Yalçın Bayer: Gerçek ihracatçı zarar görüyor

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

HER işte olduğu gibi sonunda ihracat gümrük işlemlerinin de suyunu çıkardılar. 'Hayalici arıyoruz' diye tüm ihracat işlemlerini didik-didik ediyorlar ve akla hayale gelmeyecek belgeler istiyorlar.

Biz Ankara merkezli bir firma olarak 1992 yılından beri İstanbul'da çeşitli gümrük kapılarından tüm Avrupa, ABD ve Kanada'ya tekstil ve káğıt hammaddesi ihracatı yapmaktayız. Bugünlere kadar gümrüklerde ufak tefek sorunlar yaşadıysak da karşımıza ciddi hiçbir sorun çıkmıyordu. Ancak son günlerdeki değişik operasyonlarla ortaya çıkan hayali ihracat olaylarından sonra herkese aynı gözle bakmaya ve tüm ihracatlara ‘Hayali ihracat mı?’ demeye başladılar. Memurlar imza atmaya korkar oldular. Bir süre önce yüklediğimiz 4 TIR dolusu hammadde önce Erenköy Gümrüğü'ne gitti. (Ro-ro yakın diye çoğu zaman TIR'ların çıkış yaptığı gümrük...) Ancak burada yetkililer, 'Sizin adresiniz Halkalı Gümrüğü'ne yakın. Orada yaptırmak zorundasınız' diyerek TIR'ları Halkalı Gümrüğü'ne gönderdiler. Oradaki görevliler sağ olsunlar, 3 gündür gümrük işlemlerini tamamlayıp çıkış vermediler. Manasız bir şekilde tedarikçi faturalar, kapasite raporları isteniyor. Herhalde yakında ‘iyi hal káğıdı, nüfus cüzdanı sureti, alkol raporu’ da isteyecekler.

Doğal olarak bu gecikmeler yurtdışındaki alıcılarımızla sorun yaşamamıza hatta sipariş iptaline neden oluyor. Ama derdimizi anlatacak bir Allah'ın kulu yok. Çünkü herkes herkesten korkar olmuş. En iyisi tüm ihracatçıları yasaklasınlar, benzer bir sorun bir daha asla yaşanmaz.

Tabii ki suçluyu, sahtekárı, kaçakçıyı bulmak ve cezalandırmak devletin en doğal görevidir. Ama ihracatçı olmayan birtakım adamlar sahtekárlık yapıyorsa, onun bedelini 'gerçek ihracatçı' ödeyemez. Bu tür insanlar gerçek ihracatçılara da zarar vermektedir. Bu olaylardan dolayı dışardaki alıcılamızdan ciddi sorular duyuyoruz ve bize güvenleri zedeleniyor.

Unutulmamalıdır ki, 1999 yılında 26.5 milyar dolarlık mal ihracını bu ihracatçılar gerçekleştirmiştir. Ve yine unutulmamalıdır ki bu kafa ve mentaliteyle 28.2 milyar dolarlık hedef ancak káğıt üzerinde kalır.

ÊHasan TEPE-İSTANBUL

Egebank, Almanya'da para topluyor

İZMİR'den okurumuz Bersan Özcan yazıyor: ‘‘Almanya'daki Türk gazetelerinden öğrendiğimize göre, Egebank Almanya'daki işçilerimizin yatıracakları bir yıl vadeli Deutsche Mark hesaplarına % 15 oranında faiz vereceğini ilan ederek para topluyor.

Diğer milli bankalarımız, bir yıl vadeli DM mevzuatlarına en fazla % 7 oranında faiz verdiklerine göre, Egebank'ın verdiği faiz haksız rekabete yol açmıyor mu?

Egebank, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na geçtiğine göre, banka Almanya'da topladığı paralarla ikinci kez batarsa, gurbetçilerimizin bir güvencesi var mıdır?

Sekiz bankanın devlete maliyetinin 6 milyar dolar olduğunu gazeteler yazıyor.

Bu arada banka TMSF'na geçmeden önceki son yönetim kurulu üyeleri, genel müdürleri ve müdür yardımcıları ile krediler müdürlerinin, Bankalar Kanunu'na göre mal varlıklarına hálá neden el konulmuyor?’’

Ancak Murat Demirel'in Almanya'daki Egebank'ı, Türkiye'den bağımsız bir bir banka... Orada ne yapılırsa, Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'nu ilgilendirmiyor.

Bakan Durmuş:

Kaymakam

yanlış yaptı

SAĞLIK Bakanı Dr. Osman Durmuş, dünkü ‘‘Hemşirelere gardiyanlık yaptırılıyor’’ yazısı için ‘‘Ne yazık ki doğru’’ dedi. Kaymakam ve valilerin, cezaevindeki aramalara sağlık personelini çağırmalarını yanlış bulduğunu söyleyen Durmuş şöyle dedi:

‘‘Kemalpaşa Kaymakamı yanlış yapmıştır. Sağlık personeli, suçlu ile kolluk kuvvetleri arasında tarafsız olmalıdır. Hanım sanık ve suçlularla ilgili aramalarda başka hanım personel kullanılmalıdır. Yoksa sağlık personeli sıkıntıya düşer.’’

Bu konuda Adalet Bakanlığı ile yapılmış bir protokol yok mu?

- Hayır, bize böyle bir teklif geldi. Ancak gerçekleşmedi. Sağlık personelinin kolluk kuvvetlerinin görevini yapacak diye bir şey olamaz. Biz uluslararası standartlara göre personelin tarafsız kalması için özen gösteriyoruz. Kaymakamlarımızın da özen göstermesi gerekiyor.

Okul yardımsız olmaz

HER ders yılında kemiklerim sızlar. Çünkü, ‘‘Bakan açıkladı, sakın veliler okula kayıt parası vermesin.’’, ‘‘Kayıt parası alan müdüre suçüstü’’ gibi haberler hemen başlar. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil.

İki oğlumdan biri Yedikule Lisesi'nde okurken dernek kurup başkan oldum. Hazırladığımız tüzük gereği 'velilik' sıfatımız bitince yönetim kurulundan ayrıldık. Okulun içme suyu, kanalizasyon sorununu hallettik, badanasını yaptık, ne noksanı varsa giderdik. Tabii bunlar hep velilerden alınan yardım paralarıyla oldu.

MEB'nın bütçesi belli. İki aylık yakıt verebiliyor, sonra çocuklar 'zemheri'de titremeye başlıyor. Yakıtı kim alacak? Tabii ki dernek. Hangi para ile!

Fakir köy çocukları bile tezek getirip sobayı yakar. Şehirde oturanlar neden imtiyazlı?

Geçenlerde Vefa Lisesi Müdürü sayın Sakin Öner Hoca'yı ziyaret ettim. Bu sırada bir veli içeri girdi. ‘‘Bu ne parası hocam?’’ dedi; ‘‘Ben bir lokantada işçiyim. Bu parayı nasıl veririm’’ Kim mi? İstanbul'da lokantalar zinciri olan bir adam. Para babası adam, ‘‘Milli Eğitim ne güne duruyor’’ diye bir de çıkıştı; ‘‘Hani Türkiye'de eğitim parasızdı!’’ dedi. İnanın okula karınca kararınca yardım edenler değil, kırk para vermeyenler şikayetçi oluyor. Ben bunları yaşadıkça utanıyorum.

Doğan KATIRCIOĞLU-Gazeteci-İSTANBUL

Sayıştay yangını

SAYIŞTAY yangınında, kül olan belgeler arasında hayali ihracat belgelerinin olabileceği iddia ediliyor.

Bunu söyleyen Sayıştay eski Başkanı ve FP Kocaeli Milletvekili Vecdi Gönül...

Peki, Sayıştay'ın yanan evrakları arasında RP/FP'li belediyelerin teftiş raporları, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Muradiye Vakfı ve Alfagaz Dosyası... Partilerin Hazine'den aldıkları yardımların belgeleri... Özellikle de, RP'nin kapatılmasından sonra yargıda görülmekte olan Hazine yardımının kaçırılması davasının dosyası... Yanmış olabilir mi?

Ankara'dan bir okurumuzun uyarısı üzerine hatırlatalım.

TEKİRDAĞ Yenice beldesindeki yazlıkların foseptikleri vidanjörlerle tarlalarımıza atılıyor. Belediye bir yer gösteremiyor. Tarlalarımız ekilemez hale gelip, garip bitkiler çıkıyor. Zaman zaman vidanjör şoförleri ile yumruk yumruğa geliyoruz. Peki Tekirdağ Valiliği, Çevre Müdürlüğü ve Jandarma bunları görmüyor mu? Haldun

ULUENGİN-YENİCE

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Türkiye'de israf ve bürokrasi diktatörlüğü vardır.’’

(Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan)

Yazarın Tüm Yazıları