GeriAbdulkadir SELVİ Kılıçdaroğlu’na ‘derin’ saldırı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kılıçdaroğlu’na ‘derin’ saldırı

Bu haftaya damgasını vuracak siyasi gelişmelerle ilgili kulisler hazırladım. YSK’dan çıkacak İstanbul kararının perde arkasına eğildim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı”na yönelik olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürpriz bir teklif sunmaya hazırlandığını anlatacaktım. Hatta anlattım. Yazımı bitirmek üzereydim ki Kılıçdaroğlu’na saldırı haberi geldi. Kalem elimden düştü. Telefona sarıldım, o anda Kılıçdaroğlu’nun yanındakilere ulaşmaya çalıştım. Henüz Kılıçdaroğlu saldırgan grubun elinden kurtarılıp bir evde korumaya alınmıştı. Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu Özel Kalem Müdiresi Şükran Hanım açtı. Olayların etkisiyle telaşlı bir hali vardı. İlk sözü, “Genel başkanın sağlık durumu iyi” oldu. Kollarını Kılıçdaroğlu’nun boynuna sararak atılan yumruklardan korumaya çalışan Deniz Demir’le konuştum. Nefes nefeseydi. “Çok büyük tehlike atlattık” dedi. “Genel başkanın durumu iyi” diye ekledi. Saldırıyı köylülerin yapmadığını, onların Kemal Bey’i korumak için evlerine aldıklarını, saldırıyı otobüslerle dışarıdan gelen bir grubun gerçekleştirdiğini tahmin ettiklerini söyledi. O sırada evin etrafındaki bir grubun öfkeli bekleyişi sürüyor ve yeni bir saldırı olmaması için yatıştırılmaya çalışılıyordu. Meclis Başkanvekili Levent Gök’le konuştum. Tam olayların ortasında kalmıştı. “Hayati bir tehlike atlattık” dedi. Saldırı sırasında Kemal Bey’in yanında olan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’le konuştuğumuz sırada ise CHP Lideri zırhlı bir araçla evden çıkarılıyordu. “Büyük bir tehlike atlattık. Herkes güvenlik sorunu yaşadı. Hedef genel başkanımızdı ama cenazeye katılanların hepsi güvenlik sorunu yaşadı. Olayların ortasında kaldık” diye anlattı. Saldırı sırasında Kılıçdaroğlu’nu korumaya çalışanlardan biri olan başdanışmanı Kenan Nohut da “Saldıranlardan birisi bıçak salladı. Dirseğimle vurarak yere yıktım, arkadaşlarımız üstüne çullandılar” dedi.

 ORGANİZE BİR YAPI MI?

Kılıçdaroğlu’na saldırı anından itibaren kiminle konuşsam aynı noktanın altını çizdi. Saldırının şehit ailesiyle bir ilgisi olmadığını, köyün dışından gelen bir grubun işi olduğunu söylediler.

Seçimlerden sonra Türkiye’nin normalleşmesi için adımların atıldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı” için elini uzattığı muhalefetin o eli sıkmaya hazırlandığı bir dönemde Kılıçdaroğlu’na yapılan bu saldırıyı geçiştiremeyiz. Bu heyecanlı birkaç gencin saldırısı olarak görülemeyecek kadar “derin” bir iştir.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ve CHP Genel Başkanı’nın katıldığı şehit cenazesinde alınan güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu belli. CHP’li Murat Emir’in dediği gibi, “Bir anda herkes güvenliksiz bir ortamda kalmış”. Peki bunun istihbaratı hiç alınmadı mı? Kılıçdaroğlu’nun köye girişiyle birlikte yükselen tansiyon dikkate alınarak süratle asker ve polis takviyesi yapılamaz mıydı? Allah korusun o an sadece yumruklu saldırı olmayabilirdi. Kenan Nohut’un dediğine göre birisi bıçakla saldırmış.

ECEVİT NE DEMİŞTİ?

1980 öncesinde CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havalimanı’nda bir suikasta maruz kalmıştı. Türkiye’de bulunmayan, sadece NATO envanterinde bulunan bir silahtan çıkan mermi Ecevit’e değil, Mehmet İsvan’a saplanmıştı. Yıllar sonra Ecevit’le İzmir Çiğli suikastını konuşma imkânım oldu. “İçimizdeki Gladio” kitabımda aktarmıştım. Ecevit’e “Yıllar sonra başbakan oldunuz. Peki size yönelik suikastı bir başbakan olarak aydınlatamadınız mı?” diye sormuştum. Hatta “Bizim vatandaş olarak bundan şikâyet etme hakkımız var ama siz bu ülkede başbakanlık yapmış birisiniz” diye üstelemiştim. Ecevit, “Araştırmaz olur muyum? Gittim, gittim, biraz ilerledikten sonra karşıma bir duvar çıktı. O duvarı aşamadım” demişti. Ecevit, o duvarın Türkiye’yi karanlık dönemlere çekmek isteyen ‘Gladio’ yapılanması olduğuna inanırdı. Ben Çubuk’taki saldırıdan hareketle böyle bir iddiada bulunma çabası içinde değilim. Siyasi tarihimizde bunun birçok örneği olduğu gibi, bu tür saldırıların organize bir yapının işi olabileceğini söylüyorum.

Belli ki bir yapı Türkiye’nin normalleşmesini istemiyor. Tam da onlara inat, bu saldırı üzerinden Türkiye’nin normalleşmesi adımlarını atabiliriz. “Türkiye ittifakı” öneren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu ile görüşmesi siyasi iklime olumlu katkı yapar.

Londra’daki uçak kazasından sonra İnönü’nün Menderes’i karşılamaya gitmesinin siyasette bahar havası estirdiği gibi...

X

Ekrem İmamoğlu nereye koşuyor?

Seçim tarihi yaklaştıkça siyaset sertleşiyor.

Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenme sürecinde ise Millet İttifakı’nı kıran kırana bir mücadele bekliyor.Kılıçdaroğlu ile Akşener bu süreci yönetmekte zorlanacaklar. Bu iş hiç de öyle görüldüğü gibi kolay olmayacak. Son 1 hafta içinde dahi Millet İttifakı’nın iki ortağı karşı karşıya geldi. Suriye ve Irak tezkeresine ilk kez ret oyu veren CHP ile evet oyu kullanan İYİ Parti farklı yönlerde hareket ettiler.

İYİ PARTİ RAHATSIZ OLDU

CHP, HDP ile işbirliğini tercih etti. İYİ Parti milli meselelerdeki duruşunu korudu. Ama Kılıçdaroğlu’nun, “Tezkereye evet demek Cumhuriyet’e ihanettir” sözü İYİ Parti’yi rahatsız etti. Ama sadece Kılıçdaroğlu’nun sözleri değil, CHP ile HDP arasındaki yakınlaşma İYİ Parti açısından tedirginlik konusu olmaya başladı. Netice itibarıyla İYİ Parti MHP’den ayrılan milliyetçiler tarafından kurulmuş bir parti. CHP ile HDP arasındaki yakınlaşma İYİ Parti tarafından mercek altına alınmış durumda.

Bu arada Meral Akşener’in, Siirt’te esnaf ziyareti sırasında yaşanan, “Burası Kürdistan” çıkışı karşısında tepkisiz kalması ise İYİ Parti içindeki sorgulamaları arttırdı.

Akşener daha önce de, Aytun Çıray’ın, “HDP, PKK üzerinden şeytanlaştırılıyor” sözlerine sessiz kalmış, Müsavat Dervişoğlu’nun, “HDP meşru bir parti” değerlendirmesine ise destek vermişti.

ABDULLAH GÜL’ÜN SON ÇIKIŞLARI

Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı belli. Cumhurbaşkanı Erdoğan. O nedenle Cumhur İttifakı’nda bir sorun yaşanmıyor. Ama Millet İttifakı ciddi bir adaylık krizine doğru ilerliyor. Bakmayın ortalıkta dolaşan isimlere. Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan başka ciddi bir isim gözükmüyor. Kılıçdaroğlu’nun aday olup olmayacağı konusu Millet İttifakı’nın geleceğini de belirleyecek. Kılıçdaroğlu, adaylık konusunda ısrar ederse muhalefette her parti kendi adayıyla seçimlere gidebilir. Bu ihtimal güçlü.

TABAN, GÜL’Ü İSTEMİYOR

Yazının Devamını Oku

Ermeni toplumu kaymakam haberini nasıl karşıladı?

Ermeni toplumundan avukat Berk Acar’ın kaymakamlık sınavlarını kazandığı haberini Agos’un Twitter hesabında görünce inanamadım.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu aradım. Soylu, Berk Acar’ın, sınavlarda çok başarılı olduğunu, kaymakam olmaya hak kazandığını söyledi. Ama konuşmasından Soylu’nun Berk Acar’ın kaymakam olmaya hak kazanmasından dolayı memnun olduğu sonucunu çıkardım. İlgi gösterdiği belliydi.

Ermeni cemaatinin önde gelen isimlerinden Prof.Dr. Toros Alcan ile konuşurken, habere şaşıran tek kişinin ben olmadığımı fark ettim. Yurtdışındaki Ermeni cemaatinden de arayıp bunun bir ‘Zaytung haberi’ olup olmadığını soranlar olmuş. Önce doğruluğuna pek inanamamışlar. Çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bir Türkiye Ermeni toplumundan birinin mülki amir olması söz konusu olmuş. Haber doğrulanınca bu kez Ermeni toplumunda büyük bir sevinç dalgası yaşanmış.

SEVİNÇLE KARŞILANMIŞ

Bir dönem Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olarak görev yapan Toros Alcan, “Berk Acar’ın kaymakamlık sınavını kazanması Ermeni cemaatinde büyük bir sevinçle karşılandı. Özellikle yurtdışındaki Ermeniler telefon yağmuruna tuttular. Bu bir devrim olarak değerlendirildi. Ermeni toplumu olarak özgür ve eşit vatandaşlar olduğumuzu hissetmemizi sağladı. 7’den 77’ye cemaat çok mutlu” diye duygularını açıkladı. Toros Alcan, önemli bir noktaya parmak bastı: “Nefret söylemini azaltmamız lazım. Bunu değişimin ve dönüşümün başlangıcı olarak görüyoruz” dedi. Ardından ekledi: “Özellikle gençlerimiz bu gelişmeden dolayı çok mutlu oldular. Berk Acar’da kendi geleceklerini görmek istiyorlar.”

UMUT IŞIĞI OLDU

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olan Can Ustabaşı ile konuştum. Avukat Berk Acar’ın kaymakam olarak atanacak olmasını Çok güzel bir haber” diye değerlendirdi. “Biz yurtdışına gidenlere Türkiye’ye dönmeleri için çağrı yapıyoruz. Bu gelişme yurtdışındakilerin Türkiye’ye dönüşünü teşvik etmesi açısından çok olumlu bir referans oldu. Şimdi gençlerimiz ‘Türkiye’ye döndüğümüzde biz de polis, öğretmen, kaymakam olabilir miyiz? Kamuda görev alabilir miyiz?’ diye sormaya başladı. Bir umut ışığı oldu” diye konuştu.

AZINLIK TAŞINMAZLARININ DURUMU

Yazının Devamını Oku

Cemevleriyle ilgili düzenleme geliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısından sonra cemevleriyle ilgili açıklamasının üzerinde pek durulmadı. Erdoğan, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük” dedi.

En son İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli’de cemevini ziyaret ederek dedelerle sohbet etmişti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş da cemevini ziyaret etmişlerdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Özzeybek’in cemevlerini ziyaretleri ise HDP’lileri rahatsız etmiş, konuyu Meclis’e taşımışlardı.

AK Parti cemevlerini oy hesabı ile ziyaret etmemeli. Çünkü bu samimi olmaz. Ama Türkiye’nin sosyal barışı ile din ve vicdan hürriyeti açısından konuya yaklaşılmalı. Geçmişte Türkiye’yi mezhep temelli olarak bölmek isteyenler Alevi-Sünni çatışması çıkarmak istemişlerdi. Çorum, Sivas ve Kahramanmaraş olayları yaşandı. Yaşanan onca acılara, katliamlara rağmen Aleviler ülkelerine olan bağlılıklarından en ufak bir taviz vermedi.

NELER YAPILACAK?

Bir dönem Alevi çalıştayları yapan ama bunu sonuca ulaştıramayan AK Parti, bu kez farklı bir yöntem izliyor. O da hak temelli bir açılım.

1)Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde.

2) Cemevlerinde görevli olan dedelere maaş bağlanması.

3) Cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanması.

Cemevleriyle ilgili çalışma başlatıldı. Çapı ne olur bilemem ama Türkiye’nin huzuru için yerinde bir adım atılıyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ikinci dilekçeyi verdi sıra Kılıçdaroğlu’nda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı doğru olanı yaptı. Soruşturma açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasının araştırılmasını istemişti.

Yani herkes Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasını ciddiye aldı. Çünkü bizde siyasi cinayetler üzerinden kaos planları oluşturuldu, ara rejime giden süreçler başlatıldı. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin olarak elindeki bilgileri varsa istihbaratı, duyumu yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN İFADE VERSİN DEDİ

Ama Kılıçdaroğlu ne yaptı? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesine başvurulmasını talep etti. Avukatı Celal Çelik aracılığıyla verdiği dilekçede, “AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma konusu, siyasi cinayetler ve tehditler özelinde ifadesine başvurulmasını” istedi.

Hukukun genel kaidesidir. Müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddialarını yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN, SAVCILIĞA BAŞVURUDA BULUNDU

Ancak

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu cumhurbaşkanı, Akşener başbakan modeli

Meral AKŞENER daha önce Ekrem İmamoğlu’nu İkinci Fatih’e benzetmişti. Şimdi de, “Benim ablam 75 yaşında dindar bir kadın. Ablam AKP bünyesindeki dindar kadınlarla da beraber olan biri. Ablam bana ‘Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm’ dedi. Arkadaşlarını sordum, onlar da sempati duymuşlar” dedi.

“Rabbi yessir” duası, “Rabbim kolaylaştır. Zorlaştırma. Rabbim (İşlerimi) hayırla sonuçlandır” anlamına geliyor. Ama “Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm” demek onun yüzünde kazanacağının işaretini gördüm anlamına geliyor.

Bu arada Meral Hanım’ın ablası, daha önce Tayyip Bey’in başarısı için Fetih suresinin okunduğu dua halkasında yer alan birisiymiş.

Cumhurbaşkanı adaylığı işi duaya kaldı demezseniz, Meral Akşener en etkili mesajını “Rabbi yessir” üzerinden verdi. Akşener daha ne desin? Bir tek benim cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu demedi. Ama cumhurbaşkanı adayının belirleneceği masa kurulduğunda da onu söyleyeceğe benziyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN ÖNÜNÜ KESME HAMLESİ

Meral Akşener, İmamoğlu konusunda verdiği bu güçlü mesajların hiçbirini Kılıçdaroğlu için kullanmadı. Sadece Tunceli’de cumhurbaşkanı olmak Kılıçdaroğlu’nun da hakkıdır dedi. Ama Ekrem İmamoğlu ile tarihten örnek getirdi. Yetmedi maneviyatı devreye soktu. “Rabbi yessir” dedi. Bunun anlamı Kılıçdaroğlu’na sen cumhurbaşkanı adayı olma demektir. Bunun başka bir anlamı da ‘İmamoğlu aday olursa kazanır, Kılıçdaroğlu sen aday olup Millet İttifakı’na seçimleri kaybettirme’dir.

Akşener en önemli hamlelerinden birini yaptı. Kılıçdaroğlu’nun önünü önce tarihle sonra maneviyatla kesmeye çalıştı. Ama asıl bundan sonra Kılıçdaroğlu’nun hamlesi ne olacak? Muhalefette 2023 seçimlerini kazanma umudu doğduğu için cumhurbaşkanı adaylığı konusunda kıran kırana bir mücadele yaşanıyor.

İMAMOĞLU VE AKŞENER ALTERNATİFİ

CHP Genel Merkezi’nin baskısıyla

Yazının Devamını Oku

Büyükelçilerin sınır dışı krizi nasıl aşıldı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili çıkışı etkili oldu. Mesaj yerine ulaştı. Ama Türkiye, Batı dünyası ile ilişkilerin kopmasına yol açacak sınır dışı kararını almayarak, büyük bir krizin yaşanmasına fırsat vermedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler” sözünün adrese teslim bir mesaj olduğunu ifade etmiştim. 10 ülkenin büyükelçisi bu mesajı almışlar ki dün çok yoğun bir temas trafiği yaşandı. Dışişleri Bakanlığı da Cumhurbaşkanı’nın mesajının, Türkiye’nin tavrının iyi anlaşılmasını sağladı.

Süreç ilerledikçe aslında bildirinin 10 büyükelçiyle sınırlı kalmaması ve daha fazla sayıda büyükelçinin bildiriye destek vermesi için özel bir çaba gösterildiği ortaya çıkıyor. Bir mekanizma diğer ülkelerin büyükelçilerini ikna etmek için devreye girmiş. Bildiriye destek vermeyen ülkelerden, “Bize de böyle teklifler geldi. Ama biz reddettik. Uygun bulmadık. Siz de yapmayın dedik” mesajları alındı.

BİRKAÇ METİN GİTTİ GELDİ

10 büyükelçinin açıklaması ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlanmıştı. Dünkü açıklama da önce ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert çıkışı üzerine pabucun pahalı olduğunu anlayan bazı büyükelçilikler yoğun bir çabanın içine girdi. Birkaç metin üzerinde çalışıldı. İlk metinler tatmin edici bulunmadı. “Sade suya tirit” metinler gidip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “olumlu karşıladığı” açıklama ortaya çıktı. Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı isteyen büyükelçiler, yaptıklarının Viyana Sözleşmesinin 41. Maddesi’ne aykırı olduğunu görüp geri adım attılar. ABD’nin Ankara büyükelçiliği diğer büyükelçilikleri harekete geçirerek açıklama yapmalarını sağladı. Türkiye, 10 büyükelçiyi sınır dışı etme kararı alsa biz bugün başka bir şeyi konuşuyor olurduk. Etkileri onlarca yıl sürecek olan bir krizin fitili ateşlenmiş olurdu. Türkiye farklı bir lige geçmiş olurdu. Sınır dışı kararının tetikleyeceği krizler nedeniyle Türkiye, ekonomide ağır bir fatura ödemek zorunda kalırdı.

ERDOĞAN DİK DURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dün Kabine toplantısından sonra yaptığı konuşmalar önemlidir. Ama 10 büyükelçinin sınır dışı edilmeleriyle ilgili konuşmasından sonra dün ne diyeceği çok daha önemliydi. O nedenle nefesler tutuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması beklendi. Erdoğan’ın “Ülkem ve milletim adına koyduğumuz tavır bu sorumlu ve samimi duruşun temahülüdür. Bizim amacımız kriz çıkarmak değil, Türkiye’nin onurunu, gururunu, haysiyetini korumaktır. Bugün büyükelçiliklerden yapılan açıklamayla yanlışlıklarından geri dönülmüştür” sözleri sadece bir değerlendirme değildi. Bir krize fırsat verilmeyeceğinin ilanıydı. Erdoğan bir kez daha dik durdu ve sonuç aldı.

NE OLDU?

Yazının Devamını Oku

Büyükelçiler krizinde bir ihtimal daha var

Ankara son 48 saatte büyük bir çabaya sahne oldu. Bu çabalar henüz sonuçlanmış değil, devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eskişehir’de, Osman Kavala hakkında toplu olarak bildiri yayınlayan 10 büyükelçiyle ilgili olarak istenmeyen adam ilan edilmeleri için Dışişleri Bakanı’na talimat verdiğini söylediği andan itibaren Batı dünyasıyla ilişkiler açısından yeni bir sürece girildi.

Bu yazı yazıldığı saate kadar Dışişleri Bakanlığı’na, 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili işlemlerin başlatılması talimatı verilmemişti. Dilerim verilmez. Dışişleri Bakanlığı da henüz bu on ülkeyle temas kurup biz sınır dışı etmeden siz büyükelçinizi çekin dememişti. Sınır dışı işlemleriyle ilgili herhangi bir mekanizma işlemeye başlamamıştı.

Ama kritik gün, bugün. Bugün Türkiye ile Batı dünyası arasındaki ilişkilerin sınandığı bir gün olabilir. Çünkü olay, Osman Kavala olayını aştı. Türkiye ile Batı dünyası arasında bir krize dönüşme aşamasına geldi.

VİYANA SÖZLEŞMESİ’Nİ İHLAL ETTİLER

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçileri, Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı istedikleri toplu açıklamalarıyla Viyana Sözleşmesi’ni ihlal ettiler. Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesi diplomatların bulundukları ülkelerin içişlerine karışmamasını düzenliyor. Dokuzuncu maddesi ile Türkiye’ye sınır dışı etme yetkisini tanıyor.

KAVALA’YA DESTEK DEĞİL, KÖSTEK

Büyükelçiler toplu açıklamaları ile Osman Kavala’ya destek değil tam aksine köstek oldular. İktidarı ve muhalefeti ile Türkiye’yi karşılarına aldılar. Türkiye gibi bağımsız mücadelesinden doğan bir ülke, 10 büyükelçinin parmak sallamasına boyun eğer mi? Burası müstemleke ülkesi değil, 10 büyükelçi de müstemleke valisi değil. Bu büyükelçilerin Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına samimi olarak inandıklarını da zannetmiyorum. 24 Kasım’daki duruşmada böyle bir ihtimal vardı. En azından Kavala için çabalar sürüyordu. Bu bildiri ile en büyük zararı Kavala’ya verdiler. Çünkü onların derdi Osman Kavala değil, Türkiye’ye had bildirmek.

Had bildirene haddi bildirilir.

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler soruşturması ne durumda?

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlerle ilgili iddiasını galiba kendisi haricinde herkes ciddiye aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı, Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu. AK Parti kurmayları sert tepki gösterdi.

Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden başlatıldığı, darbe süreçlerinin başlama vuruşu siyasi cinayetlerin üzerinden verildiği için bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun tanıklığı önemliydi. İYİ Partili Koray Aydın savcılığı bilgilendirdi ama Kılıçdaroğlu iddiasının arkasında durmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep etti. Anayasa’nın 105. maddesinde cumhurbaşkanının nasıl ifade vereceği yer alıyor. Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı, vatana ihanet suçu haricinde yargılanamıyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilince, bu madde değiştirildi, icrai sorumluluğu da olduğu için cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu genişletildi. Ancak bunun bir mekanizması var. 301 milletvekilinin imzasıyla soruşturma talep edebiliyorsunuz. 360 milletvekilinin oyuyla soruşturma açılmasına karar veriliyor, 400 milletvekilinin oyuyla Yüce Divan’a sevk edilebiliyor.

Bu durumda cumhurbaşkanı nasıl ifade verecek? Kılıçdaroğlu bu düzenlemeyi benden daha iyi biliyor.

ERDOĞAN’IN TEPKİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Afrika dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Her şeyden önce ana muhalefetin başındaki zatın bu açıklamaları tamamen deli saçması. Ya siyaseti öğrenecek ya siyaseti öğrenecek. Bunun başka çıkışı yok. Siyasi cinayet dediğin zaman senin yapman gereken bir şey var. Nedir o? İspat edeceksin. Böyle bir ispat söz konusu değil. Adeta bir deli bir kuyuya bir taş attı, 40 akıllı çıkaramadı. Bu da böyle. Bunu neye göre söylüyorsun? Çünkü hukuktaki kaide çok açık net ortada: ‘Müddei iddiasını ispatla yükümlüdür.’ Senin bunu ispat etmen lazım. İspat etmediğin sürece sana yapışıp kalır” dedi.

SORUŞTURMAYI TIKADI

Kılıçdaroğlu ifade vermeye yanaşmadığı gibi soruşturmanın derinleşmesini engellemeyi amaçladığı gözleniyor. Ama savcılığın güvenlik ve istihbarat birimleri nezdinde gereken araştırmayı yaptığı anlaşılıyor. Oysa Kılıçdaroğlu’nda kendisine gelen bir istihbarat varsa ya da bir takım kuşkular taşıyorsa vereceği bilgiler ışığında savcılık emniyeti, Jandarma’yı ve MİT’i harekete geçirebilir. Bu ülkede ara rejimlere giden yollar siyasi suikastler üzerinden döşendi. Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden tertip edildi.

NE OLACAK?

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Akşener ile Kılıçdaroğlu ne konuştu?

Cumhurbaşkanı adayının belirlendiği, Millet İttifakı’nın kaderinin tayin edildiği kritik bir görüşme değildi ama Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki görüşme siyasi gündemi hareketlendirdi.

Meral Akşener, ‘İyileştirilmiş Parlamenter Sistem’le ilgili çalışmalarını Kılıçdaroğlu’na bizzat sunmak istediğini daha önce kurmaylarıyla paylaşmıştı. O nedenle sürpriz de değildi ama önemliydi.

Çünkü Millet İttifakının iki büyük ortağı arasında görüşülmesi gereken gündem maddeleri birikmişti.

Kılıçdaroğlu’nun son olarak yaptığı, siyasi cinayetler ve bürokratları tehdit çıkışı dahi başlı başına görüşmeyi hak ediyor ama ondan önce cumhurbaşkanı adaylığı konusu geliyor.

Bu görüşmenin Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakanlığa talibim” açıklamasından sonra geldiğini hatırlatmak isterim. Bu görüşmenin İYİ Parti’nin etkili isimlerinden Cihan Paçacı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik “Tekli konuşuyor” uyarısından sonra geldiğini hatırlatmak isterim.

Yine bu görüşmenin Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na belediye başkanlığında devam etmek istedikleri yönünde açıklama yaptırılmasından sonraya denk geldiğini hatırlatmak isterim. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına kesin gözle bakıldığı ama Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz turundan sonra Diyarbakır çıkarması yaptığı bir döneme denk geldiğinin de altını çizmek isterim.

AKŞENER DURGUN, KILIÇDAROĞLU MEMNUNDU

İki saate yakın süren görüşmeden çıkınca Akşener’in durgunluğu, Kılıçdaroğlu’nun ise tebessüm etmeye özen gösteren tavrı dikkatimi çekti.

Grup konuşmasından sonra üstüne bir de iki saatlik görüşme nedeniyle

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nda özgüven zehirlenmesi

Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adaylığına hazırlayan iki ekip var. Biri başarılı bulduğum videoları hazırlayanlar. Diğeri ise daha üstte bir strateji ekibi.

Cumhurbaşkanı adaylığında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın önüne geçmesi için taktikler veriyorlar. Başarılı da oldular. Anketlerde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan 7-8 basamak aşağıda çıkan Kılıçdaroğlu, hızlı bir tırmanışa geçti.

Liderleri hazırlayan ekiplerinin olması, onların akil insanlardan oluşması kadar güzel bir şey yok. Ecevit’i ortaya çıkaran “Mülkiyeliler” olarak bilinen ekipti. Buraya kadar bir sorun yok.

Bir süredir Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti, yürüyüşü değişti. Daha çok emir kipiyle konuşmaya başladı. Ama bir noktadan sonra özgüven zehirlenmesi işaretleri vermeye başladı. Son haftada iki büyük hata yaptı.

SİYASİ CİNAYETLER

Siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ancak savcılık bilgi vermeye davet edince gitmedi. Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını istedi. Madem siyasi cinayetler gibi bir tehlikeye işaret ediyorsun, savcılar harekete geçmeden önce sizin harekete geçmeniz gerekiyordu. Şartlı olur mu? Elinizdeki istihbarat neyse savcılarla paylaşırsınız. Yok eğer Erdoğan’ın konuşmalarını kaynak gösterecekseniz bunu söylersiniz. Bu ülkede başbakanlara suikast düzenlendi. Siyasi cinayetler dediğiniz çocuk oyuncağı mı?

MEMURLARA TEHDİT

Memurları tehdit etti. Dün CHP grubunu izledim. Aynı tehditlerini sürdürdü.

Belli oldu

Yazının Devamını Oku

Hadi Kemal Bey, sıra sende

Kılıçdaroğlu, siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunun üzerine soruşturma başlattı.

Öğrendik ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu’nun iddialarının soruşturulması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaatta bulunmuş. Bu pek rastlanılan bir durum değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’a sordum. “Sayın cumhurbaşkanımız, ülkeyi yönetme sorumluluğunu uhdesinde bulunduran kişi olarak bu iddialara kayıtsız kalmadı. Elinizde ne tür bilgi, belge, istihbarat varsa paylaşın. Devlet bunu araştırsın dedi. Bu Kılıçdaroğlu açısından bir samimiyet testi” dedi.

Bu ülkede siyasi cinayetler üzerinden rejim dizayn edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu başvurusuyla birlikte hem Kılıçdaroğlu’nu elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaya davet ediyor hem de siyasi cinayetler konusundaki tavrını bir kez daha ortaya koyuyor.

Koray Aydın savcıya bilgi verdi. Kemal Bey, hadi sıra sizde.

İMAMOĞLU’NDAN DİYARBAKIR’DA HDP’Lİ MESAJ

MİZAHIN gücü çok yüksek. Siyasi mizahın tadı ise bir başka. Ama yerinde ve dozunda olunca. CHP Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da karşılanması ve Dağ Kapı Meydanı’nda halkla buluşma programı ilan edilip sonra genel merkezden gelen baskı üzerine apar topar iptal edilmişti ya, Ekrem İmamoğlu’yla ilgili sosyal medyada bir içerik üretilmiş. Ona çok güldüm. “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a geliyor” deniliyor. Altına da karşılama için İstanbulluların davetli olduğu notu düşülmüş.

Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da halkla buluşmasının CHP Genel Merkezi’nin müdahalesiyle son anda iptal edilmesi Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yaşanan gerilimi ortaya koydu.

İmamoğlu, Karadeniz gezisinde de gittiği her ilde halkla buluşmaya özel bir önem verdi. Kalabalıkların arasındaki görüntüsü özellikle servis edildi. O nedenle ‘Diyarbakır’a sadece Ahmet Güneştekin’in sergisinin açılışı için gidecekti’ demek ikna edici değil. O zaman CHP Diyarbakır İl Başkanlığı o daveti kafasına göre mi yaptı? İmamoğlu’nun ekibiyle Diyarbakır programı planlanmadı mı?

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmiyor

“İki belediye başkanından cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını beyan etmeleri istendi” diye söze başladı. “Önce Mansur Yavaş sonra Ekrem İmamoğlu beklenen açıklamayı yaptılar” diye ilave etti.

Çok gizemli bir hava vermeye gerek yok. Zaten önce Yavaş sonra İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını açıklamak zorunda bırakıldılar. Ben sadece perde arkasında yaşananlara dair bir anekdotu aktarmak istedim.

Mansur Yavaş ilk açıklamayı yaptığı zaman Ekrem İmamoğlu’nu ofsayta düşürdüğü söylenmişti. İmamoğlu da istemeyerek de olsa, hedefinin belediye başkanlığı olduğuna dair açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Ama seçildiği günden bu yana cumhurbaşkanı adayı değilim demediği gibi ‘Politik Yol’a yaptığı açıklamada da o sözü söylemedi. Kendini bağlamadı.

ÖNCE KARADENİZ GEZİSİ

Çünkü Ekrem İmamoğlu kolay kolay pes etmeyecek. Karadeniz gezisine çıkıp “Halk beni istiyor” mesajını verdi. Gittiği yerlerde cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

DİYARBAKIR ANNELERİ

İmamoğlu’nun Diyarbakır programı belli olunca bir meslektaşım aradı. “İmamoğlu, Diyarbakır annelerini ziyaret ederek şaşırtabilir” dedi. Belediye başkan adaylığı döneminde Eyüp Sultan’da Yasin-i Şerif okuyarak farklı bir CHP’li profili çizdiğini hatırlattı. Ben “Diyarbakır annelerini ziyaret etmez diye itiraz ettim. Çünkü HDP’yi küstürmez” dedim. Yanılmadım. Seçildikten sonra ikinci kez Diyarbakır’a gitti ama HDP’yi rahatsız etmemek için Diyarbakır annelerini ziyaret etmedi.

CHP GENEL MERKEZİ’NDEN MÜDAHALE

İmamoğlu

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na çağrı çıkarılacak

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açmıştı.

Nasıl bir prosedür uygulanacak diye baktım. Kılıçdaroğlu hakkında bir fezleke düzenlenmesi söz konusu değil. Görevli başsavcı yardımcısı, Kılıçdaroğlu’nun bilgisine başvurmak üzere bir çağrı çıkaracak. Kılıçdaroğlu, tanıklık etmeyi kabul ederse bilgisine başvurulacak. Şimdi sıra Kılıçdaroğlu’nda. Elindeki bilgileri ‘Cumhuriyet Savcıları’ ile paylaşırsa
siyasi cinayetlerle ilgili soruşturmada mesafe alınmasını sağlayacak. Yok, eğer bilgi vermekten kaçınırsa çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalacak.

90’LI YILLARIN KAOS PLANI

Kabinenin etkin bir ismiyle gelişmeleri değerlendiriyorduk. “Bakan olana kadar Gayri Nizami Kuvvetleri’nin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum” demişti. 90’lı yıllar konseptini devreye soktular, tespitini doğrulayacak gelişmeler yaşanıyor. Gayri Nizami unsurlar devrede. Özal’ın tasfiye edilmesiyle birlikte Türkiye’nin ipleri değişimcilerden statükocuların eline geçmişti.

SİYASİ CİNAYETLER

90’lı yılların perdesi siyasi suikastlarla açıldı. 28 Şubat’la devam etmişti. Erdoğan’ın tasfiye edilmesi için kaos planı devreye sokuldu. Organize suç örgütü liderinden, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler tartışmasını açmasına kadar. Bu kez hesap etmedikleri bir şey var. Bu millet 90’lı yılları yaşadı. Faili meçhulleriyle, başörtüsü yasağıyla, siyasi suikastlarla, 28 Şubat postmodern darbe süreciyle ağır bedeller ödedi. Millet, her şeyi izliyor. Sonunda milletin derin feraseti harekete geçince kimse onun önünde duramaz. İkincisi ise Erdoğan, bu planlara teslim olacak lider değil. Erdoğan savaşır ve kazanır.

MAHİR KAYNAK FORMÜLÜŞu günlerde Mahir Kaynak’ı sıkça hatırlıyorum. 90’lı yıllarda siyasi suikastlarla oluşturulan kaos ortamında elimize muazzam bir ölçü vermişti. Mahir Kaynak “Kime yarar?” diye sorardı. Kılıçdaroğlu’nu siyasi cinayetler iddiası üzerine Mahir Kaynak formülüyle “Kime yarar?” diye soruyorum. Kendi döneminde işlenen siyasi cinayetler iktidara yarar mı?

KİME YARAMAZ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu tanıklık yapacak mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açtı.

Doğru olanı yaptı. Şimdi CHP liderine düşen, kendisine ulaşan istihbaratı ya da duyumu her neyse yargı ile paylaşması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma açtığının açıklandığı sıralarda Meclis’teydim. İşin hukuki boyutunu araştırdım. Kılıçdaroğlu, milletvekili olduğu için yasama dokunulmazlığı var. O nedenle ifade vermesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerekir mi gerekmez mi, sorusuna yanıt aradım.

ANAYASA NE DİYOR?

Milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa’nın 83. maddesi’nde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” deniliyor.

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILACAK MI?

Kılıçdaroğlu, bu soruşturmada sanık değil. Şüpheli olmadığı için dokunulmazlığının kaldırılmasının talep edilmesi söz konusu değil. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak ifade vermesinin önünde bir engel bulunmuyor. Ama bunu Kılıçdaroğlu’nun kabul etmesi gerekiyor. İfade vermek istemediği takdirde zorla getirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kendisini dinleyebilir ya da ifadesine başvurabilir.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi 27 Kasım 2017 tarihinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Nuriye Gülmen davasında tanıklık yapmıştı. Tanıklık yapmaya engel yok.

KILIÇDAROĞLU 

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler iddiası, soruşturma konusu yapılmalı

Meclise girdiğimde HDP grubu bitmiş, CHP grubu ise toplanmak üzereydi.

Pervin Buldan ile Mithat Sancar çıkıyorlar, Kılıçdaroğlu da gruba doğru geliyordu.

Karşılaştılar, tokalaştılar. Zaten etrafları kalabalıktı, sadece ayaküstü bir selamlaşma yaşandı.

“Dostlar buluştu” dedim. Güldük.

CHP liderini bir süre grupta izledim. Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti. Bir süredir “Ben yapacağım, ben çözeceğim” diyordu. İYİ Partili Cihan Paçacı’nın uyarısından sonra “Dostlar” söylemine tekrar döndü.

“Bize yetki vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğiz” diye konuştu. Neden, “Gerçekten de bahar havası estireceğiz. Kimseye kötülük yapmayacağız” deme gereği duydu anlamadım. Herhalde CHP gelirse kötülük yapacak diye bir kaygı var diye kulağına gelmiş.

Kılıçdaroğlu her şeye değindi ama bir tek siyasi cinayetler konusuna girmedi. Oysa Meclis kürsüsünden siyasi cinayetlerle ilgili kaygısını paylaşmasını beklerdim.

ATEŞLE OYNAMAK

Bunlar çok tehlikeli söylemler. İlk olarak karışık dönemlerin aktörlerinden olan

Yazının Devamını Oku

İlk kez yapılan hesaba göre, muhalefet ne kadar oy almalı?

Muhalefet, 2023 stratejisini parlamenter sisteme dönüş üzerine kuruyor.

Muhalefetin hem parlamenter sistemin çok iyi olduğuna dair milleti inandırması gerekecek hem de bunu nasıl gerçekleştireceğini iyi anlatması gerekecek. Yoksa boş hayal satma ithamıyla karşı karşıya kalacak. Biz seçimi kazanırsak 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçeceğiz demekle bu iş olmaz.

Sistem değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Anayasa gereği belli bir sayıya ulaşılması gerekiyor. Ayrıca bu hiç de kolay bir oran değil.

Çünkü Anayasa değişikliğinin bir matematiği var. Öyle basit çoğunlukla olmuyor. Siyasetin sonuç alabilmesi için o sayıyı bulması gerekiyor ama şimdilik o noktaya kafa yoran yok. Seçim konusunda uzmanlığına güvendiğim isimlerle çalıştım. Elbette ki millet iradesi ne yönde tecelli eder, bilinmez. YSK’nın resmi verilerini esas alarak ama 2018 seçimlerine katılım oranlarını da dikkate alarak ortaya bir tablo çıkardım. 2023 seçimlerine ilişkin bir perspektif vermeye çalışacağım. Rakamlara boğacağım ama zaten bu çalışmanın rakamlar boyutu önemli.

2018 SEÇİMLERİNDEKİ KATILIM ORANI

2018 seçimlerinde seçmen sayısı 59 milyon 367 bin 469’du. Seçimlere katılım oranı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 86.24, milletvekili seçiminde ise yüzde 86.22 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’de diğer ülkelere göre seçimlere katılım oranı yüksek. Bu da demokrasimiz açısından sevindirici bir durum.

2023 SEÇİMLERİ

2023 seçimlerinde ise yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere seçmen sayısı 63 milyon 965 bin olarak tahmin ediliyor. 2018 seçimlerine katılım oranı baz alındığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 54 milyon 301 bin 16, milletvekili seçimlerinde ise 54 milyon 288 bin 423 kişinin oy kullanması öngörülüyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın gençlerle buluşmasının öteki yüzü

Müslüm filminde dikkat çekmişti, Şahin Kendirci. Müslüm Gürses’in çocukluğunu canlandırdığı bölümde olağanüstü sahiciydi.

Timuçin Esen gibi bir ustanın yanında çok başarılı bir iş çıkarmıştı.Şahin Kendirci’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da gençlerle buluşmasında birbiri ardına güzel türküleri söylerken görünce hemen AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan’ı aradım.

“Adana’da gençlerle buluşmamız çok dinamik geçti. Cumhurbaşkanımız çok keyif aldı. Şahin Kendirci ayrı bir güzellik kattı” dedi. Ben sadece Âşık Veysel’in, “Uzun ince bir yoldayım” parçasına eşlik ettiğini zannediyordum ama Cumhurbaşkanı birçok şarkıya eşlik etmiş.

ERZURUM’DA EL FİDA

Erdoğan’ın gençlerle buluşmalarında, hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Her şehrin dokusuna uygun bir konsept hazırlanıyor. Mekânlar ona göre seçiliyor. Ama bazı şeyler de çok doğal olarak gelişiyor. Kahramanmaraş’ta yıllar önce annesi Tenzile Erdoğan için okuduğu şiir kendi sesinden dinletilince Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı. Erzurum’da gençler, hep bir ağızdan “Elfida”yı söylemişlerdi.

Haluk Levent çok güzel söyler Elfida’yı.

GÖNÜL DAĞI

Diyarbakır zaten bir kültür şehri. Yöresel sanatçıların eşliğinde Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı” türküsünü söylemişti. Gönül Dağı türküsüne dikkat ediyorum, müzik platformlarında milyonlarca kez izleniyor. Yeni kuşaklar geldikçe Neşet Ertaş ve Gönül Dağı yeniden keşfediliyor. Ama Neşet Ertaş’ın, “Zahidem”i de, “Leylam” türküsü de öyle değil mi?

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında taktik savaşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenmedik bir hamle yaptı. Boksta buna ters kroşe diyorlar.

Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda hassas olan CHP’yi Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerinden vurdu. HDP konusunda hassas olan İYİ Parti’yi ise hem HDP üzerinden hem de Akşener’in en büyük siyasi sermayesi olan 28 Şubat’ın yiğit kadını imajı üzerinden hedef aldı.

Şimdi CHP ve İYİ Parti’de Erdoğan’ın bu taktiği anlaşılmaya, arkasından gelecek hamle tahmin edilmeye çalışılıyor. O nedenle hem Erdoğan’ın hamlesini hem de CHP ve İYİ Parti’deki değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca yeni anayasa konusunda Erdoğan’ın AK parti kurmaylarına son talimatını aktaracağım.

KILIÇDAROĞLU’NU ANAYASA ÜZERİNDEN VURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesi üzerinden hedef aldı. TV’deki programda şu diyalog yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu: Anayasa’yı değiştirelim diyoruz.

Araya giren şahıs: İkinci, üçüncü maddeleri mesela.

Kılıçdaroğlu: Tabii. Söyledik bütün bunların tamamını. Buyurun gelin, yapalım bunların hepsini.

O MADDELER NE DİYOR?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Akşener’i neden hedef aldı?

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek üzere Meclis’teydik. Erdoğan, bir anlamda yeni dönemde.

Erdoğan, kimi zaman, “Sen yerli ve millisin. Senin ne işin var orada? Gel bizimle ol” diye seslendi. Netanyahu benzetmesinde olduğu gibi kimi zaman mahkemeye verdi ama Meral Akşener’i ilk kez hedef aldı.

“Hanımefendi” dedi. İsmini vermedi. Kırıcı olmadı. Ama hedef aldı. Şu anda siyasi rakipler ama Türk siyasetinde birbirlerini en yakından tanıyan iki lider kim derseniz, Erdoğan ile Akşener derim. Ailece tanışırlar.

AKŞENER’E ÇAĞRI

Erdoğan’ın, Akşener’i neden hedef aldığını sorduğumda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, “Siyasi hakikate çağırdı” dedi. Bir başka AK Parti yöneticisi ise, Erdoğan’ın, grup konuşmasında yer alan “HDP tarafı, hanımefendinin cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır. Yani bir anlamda HDP Milet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir” sözlerinin altını çizdikten sonra, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ile işbirliği yaparak Meral Akşener’i harcadığını düşünüyor” yorumunu yaptı.

ERDOĞAN’IN 2023 STRATEJİSİ

ERDOĞAN, 2023 seçimlerine dönük bir strateji çerçevesinde konuştu.

1- Kılıçdaroğlu’nu HDP’nin vesayeti altına girmekle suçladı.

2-

Yazının Devamını Oku

Sıcağı sıcağına çöken sosyal medya anketi

Sosyal medya çöktü. Bu vesile ile sosyal medya diyeti yaptığımızı düşünenler de var, aman iyi ki gece yarısı oldu, eğer gündüz olsaydı bunalıma girerdik, diye şükredenler de...

Sosyal medya çökünce Facebook’un sahibi Zuckerberg 7 saat içinde 7 milyar dolar kaybetti. Zuckerberg’in kaybettiği paraya üzülecek değilim. Sadece işin ciddiyetine dikkat çekmek istedim.

Ama şurası bir gerçek ki sosyal medya her geçen hayatımızda daha çok yer alıyor. Artık sosyal medyasız bir hayat yok. Sosyal medyasız siyaset de yok.

Büyük usta Levent Kırca’nın, “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” dediği gibi, tam da sosyal medya kesintisinin üzerine denk geldiği için Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın sosyal medya eğilimleri konulu araştırmasını paylaşmak istedim.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Ankete katılanların yüzde 46.2’si haberleri sosyal medyadan takip ettiğini söylüyor. En sık kullanılan sosyal medya hesabında ise Instagram uzun süredir ilk sırada geliyor. Twitter’ın çöplüğe dönmesi ve fotoğraf kullanımı Instagram’ın öne çıkmasını sağlamış. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna cevap verenlerin yüzde 30.8’i Instagram diyor ama Facebook’un nefesi ensesinde. Facebook yüzde 28.5’le ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Onu yüzde 13.5’le Twitter takip ediyor. Devlet başkanlarının dahi kararlarını Twitter’dan duyurduğu dikkate alınırsa etkinliği yüksek. YouTube’un yüzde 03.6 çıktığı araştırmada TikTok 0.2’yle burnunu göstermiş durumda.

HABERLER HANGİ SOSYAL MEDYADAN

Ankete katılanların yüzde 29.3’ü haberleri Facebook’tan alıyorum diyor. Onu yüzde 20.3’le Instagram takip ediyor. İlginç anlık haber ağı daha çok yaygın olmasına rağmen haberleri Twitter’dan alıyorum diyenlerin oranı yüzde 19.1’le üçüncü sırada geliyor. YouTube ise yüzde 2.5’le son sırada. YouTube’u daha çok müzik platformu olarak kullanıyoruz.

KADINLAR VE ERKEKLER

Yazının Devamını Oku