bekleniyor. İkinci aşamada tek dükkan olarak tanımlanan kuaför, avukatlık bürosu ve küçük esnafın açılabileceği ifade ediliyor.
Kafe ve restoranların üçüncü aşamada, masa sınırlaması ve dış mekân şartıyla açılmasının daha doğru olacağı da ifade ediliyor.

Yazının Devamını Oku

Yeşil korunursa projeye destek

GEÇEN hafta İzmir Ticaret Odası’nın konuğu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu.


Dijital yapılan bu toplantıyı ben de izledim.
Kılıçdaroğlu siyasete girmeden, iş dünyasıyla ilgili düşüncelerini, çözüm önerilerini anlattı.
Oda üyeleri Kılıçdaroğlu’na sorular sordu, o da yanıtlar verdi.
Bunlar arasında Çeşme’yle ilgili bir soru dikkatimi çekti.



Yazının Devamını Oku

Sevgi var, mesafe yok

EROL Hülagü’yü reklam ve perakende dünyası çok iyi tanır. Sektörün kendini anlatmasında, tanıtmasında büyük katkısı vardır.


Zeynep Hülagü’yü de eğitim sektörü çok iyi bilir. Çalıştığı kurumlara hep katkı sağlayan, sektörü büyüten isimlerden biridir.
Kızları Nilipek’i çok küçükken tanıdık, sevdik.
Yıllar geçti, genç kız oldu, üniversite okumak için İstanbul’a Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’ne gitti. Sonra Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi’nde Biyolojik Psikoloji’yi bitirdi.
Bu arada müzik hep hayatında oldu. Farklı gruplarda yer aldı ve bir gün solo bir albüm çıkardı.
“Sabah...”
Herkesin sabahı farklıdır.

Yazının Devamını Oku

Kapanma doğru ama destek şart

17 gün kapanacağız; yeterli olup olmayacağını göreceğiz.


Elbette bu süreci yönetmek çok kolay değil.
Her devlet imkanları doğrultusunda vatandaşına destek oluyor.
Devletin yapması gerekenler var ama vatandaşa düşenler de bulunuyor.
Dün de yazdım, bazıları eleştirdi.
Normaldir.
Söylemek istediğim şuydu;

Yazının Devamını Oku

Sanatçı dostlar bu platforma üye olun

BU dönemin en büyük mağdurları da sanatçılar oldu.


Tiyatrolar kapalı, sinema salonları da öyle...
Yeme içme sektörü de durunca müzisyenler de ne yapacaklarını bilemediler.
Düğünler, davetler, özel toplantılar azaldı, daha doğrusu yapılamadı.
Bizde özellikle müzisyenler aldıkları kaşelerle hayatlarını devam ettikleri için bu etkinlikler olmayınca büyük bir mağduriyet oldu.
Özellikle lokal sanatçılar arasında intihar edenler oldu. Bu haberler hepimizin içini sızlattı.
Bu süreçte bütün dünyayı yakından takip ettim.

Yazının Devamını Oku

Siyasete popülizm de girince böyle oluyor

İZMİR gibi çok kültürlü bir şehirde büyüdük. Mahallemizde, yaşadığımız çevrede levanten çok aile vardı. Rum kökenli komşularımız da vardı, Ermeni arkadaşlarım da...


Saint Joseph’i kazandığım gün, okulun girişine kazananların listesini asmışlardı.
Sınıfta, okulda da o kadar çok arkadaşım oldu ki...
Bizi birleştiren hep ortak değerlerimizdi.
İzmir, Türkiye, Atatürk sevgisiydi.
Kimin nereden geldiği, nerede doğduğu, kimlerden olduğu hiç önemli değildi.
Bizim için önemli olan arkadaşlıklardı, dostluklardı, ailelerdi, birlikte geçirdiğimiz vakitlerdi.

Yazının Devamını Oku

Temas etmeden tatil yapmak ister misiniz?

PANDEMİYLE bazı alışkanlıklar değişecek. Ve, hayatımıza teknoloji yeni imkanlar, olanaklar, alternatifler sunacak.Örnek mi?



Salgının azaldığını ve tatile gittiğinizi düşünün. Ve, aklınızdan pandeminin en kötü günleri hala gitmiş değil. Hiçbir yere dokunmak istemiyorsunuz, kimseyle yakın temas kurmak istemiyorsunuz. Bunu nasıl yapabilirsiniz?
Size bu imkanı sunan bazı çözüm önerileri var...
Sadece akıllı telefonunuzu kullanıyorsunuz. Bir uygulamayı indiriyorsunuz; konakladığınız tesisin tüm hizmetlerinden, dil engeline takılmadan faydalanabiliyorsunuz.
Nasıl mı?
Otele gitmeden bir sağlık karnesi dolduruyorsunuz. Otele varıldığında temassız check-in özelliğiyle resepsiyon kuyruğunda beklemiyorsunuz. Oda için kapı kartı almadan, oda kapınızı cep telefonuyla açılabiliyorsunuz. Mobil uygulamada yer alan menüler ve kataloglar sayesinde ortak kullanılan yüzey miktarı en aza indiriliyor. Bu sayede yiyecek ve içecek siparişlerini cep telefonundan sadece odaya değil, oteldeki her hangi bir bölgeye talep edebiliyorsunuz. Bu bölge lobi, sahil ve hatta tekne bile olabiliyor. Tüm bu hizmetlerin ödemesi için ise para kullanmaya veya POS cihazına gerek kalmadan mobil ödeme ile gerçekleştirilebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Bir ödev ve düşündürdükleri

OĞLUM Atlas’a Piri Reis’teki öğretmeni Melike Gevrek 23 Nisan’la ilgili bir ev ödevi vermiş. “Dersimiz Atatürk” filmini izleyip kendine göre notlar çıkarmasını istemiş Melike öğretmen...


Atatürk’ü, felsefesini, hayata bakışını, bizlere bıraktığı mirası okuyarak, anlayarak, içselleştirerek büyüdük.
Hala “Atatürk” dendiğinde gözlerimiz dolar.
Atlas’ı da dünyanın kabul ettiği bu önemli lideri anlatarak büyütüyoruz.
Bu filmi yıllar önce izlemiştim.
Turgut Özakman’ın senaryosunu yazdığı Atatürk’ün hayatını konu alan bir filmdi. Yönetmenliğini Hamdi Alkan yapmıştı. Filmde Halit Ergenç Atatürk’ü canlandırmıştı.
Filmde dede rolünü üstlenen Çetin Tekindor, torunu rolünü üstlenen Batuhan Karacakaya ve arkadaşlarına Atatürk’ü anlatıyordu.

Yazının Devamını Oku

En doğrusu hibrit modelle çalışmak

AŞILAR konusundaki fikrim, tavrım belli...


Bu salgını yenebilmemiz için aşılardan başka bir çare gözükmüyor.
O yüzden aşı tartışmalarının yapıldığı günlerde gidip FAZ 3 çalışmasına katıldım.
Yaşadıklarımı da belirli aralıklarla yazdım.
Aşımın üzerinden 5 ay geçti.
Neredeyse hiçbir yan etki yaşamadım.
Aşı oldum diye de; tedbirleri bir kenara bırakmadım.

Yazının Devamını Oku