GeriAhmet HAKAN En tiksindirici duyar: Etoburun kurban duyarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En tiksindirici duyar: Etoburun kurban duyarı

BÜTÜN bir yıl boyunca...

O kebapçı senin, bu kebapçı benim dolaşıp duran... Önüne gelen etleri iştahla hapır hupur yutan... Sosyal medya hesaplarından sürekli kebapçı reklamı yapan...

Etobur mu etobur tipler...

Her Kurban Bayramı’nda kafayı çıkarıp...

“Hayvanları kesmeyelim, şeker de yiyebilsinler” falan diye duyar kasmaktalar.

*

Bilinçsiz kesimden yakınsalar...

Eyvallah!

Elde bıçak boğa kovalayanlara laf etseler...

Eyvallah!

Hayvana eziyet edilmesini mesele etseler...

Eyvallah!

Vejetaryen olup hiç et yemeseler...

Yine eyvallah!

*

Hayır, hayır! Bunları yapmıyorlar!
Yaptıkları şey, “Hayvanları kesmeyelim, şeker de yiyebilsinler” kıvamında şapşal bir duyar kasmaktan ibaret.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Her Kurban Bayramı’nda ortaya çıkan bu etobur duyarı...

Gelmiş geçmiş en riyakâr, en sahtekâr, en tiksindirici, en tutarsız, en göstermelik, en sinir bozucu duyardır.

En tiksindirici duyar: Etoburun kurban duyarı

KÂBUS GİBİ BİR ŞEY

11 Ağustos, doğum günümdü ya...

Komşular bana sürpriz yaptılar: Fotoğrafımdan yaptırdıkları maskeleri yüzlerine takıp bir doğum günü pastasıyla kapıma dayandılar.

*

Kapıyı açıp da bu manzarayı gördüğümde...

“Bu bir kâbus olmalı” dedim... Bir panik atak tuttu beni... Topluluk içinde gösteriliyormuş gibi hissettim... “Tek adam rejimi bu olmalı” diye haykırdım.

*

Kendime tahammülü olmayan benim gibi birine verilecek en büyük cezayla karşı karşıyaydım. Fakat nezaketi de elden bırakmamaya çalıştım tabi...

“İyi ki doğdun” müziğini “Bir an önce bitsin bu kâbus” temennisiyle ve zoraki bir gülümsemeyle dinledim... Pastadaki mumlara alelacele üfledim... “Fotoğrafı da çektik, hadi şimdi hep beraber maskeleri çıkarıyoruz” havası yaymak için hemen fotoğraflarını çektim...

Ve bitti.

Aman komşular duymasın ama rüyama girse kan ter içinde uyanacağım bir kâbustu bu benim için...

*

Bu olayın ardından... “Gelmişsin muhafazakâr kesimin ta göbeğinden... Senin neyine gerek doğum günü moğum günü be birader” diye kendime sıkı bir ayar verdim.

BAKAN KASAPOĞLU’NDAN ŞAHANE BİR KİTAP LİSTESİ

GENÇLİK ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, bayram kutlama videosu yayınlamış ve gençlere “Şu sekiz kitaptan birini seçin, bayram hediyesi olarak gönderelim” demiş.

*

Hemen listeyi inceledim: Hemşerim Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” kitabı... Tanpınar’dan pek sevdiğim “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”... Cahit Zarifoğlu’nun efsane “Yaşamak” kitabı... Orhan Kemal’in “Avare Yıllar” ve “Baba Evi” romanlarını içeren kitabı... Cengiz Aytmatov’un “Beyaz Gemi”si... Merhum Akif Emre’nin “İzler” kitabı... Mustafa Kutlu’nun güzelim “Sır” kitabı ve Mithat Cemal’in su gibi akıp giden “Üç İstanbul”u...

*

Bana “Bir liste yap” deseler, aşağı yukarı böyle bir liste yapardım. Teşekkürler Sayın Bakan!

SÜREKLİ ŞÖYLE ŞEYLER DİYORUM

BAKARIZ.../Hele bir bayram geçsin de.../Tamam, sonra konuşuruz.../Döneceğim ben sana.../Mutlaka buluşup muhabbet edelim.../Bir organizasyon yap da gidelim.../Aradım, meşguldün.../Mesajın gelmemiş.../Bir ara bir kahve içelim.../Ben de şimdi tam seni arayacaktım.../Yine buluşalım, çok keyif aldım...

EN SEVDİĞİM CAN YÜCEL ŞİİRLERİ

SEVGİ DUVARI: Özellikle “Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” dizesi...

*

BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY: Özellikle “Burası gibi değil gideceğim memleket/Denizi ayrı deniz/Havası ayrı hava” dizeleri.

*

HAYATTA BEN EN ÇOK BABAMI SEVDİM: Özellikle “Atlastan bakardım nereye gitti/Öyle öyle ezber ettim gurbeti” dizeleri.

*

BİR SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI: Özellikle “Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra/Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik” dizeleri.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Selahattin Demirtaş’ın vefat eden HÜDAPAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz için cezaevinde kaleme aldığı taziye mesajı...

*

Birbirlerini acımasızca eleştiren siyasi parti heyetlerinin, bayramda ayrılığı gayrılığı bırakıp birbirlerini ziyaret etmeleri...

*

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Taksim Meydanı’na en kısa zamanda el atacağını duyurması...

*

Antalya Kemer’deki “Maxx Royal Kemer Resort”un, dünyadaki tüm oteller içinde seçilen 25 otel arasında “en iyi aile oteli” kategorisinde birinci olması...

*

Abdurrahman Dilipak’ın tıpkı 25 sene önce olduğu gibi yine “Bu din, benim dinim değil” temalı yazılar yazması...

DİYANET’İN MÜZİK FETVASINA DAİR

DİYANET, “Müzik dinlemenin dindeki yeri nedir?” sorusuna şu cevabı vermiş:

*

“Kuran ve sünnette müzikle meşgul olmanın, müzik dinlemenin mutlak anlamda günah olduğunu gösteren deliller bulunmamaktadır. Bu itibarla dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, haramların işlenmesine sebep olmayan müzik türlerini dinlemekte dinen sakınca yoktur. Ancak cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren, haramları güzel gösteren müzikleri yapmak ve dinlemek ise günahtır”.

*

Benim bu fetvada itiraz edeceğim tek bir husus var: İşin içine “cinsel arzuların tahrik edilmesi” konusunun sokulması...

*

 “İslam’da müzik dinlemek günah değildir” demişsin... “Dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla” demişsin... “Haramların işlenmesine sebep olmama” şartını vurgulamışsın...

E ne gerek var işin içine ille de cinselliği, ille de tahriki, ille de cinsel arzuyu falan sokmaya...

Kafada hep o konular mı var, nedir?

X

Kürt meselesini çözelim çözmesine de mesele nedir?

Eskiden bana birisi “Kürt meselesi yok. Ne meselesi?” dediğinde...

Hemen atılır ve başlardım saydırmaya:

“Kürtlerin varlığı bile inkâr ediliyor” derdim.

“Kürtçenin varlığına bile tahammül edilemiyor” derdim.

“Terörle mücadele adına bin türlü hukuksuzluk yapılıyor” derdim.

“Bunlar ortadayken, sen nasıl Kürt meselesi yok dersin?” derdim.

Yani derdim Allah derdim.

Gelelim bugüne...

Yazının Devamını Oku

‘Sezai Temelli’li, HDP’li, İmralılı falan bir fıkra

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

*

Tam “Şahane bir yaklaşım, güzel bir öneri” diyerek üzerine atlayacaktım ki...

“Küt” diye bir cevap geldi HDP’den.

*

HDP adına açıklama yapan isim Sezai Temelli.

Dediği şu:

*

Yazının Devamını Oku

Selçuk Bayraktar nasıl oluyor da kutuplaşma belasını yıkıp geçiyor

Geçenlerde Tarafsız Bölge’de konuğumuz oldu Selçuk Bayraktar. Çok izlendi, çok ilgi gördü, çok dikkat çekti program.

Alışılmışın dışına çıkan bir yönü de şu oldu: Türkiye’deki bütün dünyalara seslendi. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçti. Peki ama Selçuk Bayraktar, neden birbiriyle taban tabana zıt kutupların ortak bileşkesi haline gelebiliyor? Hangi yönleriyle Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçebiliyor? Bu sorulara benim verebildiğim cevaplar şunlar:



*

Çünkü Selçuk Bayraktar...

Neredeyse iki yüz yıldır genlerimize işlemiş olan “Biz yapamayız” algısını darmadağın ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku