Ümit Özdağ bundan sonra ne yapacağını anlattı

Ümit Özdağ ile dün birkaç kez konuştuk.

Bu işin Ümit Özdağ’ın parti kurmasına gideceğini yazmıştım.

Sabah aradığında, “Parti kurmak için bir şartım var. Birlikte kurarsak kurarım” dedi. Güldük. Benim gazetecilik yapmaktan başka bir düşüncem olmadığını herkes bilir. O nedenle gülüştük. “Parti kurmak gibi bir niyetim yok” dedi.

“İhraç kararı çıkarsa ne yapacaksınız?” diye sordum. “Mahkemeye gideceğim” karşılığını verdi.

Bu kez, “Peki dönüş mümkün olmazsa yeni bir mücadele düşünüyor musunuz?” sorusunu yönelttim. Yok demedi. Kapıyı açık tuttu. Bakalım. Her şeyin zamanı var” diye konuştu.

İHRAÇ KARARINDAN SONRA

İhraç kararı çıkınca sıcağı sıcağına tepkisini almak için Ümit Özdağ’ı aradım. “Hayırlı olsun” diye söze başladı. “Siyasette daha önce de ihraç deneyimi yaşadım. Demokratik siyasetin inşası için İ Parti’yi kurmuştuk ama görüyorum ki inşa edememişiz” dedi. “Peki bu sonuç size sürpriz oldu mu?” diye sordum. “Sürpriz olmadı” karşılığını verdi. “İnsan haklarına, hukuk devletine ve demokrasiye aykırı hareket etmekten dolayı ihraç etmişler. Karar tebliğ edilince, nerede insan haklarına, hukuk devletine ve demokrasiye aykırı hareket ettiğimi görüp ona göre itiraz edeceğim” diye konuştu.

Ümit Özdağ, MHP’den ihraç edildiğinde de dönüş davası açmıştı. Benzer süreci İYİ Parti de yaşayacak. Görünen o ki ihraç etse de İYİ Parti bir süre daha Ümit Özdağ’la uğraşmak zorunda kalacak.

Ümit Özdağ’a ihraç kararının alındığı sırada Adana milletvekili İsmail Koncuk istifa etti. Çünkü Ümit Özdağ yalnız değil. Anladığım kadarıyla Özdağ’ın heybesi boş değil. Birkaç adım sonrasını planlamış. Yeni sarsıcı iddialarla ortaya çıkmayı sürdürecek. İlerideki siyasi mücadelesi için şimdiden gerekçeler oluşturuyor. İYİ Parti’ye dönüş mücadelesi başlatırken, yeni parti kuracağım demez. Ancak beni MHP’den sonra İYİ Parti’den de ihraç ettiler diye millete gidilmez. MHP’den ihraç edildi, af çıktı, bu kez olağanüstü kongre süreci için hareket başlattı. İYİ Parti’nin kurucuları arasında yer aldı. Oradan da ihraç edildi. Yarın milletin karşısına çıkınca söyleyecek bir şeylerinin olması lazım. “Her şeyin bir zamanı var” derken, bundan sonrasını adım adım planladığını gösteriyor.

Milliyetçiliğin yükseldiği bir dönemde Ümit Özdağ, MHP ve İYİ Parti’nin alanına yeni bir milliyetçi parti kurarak girer mi? Bence girer.

HDP İLE ORTAK ANAYASA ÇALIŞMASI YAPTILAR MI?

Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener, Ümit Özdağ’ın ortaya attığı dört partinin ortak anayasa çalışması yaptığı yönündeki hamleyi savuşturmakta başarılı olamadı. Olamazlar. Çünkü ortada yazılı bir belge var. Hem de HDP otursa, böyle bir metin hazırlasa, bu kadar mükemmel bir metin olmaz. Yani CHP’nin ulusalcıları ve İYİ Parti’nin milliyetçilerinin asla kabul etmeyeceği bir metin.

KILIÇDAROĞLU’NUN TEKZİBİ

Kılıçdaroğlu ve Akşener bu süreci iyi yönetemediler. Yalanladıkça aynı zamanda doğrulamış oldular.

16 Kasım 2020

Kılıçdaroğlu: “Böyle bir anayasa çalışması yok. Kamuoyunda tartışılıyor, ben de hayretle izliyorum”

21 Haziran 2018

Kılıçdaroğlu: “Biz daha önceden, yani seçimler daha gündemde yokken, millet ittifakını oluşturan partiler olarak bir araya geldik zaten. Bir anayasa değişikliği için neler yapabiliriz diye ilkeler belirlendi ve o komisyonun başkanlığı da sayın Kaboğlu yapıyordu. İbrahim Kaboğlu bir anayasa hukukçusu. Sayın Kaboğlu dört partinin anayasa değişikliğinde ilkeler üzerinde bir anlaşma metni hazırlandı.”

Yani Kılıçdaroğlu, Kılıçdaroğlu’nu tekzip ediyor.

KABOĞLU’NUN DOĞRULAMASI

Akşener, “Sayın Kaboğlu’nun ya da bir başkasının başkanlığında Saadet Partisi’nin, CHP’nin yaptığı bir anayasa çalışması yok” diyor. İbrahim Kaboğlu ise 2018 yılında böyle bir çalışmanın yapıldığını doğruluyor. CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’ni belirterek, “Bu partilerin daha çok uzman temsilcileri ile yapılan ortak parlamenter rejime yönelik bir yol haritası ortak ilkeler raporu diye çalışma yapıldıdiyor.

YANLIŞ OLAN NE?

Bu tartışma daha önce de yapıldı. O sırada İbrahim Kaboğlu’yla konuşmuştum. Parlamenter sistemi esas alan anayasa değişikliğinin ilkelerini belirlediklerini söylemişti.

Kılıçdaroğlu ve Akşener, “Anayasa çalışması yapılmadı” demek yerine, “Anayasa değişikliği için ilkeler belirlendi, yol haritası oluşturuldu ama anayasa metni hazırlanmadı” deseler daha inandırıcı olurlardı.

SARIGÜL BUGÜN İLK ADIMI ATIYOR

YENİ parti kurmak için yola çıkan Mustafa Sarıgül, bugün ilk adımı atıyor. Partinin adı ‘Türkiye Değişim Hareketi Partisi’ olacak. Genel merkez binasının tadilat işlemleri tamamlanmak üzere. Ocak ayında partinin tabelası asılacak. Bugün saat 10.00’da Ankara’da Marriot Otel’de 40 kişiden oluşacak kurucular kurulu toplanacak.

Sarıgül dün Ankara’ya geldi. Her zamanki heyecanından bir şey kaybetmemiş. Sarıgül’ün ideolojik tonlamalardan ziyade, iş-aş ve refah eksenli bir siyaseti esas aldığı anlaşılıyor. Sarıgül’ün yakın çevresine, “Türkiye değişim hareketi olarak büyük bir Türkiye sofrasını kurmak için Ankara’ya geliyoruz. Bu sofrada herkes olacak. Türkiye değişim hareketi olarak varlık için, bereket için Ankara’ya geliyoruz” dediği ifade ediliyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

CHP milletvekili Çelebi: ‘Muharrem İnce ile görüşüyoruz’

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ile Karabük milletvekili Hüseyin Avni Aksoy imzasıyla bir mektup yayınlandı. İki milletvekiline Yalova milletvekili Özcan Özel’in de destek verdiği söyleniyor. Mektubun içeriğine geçmeden önce tarihine dikkat çekmek istiyorum.

10 ARALIK SANCISI

Çelebi ve Aksoy’un mektubu, 10 Aralık 2020 tarihini taşıyor. Belli ki 10 Aralık tarihi özel olarak seçilmiş.

İki milletvekili kendilerini, ‘29 Ekim Gücü’ olarak isimlendiriyorlar. Mehmet Ali Çelebi’nin Ergenekon sürecinde 41 ay tutuklu yargılandığını hatırlatırsam, neden 29 Ekim’i referans aldıkları daha iyi anlaşılır.

Peki 10 Aralık rahatsızlığı ne?

Burhan Şenatalar ve Süleyman Çelebi’nin sözcülüğünü yaptığı 10 Aralık Hareketi, CHP’nin kapatılıp vakfa dönüştürülmesini, solda yeni bir parti kurulmasını savunan, “ikinci Cumhuriyetçi” çizgiye yakın isimlerden oluşuyordu.

CHP yönetiminde Oğuz Kaan Salıcı ve Canan Kaftancıoğlu ‘10 Aralıkçı’ olarak biliniyorlar.

CHP’de kendini Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olarak tanımlayan isimler partinin son dönemde 10 Aralıkçıların çizgisine çekildiği kaygısını taşıyor.

ÜÇ İTİRAZ

Yazının Devamını Oku

Erdoğan bu işin peşini bırakmayacak gibi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçilmiş Cumhurbaşkanı’na “sözde Cumhurbaşkanı” demesi büyük bir tepkiye neden olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu hakkında 1 milyon liralık tazminat davası açarken, “Bizzat kendisi bir kaset komplosu ile işbaşına gelen, partisi içinde taciz, tecavüz, hırsızlık hadiselerini görmezden gelen sözde genel başkanın sancısının sebebi budur. Bunların derdi millet, milli iradedir” diye tepki göstermişti.

Gelinen noktada ne Kılıçdaroğlu geri adım atıyor ne de Erdoğan bu işin peşini bırakmaya niyetli görünüyor. AK Parti MKYK toplantısında “sözde Cumhurbaşkanı” konusu açılınca Erdoğan, “CHP böyledir. Bunların sorunu milli iradeyle. Bu CHP’de tecavüzcüler var. Sahtekârlıklar var. Bizim bu partiye karşı tavırlı olmamız lazım” diyor.

SELÇUK ÖZDAĞ’A SALDIRIÖNCELİKLE Selçuk Özdağ’a ve gazeteci Orhan Uğuroğlu’na yapılan saldırıyı kınıyorum. Selçuk Özdağ’la doktorlar müdahale ettikten kısa bir süre sonra konuşmuştuk. Silahlı ve sopalı kişilerin saldırısına uğradığını anlatmıştı. “Cuma namazı için evden çıkmıştım. Şoförümün başına silah dayamışlardı. Biri bana silah çekti, diğerleri arkadan sopalarla saldırdı. Bir süre yumruklarla kendimi korumaya çalıştım” diye anlatmıştı.

Selçuk Özdağ’a yapılan saldırıya çok üzüldüm. Ama başkentin ortasında önemli bir siyasetçinin silahlı, sopalı saldırıya uğramasına daha çok üzüldüm. Böyle bir Türkiye istemiyoruz. Fikirlerin silahla, sopalarla susturulduğu bir Türkiye’nin mücadelesini vermiyoruz.

Selçuk Özdağ’ın kırılan iki parmağı ve koluna operasyon yapıldı. Dün hastaneden evine geçti. İçişleri Bakanı Soylu, Selçuk Özdağ’la sürekli temas halinde. Dün saldırganların ikisinin yakalandığı haberini alınca Selçuk Özdağ’ı aradım. Doğruladı. Teşhis için şoförünün Emniyet’te olduğunu söyledi. “Önemli olan onların arkasında kimlerin olduğu” dedi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ARAMIŞ

Selçuk Özdağ, “Ne kadar sevildiğimi anladım” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan aramış kendisini. Olayın nasıl olduğunu sormuş. Geçmiş olsun dileklerini iletmiş. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanı başta olmak üzere bakanlar, milletvekilleri, siyasi parti liderleri ve eski Meclis başkanları aramış. Selçuk Özdağ, MHP ve Ülkü Ocakları davasından idamla yargılanmış, bu uğurda 7 yıl hapis yapmış, çile çekmiş bir insan. Ona saldıranlar hangi bedeli ödedi acaba?

BAHÇELİ’NİN 

Yazının Devamını Oku

Özdağ’dan ‘İkinci kez ihraç edemezler’ itirazı

İYİ Parti’den ihracı yargıdan dönen Ümit Özdağ’la konuştuğumuzda Muğla’ya ulaşmak üzereydi. Ancak Ümit Özdağ, Muğla’ya hareket etmeden önce bir gece yarısı yapılan operasyonla İYİ Parti Muğla İl Başkanı İncilay Gezgin Şekerdağ’ın başkanlığı düşürüldü.

İl yönetimi istifa ettirilince İncilay Gezgin Şekerdağ, başkanlığı kaybetmiş oldu. Gece yarısı Muğla il yönetiminin istifa ettirildiği, hatta il başkanlığının kapısının anahtarının değiştirildiği iddiası söz konusu. Bizde parti içi mücadele çok sert geçiyor. Kadın genel başkanın yönettiği partide Ümit Özdağ’ın ihracına imza vermediği için kadın il başkanı tasfiye ediliyor.

İKİNCİ İHRAÇ OLMAZ İDDİASI

Ümit Özdağ’la bundan sonraki süreci konuştuk. Ben yeniden ihraç edileceği yönündeki izlenimimi paylaşmıştım. Ümit Özdağ, “Hukuki olarak aynı konuda ikinci kez ihraç edilemem” dedi. Hukukçulardan bu yönde görüşler almış.

“Mahkeme usul yönünden ihraç kararını iptal etti ancak dosyanın esasını da incelemek suretiyle böyle bir karara vardı” dedi. Yazımdaki “Yeniden ihraç edilecek” ifadesi üzerine Ümit Özdağ ile irtibat kuran hukukçular “İhracı gerektirecek yeni bir açıklama olursa ancak o zaman ikinci kez ihraç edebilirler” diye görüş bildirmişler.

BİR DE LATİNCE ANLATTI

Ümit Özdağ, aynı gerekçeyle ikinci kez ihraç edilmesinin mümkün olmadığını Roma hukukundan örneklerle savundu. “Non bis in idem” dedi. Aynı fiilden dolayı ikinci kez yargılanamaz anlamına geliyor. Ama İYİ Parti işi Roma hukukuna kadar götürmeye niyetli değil.

YENİDEN İHRAÇ

Çünkü İYİ Parti,

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ: ‘Sözlerimin arkasındayım’

Ümit Özdağ’ı aradığımda sesi neşeliydi. “Kurucusu olduğum partime döndüm” dedi.

Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Ümit Özdağ’ın İYİ Parti’den ihraç kararının iptaline karar verildi. Ümit Özdağ bugün Meclis’te, saat 11.00’de düzenleyeceği basın toplantısında geniş açıklamalar yapacak. Ancak dünkü konuşmamızda, “Adalet yerini buldu. Hiçbir açıklamamdan dolayı pişman değilim. Bugüne kadar ne söylediysem, bundan sonra da söylemeye devam edeceğim. Şimdiye kadarki tüm sözlerimin arkasındayım” dedi. Ümit Özdağ, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ’cü olduğunu iddia etmişti.

İYİ PARTİ NE YAPACAK?

Bu karar karşısında İYİ Parti ne yapacak? Mahkeme usul açısından bir karar verdi. Öncelikle 1 hafta-10 gün içinde çıkması beklenen gerekçeli kararı bekleyecekler. Nerelerde usul hatası yapıldığı ortaya çıkacak. İYİ Parti kaynakları, “Ümit Özdağ’ın ihracına ilişkin esas hakkındaki gerekçelerimiz geçerliliğini koruyor. Mahkeme sadece usul açısından iptal kararı verdi. Zaten esas açısından karar verme yetkisi yoktur. Gerekçeli karar çıktıktan sonra yetkili kurullarımız yeniden değerlendirme yapacak” dedi.

Edindiğim izlenim, Ümit Özdağ hakkında yeniden ihraç düğmesine basılacağı yönünde. Özdağ, disipline sevk yetkisinin genel başkan ya da genel idare kuruluna ait olduğu, ancak kendisiyle ilgili işlemin genel sekreterlik tarafından yürütüldüğü itirazında bulunmuştu. Değişen tek şey, bu kez ihraç işlemi genel başkan tarafından yürütülecek.

AYHAN BİLGEN HDP’DEN KOPUYOR

ESKİ Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, tutuklandığında “tersine Türkiyelileşme” başlığı altında HDP’ye esaslı eleştiriler yöneltmişti.

Ayhan Bilgen

Yazının Devamını Oku

Trump’tan önce Trump’tan sonra

Tarihi milattan önce-milattan sonra diye ikiye ayırdığımız gibi, galiba Amerika’yı da “Trump’tan önce-Trump’tan sonra” diye ayırmak gerekiyor.

1)Amerikan Kongresi 1814 tarihindeki işgalci İngiliz birliklerinden 207 yıl sonra Trump destekçileri tarafından baskına uğradı.

2) Dünyaya demokrasi ihraç eden Amerika’nın asıl kendisinin demokrasiye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Bu aşamadan sonra herhangi bir Afrika ülkesi “ABD’ye demokrasi ihraç edeceğim” diyebilir.

3) Trump seçildiğinde “Bir ülkenin seviyesi devlet başkanına göre ölçülür” denilmişti. Bu sözün hakikat olduğu kongre baskınıyla ortaya çıktı.

4) Trump, Amerika’yı dünyaya rezil eden başkan olarak tarihe geçti. Şimdi onu rahat bir emeklilik değil, yargılanıp hapse girme akıbeti bekliyor.

5) ABD Başkanlığı tescil edilen Biden, Kongre binasının basılması üzerine, “Bu bir protesto değil, kalkışmadır” dedi. Biden, 252 kişinin şehit olduğu 15 Temmuz darbe girişiminden uzun bir süre sonra Türkiye’yi ziyaret etmiş ve “İnternet oyunu zannettik” demişti. Ama biz ABD’deki kalkışma için “İnternet oyunu zannettik” demedik. Bu da onlara ders olsun.

6)15 Temmuz’da ABD’nin desteklediği FETÖ’cü hainler Meclis’i bombalarken, bizim milletvekillerimiz meydan okumuştu, Kongre baskınında ise Temsilciler Meclisi üyeleri tam siper yaptı.

7)Dünyayı kasıp kavuran kanlı darbelerin hâmisi olan ABD, ilk kez darbeyi yakınında hissetti.

8)“ABD’de neden darbe olmaz? Çünkü orada Amerikan büyükelçiliği yok”

Yazının Devamını Oku

O fotoğraf eksi 20’de çekildi

Süleyman Soylu İçişleri Bakanı olduğu günden bu yana hiçbir bayramı, yılbaşını evinde geçirmedi. Mutlaka bir üs bölgesinde Mehmetçikle birlikte oldu. Soylu, bu yılbaşında da Belbuka üs bölgesinde Mehmetçikle birlikteydi.

Belbuka Üs Bölgesi; Van, Şırnak ve Siirt’in kesiştiği noktada yer alıyor. Şimdiye kadar 27 şehit verdiğimiz bir mıntıka. Kuzeyde Beytüşşebap Faraşin bölgesi, Kato Dağları, doğuda Bestler Dereler ve Siirt Kör Kandil ile Hereke bölgesini görüyor.

Yapımı 3 ay önce tamamlanmış. Üssün yapımı sırasında PKK’nın döşediği mayının patlaması sonucu iki işçi şehit olmuş. Ancak 1980’den bu yana Jandarma ilk kez kalıcı üs bölgesine sahip olmuş. Önceden yazın çadır kuruluyor, kışın ise hava sıcaklığının eksi 25-30 dereceye düştüğü bölge boşaltılıyormuş. Kalıcı üs bölgesinin yapılmasıyla Jandarmamız 365 gün orada, Kartal Yuvası’nda PKK’nın geçişine izin vermiyor.

İçişleri Bakanı Soylu’nun yılbaşında Mehmetçikle birlikte olduğu yerin hemen üstünde açık gözetleme kulesi varmış. O gece hava sıcaklığı eksi 20 derece olarak ölçülmüş. Soylu, açık gözetleme kulesini ziyaret ettikten sonra yılbaşı gecesinde Mehmetçikle birlikte olduğu kapalı gözetleme kulesine geçmiş. Soylu, en düşük rütbedeki askerle dahi birlikte olmak istemiş. O nedenle ortamdaki masalar çıkarılmış, Mehmetçiğe yer açılmış. Soylu, daha çok askerle bir arada olabilmek için masaların çıkarılıp, yer açılmasını istemiş. Ayakkabılar çıkarılıp bağdaş kurulmuş. Bakan-er ayrımı yapılmadan sohbet edilmiş. Çok sıcak ve samimi bir ortam oluşmuş.


İşte karlı dağların zirvesindeki Belbuka üssü

Orada gecenin kör karanlığında eksi 20 derecede baş başasın. Yılbaşında eşinden, çocuğundan ayrı vatan nöbetindesin. Ziyaretine bakanın geliyor, komutanların bulunuyor. Aynı yerde diz kırıp oturup, sohbet ediyorsun. Bu büyük bir moral olmaz mı? Cumhurbaşkanı telefonla bağlanıyor, senin yeni yılını tebrik ediyor. Bu mesaj üs bölgelerindeki askerlere ulaşıyor. Onlar “Benim bakanım yanında. En zor gecede dahi Cumhurbaşkanım beni unutmuyor. Devletim arkamda” diye düşünüyor. Bu tablo üs bölgesindeki askerin moralini yükseltirken, belli ki Bodrum’daki villalarında yılbaşı kutlaması yapan birilerinin moralini bozmuş. Süleyman Soylu ve askerlerin ayakkabılarını çıkarıp oturması gibi korkunç bir tehlikeyi tespit etmişler! Ayakkabı çıktı ya, rejim elden gidecek demektir.

Şehitlere değil, ayakkabıya bakan kafa.

Yazının Devamını Oku

AİHM’nin Demirtaş kararı ve muhalefet şerhleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AİHM’yi ikiyüzlülükle suçlamış ve Demirtaş için 6-8 Ekim olayları sırasında Yasin Börü başta olmak üzere 53 kişinin katili olduğunu belirterek, “Kobani teröristi” demişti.

AİHM’nin Demirtaş hakkında iki kararı bulunuyor. AİHM İkinci Daire’nin 20 Kasım 2018 tarihli kararı ile yeni tartışmaya neden olan 22 Aralık tarihli Büyük Daire kararı. AİHM’nin Selahattin Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması”yla ilgili kararı şimdiye kadar avukatların attığı tweet’ler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert tepkisi üzerinden tartışılıyor. 160 sayfadan oluşan AİHM kararını ve iki muhalefet şerhini inceleme fırsatı buldum. Gürcistanlı hâkim Lado Chanturia ile Türk hâkim Saadet Yüksel’in muhalefet şerhleri dikkatle incelenmeye değer. Bunları başlıklar halinde aktarmak istiyorum.

ÖNCE AİHM KARARI

1) Türkiye’nin ‘parlamentolar arası birlik kararı bulunması’ nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğu yönündeki itirazı oybirliği ile reddedilmiş.

2) Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz oy çokluğu ile reddedilmiştir. Muhalefet şerhlerinde bu cümle önemli bir yer tutuyor.

3) Tazminat yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz ise Demirtaş hakkında etkili bir hukuk yolu olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş. Ancak muhalefet şerhinde bu karara ilişkin itirazlar da yer alıyor.

MAKUL ŞÜPHEYİ KARŞILAMAYAN DELİL ELEŞTİRİSİ

AİHM Büyük Daire’nin kararını incelerken yargımızın ciddi olarak tartışması gereken bir hükümle karşılaştım: “Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nce sunulan delillerin, sözleşmenin 5’nci maddesinin gerektirdiği makul şüphe kıstasını karşılamadığı, objektif bir gözlemcinin bu delillerle başvuranın (Demirtaş) tutuklandığı suçları işlediğine ikna edilemeyeceği gerekçesiyle sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir” deniliyor.

MİLLETVEKİLİ OLMASI

Yazının Devamını Oku

AİHM’den çarpıcı çıplak arama kararları

FETÖ’cüler yargıda, poliste etkili oldukları zaman öyle adaletsizlikler, zulümler yaptılar ki hak, hukuk, adalet denilince en son konuşacak kişiler. Ancak en çok onlar konuşuyorlar.

Firari FETÖ’cüler çıplak arama iddialarını bir kampanyaya dönüştürünce, insanlar bu FETÖ’cülerin yine hangi hesapları var acaba diye düşünmeye başladı. Çünkü yalan bunların mesleği. Yalan ve takiye ile herkesi aldatıp 15 Temmuz’da darbe yapacak güce ulaştılar.

FETÖ’CÜLERİN ÇARPITMASI

FETÖ’cüler “çıplak arama” derken bilinçli bir çarpıtma yapıyor ve insanların ahlaki yaklaşımlarını istismar etmeye çalışıyorlar. Bazı ülkelerin düzenlemelerinde, detaylı arama, derin arama, kapsamlı arama olarak da ifade edilen çıplak arama, aslında insanların giysilerinin tamamen çıkartılması suretiyle yapılan bir arama değil. Birçok ülkede olduğu gibi bizdeki mevzuatta da giysilerin kademeli olarak çıkartıldığı, çıkartılan giysiler giyildikten sonra diğer kısım giysilerin çıkartıldığı, sıkı kurallara bağlanmış bir arama şekli bu. Erkek veya kadın olsun, insanların tamamen giysilerini çıkarttıkları bir arama türü yok.

Belli ki cezaevlerinde güvenlik nedeniyle çıplak aramaya ihtiyaç duyulan durumlar oluyor. O nedenle ceza ve infaz kurumlarıyla ilgili yönetmeliğin 34. maddesinde çıplak aramanın nasıl yapılacağı belirlenmiş.

ÇIPLAK ARAMADA BULUNANLAR

Çıplak arama sırasında adli mahkûmlarda iç çamaşırına saklanmış uyuşturucu, SIM kart, bıçak, delici alet bulunmuş. FETÖ ve PKK’lılarda ise örgütsel doküman, ByLock var mı yok mu şeklinde mesajlar, kâğıt üzerine çizilmiş kroki ve şifreli yazışmalar tespit edilmiş.

MECLİS DÜNYA ÖRNEKLERİNİ İNCELEMİŞ

Çıplak aramayla ilgili tartışmaların sürdüğü bir sırada milletvekillerinin talepleri üzerine Meclis Araştırma Hizmetleri Başkanlığı ABD ve AB üyesi ülkelerdeki durumu inceleyen bir rapor hazırlatmış. Bu çalışmadan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum:

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan ‘Ötekileştirmeyin’ uyarısı

Pandemi, AK Parti’nin büyük kongresinin de ertelenmesine neden oldu.

Eğer öne çekilmezse kongrenin mayıs ayında yapılması bekleniyor. Son günlerde AK Parti il başkanlıklarındaki değişiklikler dikkati çekiyor. Pandemi nedeniyle ara verilen kongreler 8 Ocak’ta başlayacak. Şubat sonuna kadar kongrelerin tamamlanması hedefleniyor. Hafta sonu kısıtlamaları nedeniyle kongreler hafta içinde yapılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrelere videokonferans yöntemiyle bağlanıp konuşma yapacak. Kongre sürecinde il başkanlıklarında önemli bir değişim yaşanıyor. Şu ana kadar yenilenme oranı yüzde 65’e ulaşmış.

2023 KADROLARI BELİRLENİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük kongremizde partimizi 2023’e taşıyacak kadroları belirleyeceğiz” demişti. O nedenle bu kongreler önemli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti yönetimine “Adayları en geniş istişare ile belirleyin. Çok hassas davranın. Kimseyi kaybetmeyin, ötekileştirmeyin” talimatını vermiş. Daha önce belediye başkanlıklarının ve bazı il başkanlıklarının değişiminde sancılar yaşanmıştı. DEVA ve Gelecek Partisi’nin kadrolarını o dönem görevden alınan il başkanları ve belediye başkanları oluşturuyor. O nedenle Erdoğan’ın “Hassas davranın, kimseyi ötekileştirmeyin” uyarısı önemli. Ayrıca Erdoğan, kongrelerde yaptığı konuşmalarda “dava” vurgusunu önplana çıkarıyor. “Makamlar geçici, dava daimdir” diyor. AK Parti’nin en önemli özelliği, seçimlerde milletvekillerini, kongrelerde teşkilatlarını yenilemesi. Değişimi kendi içinde gerçekleştirmek suretiyle yenileniyor.

REFORM GÜNDEMİNE DÖNÜLDÜ

AK Parti kadrolarında sessiz sedasız bir değişim yaşanıyor. Ama asıl önemli gelişme AK Parti’nin yeniden reform gündemine dönmesi oldu. Bunu çok önemsiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu “Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” diye ilan etmişti. Erdoğan, hafta sonu açılışlar nedeniyle yaptığı konuşmada, “İnşallah 2021 yılı milletimize söz verdiğimiz gibi demokratik ve ekonomik reformlar yılı olacak” dedi. AK Parti’de 2021 yılını reformlar yılı olarak değerlendirme eğilimi söz konusu. “Reformların sonuçları 2022 ve 2023’te alınacak” diye bir beklenti söz konusu.

HALK ÇÖZÜM İÇİN NE DİYOR?

Kamuoyu araştırmalarını özel bir ilgiyle takip ettiğimi biliyorsunuz. Orada bir başlık dikkatimi çeker. “Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” denildiğinde halkımız, ekonomi, koronavirüs, işsizlik gibi başlıkları sıralıyor. Ancak bunu kim çözer diye sorulduğunda AK Parti diyor. Muhalefeti çare mercii olarak görmüyor.

AK PARTİ’NİN 

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın karşısında kim ne kadar oy alıyor?

2023 seçimlerine uzun bir süre var ama Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı konusu önemini koruyor. Konsensus Araştırma, aralık ayı anketinde sadece iki isim önermek suretiyle bu soruya yanıt aramış.

İMAMOĞLU MU ERDOĞAN MI?

Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan yarıştığı takdirde, Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 53.7 çıkarken, İmamoğlu yüzde 46’ya ulaşıyor.

YAVAŞ MI ERDOĞAN MI?

Mansur Yavaş ile Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olduğunda ise Erdoğan’a yüzde 55.2 oranında oy çıkarken, Yavaş yüzde 44.8 alıyor.

GÜL MÜ ERDOĞAN MI?

Yine Abdullah Gül’ü sormuşlar. Kılıçdaroğlu bana yine kızacak. “Selvi’ye bunu kim yazdırmış” diyecek. Cevabını veriyorum. Bana bunu Konsensus yazdırdı. Çünkü Erdoğan ve Gül yarıştığı zaman ne olur diye sormuşlar. Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 76.3’e yükselirken, Gül 23.7’de kalmış.

AKŞENER Mİ ERDOĞAN MI?

Ha, bir de tek kadın aday olarak

Yazının Devamını Oku