GeriAbdulkadir SELVİ Kılıçdaroğlu’nun resti ve ilginç seçim ittifakları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kılıçdaroğlu’nun resti ve ilginç seçim ittifakları

CHP’nin Parti Meclisi (PM) toplantıları artık seçimler kadar önemli hale geldi. Geçen hafta kıran kırana geçen PM’nin ardından, cumartesi günü belediye başkan adaylarının belirlendiği son toplantı yapıldı. Boş yerler için Kılıçdaroğlu’na yetki verildi. CHP Lideri, aralarında Silivri, Bayraklı, Etimesgut ve Maltepe gibi önemli ilçelerin de bulunduğu boş kalan yerlerin belediye başkan adaylarını belirleyecek. 27 Ocak günkü 18 saatlik PM toplantısına nazaran, 2 Şubat günkü toplantı daha yapıcı bir havada geçiyor. Ama buna rağmen iki önemli gerilim yaşanıyor.

Toplantının ilk 45 dakikasında boş olan yerler okunup, bunlar için genel başkana yetki verilmesiyle ilgili önerge üzerinde konuşuluyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kritik yerlere sıra bir türlü gelmeyince ilk gerilim orada yaşanıyor. Muhalefet öncelikle İstanbul’un konuşulmasını istiyor. Fazlasıyla sabırlı kişiliği ile bilinen Kılıçdaroğlu, toplantıda birkaç kez rest çekiyor. CHP Lideri’nin bu tavrı etkili oluyor, istediği sonucu alıyor. Kadıköy belediye başkan adayı Şerdil Dara Odabaşı’yla ilgili oylamada salt çoğunluk sağlanamamış, 29’a 30 dengesi oluşmuştu. Kılıçdaroğlu, Kadıköy’ü tekrar oylamaya sokuyor. Bu kez Şerdil Dara Odabaşı oybirliği ile seçiliyor.

PM toplantısında muhalefet 7-8 kez kapalı oylama teklifi veriyor. Ama geçen PM’ye göre bir tık daha az gerilimli geçen toplantıda iki kez ipler kopuyor.

MYK’YA SİTEM

Kılıçdaroğlu, açık oylama ile genel başkana yetki verilmesini sağlayacak önergenin geçmesini beklerken İzmir Bayraklı için Erdal Aksünger önerge veriyor. Aksünger’in adaylığına ilişkin önerge gündeme alınınca, Kılıçdaroğlu toplantıya ara verip acilen MYK’nın toplanmasını istiyor. Çünkü CHP Lideri’ni kızdıran bir durum yaşanıyor. Genel başkana yetki verilmesiyle ilgili önerge gündeme gelince 18 MYK üyesinden 5’i el kaldırıyor. Kılıçdaroğlu, verilen arada MYK üyelerine “Arkadaşlar, birlikte karar vermedik mi? Neden desteklemiyorsunuz?” diye sitem ediyor. Haklı. 20-25 dakika süren MYK’nın ardından PM toplantısı yeniden başlıyor. Kılıçdaroğlu’nun ağırlığını koyması üzerine toplantının başında MYK üyelerinin isimleri tek tek okunarak açık oylama isteniyor. Bu tablo üzerine Erdal Aksünger adaylığını geri çekiyor.

KILIÇDAROĞLU’NDAN GÜVEN RESTİ

İkinci ve daha önemli bir kriz ise yetki talebinin tartışmaya açılması üzerine yaşanıyor. 40-45 dakika süren tartışma sırasında muhalefet, bu kadar geniş yetki talebini doğru bulmadığını belirtiyor. Yetki talebinin çerçevesinin daraltılmasını öneriyor. Tartışmaları uzun süre sabırla dinleyen Kılıçdaroğlu, bir noktada elini masaya vuruyor ve ikinci restini çekiyor. CHP Lideri, “Bu bir güven krizidir. Bana güvenmiyor musunuz?” diye soruyor. Ardından “O zaman MYK için güven oylaması istiyorum” diyor. MYK üyeleri de bu noktada Kılıçdaroğlu’na güçlü bir şekilde destek veriyorlar. Bunun üzerine muhalefet, “MYK’ya güvenoyu talep etmeniz doğru değil. Bu kadar geniş yetki talebi olmaz, biz ona itiraz ediyoruz. Önerinizi geri çekin” önerisini getiriyor. Kılıçdaroğlu güvenoyu talebini geri çekiyor, ama yetkiyi alıyor.

İLGİNÇ İTTİFAKLAR

 Tartışmalara, istifa restlerine, gerilimlere rağmen sonunda Kılıçdaroğlu’nun dediği oldu. CHP Lideri belirlediği adayları istediği yerlere yerleştirdi. Belki gözden kaçtı ama Kılıçdaroğlu sadece belediye başkan adaylarını belirlemedi, partiyi yeniden dizayn etti, ilginç ittifaklar kurdu.

İYİ Parti ile ittifak yaptı. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş’ı Beyoğlu belediye başkan adayı yaparak, marjinal solu CHP’nin kanatları altına aldı.

Adıyaman’da Ömer Faruk Ünsal’ı destekleyerek Saadet Partisi’yle “dirsek teması” kurdu.

Ama gözlerden uzak işbirliğini HDP ile gerçekleştirdi. HDP şimdilik İstanbul, İzmir ve Adana’nın aralarında yer aldığı üç yerde, ama sonunda 7 önemli yerde aday çıkarmayarak CHP’yi destekleme kararı aldı. Kılıçdaroğlu, stratejik ittifaklar geliştirdi. Bunların hepsinin seçim sonuçlarına bir yansıması olacak. Kılıçdaroğlu, bir tek DSP’yi iyi hesap edemedi. Çünkü DSP’nin çoğunluğu CHP’nin eski belediye başkanlarından oluşan güçlü isimlerle seçime asılacağı konuşuluyor. Şişli’de Mustafa Sarıgül’le olduğu gibi. Bakalım bu ittifaklar CHP Lideri’ni başarıya mı taşıyacak, yoksa bumerang gibi dönüp vuracak mı?

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

 

Son 24 saatte ne oldu? (04.02.2019)İşte Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar...
X

Gül adına temasları Babacan yürütmüş

Temel Karamollaoğlu’nun Abdullah Gül’e cumhurbaşkanı adaylığı teklifini ilettiği görüşmede ikisi dışında biri daha vardı, Ali Babacan.

Kemal Kılıçdaroğlu Abdullah Gül’e ortak cumhurbaşkanı adaylığını götürdüğünde ikisi dışında biri daha vardı, o da Ali Babacan.

İki liderin ziyareti, Gül’ün İstanbul Maslak’taki ofisinde gerçekleşti.

Abdullah Gül’ün ortak cumhurbaşkanı adaylığı için Ankara’da Amerikan Büyükelçiliği’nin bulunduğu Nevzat Tandoğan Caddesi’nde eski bir milletvekilinin ofisinde yürütülen temaslara ise Gül’ü temsilen Ali Babacan katılmıştı.

Ali Babacan kendi deyimiyle tam da bu işin “göbeğinde” yer almıştı. Hatta Abdullah Gül’den sonraki birinci kişiydi.

Ali Babacan, bu temasları yürütürken AK Parti Ankara Milletvekili sıfatını taşıyordu. Babacan, 2018 seçimlerinden 13 ay sonra 8 Temmuz 2019 tarihinde AK Parti’den istifa etti.

SİYASİ İKİ YÜZLÜLÜK ÖRNEĞİ

Bir yandan Erdoğan’ı tasfiye planının başında yer alıyor, Erdoğan’a karşı muhalefetin Abdullah Gül’ü ortak aday çıkarma projesini yönetiyor, diğer yandan da Erdoğan’ı cumhurbaşkanı adayı gösteren teklifin altına imza atıyordu. Bu kadarına pes... Bunun tek bir adı var, o da siyasi ikiyüzlülük.

Bu gerçeğin kendi ağzından itiraf edilmesi üzerine

Yazının Devamını Oku

Siyasi ikiyüzlülüğün belgesi

2018 seçimlerinde muhalefet eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ortak aday yapmak istemişti.

Amaç, Abdullah Gül’ü kullanarak Erdoğan’ı tasfiye etmekti.

O dönemde AK Parti milletvekili olan Ali Babacan ise o kumpasın tam göbeğinde yer aldığını açıkladı.

Bunun tek bir adı vardır.

O da siyasi iki yüzlülüktür.

İŞTE O SORU-CEVAP

Şimdi sizi önce 3 yıl sonra gelen itirafa götürmek istiyorum. Ali Babacan, CHP’ye yakın bir kanal olan Halk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtlıyor:

Ali Babacan: 2018’de ortak adaylık teşebbüsü vardı ama olmadı, ülke tam 5 yıl kaybetti.

İsmail Saymaz:

Yazının Devamını Oku

AK Parti’nin yeni anayasa çalışmasında ne var?

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıkladığı yeni anayasa önerisinin yeterince tartışıldığını düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu ile Akşener bunu gündemi değiştirme hamlesi olarak yorumladılar.

Oysa bayramdan sonra kendileri de güçlendirilmiş parlamenter sistemi esas alan anayasa önerilerini açıklayacaklar. İktidar ve muhalefetin birbirinin yeni anayasa önerisine burun kıvırmaya hakları yok. Çünkü ne muhalefetin ne de iktidarın tek başına anayasa yapacak sayıları yok. 

Yeni anayasa yapılacaksa uzlaşmak zorundalar. Ama baştan reddederek uzlaşma nasıl sağlanacak?

DARBELERİN ANAYASASINDAN SİVİL ANAYASAYA 

“Türkiye’nin yeni anayasa yapma vakti gelmiştir” diyerek yeni anayasa sürecini başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim anayasanın ruhuna dercedilen darbe ve vesayet izini silmek mümkün olmuyor” demişti. Bahçeli de anayasaların darbeler döneminde yapıldığı ayıbının altını çizdi. Cumhuriyetin yüzüncü yılına yeni anayasa yapmanın demokratik görev olduğunu belirtti. Türkiye artık darbeler anayasası ile yönetilme ayıbından kurtulmalı.

ÖN ŞARTSIZ

Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz son düğmesi de yanlış olur. Yeni anayasa için yola çıkılırken ön şartsız olmak ve uzlaşmayı esas almak gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa için ön şartlarının olmadığını açıklamıştı. Partisinin en yetkili karar organı olan MYK’da, “Biz Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasa yapması gerektiğini prensip olarak söylüyoruz. Bunu yapmak için tüm kesimlere çağrı yapıyoruz. Ancak bizim yeni anayasa için belirlenmiş bir ilkemiz, kriterimiz yok” demişti.

Bahçeli’nin ön şartsız uzlaşma çağrısı da Erdoğan’la örtüşüyor. MHP Lideri, “Artık uzlaşmak, yeni anayasa hazırlamak milli bir vecibedir. Bu tarihi göreve MHP ön şartsız hazırdır” demişti.

AK PARTİ’DE 

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’na soruşturma yanlışı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu mağduriyetten beslenen, polemiklerle gündemde kalmayı seven bir politikacı. AK Parti’nin İstanbul seçimlerinde yaptığı yanlışlar İmamoğlu’nun kazanmasını sağladı. İmamoğlu 2 yıllık belediye başkanlığı süresince başarılı bir icraat ortaya koyamadı. İcraatla değil, polemiklerle anılan bir başkan olma yolunda. O nedenle de başarı grafiği aşağıya doğru iniyor.

Tam bu aşamada Ekrem İmamoğlu’na can suyu olacak bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “ön inceleme” diyor. Ama kamuoyu, ‘Ekrem İmamoğlu’na türbeye girerken elini arkasına attığı için soruşturma açıldı’ şeklindeki açıklamayı satın aldı. Algı, olgunun önüne geçti. AK Parti’den önemli bir hukukçu “Bu işler ceza hukukunun değil, milletin ferasetinin konusudur. Ciddiye alınmayıp, inceleme konusu dahi yapılamaz” dedi.

CEZAEVİNDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA

Siyaset, soruşturmalarla tanzim edilecek bir alan değil. Tam tersine teper. Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda şiir okuduğu için hapse atılan Recep Tayyip Erdoğan oturuyor.

‘TÜRBEDE ELİN ARKADA’ SAVUNMASI

“Elin arkada türbeye girdin” diye bir söylem, bir soruşturma konusu olur mu? Ekrem İmamoğlu yazılı savunmasında, “Fatih Sultan Mehmet’e ait türbe” dedikleri yerin Fatih Camisi haziresinde bulunan “Gülbahar Hatun” türbesinin önü olduğundan bile bihaber bu müfteri, aziz hatırasını ve emanetini korumak üzere iki yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım süresince yaptıklarım ortadayken, Fatih Sultan Mehmet Han’a saygısızlık edebileceğimi; Gülbahar Hatun’a ya da bu dünyadan göç etmiş herhangi tarihi şahsiyete ait bir türbeye ya da hatıraya karşı özensiz olabileceğimi ima edebilecek kadar izandan yoksun birisidir. Bu nedenlerle Yüce Han’ın fethettiği; bir çağın kapanmasına, yeni bir çağın başlamasına vesile olan Dünya Kenti İstanbul’un seçilmiş bir Belediye Başkanı olarak bu yakıştırmayı şiddetle reddediyorum, iftira atanı da kınıyorum” diyor.

İMAMOĞLU’NUN HDP’Lİ BELEDİYELERİ ZİYARETİ

AK Parti, İstanbul seçimlerinde Kürt oylarını alamadığı için seçimi kaybetti. 2023 seçimlerini kazanabilmesi için Kürt oylarını alması gerekiyor. Ancak tam aksine Ekrem İmamoğlu’na, “HDP’li belediyeleri niye ziyaret ettin” diye soruluyor.

İmamoğlu,

Yazının Devamını Oku

Bize yeni siyaset gerekli

Özal’ın tenkit edilecek yönleri vardı. Körfez Savaşı’ndaki fazla Amerikancı tutumu gibi. ANAP’taki yolsuzluk söylentilerinin üzerine gitmemesi gibi. Ama Özal, 12 Eylül’ün baskıcı ortamından sonra bir zihniyet devrimi gerçekleştirdi. Türkiye’yi dışa açtı. AB’ye tam üyelik başvurusunu yaptı. 141-142 ve 163. maddeleri kaldırdı. Komünizm ve şeriat suçlamasıyla solcuların ve dindarların cezaevlerinde çürümesinin önüne geçti.

ÖZAL, ASKERİ VESAYETİ GERİLETTİ

Askeri vesayetle mücadele etti. Seçilmişleri protokolde hak ettiği yere getirdi. Başbakan’ı 8. sıradan alıp cumhurbaşkanı ve meclis başkanından sonra üçüncü sıraya yerleştirdi. Demirel’in deyimiyle, “70 sente muhtaç olan” Türkiye’de doları yasak olmaktan çıkarıp, Türkiye’ye savunma sanayiyi, ihracatı öğretti.

TÜRK HALKI ÖZAL’I ANLADI

Özal’ın vefat yıldönümünde Semra Özal, “Türk halkının büyük bir bölümü yaşarken de onun kıymetini bildi, gereken değeri verdi” derken haklıydı. Türk milleti kutuplaşmaları ortadan kaldırıp dört eğilimi birleştiren, Türkiye’ye değişimi öğreten, vizyon sahibi Turgut Özal’ı sevdi ve destekledi. Özal’ı en az ailesi ve partisi ANAP anladı. Gereksiz şeylerle Özal’ı yıprattılar.

TÜRKİYE EL DEĞİŞTİRDİ

12 Eylül yönetimi ve statüko Özal’la mücadele edemeyeceğini anlayınca Demirel’in önünü açtı.

Özal’ın vefatından sonra Türkiye adeta el değiştirdi. Değişimci, reformist, Batı’ya açık Türkiye gitti. Yerine statükocu bir Türkiye geldi. O Türkiye bizi 90’lı yılların terör cehennemine ve 28 Şubat’ın başörtüsü yasaklarına sürükledi.

DEMİREL TARZI MUHALEFET

Yazının Devamını Oku

2023 seçimlerinde muhalefet ortak aday çabasında

Millet ittifakı ortakları Kılıçdaroğlu ile Akşener, 2023 seçimlerinde ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarmak için yoğun bir çaba içindeler.

Zaman zaman bir araya geliyorlar, kimi zaman özel görüşmeler yapıyorlar.

Kılıçdaroğlu bir ara adaylık sinyali verse de stratejisi, ortak aday çıkarılması yönünde.

Kılıçdaroğlu, 24 Haziran 2018 seçimlerinde de ortak adaylık modelini zorladı ancak Abdullah Gül formülü tutmadı. CHP isyan etti. Meral Akşener, Gül’ün önünü kesti çünkü kendisi aday oldu. Ancak bu kez strateji değişti. Bu kez ortak adaylık daha güçlü bir ihtimal.

Meral Akşener, kısa bir süre önce, “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin geleceğiyle oynamayacağım” diye sinyali verdi.

A PLANI

Kılıçdaroğlu ile Akşener’in A planı, 2023’te millet ittifakı olarak ortak aday çıkarmak. İki liderin yerel seçimlerde olduğu gibi muhafazakâr ve Kürt seçmenden oy alabilecek isimlerin üzerinde durduğu ifade ediliyor.  B planında ise ilk turda her partinin kendi adayını çıkarıp, seçimler ikinci tura kalırsa Erdoğan’ın karşısındaki adayda birleşmesi var.

AKŞENER’İN CUMHURBAŞKANLIĞI DEĞERLENDİRMESİ

Akşener

Yazının Devamını Oku

Duygu Delen raporundan çarpıcı tespitler

Siyasi kulislerin hareketli olduğu, siyasi kutuplaşmanın tavan yaptığı bir dönemde kadın cinayetlerini yazmanın zorluğunun farkındayım.

Ancak kadın cinayetleriyle mücadele mevsimlik bir iş değil. Israrla takip edilmesi gerekiyor. Çünkü kadın cinayetleri dur durak bilmiyor. Caniler, genç kızlarımızı vahşice katlediyorlar. Bunun bedelini ağır bir şekilde ödemedikleri sürece bu kadın cinayetleri devam edecek.

Muğla’da Cemal Metin Avcı tarafından yakılarak öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’le ilgili Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu’nun raporunda, “Kişi yaşıyor iken yakılmasına bağlı da ölümün meydana gelmiş olabileceği” tespitine yer verilmişti. Yani ‘Pınar Gültekin diri diri yakılmış’ deniliyordu.

BİLİRKİŞİLERDEN VAHŞETİN RAPORU

Gaziantep’te Mehmet Kaplan tarafından dördüncü katın balkonundan atılarak öldürüldüğü iddia edilen Duygu Delen’le ilgili resmi bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Adli Tıp uzmanı Dr. Murat Akbaba, Adli Fizikçi İlknur Bakır Özbilek, olay yeri bilirkişisi Alpaslan Can ile bilişim uzmanı Halis Bozkurt tarafından hazırlanan raporda, “Duygu Delen’in dengesini kaybederek kaza sonucu düşmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir” denildi.



Yazının Devamını Oku

İstanbul’daki patlamayı iki kademeli planlamışlar

Kanlı bir eylem olduğunda tartışıyoruz. Tartışmalıyız da. Çünkü PKK ve DEAŞ’ın bombalı saldırıları nedeniyle büyük can kayıpları yaşadık. Reyhanlı’yı, Ankara Garı’nı, Güvenpark’ı, Merasim Sokak’ı, Sultanahmet’i, Gaziantep’te kına gecesine yapılan canlı bomba eylemini unutmadık.

Bombalı eylemden sonra Ankara Garı’na ilk giden gazetecilerden biriydim. Bedenleri paramparça olan insanların üzeri henüz örtülmemişti. Merasim Sokak’taki vahşette yanık insan bedenlerinin kokusu duruyordu.

Çok büyük acılar bunlar.

Benim itirazım, bombalı eylemi tartıştığımız kadar; patlama olmadan, insanlar canını kaybetmeden bu eylemlerin engellenmesini yeterince konuşmamamıza.

Önlenemeyen saldırıyı tartıştığımız kadar önlenen eylemi de konuşmalıyız.

Önlenemeyen her patlamadan ders çıkardığımız gibi başarılı her operasyondan da sonuçlar çıkarmayı bilmeliyiz.

İSTANBUL POLİSİNİN BAŞARISI

Tam kapanma nedeniyle Esenler Otogarı’nın en kalabalık günlerini yaşadığı bir sırada, polisin dikkati sayesinde PKK’nın bombalı eylemi önlendi.

İstanbul polisini tebrik ediyorum. Büyük bir vahşetin önüne geçtiler.

Yazının Devamını Oku

Adli Tıp ‘Pınar Gültekin canlıyken yakılmış olabilir’ dedi

Bu yazıyı nasıl yazacağımı bilemedim.

Adli Tıp Kurumu’nun Pınar Gültekin hakkında düzenlediği raporu okudukça kanım dondu.

Çünkü Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporunda, Pınar Gültekin’in “Boyna basıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olabileceği gibi boyna bası eylemi sonrası kişi yaşıyor iken yakılmasına bağlı” da ölmüş olabileceği ifade ediliyor. Yani Pınar Gültekin’in ölümünün daha yaşarken yakılmasına bağlı meydana gelebileceği sonucuna varıyor.



Pınar Gültekin diri diri yakılmış olabilir, diyor.

DİRİ DİRİ Mİ YAKTI

Yazının Devamını Oku

Pençe operasyonlarının stratejik kodları

23 Nisan’da PKK’ya yönelik olarak başlatılan Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım harekâtları başarıyla yürüyor.

Türkiye bir süre önce PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelede konsept değişikliğine gitti. PKK’nın saldırılarını kendi sınırlarımızın içinde önlemek yerine, terörü kaynağında tespit edip, yok eden bir stratejiye geçildi. Hem inisiyatif bizim elimize geçti hem de teröristlerin daha eyleme geçmeden kaynağında yok edilmesi sağlandı.

DÜĞÜNÜ KANA BULAMIŞTI

DEAŞ’ın 2016 yılında Gaziantep’te bir düğüne yaptığı canlı bomba saldırısı dönüm noktası oldu. Fırat Kalkanı operasyonu ile DEAŞ sınırlarımızın ötesine atılırken, içeride de PKK’nın Kandilcikleri yok edildi. Kuzey Irak’ta güvenli bir alan oluşturuldu. Yaz, kış demeden bu konsept geliştirilerek sürdürülüyor.

STRATEJİK NOKTALAR

Terörle mücadelede başarılı sonuçlar alınmasına neden olan bu stratejiyle ilgili dört noktaya dikkat çekmek istiyorum.

1- Terörü kaynağında önleyici konsept.

2- Terörü sınırlarımızın ötesinde engelleme.

3-

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı CHP’yi geriyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çıktığı her televizyon yayınında mutlaka Cumhurbaşkanlığı sorusu yöneltiliyor.

Çünkü İmamoğlu, biraz gerilemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında en çok oy alacak iki isimden biri çıkıyor. Diğeri Mansur Yavaş. İmamoğlu da şu ana kadar “Cumhurbaşkanı adayı değilim” demedi. Her defasında Cumhurbaşkanı adaylığını istediğine ilişkin yanıtlar veriyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI SİNYALİ

İmamoğlu’na son çıktığı yayında da Cumhurbaşkanı adaylığı soruldu. İmamoğlu, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tarzıyla yanıt verdi. Kılıçdaroğlu ve Akşener’e “Beni aday gösterin” mesajını verdi. “Ben İstanbul ilçe başkanıydım, ilçe başkanlığına adayım demedim, önerildim. İlçe belediye başkanı adayı olduğumda da yine adayım demedim. Önce seçim yapıldı, ilçe belediye başkanı adayı oldum. Büyükşehir belediye başkanlığı konuşuldu, benden bir şey duydunuz mu?” dedi.

CHP GENEL MERKEZİ’Nİ RAHATSIZ EDİYOR

Ekrem İmamoğlu’nun her defasında Cumhurbaşkanı adaylığı ile gündeme gelmesinin CHP Genel Merkezi’ni rahatsız ettiği söyleniyor. İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığıyla ilgili her açıklamasının Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinde kaşların çatılmasına neden olduğu ifade ediliyor. İmamoğlu’nun sürekli olarak Cumhurbaşkanı adaylığını gündemde tutarak CHP yönetimine bir dayatmada bulunduğu düşünülüyor. Kılıçdaroğlu belediye başkanlarının hizmete odaklanmalarını istemişti. Ama İmamoğlu hizmete değil, Cumhurbaşkanı adaylığına odaklanmış durumda.

CUMHURBAŞKANLIĞI KAVGASI

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı kavgasının CHP’yi karıştırmasının önünü kesmek için Cumhurbaşkanı adayı olabileceği yönünde mesajlar veriyor. Ta ki parti içinde erken bir Cumhurbaşkanlığı kavgası başlamasın diye.

Özal

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, CHP’yi toparlayın yoksa dağıtıyorlar

Kılıçdaroğlu’nun son dönemlerde çektiği videoları izliyor musunuz?

Kemal Bey bu işi sevdi. Bakıyorsunuz pat diye bir şey mi oldu, küt diye bir Kılıçdaroğlu videosu düşüyor sosyal medya hesaplarına. Ben mutfaktaki videoyu beğendim. Kılıçdaroğlu’na bir sosyal medya ekibi oluşturulmuş. Hem o videolar hem sosyal medya paylaşımları bir ekip tarafından yönetiliyormuş. Biz onu cumhurbaşkanı adayı olarak bekliyoruz ama o karşımıza YouTuber olarak çıkarsa şaşmayın. Kılıçdaroğlu CHP’yi geniş kitlelere açmaya, muhafazakâr seçmenin oylarını almaya çalışırken, CHP yöneticileri bir anda o algıyı yerle bir ediyorlar.

Şimdi size son dönemden bir CHP derlemesi sunmak istiyorum.

YİNE ENGİN ÖZKOÇ

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’a, 104 emekli amiralin bildirisi soruluyor. “Bunlar darbeci değil, bunlar yurtsever” diyor. Hızını alamıyor. “Türkiye Cumhuriyeti’nde bir tek darbeci var. Adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyor.

15 Temmuz’da darbeyi püskürten Erdoğan’ı darbeci ilan ediyor.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise “Umarım Erdoğan’ın da sonu benzemesin Menderes’e” sözüyle 27 Mayıs’ı, darbeyi, Menderes’in idamını hatırlattı.

AYLAN BEBEK

Aylan bebeğin cansız bedeninin fotoğrafının altına yaptığı

Yazının Devamını Oku

Kabine değişikliği nasıl karşılandı?

Dün Meclis’te gece yarısı yaşanan kabine değişikliği nedeniyle gözler yeni bakanların üzerindeydi. Ticaret Bakanlığı görevini üstlenen Mehmet Muş, uzun süre AK Parti Grup Başkanvekilliği yaptığı için grup toplantısına önceden gelmişti. Tebrik ettik. Başarılar diledik.

Meclis açıldığında üç bakan yemin ederek göreve başladılar.

ÖNCEDEN MESAJI VERMİŞ

Üç bakana yeni görevleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aranarak önceden bildirilmiş. Yeni bakanlar, “Önceden haberimiz vardı” dediler. Erdoğan 13 Nisan tarihinde yapılan kabine toplantısında, bakanlara değişiklik olacağı yönünde mesaj vermiş. Ayrıca hafta başında yapılan AK Parti MYK toplantısında da, “Vatandaşların beklentisi doğrultusunda kabine değişikliğini gerçekleştireceğiz” demiş.

YENİ DEĞİŞİKLİK OLACAK MI?

Mini revizyon nedeniyle kulislerde “ikinci bir değişim olur mu” sorusunun yanıtı aranıyordu. Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında bu tartışmaya son noktayı koydu.

AK Parti’de gerekli değişiklikleri yaptıklarını, kabine değişikliğini gerçekleştirdiklerini belirttikten sonra, “Artık, genel merkezimizle, meclis grubumuzla, kabinemizle, beldesinden iline kadar tüm teşkilatlarımızla 2023’e odaklanmamız gereken bir döneme girdik” dedi.

Böylece AK Parti’de değişim sürecinin tamamlandığını ifade etti. 2023 hedefini gösterdi. Kabine değişikliği AK Parti milletvekilleri arasında çok büyük bir gündem maddesi olmadı.

Yeni bakanlar mutluydu ama kabine değişikliğinin yapılmasıyla en çok mevcut bakanlar rahatladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi konuda ‘Çıkın, anlatın, konuşun’ dedi?

Meclis’te dün grup toplantıları vardı. Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve Mithat Sancar’ın gündeminde de 128 milyar dolar konusu vardı.

BAHÇELİ’NİN ÇIKIŞI

Bahçeli, “Bre utanmazlar, 128 milyar doları bırakın da, 104 emekli amiralin 4 Nisan bildirisinin hesabını verin. Çünkü alayınız işin içindesiniz. Aradığınız para devletin kasasında, peki siz neredesiniz?” çıkışını yaptı.

KILIÇDAROĞLU’NUN İDDİASI

Kılıçdaroğlu ise 128 milyar dolar üzerinden iktidara yüklenmeye devam etti. “128 milyar doları arka kapıdan kodamanlara sattılar” dedi.

Muhalefet, bu işi sürdürme kararında.

ERDOĞAN: MUHALEFETİN YALANLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bu konuya değinmişti. Kılıçdaroğlu’nun, “128 milyar dolar nerede” sorusuna, “Bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Bu sayede, kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk” yanıtını vermişti.

95 MİLYAR DOLAR KASADA

Yazının Devamını Oku

Akdeniz’de yaşananların perde arkası

Türkiye, Yunanistan ile sorunlarını iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözmeye çalışırken, Yunanistan her defasında diyalog sürecini sabote etmekten kaçınmıyor. Bunun bir örneği geçen hafta hem karada hem denizde yaşandı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ortak basın toplantısı sırasında süreci sabote ederken aynı gün Yunanistan’ın Fransız araştırma gemisini Akdeniz’de Türk kıta sahanlığı içine sokma girişimine tanık olduk. Bunun adı tek kelime ile çifte sabotaj.

DUVARA ÇARPTI

Ancak bu oyun Türkiye’nin kararlılığı sayesinde bozuldu. Türkiye hem masada hem sahada gücünü ortaya koyarak, Yunanistan’ın hamlesini boşa çıkarmayı başardı. Yunanistan bir kez daha Türkiye duvarına çarpıp geri döndü. Yunanistan, Türkiye ile diyalog yolunu seçmediği sürece daha çok başını bu tür kayalara çarpmak zorunda kalacak. Oysa Ege ve Akdeniz’de iki ülke önemli işbirliği alanları geliştirebilir.

ERDOĞAN’IN ÖNERİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan da kabul ettiği Yunan Dışişleri Bakanı’na, “üçüncü ülkeleri araya sokmadan işbirliği” öneriyor. Ama Yunanistan uzatılan bu çiçeği almak yerine, Macron’un dikenine sarılıyor. Tabii eli kanıyor.

Şimdi maddeler halinde Akdeniz’de yaşanan gerilimin perde arkasını aktaracağım.

YUNAN BAKAN’IN ZİYARETİ

1)

Yazının Devamını Oku

Yunanistan’ın çifte provokasyonu

Türkiye’nin diyalog çabalarına rağmen Yunanistan’ın provokasyonları bitmiyor. Hatırlarsanız Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, 15 Nisan günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile basın toplantısında kışkırtıcı açıklamalar yapmıştı. Yunanistan’ın eşzamanlı olarak Fransız bayraklı bir araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımızda olan bir alana soktuğu ortaya çıktı. Türkiye’nin kararlılığı sonucunda Yunanistan’ın araştırma gemisi Deniz Kuvvetleri’mize bağlı unsurların yakın takibi altında kıta sahanlığımızdan çıkarıldı.

Fransız bayraklı Yunan araştırma gemisi kıta sahanlığımızı terk edip Girit’in doğusuna çekilene kadar gemilerimiz tarafından yakından takip edildi. Böylece Yunanistan’ın bir oldu bitti yapmasına izin verilmedi. Yunanistan ve Fransa’nın Ankara büyükelçilerinin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması bekleniyor.

DENDIAS’IN TAVRI

Yunan bakan Dendias densizlik yaptı. Aslında onun adı Dendias yazılır ama densiz diye okunur. Çünkü Yunanistan’ın yaptığı kışkırtmalara rağmen Dendias’a, Ankara’da hak ettiğinden öte ev sahipliği yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi. Erdoğan görüşmede Dendias’a, “Aramıza başkalarını sokmayalım, Avrupa Birliği, şu, bu, bunlar girmesin. Biz iki komşu ülke ve tarihi itibarıyla da çok farklı yaklaşımları olan, sıcak ilişkileri olan iki ülkeyiz” dediğini ifade etti.

MİÇOTAKİS İLE BİRLİKTE Mİ PLANLADILAR

Ankara üst düzeyde kabul ettiği Yunanistan’a diyalog zeminlerini sonuna kadar açtı. Buna rağmen Dendias krizi tercih etti. Gerçi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hak ettiği yanıtı verdi. Üstelik, basına kapalı toplantıda Yunan heyetinin “Medya önünde tartışma yaratacak ifadeler kullanmayalım” önerisine rağmen. Bu durum akıllara şu soru işaretini getirdi. Bu kriz planlı bir strateji miydi, Türkiye’ye gelmeden önce Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Dendias bunu birlikte planlamışlar mıydı?

EŞZAMANLI KRİZ

Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın gerilimi tırmandırıcı tavrının spontane gelişen bir durum olmadığı ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı Dendias’ı Ankara’ya gönderen Yunanistan’ın, aynı gün Fransız bayraklı araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımıza sokmak için harekete geçtiği ortaya çıktı. Belli ki Atina eşzamanlı bir kriz planlamış. Türkiye’nin kararlılığı üzerine Yunanistan’ın Fransız bayraklı araştırma gemisi geldiği gibi gitti. Girit Adası’nın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Ama bu durum Atina’nın diyalog değil, kriz yanlısı olduğunu ortaya koydu. Hem de çifte kriz. Hem de eşzamanlı kriz.

15 NİSAN’DA BİLDİRDİ

Yazının Devamını Oku

Gece yarısı bildirisine nasıl karar verdiler?

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan tam bir devlet adamı tavrı sergiliyor. Her değerlendirmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe imalı bildiri yayınlanmasını birbirinden ayrı tutuyor. İlk değerlendirmesinde bunu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir “bühtan” olarak gördüğünü söylemişti.

UYUYAN HÜCRELER UYARISI

Erdoğan gençlerle buluşmasında ise, “Askerin emeklisi veya emekli olmayanı olmaz. Asker askerdir. Ben de şu anda Cumhurbaşkanı olarak bu ordunun başkomutanıyım. Siz 104 emekli olarak böyle bir açıklamayı nasıl yapıyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Erdoğan, AK Parti MYK toplantısında, bu işin 104 emekli amirali aşan bir iş olduğuna işaret edip, “Uyuyan hücrelere karşı uyanık olmak durumundayız” demişti.

CİDDİ BİR SORUŞTURMA

Emekli amiraller elektronik kelepçe takılarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz tarafından yürütülen soruşturmada usul hükümleri eksiksiz olarak yerine getirildiği gibi vicdanlarda tortu bırakacak bir iş yapılmadı Bunun altını özenle çizmek istiyorum. Ciddi bir soruşturma yapılması önemli. Çünkü herkes aynı çuvalın içine doldurulmaz. Bildirinin yayınlanmasında kimin hangi rolü oynadığı, tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılır. Eğer titiz bir soruşturma yürütülmeseydi, Ergun Mengi’nin, Ali Yüksel Önel’e gönderdiği “Montrö’yü araç olarak kullandık” mesajından haberimiz olacak mıydı?

NE ZAMAN KARAR VERMİŞLER

Emekli amiraller bildiriyle ilgili süreci ADMEK-2 isimli WhatsApp grubu üzerinden şekillendirdikleri için iz sürmek mümkün oluyor. Bildirinin yayınlanmasını 26 Mart tarihinde tartışmaya açmışlar. ‘Sarıklı Amiral’ haberi, 25 Mart’ta Veryansın TV’de yayınlanmıştı. Emekli amirallerin bildirisi de ilk olarak Veryansın TV’de yayınlandı.

İŞTE O KONUŞMA

Emekli amiral

Yazının Devamını Oku

Hoşgörülü Başbakan

Yıldırım Akbulut denilince gözlerimin önünden gitmeyen bir fotoğraf karesi var.

Özal cumhurbaşkanı seçilmişti. Yemin etmek için kalabalık bir heyetle Meclis’in Şeref Kapısı’ndan giriş yaptı. Özal’ın seçimi çok sancılı olmuştu. Özal’ı protesto eden DYP ve SHP yemin töreninde Meclis’i terk etme kararı almışlardı.

Cumhurbaşkanı Özal’a, Meclis’e gelişinde bir Meclis Başkanvekili eşlik ediyordu ama Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut hemen Özal’ın bir adım gerisinden yürüyordu. Alışık olmadığımız bir tabloydu.

ÖZAL’IN ARKASINDAN YÜRÜMÜŞTÜ

Özal yemin töreni için salona girdiği anda biz Akbulut’un etrafını sardık. Biraz da sorgular bir tarzda Meclis Başkanı olarak Özal’ın neden arkasından yürüdüğünü sorduk. Tam Anadolu insanına özgü bir yanıt verdi.

“Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının arkasında dururum. O benim bir görevimdir, o benim için bir şereftir. O beni seçen ve seçtiren birisiydi” dedi.

HÜKÜMETİ KURMAKLA GÖREVLENDİRİLDİ

Özal yemin etmek üzere kürsüye çıkarken, Akbulut bir anda ortadan kayboldu. Özal’ın yemin törenini izledik. Önce Meclis Başkanı Akbulut Köşk’e çıkıyor diye bir haber geldi. Ardından ikinci bir haber geldi. Akbulut, hükümeti kurmakla görevlendirilmiş diye. Hemen Meclis Başkanlığı’na koştuk. Özal tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen Akbulut, makam aracından inerken çok keyifli gözüküyordu.

ÖZAL KULAĞINA SÖYLEMİŞ

Yazının Devamını Oku