"Aziz Fidancı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aziz Fidancı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aziz Fidancı

O halde bu halde o halini kendin yarat  

‘Korona' diye yazılan ve söylenen her şeyden sıkılır olduk. Ölüm korkusu, "ya ben de hastalanırsam, ya yakınlarıma bulaştırırsam?"... Tüm dünyanın, hepimizin endişesi aynı.

 

Ancak bizler  için gecesini gündüzüne katıp, uyumadan mücadele eden sağlıkçıların tek endişesi ise bizleriz.

Ölüme meydan okuyorlar bir anlamda, gelen hastaları hayata döndürmek, iyileşmelerini sağlamak için... Ve bizler için  çabalıyorlar.

Koronavirüs salgınının önlenmesi için, bir tedbir olarak düşünülen sokağa  çıkma yasağı uygulanmadı; ancak bireye özgürlüğünü kısıtlama yetkisi verildi.

 

Maalesef buna da birçok kentte uyulmuyor. Sokaklarda dolaşan yetişkinler, parklarda oynayan  çocuklar var halen.

65 yaşındaki büyüklerimize yasak koyduk; ancak virüse aldırmadan,  çok acil ihtiyacımız olmadığı halde dışarı çıkıp dışarıdan kaptığımız virüsü, oturdukları koltuklarına kendi elimizle dışarıdan taşıyıp bulaştırıyoruz.

Hepimiz daha bir hafta öncesine kadar yapacağımız işleri, çıkacağımız seyahatleri planlıyorduk. Kimimiz yurt dışına, kimimiz Ege’ye, kimimiz Doğu turuna çıkacaktık. 

Oysa şimdi en elzem ihtiyaçlarımız dezenfektanlar, kolonyalar ve maskeler...

Her şeyin daha fazlasını istediğimiz bu dünyada; minik bir virüs dünyamızı kasıp kavurdu, her şeyi durdurdu. Haber bültenlerinde bangır bangır "herkes birbirinden uzak dursun" anonsları yapılıyor.

Uzaktan sevmeyi denememiz gerektiğini, temas etmememiz gerektiğini, tokalaşmak için uzatılan eli nazik bir dille geri çevirmemiz gerektiğini, aile fertlerimizle yan yana oturduğumuz evlerimizde 1 metre mesafe koyarak konuşmamız gerektiğini bangır bangır söylüyorlar. Biz de kaygılanıyoruz... Evde sorgularımız artarken, her şey geçiyor aklımızdan.

 Bu vazgeçiş bile, bize istediklerimizden ziyade; stres, kaygı, endişe ve hastalıklar verebilir ancak.

Tam da bu süreçte, dışarıda gürül gürül baharı balkondan izlerken, Murat abime gözüm ilişti. Abim, gündemi çok iyi takip ediyor. Görüşü, analizleri ve tespitleri de gayet yerinde. Gündemi ondan takip ediyorum. Tahminlerinin birçoğu tutuyor. 5 yaşında geçirdiği menenjit hastalığı nedeniyle ateşlenip hastaneye kaldırılıyor. Hastanede iğne yapılıyor, yapılan iğne sonrasında abim felç geçiriyor.

Şu an göz damarları da kurumaya başladı. Gündemi bazen can kulağıyla dinliyor.

50 yaşında, yatalak... Birçok ihtiyacını biz karşılıyoruz.

Korona virüsüne ilişkin bana dönerek, şunları anlatıyor: " Toplum empati kurmayı bilmiyor, kendilerini bir başkasının yerine koyamıyor. Ben ömrümü salon, oda, balkon çemberinde geçiriyorum. Yıllardır bu böyle, hep böyle olacak. Benim yerimde olsalardı ne yaparlardı? Oturmak gerek, çıkmamak gerek. Uzmanların belirttiği 14 gün kuralına uymaları gerek..."

 Düşününce gerçekten çok haklı. Biz bu durumda olsaydık ne olurdu acaba?

 

Ve insanlar evde kaldılar,

kitap okudular ve dinlediler.

dinlendiler, egzersiz yaptılar,

sanat yaptılar, oyun oynadılar

ve yeni varoluş yollarını öğrendiler,

durdular ,

daha derinden dinlediler,

biri meditasyon yaptı,

biri dua etti,

biri dans etti,

diğeri kendi gölgesini keşfetti,

insanların düşünceleri değişti,

iyileştiler.

cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda,

dünya iyileşmeye başladı.

ve tehlike sona erdiğinde insanlar ölüleri için ağladılar

ve yeni kararlar aldılar,

yeni bir dünya hayal ettiler,

yeni yaşam biçimleri yarattılar,

Dünyayı tamamen iyileştirdiler,

 

Tıpkı kendilerini iyileştirdikleri gibi...

 

Kathleen O’Meara’nın Şiiri, 1864

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI