"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

İki kahraman: Menderes ve Erdoğan

14 Mayıs 1950’de seçimleri kazanıp iktidar olduktan sonra Menderes’in ilk icraatlarından biri ezanı Arapça aslına çevirmek olmuştu.

Başbakan Menderes, Türkçe ezanın kaldırılmasıyla ilgili ilk teklifi veren milletvekillerinden biriydi. Türkçe ezan konusu DP içinde krize yol açmış, Cumhurbaşkanı Celal Bayar kanunu onaylamayınca, Menderes Başbakanlık’tan istifa edip Mersin’e gitmişti. Menderes, Mersin’de coşkulu kalabalıklarca karşılanmıştı. Celal Bayar’ın geri adım atması üzerine Menderes istifasını geri çekmiş, minarelerden Arapça ezan okunmaya başlamıştı. Menderes ezanı aslına çevirdiği için milletimizin gönlünde taht kurdu.

İki kahraman: Menderes ve Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini sağladı. Milletin 86 yıllık hayalini yerine getirdi. Geçmişte başörtüsü yasağını kaldırıp 15 Temmuz’da darbeye karşı direnen Erdoğan, Ayasofya kararıyla tarihteki yerini aldı.

Menderes ve Erdoğan, biri ezanı aslına çevirdiği, diğeri ise Ayasofya’yı açtığı için İslam dünyasının duasını kazanıp tarihin şeref levhaları arasında yerlerini aldılar. Bu millet onları unutmayacak.

İkisinden de Allah razı olsun.

BU KARARI VERENLERİ ALKIŞLIYORUM

Tarih 10 Temmuz 2020

İsimler: Danıştay 10. Daire Başkanı Yılmaz Akçıl, üye Ali Ürker, üye Ömer Civri, üye Abdullah Aygün, üye Lütfiye Akbulut.

Bu tarihi ve bu isimleri tarihe not düşmek için yazdım. Onlar zaten Ayasofya’yla ilgili kararlarıyla tarihteki mümtaz yerlerini aldılar. Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet’in vasiyetine uygun olarak cami olarak kullanılması kararıyla Ayasofya’nın tarihinde yeni bir sayfanın açılmasını sağladılar.

Bu kararı alan Danıştay 10. Dairesi üyelerini tebrik ediyorum. Şimdiye kadar Ayasofya konusunda hep hayal kırıklığı yaşatan Danıştay’ın yasakçı kararlarını tarihe gömüp bize “Danıştay’da hâkimler var” dedirttikleri için hepsini alkışlıyorum.

ARŞİV UNUTMAZ AYKUT ERDOĞDU

AYKUT Erdoğdu, CHP’de yolsuzluklarla mücadele komisyonunu başkanı olduğu dönemde Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’a savaş açmıştı. Bir yanına CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’yı, diğer tarafına Sezgin Tanrıkulu’nu alıp ORA AVM’ye verilen 270 milyon Euro krediyle ilgili basın toplantısı düzenleyen Aykut Erdoğdu, Can Akın Çağlar’ı istifaya davet etmişti.

Can Akın Çağlar, İstanbul Belediyesi Genel Sekreteri olunca, “Ben o dönemde Aykut Erdoğdu ile oturdum, konuştum. Kendisi beni dinledi. İkna oldu. Anlaştık. Sorun yok” demişti. Aykut Erdoğdu ise Can Akın Çağlar’la ilgili olarak tornistan yaptı. “Kendisi meslektaşım ve üstadımdır” dedi. Aykut Erdoğdu’nun iddiaları gündeme getirdiği tarihle “üstadım” dediği tarih arasında tam 8 yıl geçti ama görüşüp ikna olduğuna dair en ufak bir açıklaması olmadı.

AYKUT ERDOĞDU’NUN DÖNÜŞÜ

Aykut Erdoğdu, batık krediyle ilgili iddialarını sadece basın toplantısı ile duyurmadı. Meclis’te KİT komisyonunda Ziraat Bankası’nın hesaplarının görüşülmesi sırasında gündeme getirdi. Aykut Erdoğdu belki söyledikleri unuttu ama arşiv unutmaz. KİT komisyonunun arşivinde sözleri duruyor. Ayrıca Erdoğdu’nun iddiaları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçmiş, Can Akın Çağlar hakkında resen soruşturma açmış.

ABDULLAH GÜL SESSİZ

AK Parti döneminin Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine getirilmesi CHP’de tepkilere yol açmıştı. CHP’de Can Akın Çağlar’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevinde referansının yine Abdullah Gül olduğu konuşuluyor. Erdoğan karşıtı cepheyi dizayn etmekle meşgul olan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise susuyor.

İki kahraman: Menderes ve Erdoğan

MECLİS’TEKİ TABUR AÇILDI

Bu fotoğraf sahildeki lüks bir otelin bahçesinden çekilmedi. Yeni faaliyete giren Meclis’teki taburun bahçesinden çekildi. Meclis’in içinde askeri bir birlik vardı. Mesai saati bitince ve hafta sonunda Meclis’in güvenliği askerin kontrolüne girerdi. 28 Şubat sürecinde bir milletvekili “Yabancı heyetler geldiğinde Türkiye’deki demokrasiyi anlatıyorum. Ancak odamın penceresinden Meclis bahçesinde eğitim yapan askerleri görüyorlar, ‘askeri meclis’ diye söyleniyorlar” diye yakınmıştı. Meclis’teki taburun asıl görevi darbe dönemlerinde içeriden Meclis’i teslim almaktı. Cemil Çiçek’in Meclis Başkanlığı döneminde askeri birlik Meclis’ten çıkarıldı. 15 Temmuz olduğunda, Cemil Bey’in ne kadar uzak görüşlü bir karar verdiği anlaşıldı. Askeri birliğin açık havada yemek yenilen bir bahçesi vardı. Milletvekilleri de oradan yararlanabilirdi. Ancak oraya sakallı olan milletvekilleri ve başörtülüsüyse eşleri alınmazdı. Asker çıkarıldıktan sonra Meclis Başkanı Mustafa Şentop, taburu sivil haliyle yeniden düzenletip hizmete açtı. Güzel değil, çok güzel olmuş. Hem de yasaksız.

X