Tarihimizi komplekssiz öğrenmek

Bir ülke kendi tarihini, geçmişini doğru yargılardan öğrenmezse, yaşadığı zamanda gerçekleri acı deneylerle öğrenir.

Geçmişin kahramanlarını, tarihteki liderleri, abartılı bir anlayışın objektifinden sunarsak, gerçek insanla mitoloji kahramanlarını karıştırırız.

Emre Kongar’ın Tarihimizle Yüzleşmek kitabını okursanız, resmi tarihin dışında ama alternatif tarih kandırmacası tuzağına düşmeden tarihimizi öğrenebilirsiniz.

Kitabın başındaki Önsöz’ü okursanız, yazarın içtenliği, kitaba güveninizi daha da artıracaktır.

"(...)Amacım, hangi ideolojik ya da siyasal çözümden yana tavır koymuş olurlarsa olsunlar, değerli okurlarımın bu tavırlarını doğru ve nesnel tarihsel gerçeklere dayanmalarını sağlamaya yardımcı olmaktır.

Bu kitapta yazdıklarımı, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine dayandırmadım.

Tam tersine, yazdıklarımı, başta İslam Ansiklopedisi ve Türk Ansiklopedisi olmak kaydıyla, herkesin bildiği her an ulaşabileceği, güvenilir kaynaklara dayandırdım. Pek çok bölümde yararlandığım kaynakları belirttim."

Ben birçok yeni kaynağa ulaştım demiyor, yeni belgelerin ışığında bu tarihi yazdım demiyor, kaynak olarak iki ansiklopediyi veriyor ve yararlandığı kitapların da adını anıyor. Derinlemesine okumalara kaynak niteliği taşıyor bu kitap adları.

*

Tarihimizle Yüzleşmek, tarafsız bir kitap mı? Evet. Ama hangi anlamda; güdümlü olmayan, ideolojinin izdüşümüyle gerçekleri çarpıtmayan bir kitap. Bu açıdan bakarsanız tarafsız. Ama öte yandan bakarsanız taraflı. Bilimin getirdiği taraftan yana.

Tarih çok çağrışımlı bir disiplin. Öyle yazılar, öyle kitaplar vardır ki bunu tarih disiplini içine koyduğunuzda masalla, efsaneyle tarihi karıştırmış olursunuz.

Olayları, kişileri yazdıktan sonra, bilgilerin düzgün bir bileşimini ortaya koyuyor. Çok kullanılan sentez sözünden özellikle kaçıyorum.

Bizim gibi padişahlıktan, imparatorluktan cumhuriyete geçmiş bir toplumun tarihindeki belirsizlikleri güdümlü eşelemek çok kişinin kafasını karıştırır. Bu kitabın netliği, bu tehlikeyi bertaraf ediyor.

Tarih bulanık bir ortamda değil, saydam bir ortamda yaratılır.

Emre Kongar, ham ulusalcı, kendi kendimizi öven bir tarih anlayışına itibar etmemiş. Gerçeklerin dengesinde, olayları ve kişileri bilimsel verilerin ışığında hak ettikleri yere oturtmuş.

"İnsanlar Tarihe Neden Yanlış Bakar?" yazısını okuduğunuzda, tarih bilimini/disiplinini sakatlayan bütün unsurları burada bulabilirsiniz.

*

Uzun süre en çok satanlar listesinde kalan, şimdi de birinci sırayı alan Emre Kongar’ın Tarihimizle Yüzleşmek kitabının gördüğü ilginin analizini de yapmak isterim. Bazılarını saptamaya çalışacağım.

Yalın bir dil, herkesin anlayabileceği bir üslup, aydınlanması gereken birçok konuya değinmesi, kafamızdaki birçok sorunun yanıtını doğru, dürüst bir anlayışla vermesi.

Konu başlıkları bile kitabı çekici kılıyor. Gerçekten de çoğumuz bu soruları kafamızdan bir türlü atamadık.

Bir toplumbilimcinin tarihe bakışı, insan öğesini ön plana çıkarmasını sağlıyor. Böylece tarihin içine büyük oranda insan giriyor.

Laiklikten mezhep kavgalarına, Haçlı Seferleri’nden bugüne çekilen çizgide Türk tarihini yeniden, yanlış bilgilerinizi düzelterek okumak, kitabın gördüğü ilginin nedenlerinden biri.

Belgeye, bilgiye başvurmadan, onların eşliğinde çalışmadan, sadece kendi görüşünü yansıtsaydı, bu kadar çok okunmazdı. Çünkü artık günümüzde sadece kişisel fikirler fazla itibar görmüyor.

Bilgiyle desteklenmedikçe, güçlendirilmedikçe.

*

Mezhep kavgaları
nı okuduğunuzda; ister Müslümanlık olsun ister Hıristiyanlık, bu kavgaların ülkeyi zayıflattığını görüyorsunuz. Verilen örnekler bunu ispatlıyor.

Haçlı Seferleri bölümü, din adına yapılan bu savaşların nasıl bir yağmaya döndüğünü ve asıl amacın unutulduğunu, her şeyi ekonominin belirlediğini fark ediyorsunuz.

Çok okunan kitaplardan birinin tarih olması, yüzleşme kavramını ortaya getirmesi, çok satılması, artık bizim insanımızın da güvenilir adlardan tarihimizi doğru öğrenme isteğinin geliştiğinin kanıtıdır.

Türk Müslümanlığı Arap Müslümanlığından Farklıdır, bugün laiklik kavramına açılım getirdiği için önemli. Yazıdan bir cümle: "Üzülerek belirtmek gerekir ki, Orta Çağ’da ve Yeni Çağ’da siyasetin bir örgütlenme biçimi olan mezhepler ve dinler, günümüzde fanatik dincilerin elinde inanca dayalı politikanın amacı olmayı sürdürmektedir."

*

Osmanlı İmparatorluğu Bizans’ın Desteğiyle Kuruldu
başlığı sizi şaşırtabilir ama yazıyı okuduktan sonra, bunun bir tarihi gerçek olduğunu kabul edersiniz.

Emre Kongar, hemen hemen bütün konularda Resmi Tarih’in bakışını ve bunun alternatifini ortaya koyarak, karşılaştırma yapmamızı da sağlıyor.

Belki kimi okurlar, bu yazıları okurken, içinde kendilerinin de bildiği bilgi kırıntılarına rastlayacaklardır ama bunun bir bileşimini bulmak, bir görüşe dönüştürülerek sunulmasının öneminin, kitabın belirgin bir özelliği olduğunu anlayacaklardır.

Batılılaşma Göçle Başlar Alparslan’la Sürer, Fatih Sultan Mehmet’le Kurumlaşır başlığı altındaki yazıdaki soruları ne çok sorduk: "Türkiye"nin Batılılaşma serüveni pek çok düşünürün üzerinde durduğu önemli konulardan biridir: Batılılaşma nedir?, Ne zaman başlamıştır?, Ne kadar başarılıdır?, Batılılaşma aslında gerekli midir?, Batılılaşma Batı taklitçiliği midir?, Batılılaşma bir uygarlaşma mıdır yoksa Batı Emperyalizmi’ne bir boyun eğiş midir?"

Bu önemli. Hepimizin sorduğu soruların yanıtını da kitapta bulacaksınız.

*

Yanlış, taraflı bilgiler çoğu zaman bir ülkeyi yüceltmek için kullanılır. Oysa bunlar gerçeklik duygusundan insanı koparırlar, bunların üzerine bina edilen yalan yargılarla doğru yorumdan ayrılırlar. Fanatiklik çoğu zaman da yanlış bilgilerden doğar.

Osmanlı Borçlarını Yalnız Türkiye Cumhuriyeti Ödemedi yazısında, Düyun-u Umumiye’nin borçları konusunda doğru bilgileri edinirsiniz. İlgi çekici bir bilançodur, kitapta yer alan.

"Ermeni Sorunu Nedir?" bölümünü okuyun, bu konu ile ilgili bunca konuşmanın, panellerin yapıldığı bir ortamda, akıl karışıklığından kurtulup, kimseye yaranma amacı gütmeden, nesnel bir tarih sizin bu soruna bakışınızı noktalamanızı sağlayacaktır. Çünkü dünden bugüne baktığınızda sakin ve salim bir kafayla yazmış Emre Kongar.

Abdülhamit, Vahdettin
bölümlerini okurken kitabın bir başka özelliğine de dikkat çekmek istedim.

*

Emre Kongar,
ille de söylediklerinizi kabul etmek için size baskı yapmıyor, bu böyledir deyip kestirip atmıyor. Siz bu bilgilerden yola çıkıp alternatif bilgiler de üretebilirsiniz.

Zaten yazar, karşıt fikirlerin yer aldığı kitapları da okuma listesinde sunuyor.

Atatürk’ün Yalnızlığı bölümleri, bir büyük liderin konumunu çok güzel çiziyor, yer yer bu yalnızlığın çevresindekilerden kaynaklandığını yazsa da Kurtuluş Savaşı’ndaki yerlerinin hakkını veriyor.

Kitabın sonundaki bölümü dikkatle okuyun.

Bitirirken: Yanlış Önerme, Soru ve Söylemlere Doğu Yanıtlar.

Bu önermelerden birinin altını mutlaka çizmeliyim:

Yanlış önerme: Gazi Mustafa Kemal Atatürk her şeyi doğru ve güzel yaptı. İsmet İnönü geldi, her şeyi bozdu.

Doğrusu: İsmet İnönü, Atatürk’ün devamı idi. Çok partili döneme geçerek, Atatürk Devrimleri’ni tamamladı. 1945’ten sonra Sovyet talepleriyle Batı ittifakına savrulan Türkiye, anti-komünizme dayalı Soğuk Savaş koşullarında, henüz köylülükten, feodal yapıdan kurtulamamış ve demokrasiyi kuracak, koruyacak olan sermaye ve işçi sınıflarını da geliştirebilmiş olmadığı için, çok partili döneme geçince sorunlar yaşadı."

Katıldığım bir değerlendirme.

Osmanlı’dan bu yana tarihimizi doğru öğrenmek istiyorsanız, resmi tarihin yanıltmalarından kurtulmak niyetindeyseniz, tarafsız biçimde dünü, bugünü anlamak istiyorsanız, bu kitap kütüphanenizde bulunmalı.

DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ

Ahmet Erhan Buz Üstünde Yürür Gibi Everest

Louis de Bernieres Bay Vivo ve Kokain Kralı Altın

İpek Çalışlar Latife Hanım Doğan Kitap

Yahya Kemal Siyasi ve Edebi Portreler YKY

Colin Imber Osmanlı İmparatorluğu 1300-1650 İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yazarın Tüm Yazıları