Değer Deniz cinayeti

AVAZIM çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

Haberin Devamı

Bu ülkede kadınları birer birer öldürüyorlar.

Erkekler öldürüyor.
Tecavüz ediyorlar, bıçaklıyorlar, boğuyorlar, yakıyorlar, vahşice katlediliyorlar.
Tıpkı Özgecan’a yaptıkları gibi.
Ve bunları yapanlara bir halt olmuyor.
Bir şekilde, hep paçayı kurtarıyorlar.
Kadın dernekleri ellerinden geleni yapmaya çalışıyor, ama onların da gücü sınırlı.
Medya desen, güzelse ölen kadın, gençse haberi bir süre devam ettiriyor. Ya da haberi çarpıtıp veriyor. Kadın yalnız yaşıyorsa, başına bunun gelebileceğini söylüyor.
Anlıyorsunuz değil mi?
Tecavüze uğrayan kadın, öldürülen kadın ama suçlu olan da kadın!
Erkekliğin kadınlığa bakışı sakat bu ülkede. Evde oturacak, yemek yapacak, kocasına itaat edecek, üç çocuk doğuracak...
Erkek egemen zihniyet, her yanımızı sarmış durumda.
Zaten adalet de erkek bu ülkede!
Erkek egemen adalette, tecavüzcü erkek katillerin cezaları iyi hal indirimiyle, onunla bununla kuşa dönüyor.
Ölen kadın ise öldüğüyle kalıyor!
Acılı analar-babalar, evlatlarını toprağa gömdükten sonra hayatlarına yarım olarak devam ediyorlar.
Ve bu sürekli tekrarlanıyor.
Kadın kıyımı bu ülkenin normal, sıradan bir gerçeği artık.
“Eğitimsizlik” diyoruz, “Erkek egemen toplum” diyoruz, “Siyasi iktidarın kadına bakış açısı bunları körüklüyor” diyoruz...
Diyoruz ama kadınlar ölmeye devam ediyor!
Biz de hayatımıza devam ediyoruz.
Nasıl bir ülke burası... Nasıl!?

Haberin Devamı

Değer Deniz cinayeti

 

İkinci Özgecan vakası

 

İŞTE herkesi perişan eden bir kadın cinayeti daha.
Adı Değer Deniz.
Geçen mayıs ayında öldürüldü.
Vahşice.
Tıpkı Özgecan gibi.
Dün ilk duruşması vardı.
İnsanın kanını donduran cinayet ve tecavüz şöyle gerçekleşti.
Değer, Cihangir’de küçük bir evde yalnız yaşayan bir müzisyendi.
Sabaha karşı evine sapığın biri girdi, balkondan.
Burun buruna geldiler.
Değer bağırmaya başladı. Bunun üzerine sapık şiddet uyguladı, genç kadının ellerini cep telefonunun şarjıyla bağladı, ona tecavüz etti, sonra da çantasının sapıyla onu boğdu.
En sonunda 125 liralık bir cep telefonu ve 40 liralık bir klarneti alıp, olaya hırsızlık süsü verdi.

Haberin Devamı


HER KADININ BAŞINA GELEBİLİRDİ


Bunu yapan cani, 17 yaşındaydı.
Şimdi de çocuk mahkemesinde yargılanıyor.
Burada önemli olan nokta şu:
Değer Deniz’in başına gelen, bu ülkenin her yerinde, her kadının başına gelebilirdi.
Bu ülkede 17 yaşında böyle canavarlaştırılmış iğrenç sapıklar var.
Suçluların cezalarını neden çekmediklerini, yasaların neden bu kadar onlardan yana olduğunu anlamak mümkün değil.
Tecavüzcü katil yakalanıyor.
“Hırsızlık amacıyla girdim eve, bağırınca öldürdüm” diyor.
Bu konuda kesin anlaşmamız lazım.
Bu, adi bir hırsızlık olayı değil.
Burada amacın ne olduğu çok açık, tecavüz ve cinayet ve bir sapığın kendinde bu hakkı görmesi.
17 yaşında olsa bile.
Bu ülkede, kadınlar tehdit altında.
Bu artık toplumsal
bir sorun.

Haberin Devamı


YALNIZ YAŞAMASAYDI DEDİLER!


Değer’i ertesi günü kardeşi Orhan buluyor.
Çilingirle kapıyı kırdırıyor, içeri giriyor. Çünkü Babylon’a konsere gidecekler ve ablasına ulaşamıyor.
Onun ablasını bulduğu anda yaşadığı travmayı anlatabilmek mümkün mü?
Peki ya annesinin-babasının hissettikleri?
Aile, o zamandan beri basına konuşmadı.
Adli Tıp raporunun gelmesini bekledi ve adaletten medet umdu.
O sırada ise bir kısım medya, saçma sapan şeyler yazdı, bir kadın olarak yalnız yaşamasını, müzisyen olmasını eleştirdi ve hatta dini bir ayinde öldürüldüğünü iddia edenler bile çıktı.
Utanç duyuyorum bu meslektaşlarımdan.
Başka bir kısım medya da bunu basit bir cep telefonu hırsızlığı olarak yansıttı. Böylece, Değer Deniz cinayeti adli vaka haline getirildi.
Bir daha yeniden bir “Özgecan infiali” yaşanmasın diye olay sıradanlaştırıldı.
Soruşturma dosyası üzerine konulan kısıtlama kararı nedeniyle de gerçek bugüne dek ortaya çıkamadı. 
Oysa bu, bal gibi ikinci bir Özgecan vakası.
Sonuncu da olmayacak!

 

Haberin Devamı


HAMİŞ: Değer Deniz’in ailesi, kadınları, kadın örgütlerini ve yaşam hakkına saygı duyan herkesi, yani sizleri bu yargılama sırasında birlikte olmaya çağırıyor. Onları yalnız bırakmayalım ve bu davanın takipçisi olalım.

 

Yazarın Tüm Yazıları