Kılıçdaroğlu neden erken seçim istiyor?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Birinci Meclis’i ziyaretinde erken seçim çağrısı yaptı. Kılıçdaroğlu, bir süre öncesine kadar erken seçime karşı çıkıyordu. CHP’li belediyeler icraatlarını ortaya koyduktan sonra seçimlere gidilmesinin doğru olacağı görüşündeydi.

Haberin Devamı

Peki Kılıçdaroğlu tavrını niye değiştirdi?

1- CHP’nin oylarında ciddi bir sıçrama yok. Hatta CHP’nin oyları geriliyor.

2- Ya iktidarın oylarında dramatik bir düşüş yaşanır ya da iktidarın altında kalkamayacağı bir siyasi kriz patlak verir. Her ikisi de yok. Cumhur ittifakının oylarında erken seçim istenecek bir değişiklik yok.

BAHÇELİ’NİN TAVRI SÜRPRİZ OLMADI

Ama Kılıçdaroğlu ısrarla erken seçim istiyor. Bunun için önce Bahçeli’ye de çağrı yaptı. İşte o zaman Kılıçdaroğlu’nun gerçekte erken seçim istemediğini, bunun taktik bir hamle olarak kullandığını anladım. Çünkü Bahçeli erken seçim isteyecek olsa bile Kılıçdaroğlu talep ettiği için istemez. Onun altında bir parmak arar. Tahmin ettiğim gibi oldu. Bahçeli, “Kılıçdaroğlu ne oldu da seçim diye tutturdu? Seçim isteği sipariş ve hezeyandır. Sana kimler ne söyledi, neyi vaat ettiler?” diye tepki gösterdi.

Haberin Devamı

Buna rağmen Kılıçdaroğlu, erken seçim çağrılarını sürdürünce CHP’deki gelişmeleri ve millet ittifakını mercek altına almak gerekti. Böylece Kılıçdaroğlu’nun hamlesinin iktidardan ziyade yeni kurulan partilere yönelik olduğu ortaya çıktı.

CHP’DE ETKİLİ OLDU

O tarihte Kılıçdaroğlu’nun “erken seçimi gündeme getirerek yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerini millet ittifakının yörüngesinde tutmayı amaçladığını” yazmıştım. CHP içinden bir itiraz geldi. “Kılıçdaroğlu erken seçimi gündeme getirerek CHP’de hareketlenmeye başlayan parti içi muhalefete gözdağı vermiş oldu” denildi. Peki Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesi CHP içinde etkili olmuş mu? Aldığım duyumlara göre olmuş.

ENVER ALTAYLI’YLA ‘BAYKAL’A VE MHP’YE KASET KUMPASI’ OLAYI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bir dönem siyaset kasetler üzerinden dizayn edilmişti. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal kaset darbesiyle tasfiye edilmiş, CHP’nin başına Kılıçdaroğlu gelmişti. MHP’de ise kasetleri çıkan genel başkan yardımcıları siyasete veda etmek zorunda kalmıştı.

Kasetler siyasette deprem etkisi yaparken, CHP ve MHP’yi kasetler üzerinden dizayn etmeye çalışan yapının FETÖ olduğu daha sonra ortaya çıkmıştı.

CHP ve MHP’nin kaset operasyonlarıyla dizayn edildiği süreçte bir isim ön plana çıkmıştı. FETÖ tarafından yurtdışına kaçırılan İbrahim Faruk Bayındır’dan söz ediyorum.

Haberin Devamı

Enver Altaylı’yla ilgili olarak düzenlenen iddianameyi incelerken, İbrahim Faruk Bayındır ismi ile karşılaştım. Enver Altaylı MİT’ten başlayıp CIA, Alman istihbaratı ve FETÖ’ye uzanan karanlık ilişkiler ağına sahip olduğu için Amerika’dan, Almanya’dan, Türkiye’den aldığı GSM hatları üzerinde mahkeme kararıyla yapılan HTS incelemesinde, “Enver Altaylı’nın FETÖ-PYD Silahlı Terör Örgütü bağlantılı birçok üst düzey örgüt mensubu ile yoğun irtibat kayıtlarının olduğu, bunlar arasında CHP ve Deniz Baykal ile MHP kaset kumpasları ve gazeteci Haydar Meriç’in öldürülmesinde adı geçen İbrahim Faruk Bayındır ile görüşme kaydı bulunduğu” belirtiliyor.

Enver Altaylı’nın İbrahim Faruk Bayındır ile “yoğun irtibat kayıtlarının” tespit edilmesi beni şaşırttı mı? Şaşırtmadı. Ama Türk siyasetinde çok büyük bir depreme yol açan kaset kumpasının faillerinden biri olan İbrahim Faruk Bayındır ile Enver Altaylı arasındaki yoğun ilişkinin üzerinde durulması gerekiyor. Bir yanda “karanlık prens” Enver Altaylı, diğer yanda ise FETÖ’cüler tarafından CHP ve MHP’ye düzenlenen kaset operasyonu.

Haberin Devamı

Kasetlerle CHP’nin genel başkanı değişti. Deniz Baykal tasfiye edildi, MHP’de kilit görevlerde bulunan 10 genel başkan yardımcısı 48 saat içinde patır patır istifa etmek zorunda kaldı. Bunlar normal işler mi?

Deniz Baykal kaset olayından sonra, “İktidarın samimiyetine inanmıyorum ama ABD’den, Pensilvanya’dan aldığım mesajlara da inanmıyorum” diye açıklama yapmıştı. Baykal’ın o gün neden Pensilvanya’yı aklamaya çalıştığı anlaşılamamıştı. Bugün bile Baykal’ın o gün çıkıp neden “Okyanus ötesi bu işin içinde değil” dediği anlaşılabilmiş değil. Soru işaretinin çengelini asmakla yetineceğim.

İddianameden yaptığım alıntı yeterli fikir verebilir ama yine de İbrahim Faruk Bayındır ismi hakkında biraz bilgi vermem gerekiyor.

Haberin Devamı

TABUTUN İÇİNDE KAÇMIŞTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Hasan Yılmaz’ın yürüttüğü soruşturma sonucunda İbrahim Faruk Bayındır’ın filmlere taş çıkartan kaçış öyküsü ortaya çıkmıştı. Tarkim Havacılık’ın sahibi olan Bayındır, tabut içinde bindirildiği özel jetle önce Erbil’e, oradan da ABD’ye kaçmıştı.

İbrahim Faruk Bayındır’ın Deniz Baykal’ın tasfiyesi ve MHP’ye kaset operasyonundaki rolüne değindim. Bayındır ile Enver Altaylı arasındaki yoğun görüşme trafiğinin önemli olduğunu belirttim.

İSMİNİ BAHÇELİ AÇIKLAMIŞTI

İBrahim Faruk Bayındır ismini, MHP’ye kaset operasyonunun sürdüğü sıralarda Bahçeli ortaya çıkarmıştı. Bahçeli, skandal görüntülerin yer aldığı internet sitelerinin domain ücretinin İbrahim Faruk Bayındır’ın kredi kartından ödendiğinin tespit edildiğini açıklamıştı. İbrahim Faruk Bayındır, kredi kartından yapılan ödemeyi kabul etmişti. Ancak kredi kartından yapılan harcamayı fark etmediğini söylemekle yetinmişti.

Haberin Devamı

ENVER ALTAYLI’YA KASET OPERASYONLARI SORULMALI

Yargılaması halen devam eden Enver Altaylı’yla İbrahim Faruk Bayındır’ın yoğun görüşme trafiğinin hangi tarihleri kapsadığı çok önemli. Dilerim bu bilgi iddianamelerin eklerinde yer alıyordur. Çünkü tarih önemli. Baykal’ın kasetinin çıktığı 6 Mayıs 2010 tarihi ile MHP’de genel başkan yardımcılarının görüntülerinin yayınlanmaya başladığı 27 Nisan 2011 tarihleri öncesi ve sonrasıysa, çok önemli.

Yargılama sırasında Enver Altaylı’ya İbrahim Faruk Bayındır ile ilişkileri ile MHP ve Baykal’a kaset komplosu da sorulmalı.

Yazarın Tüm Yazıları