GeriAhmet HAKAN Kararsızların artmasının temel nedeni şudur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

*

Ne yapacak?

- Muhalefet partilerine gitmek yerine...

- Kararsızlar partisine gitmeyi tercih ediyor.

ERDOĞAN’IN BASKET MAÇI

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın çalışma arkadaşlarıyla basket oynadığını yeni öğrendik.

*

Bu konuda iki duyum aldım, ikisini de paylaşıyorum:

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

*

- BİR: Basket maçları yeni başlamamış. Epey bir zamandır oynanıyormuş.

*

- İKİ: Kazanan takım, genelde Erdoğan’ın takımı oluyormuş.

BOJİ’Yİ RAHAT MI BIRAKSAK ARTIK?

İSTANBUL’DA toplu ulaşımın her alanından sonsuz faydalanan bir köpek dostumuz var.

Adı: Boji.

Metroda o, otobüste o, vapurda o, metrobüste o.

*

İlk gün şaşırdık, heyecanlandık, gülümsedik.

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ama sanırım abartmaya başladık.

Ve sonuçta Boji’nin doğal bir içgüdüyle keyfini çıkardığı yolculukları, bir tür sirke çevirdik.

*

Boji’nin keyfini daha fazla kaçırmasak mı acaba?

BAZI DOKTORLARIN ÖDLERİ KOPUYOR

HEPSİNDE değil, sadece bazı doktorlarda şu tür bir hava var:

*

- “Korona artık eski havasında değil” demeye bile dilleri varmıyor.

*

- “Tünelin ucunda görünen ışıktan” söz ediyorlar ama o tünelden bir türlü çıkmak istemiyorlar.

*

- Varyantlardan bir varyant ortaya çıkınca bir enerji, bir heyecan, bir atiklik geliyor üzerlerine.

*

- Korona olayının mevsimsel gribe dönüşüyor olmasından gizli bir tedirginlik duyuyorlar.

*

Kısacası...

Hepsi değil ama bazı doktorlarımızın ödleri kopuyor “KORONA BİTECEK” diye.

*

Niye acaba?

HANGİ SİYASİ ANLAYIŞ SEÇİMİ KAZANACAK?

BEN onu bunu bilmem.

Bana göre...

Önümüzdeki seçimi...

Mehter Marşı ile İzmir Marşı’nı...

Kucaklaştıran, ayırmayan, ayrıştırmayan, karşı karşıya getirmeyen, dövüştürmeyen siyasi anlayış kazanacak.

ESKİDEN YADIRGARDIM

- Erol Simavi, “şekerim” diye hitap edermiş.

*

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

- Mehmet Ali Birand, “kuzum” derdi.

*

- Yedi Güzel Adam’dan biri olan Âkif İnan’ın “sevgilim” demesi meşhurdu.

*

- Adı bende saklı bir arkadaşım, “bebeğim” diye hitap ediyor.

*

Eskiden yadırgardım bu hitap biçimlerini. Artık yadırgamıyorum.

Neden mi?

Nedenini gerçekten bilmiyorum.

MANGO DA MANGO

YENİ Şafak gazetesinin pazar ekinde Emine Erdoğan’la yapılan bir röportaj yayınlanmış. Bu pazar değil, geçen pazar değil... Taaa 2015 yılında.

Röportajın yayınlandığı sayfanın geniş açıdan çekilmiş bir fotoğrafı, sosyal medyada elden ele dolaştırılıyor son günlerde.

*

Çünkü röportajın ara başlıklarından biri şöyle:

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

“Mangoyu, kurutup saklayın.”

*

Röportajı okumayan, içeriği arayıp da bulma zahmetine katlanmayan yüzlerce kişi, Emine Erdoğan’ın vatandaşlarımıza, “Mangoyu, kurutup saklayın” diye bir öğütte bulunduğunu düşünerek veryansın ediyor.

Oysa gerçek hiç de öyle değil.

*

Haberi okuduğumuzda görüyoruz ki olay şöyle olmuş:

*

Mali Cumhurbaşkanı’nın eşi, Emine Erdoğan’la sohbet ederken ülkesinin mango cenneti olduğunu, ancak bu meyvenin çok kolay bozulduğunu, bu nedenle ihracat yapamadıklarını söylemiş. Emine Erdoğan da Mali Cumhurbaşkanı’nın eşine Anadolu’da elma, üzüm, incir, kayısı, erik gibi meyvelerin kurutulup geçim kaynağı olarak kullanıldığını anlatmış, ardından da “Mango kurusu yaparak ihracatı artırabilirsiniz” önerisinde bulunmuş.

*

Yeni Şafak’taki ara başlık yapılan “Mangoyu, kurutup saklayın” ifadesinin öyküsü tam olarak bu.

*

Hep dedim, yine diyorum: Sosyal medyada her gördüğünüz şeyin üzerine atlamayın. Duvara toslarsınız.

*

NOT: Bu içerikten haberdar olmamı sağlayan Hürriyet Ankara’dan Bülent Sarıoğlu’na ve işin doğrusunu yazan Deutsche Welle Türkçe’den Gülsen Solaker’e binlerce teşekkür.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku