GeriAhmet HAKAN Ben artık Atatürk’ün kanunla korunmasına karşı değilim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben artık Atatürk’ün kanunla korunmasına karşı değilim

Eskiden karşıydım Atatürk’ün kanunla korunmasına.

Bu konu ne zaman açılsa...

Hep şöyle derdim:

*

 “Yahu dünyanın neresinde görülmüştür vefat etmiş bir liderin kanunla korunması? Ne yani? Atatürk’ün kanunla korunmaya ihtiyacı mı var? Atatürk de eleştirilebilmelidir. Bırakalım da eleştirecek olan eleştirsin”.

*

Fakat sonraları...

Atatürk’e karşı içinde biriktirdiği zehri kusmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan hadsizleri gördükçe...

Dikkat çekmek için Atatürk’ün özel hayatına yönelik iftiralar sıralamayı marifet bilen müptezelleri gördükçe...

Efendice bir Atatürk kritiği yapmak yerine Atatürk’ün annesine bile dil uzatmaya kalkışan terbiyesizleri gördükçe...

Ülkenin kurucu liderine gösterilmesi gereken asgari saygı ve nezaketten uzak tiplerin cüretkârlıklarını gördükçe...

Vazgeçtim bu görüşten.

Ben artık Atatürk’ün kanunla korunmasına karşı değilim

Şöyle dedim:

“Koruma kanunu varken böyle yapıyorlar, bir de kanun olmasa kim bilir neler yaparlar”.

İşte böyle diyerek vazgeçtim o görüşten.

Ne vazgeçmesi!

“Aman! Aman!” diyerek hızla uzaklaştım.

*

Mademki ülkenin kurucusunun hatırasına sövmek için yanıp tutuşan müptezellerin dizginlenemez bir hevesi var.

O halde bu müptezellerin bu aşağılık heveslerini dizginlemek için...

Kanuni bir barikat şart!

*

 “Ama başka yerlerde yok” falan diyerek bu görüşüme itiraz edecek olanlara ise şöyle demek isterim:

İyi de başka yerlerde bizdeki gibi...

Ülkelerinin kurucu liderine sövmek için yanıp tutuşan, fırsat kollayan, imkân arayan müptezeller de yok.

ATATÜRK İÇİN YAPILAN ÇOK GÜZEL ŞEYLER

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Kocatepe Camisi’nde Atatürk ve şehitler için bugün mevlit okutuyor. Süper!

*

Türk Hava Yolları, “Koca gökyüzünü gezdik de böyle güzel mavi görmedik” diye biten Atatürk filmi yapmış. Göz yaşartıcı!

*

Sabancı Holding, Atatürk filmi için biricik sanatçımız Birsen Tezer’in “Seni sevdiğimdendir gelirim ben bu yere” şarkısını kullanmış. Cuk oturmuş!

*

Koç Holding’in Atatürk filmi, bu yıl da çok etkileyici, çok duygulandırıcı, çok güzel hazırlanmış. Bravo!

*

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, toplantı için gittiği Meksika’daki Atatürk heykeline çelenk koymuş. Şahane!

Ben artık Atatürk’ün kanunla korunmasına karşı değilim

İMAMOĞLU KENDİSİ İÇİN KAHRAMAN MI DİYOR?

KENDİSİ hakkında yazılan “Kahramanın Yolculuğu” adlı kitapla ilgili olarak şöyle demiş Ekrem İmamoğlu:

“Ben kendimi kahraman olarak tanımlamıyorum. İnsan kendine kahraman dememeli”.

*

Kitapta Ekrem İmamoğlu’nun önsözü var. Kendi kendime dedim ki:

“Açıp okuyayım... Bakalım orada da aynı şeyi söylemiş mi?”

*

Açtım, okudum. Bingo! Demiş. Orada da demiş.

Aynen şöyle yazmış:

“Tabii ki kendimi bir kahraman olarak görmüyorum”.

*

Mademki dememiş olsaydı yazacaktım.

Dediğini de yazayım ki... Hak geçmesin.

İNTİHARLARLA İLGİLİ OLARAK MUHALEFETE İKİ ÇAĞRI

ÇAĞRI BİR

Normalleştirmeyin

SIRF “Bu ülkede aileler yoksulluktan siyanürle intihar ediyorlar” diye bir cümle kurmanın büyüsüne kapılarak... Her başı ekonomik olarak sıkıntıya girenin çoluğunu çocuğunu katlederek intihar etmesini normalleştirmeye kalkışmayın. Bu tutumun normal olmadığını vurgulayın. Sözünüzün en başına “bu bir yöntem olamaz” cümlesini ekleyin. Ne diyecekseniz ondan sonra söyleyin. 

*

ÇAĞRI İKİ

Özendirmeyin

İNTİHARIN ve intihar yöntemlerinin psikolojik olarak bulaşıcı bir tarafı olduğunu unutmayın. “İntihar özendirmesi” diye bir sorun var, bu sorunu hep aklınızda tutun. Sorumlu bir muhalefet dili kullanarak özendirici olmaktan kaçının. Yoksulluktan, sıkıntılardan tabii ki söz edeceksiniz. Fakat bunu yaparken işi intihar özendirmesine vardırmadan yapın.

HER ŞEYİ GÖZE ALARAK ‘RECEP İVEDİK 6’

Fısıldayarak söylüyorum: Gülmemek için kastım ama başaramadım, güldüm.

*

Çekinerek söylüyorum: Renkler, efektler, çekimler falan... Harikaydı.

*

Korkarak söylüyorum: Bir hikâyesi, hatta iyi bir hikâyesi vardı.

*

Başıma iş alarak söylüyorum: Yer yer iyi espriler yakaladım.

*

Entel dantel çemkirmeyi göze alarak söylüyorum: Sevdim filmi.

PASTIRMA SICAKLARININ DOĞURDUĞU FIRSATLAR

İnce montları, tişörtleri giymek için son fırsat...

*

Güneşli bir sabahta kahvaltı yapmak için son fırsat...

*

Balkonlardaki masalarda oturmak için son fırsat...

*

Sandalyeyi çekip kahve önlerinde pineklemek için son fırsat...

*

Ağva, Polonezköy, Kilyos gibi yakın yerlere gitmek için son fırsat...

X

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku

Onlarda iptal kültürü... Bizde linç kültürü...

Batı'da iptal kültürü diye bir şey çıkmış.

Nedir iptal kültürü?

Şöyle bir şey:

*

Herhangi bir ünlü...



Yazının Devamını Oku

Baştan sona kadar Lütfü Türkkan olayı

Bu kaçıncı vukuat?

Önce çakarlı arabasını çocuğunun kullanması yüzünden epey konuşuldu. Sonra çiftliğini görüntüleyen gazeteciyi darp ettirmesi yüzünden gündem oldu. Arada yaptığı tartışmalı sosyal medya paylaşımlarının yol açtığı bir sürü tatsızlıkları saymıyorum. Kısacası Lütfü Türkkan, İYİ Parti’nin vukuatlı ismi olup çıktı. 

SIRADAN BİRİ DEĞİL

İYİ Parti açısından sıradan bir isim değil Lütfü Türkkan. Ta en başından beri Akşener’in yanında yer aldı. Finansal destek sundu partiye. Milletvekili seçildi. Partinin en önemli koltuğu olan Grup Başkanvekilliği’ne getirildi. Yani İYİ Parti’yi kıyısından köşesinden temsil etmiyor. Tam göbeğinden temsil ediyor. 



KÜFÜR, KÜFÜR, KÜFÜR

Yazının Devamını Oku

Kanaat önderi falan kalmadı

Etkili ve sözü dinlenir kanaat önderinin temel özellikleri şunlardır:

- İyiye iyi, kötüye kötü demesini bilecek.

*

- Bir muhalefet partisi mensubu gibi iktidarı devirmeye kendini adamayacak.

*

- Bir iktidar mensubu gibi her şeyi savunmaya kendini adamayacak.

*

- İktidara sonsuz vururken muhalefeti kollamayacak.

*

Yazının Devamını Oku

Çilem Doğan’ın bitmeyen çilesi

Kimdir Çilem Doğan?

Yıllarca kendisine sistematik bir şekilde şiddet uygulayan ve başkalarıyla para karşılığı ilişkiye girmeye zorlayan bir erkeği öldürmek zorunda kalan bir kadın.

*

Ya boyun eğmeye devam ederek ölmeden mezara girmiş olacaktı Çilem Doğan.

Ya da...

Kendini savunacaktı.

İkincisini seçti.

Yani kendini savunmayı.

Yazının Devamını Oku

Sayın dedi

“Bana hiç sevmediğin bir tepinme biçimini söyle” deseler...

Şu cevabı veririm:

*

Bir siyasetçi, bir gazeteci, bir akademisyen...

Yanlışlıkla, farkında olmaksızın, bir hata olarak...

“Sayın Öcalan” dediğinde...

Hemen “Aaaa! Bak! Bebek katiline Sayın Öcalan dedi” diye üzerinde tepinmek.

Aslında, Türkiye’de her kesimin bayıldığı bir tepinme biçimidir bu.

Yazının Devamını Oku

Falih Rıfkı’dan beri değişmeyen şey

Falih Rıfkı Bey’i pek severim.

Üslubuna, belagatine bayılırım.

Onun “Zeytindağı” adlı eseri, başucu kitabımdır.

*

Falih Rıfkı Bey’in “Gezerek Gördüklerim” adlı bir kitabı da var.

O kitapta yer alan bir bölüm şöyledir:

*

“Fransızların Midilli adasını işgal ettiği haberi İstanbul’a geldiği zaman birçok Türk’ün sözü şu olmuştu: ‘Bakalım İngiltere ne diyecek?.’ Şark âleminde kendini İngiltere’den ilk tedavi eden memleket Türkiye oldu.”

*

Yazının Devamını Oku