GeriAhmet HAKAN Hadi başka kapıya!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hadi başka kapıya!

2011 yılında sınav sorularının çalınması olayıyla ilgili olarak suçlanan dönemin ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında dört adet tweet atmışım:

*

- BİR: Ben ÖSYM Başkanı’nda bir katakulli çevirecek potansiyel göremedim.

*

- İKİ: ÖSYM Başkanı’nda haklı olsa da haksızmış gibi duran bir imaj var. Ya da bana öyle geldi.

*

- ÜÇ: Ama yine de ÖSYM Başkanı’nın özünde iyi insan olduğunu düşünüyorum.

*

- DÖRT: Demirel de böyle derdi: Cumhurbaşkanı Gül, ÖSYM Başkanı’nın görevden alınma talepleriyle ilgili olarak “Dere geçerken at değiştirilmez” demiş.

*

Hadi başka kapıya

Ali Demir’e masumiyet atfetmeyen/Tipinden yola çıkarak potansiyeliyle maytap geçen/“Özünde iyi insan” kalıbı üzerinden kafa bulmaya çalışan/İmajı üzerinden ince bir gönderme yapan/Sınav sorularının çalındığının iftira olduğunu söylemeyen...

Fena halde alaycı bir tınıyla kaleme alınmış dört adet tweet.

*

Taramışlar, bulmuşlar bu ironik tweetleri...

Güya beni fena yakalamışlar gibi üstümde tepiniyorlar da tepiniyorlar.

Bir tarafa “Kul hakkı yiyenler için ibretlik bir fotoğraf” başlıklı, cumartesi günü çıkan yazımı koyuyorlar, bir tarafa da bu dört tweet’i...

Sonra da “Bugün kul hakkı yemekle itham ettiğin Ali Demir’i geçmişte nasıl da savunmuşsun” falan diyerek üzerime geliyorlar.

*

Buradan meydan okuyorum:

Geçmişimi karıştırın. İstediğiniz kadar.

Çöplük karıştırır gibi!

FETÖ’nün ülkenin hukuk ve güvenlik sistemine egemen olduğu o uğursuz günlerde...

- Bir kez olsun “Fetullah Gülen Hocaefendi” dediğimi...

- Herhangi bir yerde “Sınav soruları asla çalınmamıştır” diye bir iddiada bulunduğumu...

- Kendimi Ergenekon, Balyoz, şike goygoyculuğuna vurduğumu...

- FETÖ’nün savcı ve polisleriyle en küçük bir temas kurmaya yeltendiğimi...

- Bir tanecik FETÖ okulu övgüsü yaptığımı...

Bulamazsınız.

*

Vurmak isteyen için sayısız açığım vardır/Hatalarım, yanlışlarım, kusurlarım çoktur/Birçok öngörüm doğru çıkmamıştır/Bazen yanlış yerlerde durduğum olmuştur/Yorumlarım her zaman isabetli olmamıştır/Bazen gereksiz yere kalp kırmışımdır...

Falan...

Ama iddialı, hem de çok iddialı olduğum bir yönüm var.

O da şu:

FETÖ denen çeteye hayatım boyunca çanakçılık yapmadım Allah’ıma bin şükür!

 

STADYUM SLOGANLARINDAN BİR NUMARA ÇIKMAZ

STADYUM sloganlarına bakıp...

- “Eyvah” diyen iktidar yanlılarına da...

- “Yaşasın” diyen iktidar karşıtlarına da...

Buradan sesleniyorum:

*

Abartmayın şu stadyum sloganlarını!

Bunlardan bir şey çıkmaz.

*

Kanıt mı istiyorsunuz?

Bakınız: Gezi’den sonra stadyumları doldurup taşıran o malum sloganlar!

 

SON GÜNLERDE DURUMUM ŞUDUR

- Kendimi Abdülhamid Han’ın yalnızlığına terk edilmiş gibi hissediyorum.

*

- Kimi sevsem, “Acaba bu bir proje olabilir mi?” diye kuşku duyuyorum.

*

- “Gizli servislerin oyununa gelesin” diyerek beddua etmeye başlamış bulunmaktayım.

 

MUSTAFA SÖNMEZ

SOSYAL medyada yazdıkları yüzünden iktisatçı Mustafa Sönmez’in evine sabaha karşı polis baskını yapıldı.

Mustafa Sönmez, apar topar gözaltına alındı.

Sonra da serbest bırakıldı.

*

- Eğer vatanseversek...

- Eğer ülkemizi özümüzden çok seviyorsak...

- Eğer devletimizin itibarını düşünüyorsak...

“Benim ülkem, kaleme aldığı sosyal medya mesajları yüzünden iktisatçı bir yazarın evine sabaha karşı polis baskınının düzenlendiği bir ülke olmamalıdır” diye haykırmak...

Boynumuzun borcudur!

 

ACABA

- Kıraç, yeni dönemin Çelik’i mi olacak acaba?

*

- ABD İstanbul Başkonsolosu ile birlikte bazı projelere imza atan Mert Fırat, Amerikancı bir sosyalist mi acaba?

*

- Serpme kahvaltının pabucu dama atıldı mı acaba?

*

- Feyza Altun, yeni dönemde CHP’den milletvekilliğini garantilemiş midir acaba?

*

- Şeyma Subaşı’ndaki şöhret azalmasının herkes farkında mı acaba?

 

KİMDİ O?

BUGÜNLERDE ne zaman soğandan söz edilse...

Bir zamanlar çok önemli bir zatın söylediği...

“Kasaptaki ete soğan doğramam” sözü aklıma geliyor.

Hatırlayan var mı?

Kimdi o zat?

 

POLİSİMİZE ÖVGÜ

SOSYAL medyada korkunç bir video dolaşıyordu birkaç gün önce.

Bir markette küçücük bir çocuğa cinsel istismarda bulunan yaşlı başlı rezil bir alçağın videosu...

*

Milleti galeyana getiren bu videoyu izleyenler...

“Devlet nerede? Polis nerede? Niye bu adam yakalanmıyor?” falan diye feveran ederlerken...

İşin hakikati hemen ortaya çıktı.

*

Meğer Türk polisi, bu video sosyal medyada dolaşıma girmeden önce ta 9 Nisan’da bu adamı gözaltına almış.

Ve rezil adam tutuklanmış.

*

Eski Yeşilçam filmlerinde olaylar biter en son polis gelirdi.

Biz de “Olur böyle vakalar/Türk polisi yakalar” falan diye kafa bulurduk.

Çok şükür ki artık o eski polis yok.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (15.04.2019)
X

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku