"Aslı Elif Tanuğur Samancı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aslı Elif Tanuğur Samancı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aslı Elif Tanuğur Samancı

Aslı Elif Tanuğur Samancı

Tüketici artık balın ham mı yoksa işlenmiş mi olduğunu ayırt edebilecek

13 Mayıs 2020

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Bal Tebliği 2020/7, 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayınlandı. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, akademisyenler, sektörel dernek temsilcileri ve Tarım ve orman bakanlığı temsilcilerinden oluşan Türk Gıda Kodeksi Bal Komisyonu’nun 3 yıldır üzerinde çalıştığı yeni bal tebliği yayınladı.

Tebliğde önemli değişiklikler var

Bunlardan en önemlisi balın kristalleşmesinin (halk arasında balın katılaşması, donması olarak bilinir) doğal olduğu ibaresinin tebliğe girmesidir. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “Bal, elde edildiği bitki kaynağına göre zamanla kristalleşebilir. Bu konu halk arasında yanlış anlaşılıyordu. Bal katılaştığı zaman şeker ilave edilmiş tağşiş edilmiş bal olarak algılanıyordu. Bu nedenle arıcılarımız ballarını tüketiciler ile buluşturmakta zorlanıyordu. Kristalleşmiş balları şeker ilave edilmiş bal zanneden vatandaşlar bu ürünleri satın almadıkları için marketler bu ürünleri üreticilere iade ediyorlardı. Bu iadeler sebebi ile arıcılar zarar ediyorlardı ve ballarını gerçek değerinin altında bal paketleme firmalarına satmak zorunda bırakılıyorlardı. Bal paketleme firmalarının birçoğu balları aşırı ısıtarak (70-80 °C, 15-30 dk) ve ayrıca içindeki besin değerini sağlayan polenleri filtre ederek rafa gönderiyorlar. Burada da amaç balın kristalleşmesini önlemek ve balların uzun süre raflarda sıvı, berrak kalmasını sağlamak. Ama bu işlemler balın besin değerini azaltıyor. Tüketici bunları bilmiyor rafta gördüğü bütün balları aynı işlemlerden geçmiş doğal bal zannediyor. Halbuki gerçek öyle değil. Tebliğe balın kristalleşmesinin doğal bir olay olduğu ve ayrıca ham bal tanımı girdiği için artık tüketiciler bu ayrımı yapabilecek. Ham bal, ısıl işlem görmemiş ve içerisindeki polenler tutulacak şekilde filtre edilmemiş baldır. Sadece içerisindeki gözle görülebilen yabancı maddeler süzülür ve kavanozlanır. Böylece kovandan gelen besin değeri korunarak bal tüketicilere ulaştırılır. Ham bal besin değeri açısından en değerli baldır. Aslında balın doğru tüketimi bu şekilde olmalıdır. Ham bal yüksek sıcaklıkta ısıl işlem görmediği için doğal olarak kristalleşir yani donar. Ama balın bu hali ile tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Balın asıl şifasından yararlanabilmek için bal ham haliyle tüketilmelidir.” dedi.

Balın etiketince artık ‘ham bal’ yazacak

Tebliğde gerek balın tanımına ve özelliklerine ilişkin gerekse bala uygulanan işlemlere ilişkin yapılan revizyonlar hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumak adına çok önemlidir. Tebliğ yeni hali ile oldukça kapsamlı ve detaylıdır. ISO komisyonunda şu an dünya bal standardının oluşturulması çalışmaları devam ediyor. Dünyanın 2. arıcılık ülkesi olan ülkemiz hazırlamış olduğu bu standart ile dünyaya örnek olacaktır. Özellikle de ülkemize has son derece değerli bir bal çeşidimiz olan çam balının doğru tanımlaması yapılmıştır. Çam balı antibakteriyel, antifungal, antioksidan özellikleri ile dünyada ayrışan, üst kalite bir bal çeşididir. İhracat potansiyeli olan bu değerli bal çeşidimizi, ülkemizde ve dünyada yeteri kadar tanıtamamaktayız. Tebliğin yeni halindeki doğru tanımlamalar ile çam balının dünyada tanıtımına da katkı sağlanacaktır. Ayrıca bitki ismi ile satılan ballarda zorunlu hale getirilen polen analizi ve ayrıca maltoz şekeri analizi ile de balda sahteciliğin önüne geçme noktasında önemli bir adım atılmıştır. Özellikle ham bal tanımının tebliğe girmesi tüketicinin doğru bilgilendirilmesi anlamında son derece gerekli idi. Balların aşırı ısıtılarak kristalleşmesinin engellendiğini tüketici bilmiyordu. Bu konuda tüketici yanıltılıyordu. Ama artık etiketinde “Ham bal” ifadesini gördüğü zaman, tüketici bu balların ısıtılmamış ve kovandan geldiği hali ile besin değeri korunmuş bal olduğunu bilecek. Tercihini bu doğrultuda yapabilecek.

Yazının devamı...

Virüslerden ve gripten korunmanın doğal yolu propolis

2 Mayıs 2020

Propolis; antioksidan ve antibakteriyel etkisinin yanı sıra, antifungal, antiviral, antienflamatuvar ve antitümör etkilere de sahiptir. Solunum yolları hastalıklarından mide bağırsak rahatsızlıklarına ve kansere kadar pek çok farklı hastalıkta tedaviye destek olarak kullanıldığında olumlu etkileri gözlendiğine dair bilimsel çalışmalar mevcuttur.

Propolisin antiviral özelliği ile ilgili bilimsel bir çalışma

2014 yılında Kyushu Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, influenza virüsüne karşı propolisin etkinliği araştırılmıştır. Bu enfeksiyonu geçiren hastalar iki gruba ayrılmış ve bir gruba düzenli olarak propolis verilmiş ve propolis alan grubun hastalık semptomlarında daha hızlı bir iyileşme gözlendiği tespit edilmiştir. Araştırmacılar propolisin antiviral özelliğinden dolayı influenza virüsüne karşı etkin olduğunu ve grip semptomlarını azalttığını belirtmişlerdir.

Virüslere karşı bağışıklık sistemini güçlü tutmak çok önemli

Bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler virüs kaynaklı enfeksiyonları daha kolay atlatır. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir. Bu nedenle özellikle virüs kaynaklı enfeksiyonlarda doğal ürünlerin yoğun şekilde kullanılması gerekmektedir. Virüs kaynaklı enfeksiyonlara yakalanan kişiler öncelikle istirahat etmeli, yeterli sıvı ve bol miktarda taze sebze, meyve tüketmelidir. Ayrıca antioksidan içeriği yüksek olan; soğan, sarımsak, elma sirkesi, zerdeçal, zencefil, tarçın gibi besinler ve antioksidan özelliğinin yanı sıra yüksek antiviral ve antimikrobiyal özellik gösteren propolis de mutlaka beslenme planına dahil edilmelidir.

Propolis dünyada bilinen en güçlü doğal antioksidan gıdadır. Hatta nardan 80 kat daha güçlü içeriğe sahiptir. Propolisin içeriğinde bulunan antioksidan maddeler aynı zamanda antiviral özellik de göstermektedir.

Ayrıca sirke; çok eski yıllardan bu yana kullanılan özel bir fermente bir üründür. Sirke, içeriğinde bulunan organik asitler, fenolik bileşikler, vitaminler ve mineraller sayesinde; antimikrobiyal, antioksidan, antidiyabetik, antikarsinojenik, antiviral etkiler başta olmak üzere sağlık üzerine birçok olumlu etki göstermektedir. Ayrıca sirke tüketimi virüslere karşı dezenfektan özellik göstererek vücudu korumaya yardımcı olur. Her gün bir kaşık ham bala bir kaşık sirke, 10 damla propolis, bir tutam zencefil, zerdeçal ve tarçın ekleyip, iyice karıştırıp günde en az 2 defa tüketmenizi tavsiye ederim. Bu sayede hem bağışıklık sisteminiz desteklenir hem de vücudunuz için antiviral bir ortam oluşur.

Propolis, koronovirüsüne karşı korur mu?

Yazının devamı...

Gerçek bal nasıl anlaşılır?

2 Mayıs 2020

Ham bal; kovandan alındığı haliyle tüketime sunulan, pastörizasyon ve filtrasyon işlemlerine tabii tutulmamış, balın en doğal halidir. Pastörizasyon, yani yüksek sıcaklıklara ısıtma işlemi, balın içerisindeki bazı enzimlerin ve fenolik ve flavonoid yapıdaki bazı değerli bileşenlerin azalmasına neden olur; filtrasyon ise balın içerisindeki polenlerin azalmasına neden olur. Ham bal, pastörize edilmediğinden ve polenleri tutacak şekilde filtre edilmediğinden besin içeriği tüm doğallığıyla korunur.

Amaç kristalleşmeyi önlemek

Balda pastörize işlemi, halk arasında şekerlenme olarak adlandırılan kristalleşmenin önlenmesi amacıyla yapılır. Ancak bu işlem balın içerisindeki faydalı bileşenlerin azalmasıyla sonuçlanır. Pastörizasyon normalde gıdalarda mikroorganizmaları öldürmek amacıyla yapılır fakat balda bu işlem mikrobiyal güvenliği sağlamak amacıyla değil; kristalleşmeyi yani şekerlenmeyi önlemek amacıyla yapılır. Isıtma işlemiyle balların uzun süre kristalize olmadan rafta berrak ve şeffaf bir şekilde kalması sağlanır.

Balınızı mutlaka sorgulayın

Tüketicilere mutlaka araştırmaları ve sorgulamaları tavsiyesinde bulunan Samancı, balın faydalarından bahsedebilmemiz için balın kovandan alındığı haliyle tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Balın içindeki doğal enzim ve proteinlerin korunması için balın ısıya maruz kalmaması gerektiğini belirten Samancı, yapılan bilimsel çalışmalarda balın ham haliyle antibakteriyel aktivite gösterdiğini ve ham bal kavramının gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada büyük gelişme gösterdiğini ifade ediyor.

Yazının devamı...

Bağışıklığımızı güçlendirmek için neler yapmalıyız?

21 Nisan 2020

Bağışıklık sistemi (İmmün sistem), enfeksiyonlara karşı direnci sağlayan hücreler topluluğudur. Hastalıklara karşı koruma sağlayan, patojenleri (Hastalığa neden olan her türlü organizma) tanıyıp onları yok eden, kısacası vücudu yabancı ve zararlı maddelere ve mikroorganizmalara karşı koruyan bir sistemdir.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için neler yapılmalı?

Sağlıklı bir beslenme planı oluşturmak ve bu planı günlük rutin haline getirmek çok önemli. Yeterli ve dengeli bir beslenme planının; %12-15’i proteinlerden, %55-60’ı karbonhidratlardan ve %25-30’u yağlardan (Doymuş yağ asitleri < %10.0, Trans yağ asitleri %1.0, Çoklu doymamış yağ asitleri ≤ %10) sağlanmalıdır. Tabi bu dengeyi oluştururken rafine şeker, ilave yağ, koruyucu ve katkı maddesi içeren gıdalardan kaçınılmalıdır. Tüketeceğiniz gıdalar; antioksidanlardan, A, D, E, K, C ve B grubu vitaminlerinden, magnezyum, çinko, selenyum ve demir gibi minerallerden zengin besinler olmalıdır.

Peki, bu besinler nelerdir?

Amerikan Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; günlük antioksidan ihtiyacının karşılanması için sağlıklı bir yetişkin günde, 5-6 porsiyon taze sebze, meyve ve 6-11 porsiyon ise tam tahıl tüketmelidir.  Peki, her gün bu miktarda meyve, sebze ve tam tahıl tüketebiliyor muyuz? Gerçekte günlük yoğun koşturma tempomuzda bu kadar yoğun beslenmemiz mümkün olmuyor. O halde ne yapmalıyız? Antioksidan açısından çok zengin gıdaları günlük beslenmemize dahil etmeliyiz. Bu gıdalar neler? Bilinen en güçlü doğal antioksidan propolis.  Propolis nardan 80 kat daha güçlü antioksidan. Günde 20 damla tüketerek antioksidan ihtiyacımızın bir kısmını karşılayabiliriz. Tabi ki zencefil, zerdeçal, soğan, sarımsak, koyu yeşil yapraklı sebzeler (Ispanak, brokoli) ve kırmızı mor meyveleri de (böğürtlen, yaban mersini, çilek) unutmamak lazım...

Yazının devamı...

Propolis pek çok hastalıkta tedaviye destek oluyor

9 Mart 2020

Propolis Yunan dilindeki ‘Pro’ (önü, öncesi) ve ‘polis’ (şehri koruyan) kelimelerinden türetilmiştir.

Tarihi eskilere dayanıyor

Yunanlılar ve Mısırlılar propolisi ilk defa antiseptik olarak kullanmışlardır. Mısırlılar ayrıca ilk dönemlerinden itibaren mumyalarını mikroplardan ve diğer parazitlerden korumak için propolis ile kaplamışlardır. 11. yüzyılda İbn-i Sina antiseptik özelliğinden dolayı askerlere yaralarını tedavi için propolisi tavsiye etmiştir. Ruslar 2. Dünya savaşında verem salgınını propolis ile yenmişlerdir. Hipokrat ise MÖ 460-357 yılları arasında reçetelerinde propolisi kullanmıştır. Orta Asya’da birçok cilt hastalığında propolis merhem olarak kullanılmıştır.
Propolis nelere faydalı?

Propolis içeriğinde bulunan fenolik ve flavonoid bileşenler sayesinde yüksek antioksidan özellik gösteren bir arı ürünüdür. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.

Solunum yolları hastalıklarından, mide bağırsak rahatsızlıklarına, ağız içi aft, yara ve uçuklardan kansere kadar pek çok farklı hastalıkta tedaviye destek olarak kullanıldığında olumlu etkileri gözlendiğine dair bilimsel çalışmalar mevcuttur.

Propolis nasıl kullanılmalı?

Yazının devamı...
Aslı Elif Tanuğur Samancı Kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Tanuğur, uzun yıllar özel sektörde arı ürünleri alanında Ar-Ge ve Kalite alanında çalışmış ve projeler gerçekleştirmiştir. Uluslararası Bal Komisyonu üyesi olan Tanuğur, aynı zamanda TSE Ayna komite üyesi ve Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) arı ürünleri standardı komisyonu üyesidir. Tanuğur, halen, gıda ve arı ürünleri konusunda çok sayıda Ar-Ge projesi geliştirmekte, bilimsel yayın ve çalışmalar yapmakta; sektöre ve bilime katkı sağlamaya devam etmektedir. BEE’O Propolis’in kurucularından olup halen Genel Müdür görevini yürütmektedir.