Hayatın dişli çarkları

GÜNÜMÜZÜN en yaygın sorunlarından stres pek çok soruna yol açıyor. Hayatımızda yapacağımız küçük değişiklikler, alacağımız yeni kararlar, hobiler ya da soruna biraz farklı açıdan yaklaşmak stresle mücadele etmede etkili olabilir. İzmir İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Mehmet Burak Öztop, hayatın dişli çarklarını bakın nasıl anlatıyor...

Haberin Devamı

 


“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...”
Osmanlı İmparatorluğu’nun tahtına sahip Kanuni Sultan Süleyman’ın bütün zenginliklerin üstünde tuttuğu sağlık kavramını Dünya Sağlık Örgütü şu üç temel iyilik haline bağlar:
Bedensel iyilik: Vücudu oluşturan doku ve organlarda eksiklik, işlev bozukluğu, mikrop taşıma gibi durumların olmaması hali.
Ruhsal iyilik: Yaşına uygun olarak düşünebilen, düşündüklerini anlaşılır şekilde ifade edebilen, başkalarını anlayabilen, kendisiyle barışık olma hali.
Sosyal iyilik: Nerede, nasıl davranacağını ve sorumluluklarını bilip, insanlarla iyi ilişkiler içinde olup çevresiyle barışık olma hali.
Peki; bir bütün olarak fiziken, ruhen ve sosyal olarak nasıl iyi olabiliriz? İyiye en çok nasıl yaklaşabiliriz?
Müdahale edemediğimiz genlerimiz, anne babamızdan aktarılan kaderimiz elbette önemli ancak sadece bir başlangıçtan ibaret. Daha önce kişilerin yaşam sürelerindeki benzerlikte genetiğin yaklaşık yüzde 20 ila 30 belirleyici olduğu tahmin edilirken, yapılan araştırmalar sonucu bu oranın yüzde 10’dan daha az olduğu, yaşam tarzının sağlıklı ve uzun yaşamayı etkilediği gösterilmiş.
Tıbbın babası kabul edilen Hipokrat, sağlıklı yaşamın temel ilkesini ‘bireyin kişisel yapısı ve değişik besinlerin gücünü bilmek’ şeklinde tanımlar. Hayatımızın her döneminde beslenme şeklimiz daha sonraki dönemleri etkiler. Bebekliğimizden yaşlılığımıza kadar devam eden beslenme alışkanlıklarımız için alınacak çok basit birkaç tedbir yanlış beslenmenin sebep olacağı birçok hastalığın önüne geçecektir.
Düzenli, dengeli, çeşitli ve doğal beslenme yöntemleri kişilere, yaş gruplarına, özel durumlarına göre planlanmalı ve hayat tarzı olarak devam ettirilmelidir. Öğün atlanmamalı, bol sebze meyve tüketilmeli, gün içinde en az 1.5 litre olacak şekilde su içilmeli, şekerli, tuzlu ve katkı maddeli besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Kaliteli ve sağlıklı yaşamın düşmanı sigara, alkol ve bağımlılık yapan maddelerin kronik kullanımından sakınılmalıdır. Özellikle sigara kan basıncında artışa, solunum yetersizliklerine, kanda pıhtılaşma eğilimine, damar sertliğine yol açarak kalp sağlığını tehlikeye sokmakta; ayrıca, akciğer, meme, pankreas ve kolon kanseri riskini artırmaktadır.
Dünyanın en önemli halk sağlığı mücadelelerinden biri olan obezite, yani aşırı kilo bulaşıcı olmayan hastalık hızlarının artmasına, yaşam sürelerinin kısalmasına ve yaşam kalitesinde bozulmaya sebep olur. Her birey için uygun vücut ağırlığı yaş, cinsiyet ve boy gibi faktörlere göre değişebilir. Aşırı kilo başta kalp rahatsızlıkları olmak üzere birçok sistemik hastalığa sebep olabilir. Eğer kontrolsüz kilo alınıyorsa altında bir başka hastalık yok ise beslenme şekli gözden geçirilmeli, günlük fiziksel aktiviteler artırılmalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı fiziksel aktivite raporuna göre, her yıl hareketsizlik nedeniyle dünyada ortalama 3.2 milyon kişi hayatını kaybetmekte ve hareketsizlik dünyada ölüm nedenleri arasında dördüncü sırada yer almaktadır. Bu nedenle günde en az 30 dakika orta düzeyde bir fiziksel aktivite hem kas-iskelet, kalp damar ve solunum sistemlerine yarar sağlar, hem de stresi azaltır.
Yoğun iş temposu, yaşam şartlarının zorluğu, artan strese ve bu streste sebep olduğu hastalıklarla yaşam kalitesinde ve süresinde azalmaya neden olmaktadır. Depresif, stresli, yorgun bir insan hastalıklara davetiye gönderen bir hasta adayıdır. Strese uzun süre maruz kalırsanız vücudunuz bir şeylerin yanlış gittiği yönünde işaretler vermeye başlar. Baş dönmesi, baş ağrısı, diş gıcırdatma, hazımsızlık, kas gerginliği, uyku sorunları, kalp çarpıntısı, yorgunluk, kilo kaybı ya da kilo alımı gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra öfke, kaygı, depresyon, sinirlilik, negatif düşünce, konsantrasyon problemleri, unutkanlık, yetersizlik gibi duygusal belirtiler de görülmeye başlar.
Hayatın dışında kalamayıp, yoğun iş temposundan kaçamayacağımıza göre, çözüm stresle baş edebilmeyi öğrenmektir. Sadece beden sağlığı için değil, ruhumuz ve sosyal hayatımız için de stresle mücadele yöntemlerine başvurmak gerekir. Sağlıklı bir beden ve ruh, sağlıklı sosyal ilişkiler, başarılı bir iş hayatı, huzurlu bir aile yaşamı... Dişli çarklar gibi adım attığınız anda hayatınızdaki değişim ve iyileşme peşi sıra devam edecektir. Madem bir kez yaşıyoruz, doğru yaşarsak bir kez de olsa yeter!

Yazarın Tüm Yazıları