"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Merkür Gerilemesi devam ediyor: “Tüm savaşlar önce akılda başlar.  

Günaydın yepyeni bir günden…

Gökyüzünde ay kova burcunda tüm gücüyle ilerliyor. Ben sizi çok teknik bilgiler sıkmak istemiyorum. Bunu biliyorsunuz. Ama bugün gökyüzünde Ay ve Merkür arasında 135 derecelik bir açı oluşacak. Gerileyen bir Merkür ile Mars ve chiron zaten 90 derecelik açı yaparken bugün üzerine kısa bir süreliğine bu durumda etkileyecek. Ben 135 derecelik açıların yaptığı olayları oldukça önemsiyorum.

Şimdi bu kısa teknik paylaşımdan ayrılarak günü nasıl idare edebileceğinize dair fikirlerimi paylaşmaya doğru yola çıkıyorum :)

 

Kendinizi aptal yerine konduğunuzu, kullanıldığınızı veya kandırıldığınızı hissedebilirsiniz.

Bu durumla başa çıkmak için gerçekleri açıklayıp, hesap sormak ya da aptal yerine konmuyorum ben her şeyi zaten biliyorum iddiası burada size hata yaptırabilir. Hayat gerçekten çok tuhaf bir yolculuk. Bu dünyada istediğini elde etmek için her şeyi yapmaya ve söylemeye hazır insanlar var. Bir satıcının, sevgilinizin, iş arkadaşınızın ya da patronunuzun kendi çıkarı için mi yoksa sizin için mi bir şeyi söylediğini ya da sizin yanınızda olduğunu bilmek olağanüstü olurdu. Ama en azından astrolojik gökyüzü bulguları ile kişilerin bilinç veya şuur seviyelerini kendi fikirlerinizle kontrol edebilirsiniz. Bu konuda psikolojik yanılgılardan uzak kalmak için bugün bu yazıyı okuyan biri olarak herkesten bir adım öndesiniz.

Bir anda yaşayabileceğiniz bir hayal kırıklığı ile anlık bir yeri terk etme hissiyatınız ya da arabayı hızlı kullanma düşünceniz olabilir. Belki de umursamazca karşıdan karşıya geçerken birinin size çarpmaya çalışması ile karşılaşabilirsiniz. Yani bu gökyüzü konumlarında genelde gözlemlediğim şeylerden bahsediyorum. Trafikte motosikletlilere ayrıca dikkat etmenizi önerebilirim. Bazı şeyler çok sert ve hızlı gelişebilir. Hava koşulları da sert etkiler verebilir. Eğer moraliniz bozuksa dikkatsizliğiniz artabilir. Bu durumda güvenli bir yerde oturup bu yazıyı yeniden okuyun ve bir kahve için. Araç kullanmayın veya dikkat gerektirecek işler üzerinde daha fazla hatalar yapmayın.

 

Hayatımızın tuzakları hakkında beyin fırtınası yapalım.

Size bizimle içimizde yaşayan kalabalık ekipten söz etmek istiyorum. Suçluluk, ego, korkudur. Arada bunların yanına ilgi ve merakta eklenir. Bunlar kalabalık bir ekip olarak  sürekli bizle her yere gelirler. Bunları bıraksanız bırakamıyorsunuz.

Korku sana “bunları kaybedebilirsin ya da bir daha geriye dönemezsin der ama dönersin”

Suçluluk sana “bunu nasıl söyleyebilirsin. Hiç utanmadın mı ya da nasıl o insanı o halde bırakırsın der, hâlbuki o insan seni ne hallere sokmuştur”

Ego sana “zeki bir insansın ve karşındakinin yerinde senin olman gerekirdir der ya da senin gibi biri nasıl yalnız kalır diye çekiştirir ama o süreç sana çok şey katmıştır. Çünkü egonu dövmüştür”

Bugün elinizden geldikçe insanları objektif dinlemeye özen gösterin. Muhtemelen siz öyle dinlenmeyeceksiniz ama siz kendi iyiliğinizden sorumlusunuz. Kimseyi iyi biri yapmak için uğraşmayın. Hiç kimseye bir fikri,kişiyi ya da nesneyi sevdirmeye çalışmayın. Daha iyi olması için ne yapılabilir bunu sorun.

Dün twitter dünyasına “Merkür-Mars karesi var aklınızı kullanın ve doğru cümleler sarf edin diye yazdım”

Birçok kişi altına aklı olan kimseyle konuşmasın yazıp espri yapmış.

Bende güldüm. Hoşuma gitti ama tabi ki en kolayına kaçıyoruz. Her zamankinden daha fazla sözlerimizin ve üslubumuzun önemli olduğu bir dönemdeyiz.

Bir insana “neyini sevmedin” ya da “işi nasıl batırdın” diye sormak yerine “Neyi farklı yapardın şimdi olsa” diye sorun. Bu ifade, konuyu o kişinin yanlış yaptığı şeyden alıp, daha iyi olmasını sağlamak için onun ne yapacağına getirir. Aynı bilgiyi alırsınız ama karşınızdaki insana kendini iyi hissettirirsiniz.

 

Neden dürüst açık ve güvenilir bir ilişki yaşayamıyorum?

Elbette yaşayabilirsin ancak birbirinize âşık olana dek beklemek zorundasınız. İşte tüm sebebi bu..

İlişkilerin neden ve nasıl yürüdüğünün kilit noktası varlığından emin olduğunuz bir şeyin değerini bilmemenizden kaynaklanır. Temel de insanların hayatlarından memnun olmamalarının sebebi de budur. Her zaman daha fazlasını isterler ama sahip oldukları için şükretmeyi hatırlayamazlar.  Hayatı sorgulamadan halinize şükrediyorsanız ve kendinizi takdir ediyorsanız yaşamayı kabul etmişsiniz demektir.

Doktora gitseniz ve doktor size işitme yeteneğinizi kaybedebileceğinizi söylese muhtemelen o zaman duymanın minnettarlığını yaşarsınız. Varlığından emin olduğumuz her şeyin aslında bizden geriye alınacağını hatırlayarak nazik bir yaşam biçimi belirlememiz gerekirken sürekli daha iyisinin olmasını isteyerek ilerliyoruz.

Üniversitede fizik dersinde çok güzel bir teori keşfetmiştim. Bu teori Sir Isaac Newton’un bize hareket halinde olan nesnelerin hareket halinde olmaya ve duran nesnelerin de durmaya meyilli oldukları üzerine bir teoriydi. Hareket eden insanların hareket etmeye, duran insanların ise durmaya devam edebileceklerini söyleyebilirdi. Eğer bir insanı fiziksel veya zihinsel olarak doğru yönde hareket ettirmeyi başarırsanız basit ya da eğlenceli bir şeyle başlayarak muhtemelen devamını getirecektir. Yani spora başlayıp bedeninizi sevmenizle sizi birinin sevmesi ya da aşık olması arasında bir bağ var. Odanıza kendinizi kapatmanızla kimsenin sizin hayatınızda durmaması arasında ciddi bir bağ var. Bunu fizik söylüyor, ben değil :)

Doktor Ender Saraç’la 2020 Astro şifa ajandası yazdığımız sıralarda öğrendiğim bir bilgi şöyle ki; Obsesif-kompulsif bozukluk panik atak ve sinir atakları geçiren hastaların düşük karbonhidrat rejimleri ile atlatabildikleri gözlemlenmiş. Kan şekeri seviyenizi istikrarlı tutarak kaygı gibi semptomların büyük ölçüde azaltabilirmişsiniz. Büyük bir porsiyon yemek yedikten sonra neden kendinizi rahatlamış ve sakinleşmiş hissediyorsunuz biliyor musunuz?

Bunun sebebi kan şekeri seviyenizin sabit kalması vücudunuzun düzensizliği telafi etmek için yüksek seviyelerde adrenalin salgılanmış hissetmesiymiş. Ancak en ideal olanı az miktarda rafine edilmemiş besinler yemekmiş. Bu kan şekerinizi sabit tutup daha soğukkanlı olmanızı sağlarmış. Doğru düşünmek için kendinizi bedensel olarak rahat hissedersiniz doğru kararlarda verebiliyormuşsunuz. Umarım alanım dışındaki bu bilgiyi doğru ifadelerle yazabilmişimdir. Doktor ya da diyetisyen okuyucularım kusuruma bakmasın artık. Buradaki amacım sadece kendimize çok yönlü değer vermemizi göstermemdir.

Bir kere başladığınızda bunu daha sürekli yapabilir hale geliyorsunuz. İnandığınız bir sebep aramaktansa kendinize inanacağınız sebepler yaratmalısınız. Bağış toplayan vakıflarda yapılan bir araştırmaya göre en rahat bağış yapan insanın daha önce bağış yapmayı bilen insanlar olduğunu tespit etmişler. Yani sizlerin de hayatlarınızda bazı şeyleri değiştirmeniz için bu fizik teorisini hayata geçirmeniz gerekebilir.

Dememiz o ki; Tüm savaşlar akılda başlar. Kazandığınız ya da kaybettiğiniz yerdedir ve sonra savaşın sonucu somut dünyaya yansır. Rakibinizin aklına saldırın. Kazanmak için en iyi ya da en parlak olmanıza gerek yok, yalnız doğru şeyleri yapmak zorundasınız. İnsan doğasında ret edilmeyecek en önemli unsur odaklanmadır. Eğer kendinizi zihinsel olarak hazır hissetmiyorsanız erteleme şansınız hep var. O anda harekete geçmeyebilirsiniz ama sadece o anda :)

 

Mutlu günler dilerim…

 

X