Turizm Bakanı’na ve Aksoy’a sorular

BUGÜN izin verirseniz biraz geçmişe dönüp 7 Şubat 2005 tarihinde bu köşede yazdığım bir yazıdan alıntılar yapacağım.

Dönüyorum: ‘KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı ‘Tanıtım İhalesi’ni, bu yıl da, daha önce aynı ihaleyi beş kez üst üste kazanan Ddf reklam ajansı kazandı. İhaleye katılan Wunderman reklam ajansı Yönetim Kurulu Başkanı, sektörün duayeni Atilla Aksoy ‘İhalenin sonucu ortadaysa niye ihale yapılıyor’ diye isyan etti, ihale sürecindeki ciddiyetsizliğe dikkat çekti. İhalede yasalara uygun olmayan bir şey yok. Hatta yasa bakanlığın tanıtım işini istediğini verebileceğini de söylüyor. Ancak Bakanlık her yıl ihale açıyor ve sonucunda ihaleyi hep Ddf reklam ajansı kazanıyor. Her yıl Reklamcılar Derneği ve ihaleye giren Türkiye’nin ‘muteber’ ajanları, ihale sürecinin ciddiyetsiz yapıldığını ve ‘adeta Ddf’in kazanması için tasarlandığını ima ediyorlar. Hatta bazı gazeteler ve meslek dergileri Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun ihaleyi kazanan ajansın sahibi ile ‘dostluk’ ilişkisini vurguluyorlar. Kanıt sunan yok ama. Herkes karnından konuşuyor.Sonuç değişmiyor. İhale yine aynı şekilde yapılıyor. Yine Ddf ihaleyi kazanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu Marketing Türkiye’nin 1 Şubat 2005 sayısında eleştiriler karşısında şöyle diyor: ‘..
İmaların arkasına sığınmak benim anlayabileceğim bir yol değildir. Bütün projeleri Reklamcılar Derneği’nde veya başka herhangi bir yerde sergileyip kamuoyunun ve uzmanların değerlendirmesine sunalım. Biz hazırız.’ Atilla Aksoy’da aynı dergide Mumcu’ya yanıt veriyor: ‘Hodri meydan sayın Bakan!’

Sonra ne oldu?’ diye merak ediyorsunuz değil mi? Bir şey olmadı. Eski tas eski ihale... Erkan Mumcu’nun Bakanlık’taki ömrü ihaleye katılan işleri sergilemeye yetmedi. Yerine Atilla Koç atandı. Bir süre önce yine yöntemlerle ihale açıldı ve bu kez İhaleye Ddf reklam ajansı katılamadı. Kapalı kapılar ardında yapılan ihaleyi bu kez geçen sene ihale sürecini ciddi bulmadığını açıklayan Atilla Aksoy’un reklam ajansı Wunderman kazandı. Ve Turizm Bakanlığı geçen hafta 2006 kampanyasını açıkladı. O ne! Gazetelerde yer alan afişler geçen sene Ddf tarafından üretilen afişler. Şimdi sorulara gelelim.

Bu nasıl iş sayın Bakan? Eğer Ddf reklam ajansının (sorumlu olduğu ülkelerde) Türkiye’yi doğru tanıtamadığına inanıyorsanız niye hala onun işlerini kullanıyorsunuz? Madem Ddf’in işleri bu kadar iyi idi niye ihaleye katılamadı? Yeni ihaleyi Wunderman kazandığına göre hala eski ajansın işlerini kullanmakta etik bir sorun görmüyor musunuz? Son iki sorum da Atilla Aksoy’a: İhale süreci geçen seneden farklı mıydı? Bu sene ihaleye katılan işlerin sergilenmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Başka sorum yok.

Banka seçimi konusunda iç konuşmalar

Benim hayatımın bankası İş BankasıÖ Vakıfbank’la kamusal alanda maaş ilişkisi nedeniyle karşılaştım. Hepsi okumuş çocuklar, iyi banka, sağlam banka ama İş Bankası’ndan vazgeçem.

Geçenlerde gittiğim bir şubesinde yaklaşık bir saat kuyrukta beklesem de (Bu ziyaretimde İş Bankası’nda çok ilginç bir olayla karşılaştım. Genç güvenlik görevlisi bilgisayarın başına oturmuş bir taraftan gelenleri bankolara yönlendiriyor, bir yandan da bilardo oynuyordu. Tam bir saat... Gençliği boş oturtmak zor!), evimin hemen yanındaki bankomat neredeyse iki aydır çalışmıyor olsa da İş Bankası başka bir alışkanlık.

İnternetten çoğu işlemi kendim yapıyorum zaten, bankamatik her köşe başında var, (Maksimum Nakit Noktası’nı da görmedim sanmayın! Gördüm hoşuma gitti... ’Yayıldıkça yayılıyoruz, heh heh, aslan bankam’ dedim), Nihal’le Arda da sağolsunlar bir dediğimi iki etmiyorlar..

Şimdilerde Yapı Kredi yine benim dışımda nedenlerle hesap ilişkisine girdim. Sevmeye başladım. Bu arada HSBC’nın Fındıklı Şubesi’nde bir Filiz hanım var. Müdür. İnanılmaz bir şey..Ben böyle satışçı, böyle takipçi bir bankacı göremedim. Hayatımız değiştirmek için bana ev bile arıyor. Ev kredisi verecekmişÖ Düşüp bayılıyordum. Her banka müdürü Filiz hanım gibi olsa var ya, bu bankaların hiçbirinin sırtı yere gelmez..Bu hafta bana Bölge Müdürü’nü getiriyor. Tahminim bu kez de beni ikna edemezse son koz Genel Müdür. Filiz’de bu kapasite var!

Fortis’le ilişkim ise henüz televizyonda, gazetede. Dışbank reklamlarını göremiyorduk, Fortis reklamları oldukça görünülür! Fortis ismi ilk başta kulağa hafif ilaç ismi gibi gelse de (Novartis gibi) yakında beyinlere sadece banka olarak çakılacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Logosu da amblemini de çok beğendim. Hele amblemine bittim. Çok hareketli, çok çağdaş, ‘avantajları’ iyi çağrıştıran bir amblem. Reklam filmini izleyince Fortis’in hayatımı değiştireceğini anladım da nasıl değiştireceğini anlamadım. Bir de bir hafif yapaylık var gibi, müzik iniyor, çıkıyor, bir yerde kesiliyor falan..

Hayatı değişen insanlar görmek hoşuma kesinlikle hoşuma gitti. Nasıl yapacaklar diye merakla bekliyorum. Sadece nohut-pilavcının restoran açma olayı kafamı karıştırdı. Dışbank böyle nohut-pilavcıya giden bir banka değildi? Fortis nasıl nohut-pilav işine girdi..

Banka dış cephelerini de gördüm. Bayağı iyi olmuş... Kırmızıyı severim. Fortis’e karşı kendimi kapamasam iyi olacak. Ama şu bankamatik sayısı, şube sayısı? Diana Kroll konserine gitmedin mi be adam... Orada söylediler ya şube sayısı iki katına çıkacakmış diye... Bekle bakalım, beynindeki banka marka portföyüne aldın Fortis’i işte. Bekleee. Filiz’le bölge müdürü de gelecek bu hafta...

Yeni reklamcılık eski ristürn

WUNDERMAN Reklam Ajansı’nın yönetim kurulu başkanı Atilla Aksoy Yeni Reklamcılık isimli bir kitap yazmış. Okumadım, bizim İK’da Gaye Güzelay Aksoy’la röportaj yapmış, oradan haberdar oldum. Aksoy’un yanıtlardan anladığım kadarıyla kitabında reklamcıları, reklamverenleri ve medyayı eleştiriyor. ‘Değişmeliyiz, bu yüzden de tartışmalıyız’ diyor. Röportajda Aksoy ‘risturn’ konusuna değinmemiş. Yani medyaya reklam yerleştirenlerin (reklamverenden haberli ya da habersiz) yıl sonunda medyadan aldığı ek komisyonlara..

Aksoy’un kitabını hemen edinip okuyacağım. Eğer orada da ‘ristürn’ konusuna değinmemişse Aksoy’a dönüp soracağım: Bu nasıl yeni reklamcılık sevgili Aksoy? Reklam sektörünün bugün en büyük sorunu ‘risturn’ konusu değil mi? ‘Risturn’ konusu çözülmeden ister eski ister yeni reklamcılık yapmışsın fark eder mi? ‘Risturn’ neye prim veriyor? Yaratılığa mı? Doğru yere doğru reklamı yerleştirmeye mi? Reklam yatırımlarının artmasına mı? ‘Ristürn’ neye kime hizmet ediyor? Risturn yüzünden reklama yatırılan paraların % 50’si boşa gidiyor olabilir mi? Önce bir kitabı okuyayım ama sonra soruları soracağım. Yanıtını alamazsam başkalarına daÖYine alamazsam oturup ristürn dosyasını kendim açacağım... Yakında bu köşede.

(*) Atilla Aksoy (2005) Yeni Reklamcılık, Bilgi Üniversitesi.

Çekirgelik

Tek bir ölüm trajedi, bir milyon ölüm istatiksel veridir

(Stalin)
Yazarın Tüm Yazıları