GeriAbdulkadir SELVİ CHP kontrollü darbede neden ısrarcı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

CHP kontrollü darbede neden ısrarcı?

Meclis açıldığında CHP, FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili teklifini grup önerisi olarak Genel Kurul’a indirecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’ye “İddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu” diye çağrı yaptı. Böylece CHP’nin Bahçeli’yi köşe sıkıştırıp ‘cumhur ittifakı’nı çatlatma girişimi boşa çıkmış oldu.

15 Temmuz’un ardından Meclis’te bir komisyon kuruldu. Bu komisyon da 15 Temmuz’un bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarabilir, darbenin arkasındaki dış bağlantıları deşifre edebilirdi. Ama olmadı. Komisyonun hazırladığı rapor yayınlanmadı. Rapor neden yayınlanmadı tartışmasına girecek değilim. CHP milletvekillerinin rapora yazdığı muhalefet şerhinin üzerinde durmak istiyorum. CHP’li üyeler 15 Temmuz’un gri noktalarına işaret ediyorlar. Ben de katılıyorum. Aydınlatılması gereken noktalar var. Zaten 15 Temmuz’dan önce her şey aydınlatılabilseydi, darbe girişimi başlamadan önlenebilirdi. Affedilmeyecek işler var. CHP’li üyelerin muhalefet şerhinde itiraz ettiğim nokta ise gerçeği ortaya çıkarmak yerine, darbenin faturasını Erdoğan’a kesmek gibi bir saplantının içine düşmeleri. Darbeye karşı direnen bir lideri darbeci göstermek gibi bir gayretin içine girmişler. Bu saplantı darbenin lideri olan FETÖ’nün rolünü gölgeleyecek bir noktaya ulaşmış. Sanki darbeyi FETÖ değil, Erdoğan yaptırmış.

38 maddeden oluşan muhalefet şerhinin daha ikinci maddesinde “15 Temmuz kontrollü bir darbedir” deniliyor. 25’inci maddesinde “OHAL’le birlikte Erdoğan’ın karşı darbe süreci başlamıştır” iddiası dile getiriliyor. 28. madde ise “Gerek 15 Temmuz darbe girişimi, gerek Erdoğan darbesi” diye devam ediyor. CHP milletvekilleri, 36. maddede ise kendilerini aşmışlar. “15 Temmuz darbe girişimi karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimidir” diyorlar.

26’ncı maddede ise 15 Temmuz Komisyonu hakkında “Darbeyi araştıran değil, Erdoğan’ın karşı darbesini aklayan bir kara propaganda aracına dönmüştür” ithamında bulunuluyor. Madem komisyon böyleydi, o zaman bu komisyonun raporunun yayınlanmasını neden istiyorsunuz? Maksat, 15 Temmuz Erdoğan darbesi diye uluslararası mahkemelere gideceklere TBMM’nin resmi raporuyla gerekçe sunmak olmalı. Peki, bu kimin işine yarar? Darbeci FETÖ’nün boynuna madalya takmış olmaz mıyız?

TÜRKİYE SİYASİ SÜRECİN AKTÖRÜ

BERLİN konferansında Türk heyetinde yer alan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Libya özel temsilcisi olan eski Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’den sürece ilişkin bir değerlendirme aldım.

Berlin konferansı çözüm beklentilerini karşıladı mı?

Emrullah İşler: Berlin Konferansı, Libya krizinin siyasi yollardan çözümü için bir kırılma noktasıdır. Türkiye’nin attığı adımlar, Libya’yı bir oldubittiyle isyancı bir lidere teslim etmek isteyenleri sarsmıştır. Onlar hâlâ kendini toparlayamamıştır. Askeri çözümden yana olanlar da siyasi çözüme mecbur kalmıştır. Bu nedenle Berlin süreci, Türkiye’nin yarattığı yeni gerçekliğin kabullenilmesi ve tescil edilmesi olmuştur. Türkiye attığı adımlarla, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi barışın anahtarı olmuştur. Elbette ki Berlin sürecinde birçok konu teknik komitelere tevdi edilmiştir. Türkiye müteakip süreçte de etkin aktör olarak siyasi çözümün kökleşmesi için çalışacaktır.

Hafter’in ateşkesi imzalamaması Libya’daki süreci nasıl etkiler?

İşler: Ateşkesin niteliği Libyalıların teşkil edeceği 5+5 bir komisyona devredilmiştir. Bu komisyon kısa sürede çalışmalarına başlayacaktır. Bu süreçte Hafter’in ateşkesi imzalamaması sahada ciddi bir değişiklik yaratmaz. Türkiye’nin müttefiki UMH gerekli askeri tedbirleri almıştır. Libya da askeri çözüm seçeneği büyük oranda ortadan kalkmıştır.

BM Güvenlik Konseyi çözümü sağlayabilir mi?

İşler: BMGK ateşkes ihlallerini cezalandırma mercii olarak belirlenmiştir. Türkiye’nin istediği de makul bir ateşkesten sonra siyasi çözümün sağlanmasıdır. BMGK’nın ateşkesi sağlamada başarılı olması temennimizdir. Gerekli her türlü desteği vermeye hazırız. Türkiye’nin desteğiyle müttefiki UMH Trablus’un güvenliği için gerekli tedbirleri alacaktır.

İzleme komitesi hangi ülkelerden oluşacak, Türkiye komitede yer alacak mı?

İşler: Berlin süreci 5+5 formatında gerçekleşti. Bu sürece katılan ülkeler sürecin devamı niteliğinde elbette ki izleme komitesinde olacaklar. Henüz bu komitenin çalışma usul ve esasları belli değil. Önümüzdeki günlerde Berlin zirvesinin devamı niteliğinde bakanlar düzeyinde bir toplantı yapılabilir.

Petrol bölgeleri için bir çözüm geliştirilebilecek mi?

İşler: Petrol bölgeleri için en kısa zamanda çözüm bulunması zorunludur. Türkiye ve müttefikleri konu üzerine istişarelerini sürdürmektedir.

FETÖ’NÜN MİT OPERASYONLARI

ESKİ MİT’çi Enver Altaylı’nın Kaşif Kozinoğlu hakkında FETÖ’ye yazdığı mektup ortaya çıktı. Altaylı, Kozinoğlu’nun MİT müsteşarı olmaya çalıştığını belirtip “Eğer böyle bir şey olursa felaket olur” diyor. Peki bu mektuptan sonra ne oluyor? Cezaevine sağ olarak giren Kozinoğlu’nun dışarıya ölüsü çıkıyor.

Bu mektup çok önemli. Neden? FETÖ’nün AK Parti’ye yönelik ilk operasyonu neydi? 7 Şubat’ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı içeri almak istemişlerdi. Hakan Fidan içeri girse bakalım sağ çıkabilecek miydi? Bir soru daha. AK Parti dönemindeki ilk faili meçhul cinayet neydi? Necip Hablemitoğlu suikastı değil mi? Peki Hablemitoğlu neyle mücadele ediyordu? Gülen’le. Hablemitoğlu’nun da MİT müsteşarı olmak istediği söyleniyordu. Her üç olayın kesişme noktasının MİT olması size tuhaf gelmiyor mu?

X

Milli güvenlik sorunu

Her felaketten sonra ikinci bir felaket yaşıyoruz.

Deprem oluyor, sel geliyor, ormanlarımız yanıyor, insanlarımız ölüyor, cinayet işleniyor. Biz o derdimizi bırakıp sosyal medya terörü ile uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Bu durum artık bir sosyal medya sorunu olmaktan çıktı. Tam olarak adını koyacak olursak bu durum artık bir milli güvenlik sorununa dönüştü.

Ormanlarımız yanıyor, insanlarımız yanıyor, börtü böcek yok oluyor. Ama bunlar içsavaş çıkarmak için sosyal medyayı bir silah olarak seçmişler, oradan yeni ateşler yakmanın peşindeler.

TEHLİKELİ OYUN

“Arkadaşlar durum vahim molotof düzeneği bulundu hala ciddiyeti kavrayamayanlar var iç savaş var şu an cayır cayır yakılıyoruz yetkililer artık devreye girsin ölümüz mü çıkacak buradan”

Bunlar için felaketin adı önemli değil. Ne olursa olsun onlar her felaketten bir kaos çıkarmanın peşindeler. Fedakâr insanlarımız canını yok sayarak yangını söndürmek için uğraşırken, onlar neyin peşinde?

DERT YANGIN DEĞİL

“manavgatta şu an yangın falan yok burda terör var eli silahlı kişiler var molotofla ormanları yakıyorlar ateş açıyorlar bitmek bilmiyorlar durumun ciddiyetinin farkında olmayanlar var artık çığırından çıktı her şey bizim burdan kurtarılmamız lazım can güvenliğimiz hiç yok.”

Yazının Devamını Oku

Meclis bakanları görevden alabilecek

Parlamenter sisteme dönüşü savunan muhalefet, “iyileştirilmiş” ya da “güçlendirilmiş” parlamenter sistemi esas alan anayasa hazırlıyor. Bazı çevreler benzer yaklaşımı AK Parti’nin yeni anayasa çalışmaları için gösteriyor. AK Parti’nin, kamuoyunun karşısına “iyileştirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemi” önerisiyle çıkmaya hazırlandığını iddia ediyor.

Baştan belirteyim ki, bu doğru değil. Bu yüzden yeni anayasayı doğru bir zeminde ve doğru bilgiler ışığında tartışmamız çok önemli hale geldi.

SİSTEMİN ADI

Bu yüzden basında yer alan “iyileştirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemi” iddialarını Yeni Anayasa Taslağı’nı hazırlayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunan Yeni Anayasa Bilim Kurulu’nun Başkanı Prof. Yavuz Atar’a sordum.

Yeni Anayasa Taslağı’nda “İyileştirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemi” mi var?

“Yeni Anayasa’da hükümet sisteminin adı açıkça “başkanlık sistemi” olarak düzenleniyor. “İyileştirilmiş Cumhurbaşkanlığı, iyileştirilmiş başkanlık veya iyileştirilmiş parlamenter sistem” gibi adlandırma ve nitelendirmeler literatürde yer almıyor, ayrıca bilimsel olarak da yanlıştır. AK Parti Anayasa Taslağı çalışmasının “Bilim Kurulu” ve “siyasi heyet müzakereleri” aşamalarında hiçbir şekilde böyle bir nitelendirme yapılmamıştır. Başkanlık sisteminin böyle yanlış bir ad altında kamuoyuna sunulması da düşünülmemektedir. Basında yer alan bu minvaldeki açıklama ve yorumlar dayanaksızdır.

DENGE DENETLEME

Denge ve Denetleme sistemi nasıl kuruluyor? Türk Başkanlık Sistemi’nin temel felsefesi nedir?

Yeni Anayasa Taslağı’nda yasama, yürütme ve yargı organları ve fonksiyonları bakımından “denge ve denetleme sistemi” yeniden kurgulanıyor. Daha doğru şekilde Türk Tipi Başkanlık Sistemi olarak adlandırılabilecek bu modelin temel felsefesi yasama, yürütme ve yargının sorunsuz olarak işleyebilmesi ve ciddi çatışma ve tıkanmaların ortaya çıkmasının engellenmesidir. Bununla birlikte, Yeni Anayasa Taslağı’nda denge ve denetim mekanizmalarında Meclis’i güçlendiren ve sistemdeki ağırlığını arttıran bir yaklaşım benimsenmiştir.

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı kim?

Kılıçdaroğlu’nun, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak düşünmediği, kendisinin cumhurbaşkanı adaylığının da B planı olduğu yönündeki yazım üzerine kulisler hareketlendi.

Ancak özellikle de Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın da kabul edeceği siyaset üstü bir isimle temas halinde olduğu yönündeki kulis çok ilgi gördü. CHP kanadı sessizliğini korurken, herkes o isim ya da isimlerin peşine düştü. Çünkü bir değil iki isimle temas kurulduğu yönünde bilgiler vardı. Bir spekülasyona meydan vermemek için hiçbir ismi yazmadım. Ama temas trafiğini dikkatli bir şekilde takip ediyorum. Henüz neticelenmiş bir şey yok. Sadece nabız yoklanıyor diyebilirim.

KÜRT PLANLARI BOZULDU MU?

HDP’ye açılan kapatma davasında ön savunmasını yapması için 60 günlük süre verilmişti. HDP, en geç 9 Eylül günü savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne teslim etmek zorunda.

Bu tarihi neden hatırlattım?

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın, “Eylül ayında tüm Türkiye’ye bir tutum belgesi açıklayacağız” açıklaması ile örtüştü.

Sancar, tutum belgesinde HDP’nin bundan sonra ne yapacağı sorusunun cevabının yer alacağını ifade etti.

HDP’nin ne yapacağı sorusu sadece HDP’nin sorunu değil, Türk demokrasisinin sorunu.

HDP’nin ne yapacağı sorusu aynı zamanda 2023 seçimlerinin en önemli sorunu.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı seçimi için iki yeni kulis

Seçimlere iki yıl var ama cumhurbaşkanlığı tartışması bitmiyor. Daha doğrusu muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olacak sorusu gündemden düşmüyor. Bütün yollar Roma’ya çıkar misali tüm operasyonların altında 2023 seçimleri yatıyor. O nedenle sis perdesinin aralanıp net bir fotoğrafın ortaya konulması gerekiyor.

Kulislerde konuşulanları 40 artı iki madde halinde sıralamak istiyorum.

KILIÇDAROĞLU’NUN B PLANI

1- Kılıçdaroğlu, kasım ayından bu yana her adımda cumhurbaşkanlığı adaylığına daha çok yaklaşıyor.

2- Ancak Kılıçdaroğlu’nun adaylığının A planı olmadığı, B planı olarak yedekte tutulduğu söyleniyor.

3- Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinin ön plana çıkmasını önlemek için kendi ismini ön plana çıkardı.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’I DÜŞÜNÜYOR MU?

4- Peki Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak düşünüyor mu?

5-

Yazının Devamını Oku

Tunus’a bak ne dediğimi anlarsın

Tunus’ta askerin desteğini arkasına alan Cumhurbaşkanı Kays Said, darbe yaptı. Meclisin yetkilerini dondurdu, başbakanı değiştirdi.

Tunus’un en büyük siyasi partisi olan Nahda’nın lideri Gannuşi ise başkanı olduğu Meclise sokulmadı. Tunus’ta demokrasinin yaşaması için diyaloğu esas alan Gannuşi, tüm siyasi partilerin bir masa etrafında toplanarak bir çıkış planında anlaşmasını önerdi.

Tunus darbesi karşısında Batı dünyası yine kendisine yakışanı yaptı. Mısır’da olduğu gibi darbecilerin arkasında yer aldı.

BAE ETKİSİ

Tunus darbesinde dikkat çekmek istediğim farklı bir nokta var. Mısır’daki darbede olduğu gibi Tunus darbesinin arkasında da Birleşik Arap Emirlikleri’nin parmağı olduğu ortaya çıktı.

BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed’in adamı olarak bilinen Dubai Emniyet Müdürlüğü Başkanı Korgeneral Dhahi’nin, darbeden 4 gün önce “Müslüman Kardeşler’e darbe geliyor” şeklinde paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. Muhammed Bin Zayed’in ise Tunus darbesi için 5 milyar dolarlık bir fon oluşturduğu söyleniyor. BAE resmen ve alenen darbe sponsorluğu yapıyor.

15 TEMMUZ GECESİ

15 Temmuz gecesi “Ha düştü ha düşecek” diye Erdoğan’ı takip eden BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed’den başkası değildi. Muhammed Bin Zayed’in Erdoğan’ı devirmek için 3 milyar dolarlık bir fon oluşturduğu söylenmişti. Şimdi Tunus’taki darbeye bakınca Birleşik Arap Emirlikleri merkezli video saldırıları ile ne amaçlandığı daha iyi anlaşılmıyor mu? Bir de bu gözle bakın istedim.

SEÇİM YASASINDA NELER OLUYOR?SEÇİM

Yazının Devamını Oku

Kendime diyorum ki "Deniz iyi ki Zülfü’ye cevap vermedin"

Baykal ile bu görüşmeyi uzun süredir yapmak istiyordum. Nihayet önceki gün evinde bir araya geldim. Çok sıcak bir ortamla karşılaştım. Afganistan’dan Livaneli’nin kendisine yönelik suçlamalarına, Erdoğan ile pazarlık iddialarından evde nasıl zaman geçirdiğine ilişkin bütün sorularıma yanıt verdi Baykal. Sağlık sorunlarına rağmen zihni berraklığı ise beni şaşırttı.

DENİZ Baykal’la ilk tanışmam, siyasi yasakların kaldırılmasından sonra Gaziosmanpaşa’daki bürosunda olmuştu. 12 Eylül sonrası siyasete güçlü bir dönüş yaptığı dönemden sonra SHP Genel Sekreterliği sürecinde, Erdal İnönü ile girdiği genel başkanlık yarışında hep izledim. CHP’nin yeniden açılma sürecinde ise büyük bir risk almış, adeta siyasete yeniden başlamıştı. Çevre Sokak’taki tarihi genel merkezde sohbetlerimiz olurdu. SHP’nin koalisyon hükümeti olduğu bir dönemde CHP’nin yeniden açılması siyaseten bir riskti belki ama Baykal o riski aldı ve sonunda kazanan o oldu.

RAHŞAN ECEVİT GİBİ DEĞİLDİ

Uzun bir süredir izlememe rağmen Baykal’ın evine hiç gitmemiştim. Önceki gün Angora Evleri’nde Baykal ailesiyle bir araya geldim. Doğrusu bu kadar sıcak bir ortam beklemiyordum.

Oran Sitesi’ndeki evinde Ecevit’le röportaj yaptığım bir sırada mutfaktan tıkırtılar gelmişti. Ecevit’e “İçeride biri mi var?” diye sorduğumda, “Rahşan mutfakta” demişti. Rahşan Hanım selam vermekle yetinmişti.

OLCAY HANIM, ASLI BAYKAL, YILMAZ ATEŞ

Baykal’ın evindeki tablo ise farklıydı. Olcay Hanım hep bizimle beraber oldu. Aynı masanın etrafında sohbet ettik. Baykal’ın yakın kurmaylarından Yılmaz Ateş bize eşlik etti. Kızı Aslı Baykal ise bir orkestra şefi gibiydi. Aslı Baykal bir tıp profesörü ama babasının basın danışmanı gibi hareket ediyor.

Siyasetçilerin, hele Deniz Baykal gibi 1970’li yıllardan beri siyasetin zirve noktalarında bulunmuş insanların yurt ve dünya olaylarına ilişkin değerlendirmeleri elbette ki önemli. Tecrübe imbiğinden süzerek anlatıyorlar. Ama onların bir de insani yönleri var. İstedim ki, ikisi birlikte bu söyleşide yer alsın.

OLCAY’LA AŞKIMIZ ÇOK ESKİLERE DAYANIYOR

Yazının Devamını Oku

2023 seçimlerinde HDP’ye biçilen rol

2023 seçimlerinde dikkatle izlenmesi gereken siyasi partilerden biri de HDP.

HDP’nin üçüncü bir ittifak mı oluşturacağı yoksa Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına mı destek vereceği sorusu, seçimin kaderi açısından belirleyici olacak.

O nedenle HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın 2023 seçimlerine yönelik değerlendirmelerini dikkatle takip ediyorum. Siyaset yapıcılarının da Buldan’a kulak vermesi gerektiğine inanıyorum.

HDP’DEN İLK UYARI

Pervin Buldan kısa bir süre önce, Millet İttifakı’na, “Günah bizden gitti” anlamında bir mesaj göndermişti. Ardından da 2023 seçimlerinde beklentiniz gerçekleşmezse kimse bizden bilmesin diye bir çıkış yapmıştı.

Pervin Buldan, “İstanbul seçimlerinde İzmir, Ankara, Mersin, Antalya seçimlerinde desteklediğimiz Demokratik Güç Birlikleri elbette ki önemliydi. Ancak bundan sonraki süreçlerde hiç kimse bizden aynı tavrı beklemesin. Aynı tavrı göstermeyeceğimizi herkes artık bilsin ve bilmelidir” demişti.

MİLLET İTTİFAKI’NA UYARI

Uyarıları pek anlaşılmamış olmalı ki Pervin Buldan ikinci açıklamasının dozunu yükseltti.

“Millet İttifakı’ndan size herhangi bir katılım çağrısı oldu mu?” sorusuna, “Ne onlardan böyle bir çağrı geldi, ne bizde böyle bir heves var. Buna ihtiyacımız da yok. Parlamento seçimlerinde yüzde 10 seçim barajı gibi bir sorunumuz yok” diye karşılık verdi.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya düzenlemesi ne getiriyor?

Sosyal medyayla ilgili düzenleme konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu denli kararlı olduğunun farkında değildim. Kıbrıs gezisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la soru-cevap yapıyorduk. Ne zaman ki sosyal medyadaki yalan haberlerle ilgili bir yasa çalışmanız var mı sorusu geldi, o zaman anladım.

YALAN TERÖRÜ

Erdoğan, “yalan haber” demedi. “Yalan terörü” olarak tanımladı. “Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor; ne tür düzenlemeler, ne tür müeyyideler getiriliyor, karşılaştırmalı bir çalışma yaptık” diye konuştu.

UYARICI OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var” sözü ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, “Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır” açıklaması ise benim için uyarıcı oldu.

BEŞİNCİ KOL FAALİYETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan belli ki sosyal medya konusunu sadece “yalan terörü” olarak görmüyor. İşin bir de rejim boyutu var. Fahrettin Altun bunu “Beşinci kol faaliyeti” olarak yorumladı. Beşinci kol, yani başka bir ülke adına Türkiye’nin içinde faaliyet göstermek. Ya da başka bir deyişle başka bir ülke adına yalan haber yapmak, kaos ortamının oluşmasına hizmet etmek.

REJİM BOYUTU

 Ben Cumhurbaşkanlığı’nda sosyal medya işinin bu kadar ciddi bir tehdit olarak görüldüğünün farkında değildim.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın MHP hassasiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2 günlük Kıbrıs programından ve dönüşte yaptığımız ‘soru-cevap’tan edindiğim izlenimleri paylaşmak istedim.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümü nedeniyle yapılan gezide Erdoğan’ın değindiği konular şöyle özetlenebilir:

1- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in davet edildiğini söyledi. Ama Temel Karamollaoğlu’nun davet edildiği halde gelmemesini biraz sitemkâr bir ifade ile söyledi.

Erdoğan, milli meselelerde davet edilecek isimler konusundaki duyarlılığını ise “Ben de bu tür programlarda bu hassasiyetlere hep dikkat ederim” sözleriyle ortaya koydu.

HEDEF BELLİ

2- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk Devleti hedefine odaklanmış durumda. Erdoğan’ın müjde olarak açıkladığı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve yeni Meclis Binası’nın ilan edilecek Kıbrıs Türk Devleti’ne hazırlık olduğunu düşünüyorum. İlan edilecek yeni Kıbrıs Türk Devleti’nin yeni mekânlarda çalışması hedefleniyor.

SEÇİM YASASI

3-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hedefe kilitlenmiş

Kurban Bayramı’na Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Kıbrıs’ta girdik.

Bayram sabahı hareketlilik erken başladı. Hala Sultan Camisi’nde bayram namazını kıldık. Kıbrıs’ın manevi mimarlarından olan Peygamberimizin halasının adını taşıyan cami, Sultanahmet Camisi’ne benzer bir mimari ile yaptırılmış. Cumhurbaşkanı Erdoğan yapımıyla yakından ilgilenmiş. Büyük bir cami. Bırakın caminin içini, avluda yer kalmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın camiye gelişi sırasında bir dalgalanma oldu. Bayram namazını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kıldırdı. Namaz bitti ama cami boşalmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mikrofonu eline alıp, “Selamün aleyküm” deyince camiden tekbir sesleri yükseldi. Erdoğan kısa bir tebrik konuşması yaptı. Ama Cumhurbaşkanı ile bayramlaşmak isteyenler uzun süre camiyi terk etmedi. Coşkulu bir hava vardı.

CAMİDEKİ KONUŞMA

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir süredir ısrarla aynı noktaya vurgu yapıyor. Her gün o yönde yeni bir adım atıyor. O da Kıbrıs’ta egemen ve eşit iki devletli çözüm. Camideki kısa konuşmasında da, “Kıbrıs’ın 47 yıl önce yaşadıkları bir daha yaşanmayacak. Güney-kuzey, böyle bir derdin içinde olmayacağız. Kıbrıs Türkü daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek” dedi. Tahmin ettiğiniz gibi bu sözlerden sonra alkış koptu.

SONRAKİ HAMLE NE OLACAK?

Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümünde Türkiye’nin güçlü bir şekilde temsil edilmesinin Kuzey Kıbrıs’ta meydana getirdiği olumlu havayı söylemeye gerek yok. Rum kesiminde de o denli endişeyle izlendiği sır değil. Rum-Yunan cephesi güçlü temsilden ziyade Erdoğan’ın bir sonraki hamlesini merak ediyor. Ama merak eden sadece onlar değilmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bizi arayanlar 20 Temmuz’da herhalde rahatsızlık verecek bir konuşma olmaz diyorlar. Bunun iznini sizden alacak değilim” sözleri bunu ortaya koyuyor. Şimdi ben merak etmeye başladım. Erdoğan’ı arayan kim ya da kimler acaba?

SIR DEĞİL, YENİ HEDEF

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın müjdesi ve bir adım sonrası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta müjdelerimiz olacak” deyince kalkıp Kıbrıs’a geldim dersem yalan olmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümü nedeniyle Kıbrıs’a tam bir “devlet” çıkarması yaptı. Meclis Başkanı Şentop başta olmak üzere yedi bakan ve çok sayıda milletvekili geziye katıldı.

İki uçak halinde hareket ettik. Biz Ankara’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Lideri Mustafa Destici ve Oğuzhan Asiltürk ile birlikte AK Partili yönetici ve milletvekilleriyle birlikte uçtuk. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte ayrı bir heyet ise İstanbul’dan hareket etti. Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs’ta buluştuk.

DEVLET UÇAĞI ESPRİLERİ

MHP Lideri Bahçeli ile birlikte olmamız nedeniyle, “Devlet uçağı” esprileri yapıldı. Kıbrıs Barış Harekâtı ve Bülent Ecevit söz konusu olunca DSP ayrı bir program yapmış. Ankara’da şeref salonuna girince DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’la karşılaşınca şaşırdım. Önder Bey, “Sayın Cumhurbaşkanı’ndan davet gelince, devletle olalım diye kendi programımızı iptal edip, buraya katıldık” dedi. Önder Aksakal sağduyulu bir politikacı. Keşke iktidarı ve muhalefetiyle Türkiye, Barış Harekâtı’nın yıldönümünde Kıbrıs’ta olabilseydi.

ECEVİT-DEMİREL

Siyah beyaz televizyondan hatırlıyorum. Ama hiç unutmuyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı olduğunda muhalefet lideri Süleyman Demirel’in Başbakanlığın merdivenlerinin dibinde yaptığı bir açıklama vardı. Başbakan Ecevit, muhalefet lideri Demirel’i davet edip bilgilendirmiş. Demirel de, “Gün iktidar muhalefet günü değil, Mehmetçiğin arkasındayız. Devletimizi, hükümetimizi destekliyoruz” diye açıklama yapmıştı. Devlet adamlığı budur.

OĞUZHAN ASİLTÜRK İLE SOHBET

Benim için bir sürpriz de şeref salonundan içeri giren

Yazının Devamını Oku

Hangi parti hangi sosyal medyayı kullanıyor

Sosyal medya siyasi tercihlerimizin de göstergesi oldu.

Optimar’ın temmuz ayı araştırmasında en çok kullandığımız sosyal medya platformları ile hangi parti hangi sosyal medyayı tercih ediyor sorusuna cevap arandı.

INSTAGRAM’IN YÜKSELİŞİ

Fotoğraf paylaşımı ve göreceli olarak daha nitelikli bir kitleye hitap etmesi Instagram’ın öne çıkmasını sağladı. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna ankete katılanların yüzde 30.4’ü Instagram yanıtını verirken, Facebook yüzde 30.1’le ikinci. Twitter ise kısa sürede çöplüğe dönüşmesi nedeniyle üçüncü sıraya geriledi. Twitter’ı takip ediyorum diyenlerin oranı yüzde 19.6 olurken, YouTube kullanıyorum diyenlerin oranı yüzde 11.5 oldu. Bu arada Tiktok’u kullanıyorum diyenler 1.4’e ulaşırken, skandallarla gündeme gelen Clubhouse takip ediyorum diyenlerin oranı ise 0.1’de kaldı.

KADINLARIN TERCİHİ

Kadınlar yüzde 30.3’le ilk sırada Instagram’ı kullanırken, onu yüzde 30.1’le Facebook takip etti. Kadınlar yüzde 19.5’le Twitter’ı, 11.4’le YouTube’u tercih ederken, Tiktok kullanımında 1.6’yla erkekleri geçtiler.

ERKEKLER NEYİ TERCİH EDİYOR

Erkeklere de haksızlık etmeyelim. Erkeklerde de sıralama da Instagram yüzde 30.5’le birinci gelirken, Facebook yüzde 30.3’le ikinci sırada yer alıyor. Erkekler Twitter’da 19.6’yla kadınları geçerken, üstünlüklerini YouTube’de sürdürüyorlar. YouTube diyen erkeklerin oranı 11.6 olurken, Tiktok’ta 1.3’le kadınların gerisinde kaldılar.

CLUBHOUSE’CU ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Anketten ne çıktı?

Anketler üzerinden algı operasyonunun yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. O nedenle kamuoyu araştırmalarını yayınlarken, kılı kırk yarıyorum.

Optimar’ın anketlerini ise hem bir siyasi partinin siparişi değil, kaynağını kendisinin karşılaması, hem güvenilir olması, hem de ilk kez bu köşede yayınlanıyor olması nedeniyle tercih ediyorum.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 10-13 Temmuz tarihleri arasında 1726 kişi ile CATİ yöntemiyle yaptığı 15 Temmuz özel anketinin sonuçları çok önemli uyarılar içeriyor. Aslında bu anketin verilerini haziran araştırması olarak değerlendirmekte yarar var.

2023’e giderken iktidar ne yapmalı diye soracak olursanız, o sorunun cevabı bu ankette yer alıyor. Bir süredir özellikle ekonomiye, geçim sıkıntısına ve işsizliğe dikkat çekmeye çalışıyorum. Kitleler AK Parti’yi refahını yükselttiği için tercih ediyor. Bence 2023’ün anahtarı da burada yatıyor.

2023’te halkımız neye göre oy verecek derseniz tek kelime ile cevap veririm. Ekonomi.

EKONOMİ ARTI İŞSİZLİK

Türkiye’nin en önemli sorunu ne sorusuna ankete katılanların yüzde 38.5’i ekonomi yanıtını vermiş. Koronavirüs salgını yüzde 14.8’le ikinci sırada geliyor. Üçüncü sırada ise yüzde 12.6’yla işsizlik var. Bir süredir ilk üç sıra değişmiyor.

Ekonomiyle işsizliği birlikte düşündüğümüzde ise bu oran 51.1’e ulaşıyor.

ÜÇ AYIN VERİLERİNE 

Yazının Devamını Oku

2023 seçimleri ve AK Parti’nin rakibi

Çankaya savaşları derdik. Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi diyoruz. Neden Çankaya savaşları derdik? Çünkü Cumhurbaşkanlığı uğruna darbeler yapılıyor, muhtıralar veriliyordu.

Erdoğan’ın bu rejime yaptığı en büyük hizmet Cumhurbaşkanlığı seçimini doğrudan millete götürmesi oldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle birlikte artık asker ne diyor, medya kimi destekliyor, iş dünyasının adayı kim, Amerika kimi istiyor gibi sorular ortadan kalktı. Artık millet kimi istiyorsa o seçiliyor. Millet ne diyorsa o oluyor. Demokrasinin öznesi millet oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi 2023 yılı haziran ayında yapılacak ama seçim kampanyası başladı.

2023 SAVAŞI BAŞLADI

Yaşanan tartışmaların odağında da 2023 seçimleri yer alıyor. Emekli amirallerin bildirisi, video operasyonları ve HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan silahlı saldırı ile vesayet sistemi 2023 seçimlerinde Erdoğan’ı tasfiye etmek için harekete geçti.

Şurası çok net ki, 2023 seçimleri, “Erdoğan seçimi” olacak.

Peki bu seçimlerde Erdoğan’ın rakibi kim olacak? Elbette ki Erdoğan’ın rakibinin kim olacağı çok önemli olacak. Ama AK Parti’nin rakibini biliyorum. AK Parti’nin rakibi yine AK Parti. O nedenle AK Parti’nin bu gerçeği görerek silkinmesi ve dava şuuruyla harekete geçmesi gerekiyor. Bezginliği, bıkkınlığı, yılgınlığı bir kenara bırakıp, yeniden dirilişe ihtiyaç var. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu yapmaya çalışıyor.

ERDOĞAN İZLENİMLERİ

Kritik süreçlerde Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu kimi tarif etti İmamoğlu ne yapacak?

Muhalefeti bekleyen en önemli sorun kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı. 2023 seçimlerine 2 yıl varken, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu muhalefeti sarsmaya başladı.

Dün aynı zamanda yeni bir gelişme yaşandı.

Cumhurbaşkanı adaylığı için bir süredir atağa kalkan Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı tarifi yaptı. Böylece artık elimizde bir Cumhurbaşkanı adayı kriterleri oluştu. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tarifi bana Demirel’i hatırlattı. Demirel, Cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman Büyük Birlik Partisi milletvekilleri ile bir araya gelmişti.

Muhsin Yazıcıoğlu, Demirel’in adaylığına sıcak bakmadıklarını anlatmak için gönüllerindeki Cumhurbaşkanına ilişkin kriterleri sıralamıştı. Yazıcıoğlu, “Cumhurbaşkanı sivil olmalı. Alnı secdeye değmeli. Darbelere karşı olmalı” diye sıralamaya başlayınca Demirel ayağa kalkıp, “Kardeşim siz beni tarif ediyorsunuz. Ben siyasi hayatım boyunca darbelerle mücadele ettim. Sivil Cumhurbaşkanlığının mücadelesini verdim. Ben ta 1960’larda, ‘Bu ülkede herkes göğsünü gere gere ben Müslümanım diyebilmeli’ demiştim” diye sözü alıp, ikna etmeye çalışmıştı.

Kılıçdaroğlu da Cumhurbaşkanı adayı için kriterler ortaya koydu. “Millet ittifakının adayı nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte olmalı” dedi.

Bu kriterlerde bir eksik var. O da adı Kemal Kılıçdaroğlu olacak  denilmiyor. Kılıçdaroğlu, ideal cumhurbaşkanı olarak kendini tarif ediyor. Burada geri vitese atar mı? Bence Kılıçdaroğlu, her geçen gün Cumhurbaşkanlığı adaylığına doğru daha çok yaklaşıyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ BELEDİYE DE KALSIN İSTİYOR

Ayrıca Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş başta olmak üzere belediye başkanlarının ikinci bir dönem daha illerine hizmet etmelerini istiyor. Yakın çevresine de Murat Karayalçın örneğini verdiği söyleniyor.

Karayalçın

Yazının Devamını Oku

‘Serok Erdoğan’ sloganları MHP’yi rahatsız etti mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır’da verdiği mesajlar, üzerinde dikkatle durulmayı hak ediyor.

Çünkü AK Parti’nin en önemli açılımlarından olan çözüm sürecinin tu kaka ilan edildiği bir dönemde Erdoğan, çerçevesi çok iyi belirlenmiş, mesajları isabetli olarak seçilmiş bir konuşma yaptı.

Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti bir başlangıç. İlkbahara kadar Doğu ve Güneydoğu’nun tamamını ziyaret etmeyi planlıyor. Her ay bir ile gidecek. Dün gençlik buluşmasında “Bir sonraki buluşmayı Erzurumlu gençlerimizle yapmayı planlıyoruz” dedi. Erdoğan, hem Diyarbakır’ın hem Erzurum’un temsil ettiği siyasi misyona hitap edebilen bir lider. O nedenle sahaya çıkması, siyasi iklimi değiştiriyor.

Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti üç noktayı ön plana çıkardı.

1- Yeni bir çözüm süreci mi başlıyor?

2- Erdoğan, erken seçime mi hazırlanıyor?

3- “Serok Erdoğan” sloganları Cumhur İttifakı’nda bir soruna yol açar mı? MHP’yi rahatsız etti mi?

YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ Mİ?

Yeni bir çözüm süreci başlatılmıyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan erken seçime mi hazırlanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlere dönük mesajlarını yoğunlaştırınca, “Ne oluyor, erken seçim mi geliyor?” sorusunun peşine düştüm.

Aslında bu soru işareti Erdoğan’ın Milli Görüş’ün ağır toplarından Oğuzhan Asiltürk’ü ziyareti üzerine oluşmaya başlamıştı.

Bir çiçekle bahar gelmez. Oğuzhan Asiltürk ziyareti seçim işareti olmaz diye düşündüm.

İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi bir kez daha düşünmeme yol açtı. Erdoğan AK Parti’nin her MKYK toplantısında, il başkanları ve belediye başkanları ile yapılan toplantılarda, milletvekilleri ile buluşmasında seçimlere dönük mesajlarının dozunu artırıyor.

Diyarbakır ziyaretiyle birlikte çözüm sürecini tartışmaya açması ise seçim konusu üzerinde yoğunlaşmama neden oldu.

O nedenle AK Parti kulislerinin nabzını tutmaya, Erdoğan’ın seçimlere ilişkin mesajlarının anlamını çözmeye çalıştım.

BAHÇELİ İLE GÜVEN İLİŞKİSİ

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim diyor ama her defasında 2023 seçimleri diyor.

2-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan neden seçim demeye başladı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Sincan’da meydana toplanan partililere “Şimdiden 2023 seçimleri için çalışmaya başlamanızı istiyorum” diye seslenmesi bana manidar geldi.

Belki de o psikolojiyle izlediğim için Erdoğan’ın il başkanları toplantısında ısrarla seçim de seçim demesi daha çok dikkat etmeme neden oldu.

SEÇİM VURGUSU

Erdoğan’ın il başkanlarına 2023 seçimlerine dönük olarak çalışmaları yönünde talimat vermesini anlıyorum. Ama sanki seçim kararı alınmış da önümüzdeki ay sandık başına gidecekmişiz gibi bir hava vermesi antenleri açmama neden oldu. Erdoğan seçim olmadan seçime hazırlanıyor, 19 yıldır girdiği her seçimi kazanmasının sırrı burada, diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama Bahçeli seçimler zamanında yapılacak derken, Erdoğan 2023’ü hedef gösterirken, 2023 seçimlerine de daha iki yıl varken bu kadar abanması dikkatimi çekti.

İKİ DURAK

İster 2023’te olsun ister ondan önceki bir tarihte. Seçim tarihi ne olur bilmem ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim startını verdi. “2023’e eğer kararlı bir şekilde hazırlanacaksak, bizim için şurada son iki durak var, çok önemli. Bu 2021’dir, 2022’dir. 2023 tamamen seçim yılıdır” dedi.

ÖNEMLİ VİRAJ

Ama ondan önce bir cümlesi vardı, “2023 virajını kazasız belasız dönmemiz gerekiyor” dedi. 2023 seçimlerini Türkiye açısından bir kırılma noktası olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında gerilim tırmanıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti.

Kuşoğlu, CHP Çankaya ilçe binasının açılışında partililere, “Sayın Genel Başkanımız, cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sevgi ve saygılarını iletiyorum” diye seslendi.

Kılıçdaroğlu daha önce katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığının sinyalini vermiş, “İttifak öyle bir karar verirse ondan kaçamazsınız” demişti.

Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmişlerdi.

KUŞOĞLU-KILIÇDAROĞLU DOSTLUĞU

Bülent Kuşoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmesi önemli bir nokta. Çünkü Bülent Kuşoğlu, bürokrasiden bu yana Kılıçdaroğlu’nun yakın arkadaşı. Çekirdek ekipten. Doğru Yol Partisi’nde de milletvekilliği yapan Kuşoğlu, CHP’de Kılıçdaroğlu tarafından genel başkan yardımcılığına getirildi. Külliye’ye giden CHP’li olayında faturanın Bülent Kuşoğlu’na kesilmeye çalışılmasına rağmen Kılıçdaroğlu hem PM listesine aldı hem yeni dönemde genel başkan yardımcısı yaptı.

Bülent Kuşoğlu konuşuyorsa Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde konuşuyor diye değerlendirmek lazım.

KILIÇDAROĞLU’NUN CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI

Peki

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu hapse girecek mi?

Allah korusun. Durup dururken neden hapse girsin?

CHP Genel Başkanı’nın hapse girmesinin bedelini Türk demokrasisi ödeyebilir mi? Ana muhalefet lideri konuştuğu için dokunulmazlığı kaldırılıp hapse atılacak olsa ilk olarak ben karşı çıkarım.

Peki bu iş nereden çıktı?

Hakkındaki fezleke Meclis’e gelince Kılıçdaroğlu, “Erdoğan beni hapse attırmak istiyor” konulu bir video çekti.

Bahçeli’den de “Çıksın mahkeme karşısına, versin üzerine atılı suçlamaların hesabını. Dolandırıcı tosuncuk nasıl bedel ödeyecekse Kılıçdaroğlu da ödesin. Kılıçdaroğlu kendine güveniyorsa dokunulmazlığının kaldırılmasına bizzat kendisi önayak olmalı, karar sürecini bizatihi kendisi başlatmalıdır. Söz veriyorum, ilk kez CHP’ye destek vereceğiz, onlara ‘tamam’ diyeceğiz” çağrısı gelince CHP liderine hapis tehditi beni rahatsız etti. Meclis kulislerini araştırdım. Meclis’te Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir hazırlık yok. Bırakın Kılıçdaroğlu’nu, diğer milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde de bir çalışma yok.

Dokunulmazlıkların kaldırılması için önce Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilmesi gerekiyor. Ardından Meclis Genel Kurulu’na gelip, oylanıp kabul edilecek. Hangi dosyada dokunulmazlığı kaldırılırsa o dosyadan yargılanacak.

KOMİSYON GÜNDEMİNDE YOK

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nun dokunulmazlıkların kaldırılması gibi bir gündemi yok.

Meclis’in gündeminde ise şimdi 4. Yargı Paketi var. Ardından hayvan haklarıyla ilgili düzenleme gelecek. Meclis ekonomiyle ilgili torba yasayı çıkarıp tatile girecek.

Yazının Devamını Oku