GeriAhmet HAKAN Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor

Hazreti Peygamber’in karikatürünün çizilmesi karşısında Müslümanlar rencide oluyorlar. Bu konuda ne diyorsunuz?

İHSAN ELİAÇIK: Peygamber’in karikatürünün çizilmesi Müslümanları rencide eder.

*

Rencide olan Müslümanlar nasıl bir tavır almalı?
İHSAN ELİAÇIK:
Allah’la, Peygamber’le, Kuran’la, ayetlerle alay edenlere karşı ne yapılması gerektiği Kuran’da var. Söylenen şu: “Alay edenlerle karşılaştığınız zaman sözü değiştirene kadar onlardan uzaklaşın ve onlarla beraber oturmayın.” Mekke’de müşrikler alay etmiş, En’am suresinin 68. ayeti gelmiş. Medine’de Yahudiler ve Hıristiyanlar alay etmiş, Nisa suresinin 140. ayeti gelmiş. Ayetlerde söylenen hep aynı: Alay edenlerle birlikte oturmayın, oradan uzaklaşın... Pasifist bir tutumdur Allah’ın bizden istediği... Pasifist bir protestodur.

*

Cezai bir müeyyide yok yani...
İHSAN ELİAÇIK:
Cezalandırma yok. Silah kullanma yok. Hele öldürme, hiç yok. Ayetler apaçık. “Sözü değiştirene kadar orada oturma, oradan uzaklaş” diyor. Alay biter de söz normale dönerse oturabilirsin. Yani “İlişkiyi kopar” bile demiyor, sadece uzaklaş diyor. Uzaklaşarak şunu söylemiş oluyorsun: “Bu yaptığın hoşuma gitmiyor. Sen de ısrarla yapmaya devam ediyorsun. O zaman bana eyvallah.” Çok ince bir tutum...

Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor

*

Hazreti Peygamber’in kendisiyle ısrarla alay eden şiirler yazan bir müşrik şairin öldürülmesini emrettiğine dair bir rivayet var... Bu rivayetle ilgili düşünceniz nedir?
İHSAN ELİAÇIK:
O rivayetin aslı yoktur. Uydurmadır. Güya Hazreti Peygamber, “Beni şunun elinden kurtaracak yok mu” demiş. Bunun üzerine iki sahabe, alay eden o kişinin yanına gizlice sokularak arkadan hançerleyip öldürmüş. Bu asılsız bir rivayettir. Çünkü alay edenlerle ilgili olarak ne yapılacağı ayetle sabit... Hz. Peygamber’den 150 yıl sonra yaşamış bir tarihçinin uydurmasıdır bu.

*

Karikatürleri protesto etmeye ne diyorsunuz?
İHSAN ELİAÇIK:
Gidersin, o karikatürleri yayınlayan basın kuruluşunun önünde basın bildirisi okursun, gösteri yaparsın. Ama insanlara zarar verme hakkımız yok. Ölçü bu.

6 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUYLA EVLENME MESELESİ

NURETTİN Yıldız isimli bir hocanın “Altı yaşındaki kız çocuğuyla da evlenilebilir” demesi büyük olay oldu. Altı yaşındaki kız çocuğuyla evlenme mümkün olabilir mi? Nereden çıkıyor bu fetvalar?
İHSAN ELİ AÇIK:
Talak suresinin 6. ayetinde boşanan kadınların boşandıktan sonra yeni evlilik yapmaları için beklemeleri gereken süre anlatılır. O ayette yaşlı kadınlardan, hamile kadınlardan ve hiç âdet görmemiş kadınlardan söz edilir. Nurettin Yıldız, “hiç âdet görmemiş kadınlar” ile kastedileni “henüz âdet görmemiş” olarak açıklıyor ve böylece evlilik akdinde yaş sınırını ortadan kaldırıyor. Halbuki “hiç âdet görmemiş kadınlar” ile kastedilen, hastalık nedeniyle âdet görmeyen yetişmiş, olgun kadınlardır.

*

İslam’da “evlenme yaşı” var mıdır?
İHSAN ELİAÇIK:
Nisa suresi 6. Ayette “evlilik çağı” kavramı geçiyor. İslam’ın nikâh teorisinin ipucu o ayettedir. Ayette evlilik için iki şarta işaret ediyor: BİR: Buluğ... İKİ: Rüşt... Buluğ, yani bedensel ergenlik... Rüşt, yani zihinsel ergenlik...

*

Nurettin Yıldız bu ayete rağmen nasıl oluyor da “6 yaşındaki kız çocuklarıyla evlenme söz konusu olabilir” diyor?
İHSAN ELİAÇIK:
Talak suresinin 6. ayetini yanlış yorumluyor. Gerçi haksızlık etmeyelim, “6 yaşındaki çocukla evlenilir ve onunla karı-koca hayatı yaşanır” demiyor. Dediği şu: “Evlilik akdi ayrıdır, fiili evlilik ayrıdır. Çocuklarla evlilik akdi yapılabilir ama fiili evlilik için buluğ ve rüştü beklemek gerekir.” Yani aslında Nurettin Yıldız da fiili evlilik için buluğ ve rüştü gerekli görüyor.

*

Fiili evlilik için buluğ ve rüşt gerekliyse... “Küçük çocuklarla evlilik akdi yapılabilir” demeye ne gerek var?
İHSAN ELİAÇIK:
Gerek yok. Kitapta da yeri yok. Böyle sıkıştırmaya da gerek yok. Ayrıca bu istismara yol açacak bir görüş. Fıkıhta “sedd-i zerai” ilkesi vardır. Yani “kötülüğe giden yolu kapama” ilkesi... Bu da ihmal edilmemeli.

ADAM ATEİSTİM DİYOR AMA İSLAM’I TARİF EDİYOR

İHSAN Eliaçık’tan bir ateist anısı:

*

Geçen birisi ‘Ben ateistim ama hayâya inanıyorum, hayâ duygusu evrim sürecinin bir parçasıdır’ dedi. Ona şu dedim: ‘Sen aslında İslam’ı tarif ediyorsun. Hazreti Peygamber’e hayâ imandan mıdır diye sorduklarında şöyle cevap vermiş: Hayâ dinin tamamıdır.”

Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor

YAKMAYAN KEFEN SATIYORLAR

İHSAN Eliaçık’tan aldık enteresan haberi.
İşte anlattıkları:

*

- İnternette “CAH ürünleri” var. Satışta... Cüppeli Ahmet Hoca ürünleri yani...
- Cüppeli Ahmet’in haberi var mı, yoksa adını mı kullanıyorlar bilmiyorum. Eğer adını kullanıyorlarsa mahkemeye versin. Eğer kendisininse açıklamasını yapsın.
- Orada satılan ürünlerden biri “yakmayan kefen”. Ceylan derisine Allah’ın isimlerini yazıyorsun, onunla kefenleniyorsun ve kabir azabındaki ateşten korunuyorsun.
- Böylece 70 liralık kefen, oluyor sana 3 yüz 70 lira.
- Bu nedir kardeşim? Yakında cennetten tapu dağıtacaklar. Rüşvet sevap diyecekler. Akrabayı kayırmak Allah’ın emriymiş... Nerelere geldi iş.

İSLAM’IN YENİLİKÇİLERİ

İHSAN Eliaçık, “İslam dünyasında yenilikçi önderler çıktı” diyor ve şu isimleri veriyor:

*

- Türkiye’den Mehmet Âkif... Şöyle diyor: “Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun/Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.” Hurafe tartışmalarına nefis bir cevaptır bu.
- Pakistan’dan Muhammed İkbal... Çok önemli bir düşünürdür.
- Mısır’dan Hasan Hanefi...
- İran’dan Ali Şeriati... Kitaplarını okudum, kendisinden etkilendim. “Ben artık Ali Şeriati gibi olacağım” dedim. Onun gibi olmaya çalışıyorum.
- Fas’tan Muhammed Abid El Cabiri... Çok önemli bir düşünürdür. Türkçeye de çevrilmiş kitapları vardır. Dört yıl önce vefat etti.

Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor

Batı’nın hiç mi kabahati yok

İHSAN Eliaçık’a soruyorum: “İyi ama Batı’nın hiç mi kabahati yok? Batılılara bir şey demeyecek miyiz?”
İhsan Eliaçık’ın cevabı şu:

*

- Batı’ya tabii ki bir şey diyeceğiz. Sömürgeciliklerine, emperyalist heveslerine tabii ki itiraz edeceğiz. İslam dünyasının yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmelerine tabii ki karşı çıkacağız. Ki bunu yapmak farzdır.
- Ancak asıl konumuz şu: Batı’nın, İslam’ın bağrındaki şiddete etkisi ne ve ne düzeyde? Ben bunun yok düzeyinde olduğunu söylüyorum.
- Bütün yollar açılsa, İslam dünyasının her yerinde İslamcılar iktidara gelse ne olacak?
- İşte görüyoruz: İslam dünyasında zengin ile yoksul arasında uçurum var ve bu sorun edilmiyor. Sorgulanmamış eski İslam kültürüne dayanarak, “Allah zengini zenginlikle, yoksulu yoksullukla imtihan ediyor” diyorlar, “Kaderimiz bu” diyorlar. Tekçi anlayışa sahipler. Demokratik çoğulculuğun yeşermesini istemiyorlar.
- Ben diyorum ki: Batılılar İslam dünyasının dört bir köşesinden atılsa ve bütün İslam memleketlerinde İslamcılar iktidar olsa... İslam dünyası kan ağlayacaktır. Adam Musul’u ele geçiriyor, 13 maddelik bildiri yayınlıyor, bildirisinin ilk maddesi “Namaz kılmayanlar kırbaçlanacak”, ikinci maddesi “Kadınlar peçeyle örtünecek, zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmayacak”. Türkiye’deki tartışmalara bakın: Altı yaşında çocukla evlenilir mi? Kadın spikere bakmak caiz mi?
- Bunlar sorgulanmamış eski İslam kültüründe var. Adam bunları okuyor. Bunları doğru kabul ediyor ve uygulama fırsatı bulduğunda uyguluyor.

Eliaçık’tan sorular

“İslam dünyasında şiddetin ve terörün tek nedeni Batı’dır” diyenlere karşı İhsan Eliaçık’ın soruları var. İşte o sorular:

*

- Dört halifeden üçü suikastla öldürüldü. Bunu Batılılar mı yaptı?
Allah karikatür karşısında ne yapılması gerektiğini Kuran’da söylüyor- On İki İmam... Yedisi zehirlendi... Üçü katledildi... Bunları modernistler mi yaptı?
- Hazreti Peygamber’in torunu şehit edildi Kerbela’da... Kim yaptı bunu? CIA ajanları mı?
- Yavuz ile Şah İsmail savaştı, binlerce insan katledildi... Kim çıkardı bu savaşı? Batı mı?

Sorunun kaynağı dışarıda değil içeride

İHSAN Eliaçık, İslam dünyasındaki sorunların kaynağının dışarıda değil içeride olduğunu düşünüyor.
İşte Eliaçık’ın bu konuda söyledikleri:

*

- İslam dünyası şiddete bulanmış, kan deryası olmuş durumda. Bunun sebebi: Sorgulanmamış eski İslam kültürüdür.
- Bu kültür diyor ki: “Dinden döneni öldürün.” Bu kültür diyor ki: “Yedi yaşına kadar çocuk namaz kılmazsa dövülebilir.” Bu kültür diyor ki: “Namaz kılmayan kırbaçlanır.” Bu kültür diyor ki “Kadın dövülebilir.”
- Bunların Kuran’la hiçbir alakası yok. Bunlar içsavaş ortamında oluşmuş olan bir kültürün yansımaları. Bu kültürle yüzleşmek lazım...
- “Allah tektir” inancı yanlış anlaşılıyor. Allah tekse din de tektir, sultan da tektir, devlet de tektir, yorum da tektir, görüş de tektir diye düşünülüyor. İşin aslı şudur: Allah tektir ama yarattığı âlem çoktur. Bir tek Allah tektir, geri kalan her şey çoktur ve rengârenktir. Sufiler “Kesrette vahdet/vahdette kesret” derler. Yani “Birlikte çokluk/ çoklukta birlik”. Yedi milyar insan var, birbirine benzemez... Bir milyon tür var... Tabiatta çokluk var. Bunun insanlık âleminde de korunması gerekiyor. Çokluk olmalıdır, tek tip olmaya karşı çıkılması gerekir. Tek olan Allah’tır.
- Müslümanlar nerede iktidara geldilerse... Orayı tek tip haline getirmeye çalışıyorlar. Yanlış “teklik” anlayışıyla herkesi tek tip yapmaya çalışıyorlar. Bunun panzehiri dini çoğulculuktur.

İslam’da düşünce özgürlüğü var

İHSAN Eliaçık’a göre İslam’da düşünce özgürlüğü var.
Bu iddiasını bir ayete dayandırıyor Eliaçık:

*

“Zümer suresi 18. ayet. Şöyle deniyor ayette: ‘Onlar sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.’ Ne demektir bu? Herkes konuşacak. Yani kimse susturulmayacak. Herkes konuşacak ve sözün en güzeli seçilecek. Düşünce ve ifade özgürlüğü ancak böyle ifade edilebilir.”

KİMDİR?

- KAYSERİLİ. 53 yaşında.
- Beş çocuğu var. Üçü kız, ikisi erkek.
- Zehra Nur mimar... Zeynep Can hukuk öğrencisi... Mâhinsu tıp öğrencisi... Muaz inşaat mühendisliği öğrencisi... Mushab lise sonda...
- 22 kitap yazdı.
- İstanbul’a geldiği günden beri Fatih’te ikamet ediyor.
- 12 Eylül’de Akıncılar davasından tutuklandı ve Mamak Cezaevi’nde bir yıl kaldı.
- Sol örgütlerin ileri gelenleriyle Mamak Cezaevi’nde tanıştı. “Solculuk İslam düşmanı olamaz” düşüncesi, ilk olarak orada oluştu.
- Nişantaşı’nı ilk kez bu röportaj vesilesiyle gördü ve “O kadar da şaşaalı değilmiş” dedi.
- Kendisinin Yaşar Nuri Öztürk’e benzetilmesine iki açıdan itiraz ediyor: BİR: Ben Yaşar Nuri gibi bazı muktedirleri değil, bütün muktedirleri eleştiriyorum. İKİ: Ben Yaşar Nuri gibi ihtiyaçtan fazlasını biriktirenlerden değilim.

X

Kişisel tahminlerim: Neden aşı olmuyorlar?

Aşımız var. Hem de herkese yetecek kadar.

Gel gelelim 23 milyona yakın vatandaşımız, inatla ve ısrarla aşı olmaktan kaçınıyor. Yani arz var, talep yok. Peki ama neden? Elimde bir veri yok nedenlere dair. Sadece tahminlerim var. Onları yazıyorum:

*

- ÇİP: Özellikle komplo teorisyenlerinin ortaya attığı tezlerin etkisinde kalanlar, ilk zamanlar “Çip takacaklar” diyorlardı. Ama gitgide daha çok alay konusu haline geldiklerini fark ettiler. Bu nedenle sayılarında müthiş azalma var gibi. En azından bana öyle geliyor.

*

- KISIRLIK: Özellikle bazı bölgelerimizde görece eğitimsiz vatandaşlarımızın içine sürüklendikleri girdap... 8 çocuklu, 28 torunlu 80 yaşındaki dedelerin, “Aşı kısırlık yapıyor yeğen” diye aşı olmaktan kaçındıklarına dair espriler gırla gidiyor. Sesleri pek çıkmasa da en kalabalık grup bu gibi geliyor bana.

*

- TURKOVAK: “Yerli ve milli” propagandasının aşırı etkisi altında kalan bazı yurttaşlarımız, yerli aşının piyasaya çıkmasını bekliyor galiba. Sayıları da az değil. “Elin aşısını olacağıma kendi aşımı olurum” diye bekleme içindeler galiba. Fakat koronavirüs denilen illetin beklemeye hiç niyeti olmadığını bilseler iyi olacak.

*

Yazının Devamını Oku

İkna edilmesi gereken 22 milyon 182 bin kişi

Sevgili okul müdürlerimiz.

- Muhterem kanaat önderlerimiz.

- Sayın Türkan Şoray’ımız.

- Değerli tarihçilerimiz.

- Severek okuduğumuz romancılarımız.

- Sayın Tarkan’ımız.

- Muhterem imamlarımız ve müezzinlerimiz.

- Yüce gönüllü şairlerimiz.

- Sayın

Yazının Devamını Oku

Selvi Hanım’ın acı kahkahaları

Armağan Çağlayan, muhteşem bir söyleşi yapmış CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla...

Baştan sona izledim röportajı. Hiç sıkılmadan. Sorular, cevaplar... Hepsi gayet iyiydi.

*

Selvi Hanım’la ilgili saptamalarım şöyle:

*

Çok hakiki bir insan. Yapmacıklığa asla prim vermiyor. Eşinin her söylediğine katılmadığını söyleyecek denli özgüvenli... Hiç politika yapmıyor. Gayet dobra. Gayet doğrudan konuşuyor. “Hazır röportaj veriyoruz, araya bir iki siyasal mesaj sıkıştırmak gerekir” falan demeye tenezzül etmiyor.

*

Röportajda en ilgimi çeken bölüme gelince...

*

Yazının Devamını Oku

Bazı ünlülerin günlük rutinleri

Sabahları çakralarını açmak için meditasyon yaparmış.

MIRANDA KERR: Açılsın çakralar

SABAHLARI çakralarını açmak için meditasyon yaparmış. Sonra 20 dakika yoga yaparmış. Sonra yeşil sebzelerden hazırlanmış smoothie içermiş. (Offf! Çok sıkıldım. Çok bunaldım. Daha fazlasını yazamayacağım.)

VICTOR HUGO: İki çiğ yumurta

ŞAFAK vakti uyanış... Bir demlik taze çekilmiş kahveyle güne başlayış... Metresinden gelen tutkulu mektubu okuyuş... İki çiğ yumurtayı içiş... Ve saatlerce süren yazı maratonunu başlatış.

MARK TWAIN: Sağlam kahvaltı

SABAH sağlam bir kahvaltı yaparmış. Ardından çalışma odasına geçer ve başlarmış çalışmaya... Akşama kadar yazarmış. Öğle yemeklerini atlamak en büyük keyfiymiş. Çalışma odasında rahatsız edilmemek ise en katı kuralı.

RICHARD BRANSON: Uçurtma sörfü

GÜN

Yazının Devamını Oku

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku

Bolivya dağlarından gelen devrimci Zülfü

Zülfü Livaneli’ye göre...

- Ecevit solcu değil.

- Erdal İnönü solcu değil.

- İsmet Paşa zaten solcu değil.

- Atatürk’ün solla alakası yok.

*

Zülfü Livaneli, kimlerin solcu olmadığı konusunda hüküm vermeye öyle meraklı ki...

Sanırsın ki...

Kendisi

Yazının Devamını Oku

Alpay Özalan’ın Kızılderili kitabı

Alpay Özalan, bir Kızılderili kitabı yazmış.

Bazıları kafa buluyor.

“Amerikan tarihçisi Ordinaryüs Profesör Alpay, Amerikan tarihi hakkında kitap yazmış” falan diye.

*

Tarih kitabı yazmak için ille de ordinaryüs falan olmaya gerek yok.

İsteyen yazar. Amatörce.


Yazının Devamını Oku

Özenti bir tanımlama: Türk, Sünni, beyaz

ABD’de “WASP” diye bir sınıfsal niteleme var.

Yani... Beyaz, Anglosakson, Protestan.

*

Amerika’nın elitleri bunlar. Sınıfsal üstünlük bunlarda.

Bunların dışında kalanların tümü alt sınıf. Yani Katolik, Yahudi, siyahi, Müslüman, Hispanik, Uzakdoğulu falan.

*

ABD’de ne varsa ille bizde de olacak ya...

Bu tanımlamanın bir benzerini bize de uyarlamışlar.

“Türk, Sünni, beyaz”

Yazının Devamını Oku

Deniz Baykal, ‘Ben Kürtleri, Alevileri sevmem’ dedi mi?

Zülfü Livaneli’nin İrfan Aktan’a verdiği röportajı okudum.

 

Genel yorumum şudur:

*

Çok önemli tespitler var röportajda. Özellikle Erdal İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’la ilgili saptamaları ilginç. Çok yararlı, çok etkileyici bir röportaj. Bulup okumanızı tavsiye ederim.

*

Ve fakat Zülfü Livaneli’nin röportajdaki bir sözüne takılmadan da edemedim.

Yazının Devamını Oku