GeriAhmet HAKAN Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

*

Üstelik günün anlam ve önemine de fena halde aykırı!

*

Düşman işgalinden kurtuluşun ve özgürlüğün yegâne anlamı nedir?

Tabii ki özgürlüktür.

Özgürlüğü de tek bir cümlede özetleyebiliriz:

*

İsteyenin istediği kıyafeti giyebilmesi.

*

Eğer kara çarşaf, eskiden bir dayatma konusu olmuşsa...

Özgürlük gelir ve o dayatma son bulur.

*

Kara çarşaf dayatması kalktıktan sonra ise...

İsteyen kara çarşaf giymekte özgürdür.

Ve hiç kimse böyle bir tercih yaptığı için aşağılanamaz.

*

Yani demem o ki...

Bir dayatmanın yerini, başka bir dayatma alamaz.

*

Kılık kıyafet konusunda ille de müsamere yapılmak isteniyorsa...

Şehrin kurtuluşunu sembolize eden törenlerde...

İsteyenin istediği kıyafeti giymekte özgür olduğuna dair bir müsamere yapılmalıdır.

Gerçi bu da komik ve banal kaçacak görüntülere sebep olacaktır ama neyse...

*

En iyisi bu tür tatsız ve kibirli müsamerelerden vazgeçmek galiba.

FAZİLET YAYMA VE AHLAKSIZLIĞI ÖNLEME BAKANLIĞI

AFGANİSTAN’da Taliban, “Fazilet Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Bakanlığı” diye bir bakanlık kurmuş.

*

İngilizceden böyle çeviriyorlar bakanlığın adını.

Biraz dikkatle okuyunca... Hemen çaktım olayı!

*

Bu bakanlığın temel dayanak noktası Kuran’da geçen şu ifade:

“Emri bil maruf, nehyi anil münker.

Yani “İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” ilkesi.

*

Bu ilke, benim hayatta en sevdiğim ilkedir.

İslam, bütün Müslümanlara “İyiliği yayma / Kötülükten sakındırma” görevi yükler.

*

İyilik, yani...

Zor durumda olana yardım etmek, doğruyu söylemek, harama el uzatmamak vb.

*

Kötülük, yani...

Yalan söylemek, yardımdan kaçınmak, günah işlemek vb.

*

Peki bu iş nasıl yapılacak?

İyilik nasıl emredilecek?

Kötülükten nasıl sakındırılacak?

*

İşte burada devreye “yorum” adını verdiğimiz o en temel belirleyici giriyor.

*

Eğer Taliban zihniyetindeysen...

Bu işi zorla, zorbalıkla, sopayla, yasaklarla, din zabıtalığıyla falan yapar ve güzelim ilkeyi böyle yorumlayarak zalimlik yapmış olursun.

*

Eğer Taliban zihniyetinde değilsen...

Bu işi tatlılıkla, güzellikle, sadece ifade ederek, hiçbir zorbalığa başvurmadan, tercihlere saygı göstererek yaparsın ve güzelim ilkenin hakkını vermiş olursun.

*

Yani demem o ki...

- Sorun dinde değildir.

- Sorun dinin yorumundadır.

BAMYA


VEDAT Milor’un bir sorusu var.

Diyor ki:

*

“Eskiden tadını sevmediğinizden hiç yiyemediğiniz, ama artık bayıla bayıla yediğiniz yemekler neler?”

*

Vedat Bey’in sorusuna...

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Kişisel maceramı özetleyerek yanıt veriyorum:

*

- Eskiden burun kıvırırdım ama şimdi enginarla barıştım.

*

- Kerevizle başım hiç hoş değildi, şimdi bayılarak yiyorum.

*

- Karnabahar görünce yüzümü buruştururdum ama artık karnabahar görünce bahar gelmiş gibi oluyorum.

*

- Eskiden lahanaya bir tek sarmada katlanabilirdim ama artık kara lahanaya bile meftunum.

*

- Eskiden mercimekle arama mesafe koyardım ama artık bilhassa mercimek köftesi görünce aklım başımdan gidiyor.

*

- Ispanak ayılıp bayıldığım bir sebze değildi ama artık böreğin bile ıspanaklısını tercih ediyorum.

*

Peki ya bamya?

İşte orada duralım!

*

Yarım asrı aşkın bir zamandır şu yeryüzündeyim:

Bamyadan uzak durma konusunda milim geri adım atmadım, atamadım.

*

Neden?

Sorunun kısa ve acısız yanıtı şu:

Bazen nedensiz de sevilmez.

İYİ PARTİLİ ÜST DÜZEY YETKİLİ


HANDE Fırat’ın dünkü yazısında şöyle bir ifade vardı:

*

“İYİ Partili üst düzey bir yetkili, ‘Cihan Paçacı’nın açıklamalarının Genel Merkez ve partinin üst düzey organlarında karşılığı yok. İstişare sonucu yapılmış bir açıklama değil. Kendi fikirleridir’ dedi.”

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

*

Söylenene bir şey demeyeceğim.

Söylenenden bağımsız olarak şunu söylemekle yetineceğim:

*

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı, adıyla sanıyla açıklama yaparken... Bu “üst düzey yetkili”nin adını verme cesareti bile gösterememesi, benim gözümde Cihan Paçacı’nın kıymetini on basamak daha yükseltti.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku