GeriAhmet HAKAN Vurun kardaşlar vurun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vurun kardaşlar vurun

Barolar seçimini kazanan delegeler, zafer coşkusu içinde marş söylediler.

 

Söyledikleri marşın sözleri şöyleydi:

*

“Yolumuz devrim yoludur / Gelin kardaşlar gelin / Yurdumuza faşist dolmuş / Vurun kardaşlar vurun”

*

Barolar Birliği’nin yolu...

Vurun kardaşlar vurun

Devrimin yolu olmaz, hukukun yolu olur.

*

Barolar Birliği mensupları...

“Vuralım kıralım” demezler, “Adalet, ille de adalet” derler.

*

Barolar Birliği mensupları...

Marş söylemezler, hukuk manifestosu ortaya koyarlar.

*

Siyasi partilerin, siyasi yapıların, siyasi örgütlerin marş söyleyerek coşmasında tabii ki bir sakınca yok.

Ancak hukukçuların, adalet mücadelesi yapması gereken kişilerin, Barolar Birliği’nin marş söyleyerek coşması, hele içinde “vurun” geçen marşlar söylemesi...

Çok büyük endişe kaynağı.

*

Düşünsenize:

*

Hukukçuların en büyük meslek örgütünü yönetenler, “faşist” diye belledikleri ve kategorize ettikleri insanlara bir temiz sopa çekmenin hasreti içindeler.

Bundan daha büyük bir facia olabilir mi?

*

Mahkeme yok, vurma var. Adalet yok, kırma var. Söyletmek yok, çullanmak var. Dinlemek yok, yüklenmek var. Yargı yok, linç var.

Böyle hukukçuluk olur mu Allah aşkına?

*

Yeni Barolar Birliği Başkanı seçilen Erinç Sağkan’ı kutluyor ve kendisine başarılar diliyorum.

*

Kendisinden ilk icraat olarak ise...

Şöyle bir açıklama bekliyorum:

*

“Bizim yolumuz devrim yolu değildir, bizim yolumuz hukuk yoludur. Bizim vurmayla kırmayla işimiz olmaz, bizim ancak adaletle işimiz olur. Bizim işimiz marş söylemek değil, bizim işimiz adalet bayrağını yükseltmek.”

ALTIN KELEBEK’TE ÖNE ÇIKAN ÜÇ İSİM

1- MELİS SEZEN
BUNU TUTUYORUM ÇÜNKÜ ELİMDE

Vurun kardaşlar vurun


- Heyecanlanması, saçmalaması, elindeki ödülü gösterip “Bunu tutuyorum çünkü elimde” demesi, ne diyeceğini bilemez hale gelmesi, “Amma da saçmaladım ha” edasıyla hınzırca gülmesi... Hepsi ama hepsi gayet insaniydi, insancaydı, insana özgüydü. Büyük ve sloganik sözler yerine böylesi çok daha hakiki kaçtı.


2- EZGİ MOLA
ÖTEKİLEŞTİRİLMEME MESAJI

Vurun kardaşlar vurun


- Ödülünü alırken şöyle dedi: “Birbirimizi ötekileştirmediğimiz, bir arada olduğumuz, tercihlerimizden dolayı birbirimize kötü bakmadığımız bir sene diliyorum.” Bu şahane mesajı bile, “hükümete laf sokma” olarak yorumlayanlar oldu. Oysa “birbirimize kötü bakmadığımız” cümlesi, en çok da bazı iktidar muhalifleri için anlamlıydı.

3- İBRAHİM TATLISES
TARTIŞMALAR ÜSTÜ BİR YERDE

Vurun kardaşlar vurun


- İlk çıkışı, meşhur oluşu, tartışmaların odağında yer alışı, bıktırması, tepki çekmesi, sevilmesi, şiddete meyyal oluşu, sesinin benzersizliği, kurşunlanması, ölümden dönmesi, sonra yeniden ayağa kalkması... Muazzam bir öykü... İbrahim Tatlıses, artık bu kaotik hayat öyküsünün çok üzerinde bir yerde. Bu öyküden tek bir parçayı öne çıkararak “Böyle birine yaşam boyu onur ödülü verilir mi?” demek, indirgemeci bir yaklaşımdır.

CHP’Lİ ARKADAŞLARIM BUNA İNANIYORLAR

CHP’li birçok arkadaşım şöyle diyorlar:

*

“Sen bakma Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayıymış gibi davranmasına. Onun kafasında iki isim var: Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş. Birini aday yapacak. Ancak bu iki isim yıpranmasın diye kendini öne çıkarıyor. Son düzlüğe girildiğinde bu iki isimden birini aday olarak açıklayacak. Bu bir taktik yani. Esas adaylarını koruyor. Yıpranmasınlar, yıpratılmasınlar diye yapıyor bunu. Göreceksin bak. Böyle olacak.”

*

CHP’li arkadaşlarım, buna öyle şeksiz şüphesiz iman etmiş durumdalar ki...

Bu inanışa yönelik en küçük bir itiraz cümlesini seslendirmeye kalktığımda...

Bozuluyorlar, küsüyorlar ve kalkıp gidiyorlar.

GÜNDEMİMDEKİ IVIR ZIVIR ŞEYLER


- “Adam gibi adam” lafından hiç hazzetmiyordum. Çok şükür. Son zamanlarda azalarak tükeniyor bu laf. Gerçekten çok şükür.

*

- “Yılbaşı kutlamak caiz midir?” tartışmalarında benim geldiğim son nokta Nesimi noktasıdır: Kutlayayım, kutlamayayım. Yılbaşı benim. Kime ne?

*

- “Crown” dizisini izleyerek öğrendim ki... 1952’de Londra’yı kaplayan dört günlük büyük ve kirli sis, 6 bine yakın kişinin ölümüne yol açmış. OMG!

*

- Twitter artık iyiden iyiye tek sesli bir yankı odası haline gelmiş durumda. Bağırıyorlar, kendi yankılarını duyuyorlar ve mutlu oluyorlar. Trajedi bu değilse nedir?

*

- Şu yeryüzünde hiçbir yorgunluk, trip atanlara maruz kalanların yaşadıkları ve hissettikleri yorgunluğun yanına bile yaklaşamaz.

*

- Ben artık şu kelimeleri lügatimden çıkardım: Aşı, varyasyon, kapanma, açılma, vaka, sayı, endişe falan.

MUSTAFA YAZGAN’IN SESSİZ ÇIĞLIK’I

KÜÇÜKKEN okuduğum ilk romanlardandır Mustafa Yazgan’ın Sessiz Çığlık romanı. Epeydir yok bu kitap ortalıkta. Nadir kitaplar kategorisine girmiş kitap.

Vurun kardaşlar vurun

*

Mustafa Yazgan’ı kaybettik. Allah rahmet eylesin. Arkasından bin tane övgü dolu söz söylemek yerine Sessiz Çığlık’ın yeniden yayınlamasını sağlamak evla olacaktır.

MANGOCU MUSTAFA

MUSTAFA Ezici diye bir arkadaşımız var. Bir ara Hürriyet’le ortak işler de yapmıştı. Mustafa, şu anda “Antalya ve tropik meyve” dediğimizde aklımıza gelen tek isim.

*

Mustafa Ezici, Antalya Serik’te 4 yüz dönüm arazi kiraladı ve burada başta mango olmak üzere 42 çeşit tropik meyve yetiştirip dünyaya ihraç etmek için kolları sıvadı.

Vurun kardaşlar vurun

*

Bir büyük potansiyelden de söz ediyor Mustafa.

Diyor ki: “Türkiye yakın gelecekte Avrupa, Balkanlar ve Orta Doğu’nun tropik meyve üretim merkezi olacak. Yılda 1 milyar dolarlık meyve üretilip dünyaya ihraç edebiliriz.”

*

Yaşasın Mustafa Ezici ve onun gibilerin ihracat gayreti.

X

Aşk eski bir yalan

Son günlerde dilimde çok eski bir şarkı var.

Sürekli o şarkıyı mırıldanıyorum.

*

Bir suç işler gibi mırıldanıyorum.

Yasadışı bir iş yapar gibi mırıldanıyorum.

*

Mırıldandığım şarkı, Kâmuran Akkor’un çok eski bir şarkısıdır:

*

“Aşk eski bir yalan / Adem’le Havva’dan kalan.”

Yazının Devamını Oku

Engelliyorlar o yüzden hizmet yapamıyorum

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeni mottosu bu.

Son günlerde İstanbul’un dört bir yanına afişler asıp şu mesajları veriyor:

*

- Otobüs almak istiyorum, aldırmıyorlar.

- Metro yapmak istiyorum, yaptırmıyorlar.

- Bütün işlerim tek imzaya kaldı.

- Cumhurbaşkanı imza atmıyor.

- Bana iş yaptırmıyorlar.

-

Yazının Devamını Oku

Kısa çöpü çeken en sona otursun

Muhalefet partilerinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışması tamamlanmış.

Parti liderleri, yakında bu sistemle ilgili ortak açıklama yapacaklarmış.

*

Fakat şöyle bir sorun söz konusuymuş:



Ortak açıklama yapılırken, liderler hangi düzene göre oturacaklar?

Yazının Devamını Oku

Peygamber soyundan gelir, kimseye söylemez

Yıldırım Kaya, CHP’nin önde gelen isimlerinden.

 

Yıldırım Kaya’nın yakın geçmişinde...

Bir solcu sendika, bir solcu parti var.



Eğitim-Sen

Yazının Devamını Oku

Kapkara bir cehalet: Cin çıkarma vakası

Aşırı dindar bir ailenin içine doğdum.

Babam ilahiyat mezunu bir müftüydü.

Din konusunda iyi bir öğretim gördüm.

Vaazlar, sohbetler dinledim.

Kitaplar karıştırdım.

*

İşte çok net biçimde söylüyorum:

*

“Cin çıkarma”

Yazının Devamını Oku

Tutar mı tutmaz mı

İşittiğime göre CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili olarak halkın huzuruna şöyle bir tabloyla çıkmayı planlıyorlarmış:

CUMHURBAŞKANI ADAYI: Kemal Kılıçdaroğlu.

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Meral Akşener (Başbakan)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ali Babacan (Ekonomi)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ahmet Davutoğlu (Dış İşleri)

*

Yazının Devamını Oku

Cemaat yurtlarına dair önyargısız yedi hüküm

ENES KARA ADLI BİR TIP ÖĞRENCİSİ, KALDIĞI ÖĞRENCİ YURDUNDA YAŞADIKLARI YÜZÜNDEN CANINA KIYDI. ÜÇ GÜNDÜR BU ÇOK ÜZÜCÜ OLAYI KONUŞUYORUZ. NASIL OLUYOR DA BİR ÖĞRENCİ YURDUNUN KOŞULLARI, BÖYLE BİR TRAJEDİYE YOL AÇABİLİYOR? SERİNKANLI VE ÖNYARGISIZ BİÇİMDE BUNU İRDELEMEK ŞART. BEN BÖYLE BİR İRDELEMEYİ 7 HÜKÜMLE YAPMAYA ÇALIŞTIM.

HÜKÜM BİR

ZORLA, ZORLAYARAK

TARİKAT ve cemaat yurtlarının varoluş amaçları, üniversite öğrencilerine barınma imkânı sağlayıp hayır dua kazanmak olmalı. Ama maalesef durum hiç de böyle değil. Bu tür yurtlar, barınma imkânının karşılığı olarak öğrencilere tarikat ve cemaatin doktrinlerini öğretir. Üstelik zorla ve zorlayarak. FETÖ’den beri bu böyledir.

*

HÜKÜM İKİ

ARZ VE TALEP

BİR öğrenci yurdunda tarikat ve cemaat öğretileri öğretilemez mi? Tabii ki öğretilebilir. Ama bu, bir askeri disiplin içinde zorla ve zorlayarak yapılmaz, yapılamaz. Yurt, eğer talep eden öğrenci varsa bunu arz eder. Budur, bu kadardır. Ancak çok az cemaat ve tarikat yurdu, böyle yapmakta.

*

Yazının Devamını Oku

Kabataş Lisesi’ne selam olsun

Sosyal medyada izledim videoyu.

“Çirkin olay”, tam olarak şöyle bir şey:

*

Kabataş Lisesi’nin yatakhanesinde üç öğrenci müsveddesi, Atatürk posterini bıçakla delik deşik ediyor.

Bu sırada kahkahalar yükseliyor. Tabii küfürler ve hakaretler eşliğinde.

*

Bakıyorum:

Bazıları, bu çirkin olaydan yola çıkarak...

Büyük büyük analizler yapıyorlar, Türkiye’nin en köklü lisesini bir kalemde silip atıyorlar, ideolojik ve siyasi sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Lider televizyonda konuşurken telefon bağlantısı yapılır mı?

Ben lider olsam...

“Bırakın, bağlansınlar” derim.

*

Ama tabii eğer şu üç şey söz konusuysa:

*

- BİR: Söylediklerimden eminsem.

*

- İKİ: Elimde kapı gibi belgeler varsa...

*

Yazının Devamını Oku

Bir Hürriyet yazarına şiddetle itirazım var

Fuat Bol’un dün Hürriyet’te yayınlanan yazısının başlığı şuydu: “CHP’liler demokrat olabilir mi?”

Yazıyı baştan sona dikkatlice okudum.

Yazıda bir zihniyet analizi yapılıyordu.

Ve CHP’lilerin demokrat olamayacağı sonucuna varılıyordu.

*

Hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın...


Yazının Devamını Oku

Allah milletvekilinin iftirasından korusun

Ali Mahir Başarır diye bir milletvekili var.

 

CHP’li bu milletvekili, CHP’nin televizyon kanalına çıktı ve desteksiz salladı.

“Demirören o gece şu kadar dolar aldı” falan diye ipe sapa gelmez bir palavra.

*

Belgesi var mı bunun?


Yazının Devamını Oku

Şevki Yılmaz olayını çözmüş bulunmaktayım

Yaşı yetmeyenler pek bilmez.

1980’ler, 1990’lar Şevki Yılmaz’ın fırtına gibi estiği dönemlerdi.

*

Kimdi Şevki Yılmaz?

Yedi maddede özetleyeyim:

*

BİR: Refah Partisi’nin en ünlü hatibiydi.

*

Yazının Devamını Oku

‘Bil / Bul’ ekine dokunmamalıydık

Dolardaki dalgalanma, kâğıt fiyatlarındaki fahiş artış falan derken...

“Tasarruf şart” dedik ve tuttuk gazetenin “Bil / Bul” ekini biraz kuşa çevirerek Kelebek’in içine aldık.

*

Bir anda çarşı karıştı.

Bitmek tükenmek bilmeyen tepkiler.

Mailler, mesajlar, telefonlar...

Protesto üstüne protesto.

*

Mesela

Yazının Devamını Oku

20 Aralık’takine benzer bir hamleye ihtiyaç var

20 Aralık’ta ne oldu?

18’lere tırmanan dolar, bir gecede 12’lere indirildi.

Ve bugün 13’lerde seyrediyor.

*

20 Aralık hamlesi o kadar tuttu ki...

“Enflasyon rakamı açıklanınca dolar uçacak” diyenler, bir kez daha yanıldılar.

Bir uçuş söz konusu olmadı.

*

20 Aralık, siyasette AK Parti iktidarının

Yazının Devamını Oku

Aralık enflasyonu nasıl olacak

Tarafsız Bölge’de Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye aralık enflasyonunu sorduğumda...

Biraz keyfi kaçmıştı.

*

Enflasyonun aralık ayında yüksek geleceğini açıkça söyledi Bakan Nebati.



Bunun nedenini de şöyle açıkladı:

Yazının Devamını Oku

Cem Yılmaz’ın son gösterisiyle ilgili uyarılar

Bir komedi müfettişi gibi “Dur bakayım, eskisi kadar güldürüyor mu, güldürüyor mu” diye izlemezseniz... Gideri var.

- “Cem Yılmaz bitmiş, tükenmiş resmen abi” cümlesini zerre kadar aklınıza getirmeden kendinizi kaptırırsanız... Gideri var.

*

- Her an kahkaha patlatmaya, her an bir espri yakalamaya, her an kıkırdamaya hazır biçimde ekran önüne geçmezseniz... Gideri var.

*

- Eski Cem Yılmaz ile yeni Cem Yılmaz’ı mukayese etmeyi bir tarafa koyar, olayın keyfini çıkarmaya kendinizi bırakırsanız... Gideri var.


Yazının Devamını Oku

Musmutlu yıllar

Omikron denilen illetin tükendiği...

 

- Dolarizasyonun ümüğünün sıkıldığı...

*

- Sloganlı fanatizmin son bulduğu...



Yazının Devamını Oku

Nebati’ye dair her şey

HAZİNE VE MALİYE BAKANI NUREDDİN NEBATİ, GEÇEN AKŞAM TARAFSIZ BÖLGE’DE KONUĞUMUZ OLDU. NEBATİ’YLE HAYATIMDA İLK KEZ KARŞILAŞMIŞTIM. BAKTIM HERKES BANA, “UZAKTAN İZLEDİĞİM NEBATİ” İLE “YAKINDAN GÖZLEMLEDİĞİM NEBATİ” ARASINDAKİ FARKLARI SORUYOR. DEDİM Kİ NEBATİ’YE DAİR HER ŞEYİ ANLATAYIM BARİ.

EKRAN ÖNÜ PERFORMANSI AÇIK ARA BİR NUMARA

BU zamana kadar çok siyasetçiyle program yaptım.

Bu deneyime yaslanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

*

Nureddin Nebati’nin ekran önü performansı, açık ara bir numara.

*

Peki nedir Nebati’nin ekran önü özellikleri?

*

Yazının Devamını Oku

İktidar, muhalefetin yanılgısına düşmemeli

Dolar yükselince...

Ne yaptı muhalefet?

*

Tamam kazandık, ceketi koysak biz alırız, yaşasın, yuppi” demeye başladı.

Ve bunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğu tez zamanda ortaya çıktı.

Dolar düşünce...

İktidarın “Tamam kazandık, artık söylem üstünlüğü bizde, bitti bu iş, aldık seçimi” demesi de...

En az muhalefetin yanılgısı kadar

Yazının Devamını Oku

Teftiş

“Teftişle gündemi değiştirmek istiyorlar” diyor bazıları. İyi de gündem, zaten baştakilerden yanaydı. Niye değiştirmek istesinler ki? Hiçbir şey anlamıyorum ben şu gündemi değiştirmek geyiğinden.

- Teftiş olayı ortaya çıkar çıkmaz öyle bir tepki oluştu ki. Çok büyük bir zulüm var sandım. Sonuçta yapılan iş belli: Teftiş... Yani denetim. Teftişe, denetime “büyük zulüm” muamelesi çekmek, eskiden yoktu, yeni çıktı.

*

- “Adli sicil kaydı” diye bir şey var mı? Var. Belediye şirketlerine eleman alınırken buna bakılmış mı? Bakılmış. Durum buyken teftişe gerek duymak da neyin nesidir? Bunun basit bir açıklaması olmalı ve o açıklama yapılmalı.



*

Yazının Devamını Oku