GeriAbdulkadir SELVİ İstanbul’daki patlamayı iki kademeli planlamışlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’daki patlamayı iki kademeli planlamışlar

Kanlı bir eylem olduğunda tartışıyoruz. Tartışmalıyız da. Çünkü PKK ve DEAŞ’ın bombalı saldırıları nedeniyle büyük can kayıpları yaşadık. Reyhanlı’yı, Ankara Garı’nı, Güvenpark’ı, Merasim Sokak’ı, Sultanahmet’i, Gaziantep’te kına gecesine yapılan canlı bomba eylemini unutmadık.

Bombalı eylemden sonra Ankara Garı’na ilk giden gazetecilerden biriydim. Bedenleri paramparça olan insanların üzeri henüz örtülmemişti. Merasim Sokak’taki vahşette yanık insan bedenlerinin kokusu duruyordu.

Çok büyük acılar bunlar.

Benim itirazım, bombalı eylemi tartıştığımız kadar; patlama olmadan, insanlar canını kaybetmeden bu eylemlerin engellenmesini yeterince konuşmamamıza.

Önlenemeyen saldırıyı tartıştığımız kadar önlenen eylemi de konuşmalıyız.

Önlenemeyen her patlamadan ders çıkardığımız gibi başarılı her operasyondan da sonuçlar çıkarmayı bilmeliyiz.

İSTANBUL POLİSİNİN BAŞARISI

Tam kapanma nedeniyle Esenler Otogarı’nın en kalabalık günlerini yaşadığı bir sırada, polisin dikkati sayesinde PKK’nın bombalı eylemi önlendi.

İstanbul polisini tebrik ediyorum. Büyük bir vahşetin önüne geçtiler.

Eğer bu eylem önlenemeseydi bugün Türkiye’de başka şeyler konuşuluyor olurdu. Ayrıca eylemi gerçekleştirecek olan iki kişinin sağ olarak yakalanması da çok önemli. Dün bir kişi daha gözaltına alındı.

Böylece eylem talimatını kimin verdiğini, bombanın nasıl getirildiğini, başka bombalı eylem planlanıp planlanmadığını öğrenme imkânımız olacak.

ÇANTAYI FIRLATIP KAÇMIŞ

Bu tür durumlarda eylemin önlenmesi kadar, eylemcilerin sağ olarak yakalanması da çok önemli. Polis hareketlerinden şüphelendiği şahsı durdurmak istemiş. Daha sonra isminin R.A. olduğu tespit edilen şahıs, elindeki çantayı yol kenarındaki aracın altına atarak kaçmaya çalışmış. Kovalamaca sonucunda R.A. yakalanmış. Eylemi birlikte yapacakları tespit edilen İ.Z. isimli şahıs ise o sırada otogarda R.A. ile buluşmaya hazırlanıyormuş. Otogar içinde gerçekleştirilen operasyonla İ.Z. de kıskıvrak ele geçirilmiş.

BOMBALAR ALTERNATİFLİ HAZIRLANMIŞ

PKK çok kanlı bir eylem planlamış.

Esenler Otogarı’nın en yoğun olduğu günlerden birini seçmiş.

Sırt çantasının içinde 5 kilo patlamaya hazır, 4 adet uzaktan kumandalı, 2 adet zaman ayarlı 6 plastik patlayıcı ele geçirildi.

4 BOMBA 4 TELEFON

Bombalardan 4’ü uzaktan kumandalı. Her bomba bir telefona bağlanmış. Biri patlamazsa diğerini harekete geçirecekler. Ya da DEAŞ’ın yaptığı gibi önce birini patlatıp, panik meydana getirecekler, ardından diğerlerini patlatıp büyük bir faciaya yol açacaklar.

ÖNCE UZAKTAN KUMANDALI, SONRA ZAMAN AYARLI

Yapılan incelemenin ve ele geçirilen şahısların sorgusundan tam da bu kuşkularımızı doğrulayacak bilgilere ulaşıldı.

PKK, önce uzaktan kumandalı patlayıcıyı infilak ettirmeyi planlamış. Tabii o anda bir can pazarı yaşanacak. İnsanlar can havliyle kaçışacak. Bir panik havası oluşacak. Ama aynı zamanda patlama nedeniyle güvenlik güçleri olay yerine intikal edecek. İşte zaman ayarlı bombaları tam o an için hazırlamışlar.

Olay yerine gelecek güvenlik güçlerini hedef almışlar.

BOMBAYI GÖSTEREN ŞAHIS YAKALANDI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dediği gibi, “İstanbul polisi çok önemli bir katliamı engelledi”. İki terörist kanlı eylemi gerçekleştirmeden yakalandı.

Üçüncü şahıs gözaltında.

Y.S. isimli şahıstan söz ediyorum.

Y.S.’nin diğer şüphelilere bombanın yerini gösterdiği üzerinde duruluyor.

Çünkü bombalı eylemlerde bomba ayrı yerden, eylemi gerçekleştirecek şahıslar ise ayrı yerlerden geliyorlar. Sonra Y.S. gibi bir militan bomba ile bombacıyı birleştiriyorlar.

Sağ olarak yakalanan şahısların sorgusu bizi çok önemli bilgilere ulaştırabilir.

KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER’İN BENZETMESİ ŞIK OLMADI

SİYASETTE ciddi bir üslup sorunu yaşanıyor.

Hakaretler havada uçuşuyor, tazminat davaları birbiri ardına geliyor.

“Sayın” diye konuşmaya başlayan politikacılardan buraya geldik.

Hakaret etmeden eleştirmeyi bir türlü öğrenemedik.

Siyasi rekabet uğruna bazı sataşmalar anlaşılabilir ama söz konusu Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı olunca bunu anlayışla karşılamak mümkün değil.

ABD Başkanı Biden, haksız ve hadsiz bir şekilde sözde “soykırım” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’la telefon görüşmesinde gereken yanıtı verdi.

Ancak bu bir süreç.

Erdoğan, Biden’la 14 Haziran’da görüşecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüz yüze görüşmede de gereken yanıtı vereceğinden kuşku yok.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukunu korumak söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünyaya kafa tuttuğu bir sır değil.

Erdoğan, “One Minute” çekerek buralara kadar geldi.

KARABAĞ’DA YANITI VERİLDİ

Sözde Ermeni Soykırımı iddialarının yanıtı Karabağ’da verildi. Biden’ı rahatsız eden o.

Ama elbette ki Cumhurbaşkanı’nın görevi aynı zamanda milletin hukukunu korumaktır. Diplomaside neyi ne zaman yaptığınız çok önemlidir. ABD’de yeni bir yönetim işbaşında. Suriye’de ve Irak’ta komşumuz olan ABD’yi 4 yıl boyunca Biden yönetecek. Bizim ABD ile konuşulacak çok dosyamız var. Ayrıca Biden yönetiminin Türkiye’ye sıcak bakmadığı bir sır değil. Devlet adamlığı milletin hukukunu koruyarak bu ilişkiyi tesis etmektir.

Daha başlamadan köprüleri atmak Türkiye’ye ne kazandıracak?

İNÖNÜ’NÜN SÖZÜ

Ünlü Johnson mektubundan sonra İsmet Paşa’nın, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alır” sözünü gururla söyleriz. Ben de zaman zaman atıf yaparım. Bu olayla birlikte CHP’lilerin dilinden düşmüyor. Ama unutmamak lazım. İnönü bu sözü, Johnson mektubundan önce söyledi. Johnson mektubu 5 Haziran 1964’te yazılmış, İnönü bu sözü 16 Nisan 1964’te Time dergisinde çıkan mülakatta söylemiştir.

JOHNSON MEKTUBUNA YANIT

İsmet Paşa, Johnson’un mektubuna maddeler halinde yanıt verdikten sonra 21 Haziran tarihinde de Johnson’un gönderdiği uçakla ABD’ye giderek başkanla görüştü.

Johnson mektubu üzerine Türkiye, Kıbrıs’a yapmayı planladığı çıkarmayı durdurmuştur. Ama İsmet Paşa’nın Johnson’la görüşmesi sonucunda ABD’nin Londra ve Zürih anlaşmalarını kabul ettiği deklare edilmiştir.

Ecevit, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatırken, bu kazanım elimizi güçlendirmiştir.

SORUN REST ÇEKMEKSE

Ayrıca Biden’a rest çekilecekse, had bildirilecekse, “One Minute” denilecekse bunu en iyi yapacak lider Erdoğan’dır. Ama köprülerin atılması bu aşamada neye yarar?

Muhalefetin Erdoğan’ı eleştirmesini anlayabilirim.

Ama Kılıçdaroğlu’nun “kedi gibi bir miyavlama” benzetmesini, Meral Akşener’in “minnoş” demesini doğru bulmuyorum. Şık olmadı. Erdoğan’dan nefret edebilirsiniz ama Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı için o sıfatları kullanmak yakışmadı.

X

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki belirsizlikler

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken cumhur ittifakının cumhurbaşkanı adayı belli.

AK Parti ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Bunu niçin belirtme ihtiyacı hissettim? Çünkü cumhur ittifakında bir cumhurbaşkanı adayı tartışması yaşanmayacak.

2023’e giderken muhalefetin önünde önemli belirsizlikler duruyor. Elbette ki seçim sathı mailine girildiğinde bunlar birer birer ortadan kaldırılacak. Ama çok kolay olacağı sanılmasın.

MUHALEFETİN HANDİKAPLARI

Muhalefeti sancılı bir süreç bekliyor. Hemen aklınıza muhalefet ortak aday belirleyecek mi, yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak sorusu gelecek. Ama bence ondan daha önemli bir soru var. O da millet ittifakı devam edecek mi, etmeyecek mi konusu.

1- BARAJ YÜZDE 5’E DÜŞERSE

2018 seçimlerinde kurulan ittifaklar yerini korudu. Muhalefetin kurduğu millet ittifakı aradan geçen süre zarfında dağılmadı. Hatta yerel seçimlerde başarılı sonuç almayı bildiler.

Muhalefette ittifakın en önemli tutkalının yüzde 10 seçim barajı olduğu biliniyor. Seçim barajı yüzde 5’e düşürülürse millet ittifakı devam edebilecek mi? Böyle bir risk olmasına rağmen, yerel seçimlerdeki  başarının, millet ittifakının 2023 seçimlerinde de devam etmesini sağlayacağını düşünüyorum.

2- ORTAK ADAY

Yazının Devamını Oku

Demirtaş, HDP’li bakan için ne demiş?

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, millet ittifakı ile ortak cumhurbaşkanlığı karşılığında HDP’ye bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ve üç bakanlık önerisini gündeme getirmiştim.

Ben yazınca HDP tekzip etti, beni özür dilemeye davet etti. Üst bir dille esip gürlediler. Ben yazdığımın arkasında durdum.

SOYLU DOĞRULADI

Sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TRT’deki yayında, “Fikrim yok, bilgim var. Peki kim pişiriyor bu işi, nerede pişiyor? Bilgim var diyorum değil mi? Mesele sadece bakanlık değil, başka işler de var. İki bakanlık. Yaklaşık 6-7 aydır pişiyor. Birisi başkan yardımcılığı. Direkt Kandil, buradaki iş tutanlarıyla. Öteki Kültür ve Turizm Bakanlığı” dedi.

‘BELGE VAR’ DEDİ

Soylu, TRT’de elinde belge olduğunu, yayında birlikte olduğu meslektaşlarımıza, bakanlığa gelmeleri takdirde bu işin belgesini göstereceğini söyledi.

YAZDIĞIMIN ARKASINDA DURDUM

Ben de bu kez, “Ne oldu HDP, cevap ver” diye yazdım. Çünkü yazdığım kulise güveniyordum. İçişleri Bakanı Soylu doğrulamadan önce de güveniyordum, “Bu işin belgesi var” demeden önce de.

Ondan sonra ne oldu?

Yazının Devamını Oku

Davutoğlu da Babacan’ı yalanlıyor

Her şey Ali Babacan’ın, Halk TV’de 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde, Abdullah Gül’ün muhalefetin ortak adayı olarak çıkarılması projesinin “tam göbeğinde” olduğunu açıklamasıyla başladı.

Siyasi ikiyüzlülük tartışması ise o sırada Babacan’ın AK Parti milletvekili olması nedeniyle yaşandı. Bir yanda AK Parti’nin milletvekilisiniz, diğer yandan da AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ı tasfiye etmek için hazırlanan Gül’ü muhalefetin ortak adayı yapma projesinin tam göbeğinde yer alıyorsunuz.

Bu nasıl tanımlanabilirdi ki? Siyasi tutarlılık mı denilecekti? Elbette ki “Bu yaptığın siyasi ikiyüzlülük” denildi.

BÜYÜK YALANMIŞ

Ali Babacan bu yorumlara bozulmuş. Bunu “büyük yalan” olarak tanımlıyor.

“Önce Tayyip Erdoğan için adaylık imzası attı, sonra gitti CHP’nin adayını destekledi diyorlar. Bir de bunu gizli yaptı diyorlar. Bakın burada üç tane büyük yalan var. Bir, kronoloji yalanı var. Çünkü önce imza attı, sonra gitti destekledi. İkincisi CHP’nin adayı diyorlar. Üçüncüsü de gizli yaptı diyorlar.”

KRONOLOJİK ÇARPITMA

Anlayacağınız siyasi ahlak diye ortaya çıkan, siyasi etik denilince mangalda kül bırakmayan Ali Babacan, yaptığı siyasi ikiyüzlülük ortaya çıkınca tutuşmuş. İçine düştüğü durumu kurtarmak için çırpınıyor. Ama çırpındıkça batıyor. Kronolojik çarpıtma yapıyor.

BABACAN, 

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı savaşı erken başladı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 2 yıl var ama muhalefet cephesinde cumhurbaşkanı adaylığı mücadelesi erken başladı.

Atletizm deyimiyle yorumlayacak olursak son 6 ay içerisinde attığı deparla Kılıçdaroğlu göğüs farkıyla öne geçti.

SEÇİLDİĞİM ZAMAN

Daha önce parti liderlerinin cumhurbaşkanı adayı olmasını doğru bulmadığını ifade eden ve millet ittifakının ortak aday çıkarması tezinde ısrar eden Kılıçdaroğlu, bir süredir cumhurbaşkanı adaylığı sinyalini veriyordu. Twitch yayıncısı Jahrein’in programında ise “Seçildiğim zaman” diyerek adaylığını ilan etti.

KILIÇDAROĞLU NEDEN TWITCH YAYININI SEÇTİ

Kılıçdaroğlu bu denli önemli bir açıklamayı neden bir Twitch yayınında yaptı? Çünkü Kılıçdaroğlu, hedef kitle olarak Z kuşağını seçti. Bir süredir onlara yönelik mesajlar veriyor. Bayram öncesi evde Selvi Hanım’la birlikte börek açmalar, mutfaktan yapılan video yayınları hep gençlere mesaj. Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinin kaderini ilk kez oy kullanacak olan genç seçmenin belirleyeceğini düşünüyor. 

MECLİS’TEKİ LAF ATMAYLA BAŞLADI

Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti milletvekillerinin “Cumhurbaşkanı adayı ol” şeklindeki sataşmaları üzerine Kılıçdaroğlu, “Benim aday olup olmayacağımı size kim söyledi?” diye karşılık vermişti. 7 Aralık 2020 günü Meclis’te verdiği yanıtla Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı süreci başladı.

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Ne oldu HDP, cevap ver bakalım

HDP Genel Merkezi’nden 17 Mayıs Pazartesi günü bir açıklama yapıldı. Buyurgan bir dille Hürriyet’in ve benim yalanımızı düzeltmemiz ve Demirtaş’tan özür dilememiz isteniyor.

Yalan neymiş?

Ben, Demirtaş’ın, HDP’nin hükümette yer alması için yapılan pazarlıkların ipucunu veren değerlendirmesini yansıtmışım. Gazeteciler her zaman demeçleri yazmazlar, kulis haberciliği diye bir şey vardır. Birçok şeyin perde arkasını da kulis haberlerinden okuruz. Kulis haberciliği, gazeteciliğin esasıdır.

Demirtaş, HDP’nin hükümette nasıl yer alacağını anlatıyor. Ne diyor?

Ortak cumhurbaşkanı adayı diyor. Peki Demirtaş kim? Hem 2014 seçimlerinde hem 2018 seçimlerinde HDP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı.

ORTAK ADAY MODELİ

Ortak aday dediğine göre demek ki Demirtaş, 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Geçen seçimde cumhurbaşkanı adayı olmak için Abdullah Gül’ün ortak adaylık önerisini reddeden Meral Akşener de bu kez aday olmayacağı sinyalini veriyor.

Peki bu durumda siyasi kulis yazarı olarak benim bu veriler ışığında 2023 seçimlerine dönük bir projeksiyon yapmamın neresi yanlış?

HDP İKNA EDİLMİŞ

Yazının Devamını Oku

Netanyahu benzetmesi Akşener’e yakışmadı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener dikkatli izlediğim liderlerden biridir.

Muhalefet lideri olmasına rağmen milli meselelerdeki duruşu ve PKK terörü ile arasına mesafe koymasını önemserim.

Akşener’in 28 Şubat’ta darbecilere karşı verdiği yiğit mücadeleyi ise her zaman vurgularım. Ama zaman zaman da eleştiriyorum.

Yanlışa yanlış diyelim ki doğru dediğimizin kıymeti olsun ilkesiyle hareket ederim.

Akşener son dönemde yükseliş içinde olan bir lider. O nedenle de muhalefette kilit bir konuma yükseldi. Ona dayanarak millet ittifakının cumhurbaşkanı adayını belirlemede altın hisse Akşener diyorum. Ama bu onu eleştirmeme engel değil.

ŞIK OLMADI DEMİŞTİM

Akşener’i, Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’le görüşmesi sonrasında yaptığı, “minnoş” benzetmesi nedeniyle eleştirmiştim.

Şık olmadı, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanına “minnoş” demek; Akşener’e yakışmadı, demiştim.

NETANYAHU BENZETMESİNE İSYAN ETTİM

Yazının Devamını Oku

Anketten önemli sonuçlar çıktı

Kamuoyu araştırması mı yapılıyor, yoksa algı operasyonu mu tartışması önemini koruyor. O nedenle siyasi partilerin sağladığı kaynakla araştırma yapıp, kamuoyunu manipüle etmeye çalışan araştırmalardan uzak durmaya çalışıyorum.

Ancak sistematik olarak takip ettiğim araştırma kuruluşlarından olan Optimar’ın henüz hiçbir yerde yayınlanmayan araştırmasını ise paylaşmak istedim.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar bu araştırmayı 22-30 Nisan tarihleri arasında yapmış. 26 ilde 2027 kişi üzerinde yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmanın kaynağını ise Optimar karşılamış.

TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU

Koronavirüsün küresel bir salgın olarak dünyayı etkisi altına aldığı günden bu yana ne zaman Türkiye’nin en önemli sorunu nedir diye sorulsa, ekonomi ile koronavirüs at başı gidiyor. İlk başlarda koronavirüs ön plandaydı. Ancak uzayan pandemi kısıtlamasının ekonomik ve siyasal etkileri daha çok hissedilmeye başlandı.

EKONOMİ İLK SIRADA

Optimar’ın araştırmasında yüzde 33.2’yle ekonomi ilk sırada çıkıyor. Onu yüzde 30.9’la koronavirüs salgını takip ediyor. Üçüncü sırada ise 13.7’yle işsizlik geliyor.

Araştırmanın alt başlıklarında ekonomi öncelikli sorun diyenler, mutfağı iyi bilen kadınlar, iş hayatında aktif olarak yer alan 35-44 arası erkekler ve ilginç bir şekilde üniversite mezunları oluşturuyor.

PARTİLERE GÖRE ÖNCELİK SIRASI

Yazının Devamını Oku