"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Büyükşehir yasası değişiyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da cuma namazı çıkışında görüştüğü Erdoğan’a randevu talebini tekrar ilettiğini söylemişti.

Erdoğan, yerel seçimlerin ardından büyükşehir belediye başkanlarını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun koltuğunun kırılmasının damga vurduğu toplantıya AK Parti, CHP ve MHP’li büyükşehir belediye başkanları ve bakanlar katılmıştı. Toplantı kamuoyu tarafından takdirle karşılanmış, belediye başkanları ise memnuniyetlerini ifade etmişti. Belediye başkanları ile bir WhatsApp grubunun da oluşturulduğu toplantıda, büyükşehir yasası üzerinde çalışmalar yapmak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında bir heyet kurulmuştu. CHP’den Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Yılmaz Büyükerşen’in yer aldığı heyette AK Parti’den Fatma Şahin, Memduh Büyükkılıç ve Selahattin Gürkan yer alıyor.

WhatsApp grubunun, “merhaba” ve “Hayırlı olsun”dan öteye geçmediği biliniyor ama büyükşehir yasasıyla ilgili ciddi bir çalışma yürütülüyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, belediye başkanlarından büyükşehir yasasıyla ilgili önerilerini yazılı olarak bildirmelerini istemiş. Başkanların ilettiği görüşler bir havuzda toplanmış ve Fuat Oktay başkanlığında bir çalışma yapılmış. İmar mevzuatında belediye meclisinin yetkisi artırılırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim ve kontrol fonksiyonunun güçlendirilmesi, ilçe belediyelerinin merkez ve taşra olarak ayrılması, ayrı bir bütçe oluşturularak cenaze, zabıta, çöp toplama, ilaçlama gibi hizmetlerin taşra belediyelerine bırakılmasının üzerinde duruluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da görüşü alındıktan sonra düşünülen değişiklikler toplantıda başkanların görüşüne sunulacak.

Peki Erdoğan başkanları ne zaman davet edecek? Geç olmayan bir tarih deniliyor. Ben bunu 2020’nin ilk ayları olarak anladım.

TRUMP İRAN’I BİRLEŞTİRDİ

KASIM Süleymani’nin cenaze töreni için Ayetullah Humeyni’den sonraki en büyük katılım deniliyor. Süleymani, dün dini lider Hamaney’in gözyaşları içinde kıldırdığı cenaze namazından sonra bugün memleketi olan Kirman’da toprağa verilecek.

Tahran’da Süleymani’nin cenaze törenini izleyen bir meslektaşımla konuştum. Daha önce de İran’daki protesto eylemleri sırasında görüşürdük. İran’da gençlerin ve kadınların öncülük ettiği bir dip dalganın geliştiğini söylerdi. Bu kez Süleymani’nin öldürülmesinin, protestolar nedeniyle zor günler yaşayan İran için ilaç gibi geldiğini söyledi. “Trump, Süleymani’yi öldürerek İran’ı birleştirdi” dedi. 

ABD BAŞKANLARININ TEHLİKELİ DÖNEMİ

ABD başkanlarının iki dönemine dikkat etmek gerekiyor. Seçim dönemiyse, seçimleri kazanabilmek için her türlü çılgınlığı yapabiliyorlar. En yakın örnek, Bağdadi ve Süleymani’nin öldürülmesi. Trump, iki operasyonla hem üzerindeki azil baskısını azalttı hem de kasım ayındaki seçimi cebine koydu.

İkinci dönem ise, başkanların topal ördek oldukları son 2 yılları.

ABD derin devletinin ipleri ele geçirdiği ara dönemde darbeler, suikastlar dahil her şey olabiliyor. CIA’in Türkiye istasyon şefi Paul Henze, 12 Eylül darbesini Carter’a “Bizim çocuklar başardı” diye bildirmişti. Carter, 12 Eylül’den 1 yıl sonra başkanlığa veda etti.

15 Temmuz darbe girişimi ise Obama’nın son aylarına denk gelmişti. 15 Temmuz’u Obama’ya “Pensilvanya’daki sakinimiz başaramadı” diye mi bildirdiler, orasını bilmiyorum ama ABD, 15 Temmuz’a günlerce sessiz kalmıştı. Obama ise darbeden 4 gün sonra aradığı Erdoğan’a demokratik değerleri hatırlatmıştı.

MİT’İN KALESİ

İBADET edenleri fişleyen MİT’ten, MİT merkezinin dualarla açıldığı bir döneme geldik. MİT’in tarihi aynı zamanda demokrasi ve darbeler tarihimizin de bir parçası.

27 Mayıs’ın içinde olan MAH, darbeyi bağlı olduğu Başbakan’a haber vermemişti.

12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle devrilen Demirel ise “MİT darbeleri bağlı olduğu Başbakan’a bildirmemiştir” demişti. 12 Mart’ta MİT Müsteşarı Fuat Doğu, Başbakan Demirel’i arayarak istifasını istemişti. Fuat Doğu, “MİT müsteşarı değil, CIA’in şube müdürüydüm” diyen kişiydi.

12 Eylül’ün darbe planları MİT’in uçağında askeri birliklere iletilmişti. Ama MİT bağlı olduğu Başbakan’a darbeyi haber vermemişti.

15 Temmuz’da ise darbeciler tarafından baskına uğrayan ve darbeye karşı direnen bir MİT vardı. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, 15 Temmuz gecesi MİT’in elindeki füzeleri F-16’lara fırlattıklarını, bunun darbecilere karşı etkili olduğunu anlatmıştı. Darbeyi önceden haber alsalar, Türkiye’nin 15 Temmuz trajedisini yaşaması engellenmiş olurdu. MİT Hakan Fidan döneminde ise dış operasyonlar yetkisini de almak suretiyle içeride kendi vatandaşlarını fişleyen bir kurum olmaktan çıkıp, dünyanın belalı coğrafyalarında PKK’lılara, DEAŞ’a ve FETÖ’ye karşı operasyon yapan bir birime dönüştü. Artık dünyada Amerikan, İngiliz ve Rus istihbaratıyla birlikte ismi anılan bir MİT var. MİT içimizdeki CIA’in kolu olmaktan çıktı, Türkiye’nin dış operasyonlardaki kolu haline dönüştü.

MİT yeni misyonuna uygun olarak yeni binası ‘kale’ye taşındı. Tabii önemli olan MİT’in işlevi. Bir dönemler darbelerin ‘kale’si olan MİT’in demokrasinin kalesi olmaya devam etmesi dileğiyle... 

X