Süt dökenle dut yiyenoğlu

Üzerinden neredeyse bir hafta geçti ama hálá mesaj yağıyor. İnternet kullanıcılarının öyle bir yarasına dokunmuşuz ki, sürekli tebrik mesajı yağdırıyorlar.

Böylesi yoğun bir tepkiyi yıllar önce, 1995 yılında yazdığım ''Vatan haini nasıl olunur'' başlıklı yazımın ardından almıştım. O dönemde İnternet kullanıcılarının sayısı birkaç binle sınırlıydı. E.posta ile gelen tepkilerin sayısı ise birkaç yüzü bulmuştu. Yazı İnternet haber gruplarında dolaşmış, e.posta zincirleriyle yayılmış, pek çok şirket ve sektör dergisine konuk olmuş, Meclis'e kadar taşınmıştı.

1995 yılında Türk Telekom Nuh diyor, peygamber demiyor kimseye İnternet erişimi verdirmem diyordu. İnternet Erişim Sağlayıcı şirketler henüz piyasada değildi. Yazımda, sağlıklı bir İnternet omurgası kurmayarak, İnternet erişim sağlayıcı olmak isteyen özel şirketlerin önünü tıkayarak Türkiye'yi İnternet'ten, Bilgi Çağı'ndan uzak tutmak isteyenlerin, bu tutumlarıyla tek bir kanuna karşı gelmemiş olsalar bile vatan haini olmaktan kurtulamayacaklarını söylüyordum.

Aradan sekiz yıl geçti. Önce Turnet kuruldu, sonra TT-Net... Ve tabii önce Turnet çöktü, sonra da TT-Net... Türk Telekom'un genel müdür, Ulaştırma Bakanlığı'nın bakan koltuklarından kimler geldi, kimler geçti? Bunca zaman içerisinde İnternet hep üvey evlat muamelesi gördü. İnternet altyapısına yapılan yatırımlar hep mega geç, ultra eksik yapıldı. Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde İnternet konusunda danışmanlık alınmak üzere kurulan İnternet Kurulu, ahbap çavuşların kabul salonuna döndü ve kurulduğu 1998 yılından beri iktidarların dümen suyuna girmekten başka bir şey yapmadı.

Ve sonunda binlerce kilometre ötede Cezayir'de bir deprem oldu, Türkiye'nin yurtdışı İnternet iletişimi yerle bir oldu. Nükleer savaşlara dayanmak üzere tasarlanan İnternet'in biz Türkler tarafından inşa edilen parçası, denizaşırı bir depremin ardından çalışmaz oldu. Üstelik Türk Telekom daha iki hafta önce, tam yedi yıl boyunca İnternet'e 40 milyon dolar (bir -rakamla 1- adet F-16 savaş uçağı parası) yatırım yapmakla övünüyordu.

Öte yanda İnternet konusunda Ulaştırma Bakanlığı'na danışmanlık yapmak üzere kurulmuş İnternet Kurulu, ODTÜ'lü sevgili ahbap çavuşlarının İnternet adres tescil tekeline kılıf uydurmakla meşgul olduğundan, bu konuda çıt çıkarmıyordu. Hazine Müsteşarlığı'nın ODTÜ tekeline para akışı sağlayan kıyağı ise bir başka skandaldı.

Geçen haftaki yazım içine düştüğümüz bu trajikomik durumla ilgiliydi. İşin daha da trajikomik yanı, yazının üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen ne Ulaştırma Bakanlığı ne de Hazine Müsteşarlığı'ndan tek bir satır açıklama gelmemesi oldu. Tahmini iki milyon mevcut İnternet kullanıcısını, daha da önemlisi 70 milyon kişinin geleceğini ilgilendiren bu kadar önemli bir konuda Ulaştırma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı süt dökmüş kedi ile dut yemiş bülbülün düetini seslendirdiler. Tek açıklama Türk Telekom'dan geldi. O da sorunun giderileceğine dair geçen hafta verilen 6 Haziran tarihinin, 9 Haziran'a ertelenmesi açıklamasıydı.

Bu arada geçtiğimiz hafta sivil inisiyatifler adına sevindirici gelişmeler de oldu. Örneğin Türk İnternet'inin binlerce kilometre ötedeki, sınırötesi, denizaşırı bir depremle yerle bir olmasının hemen ardından Anet haber gruplarında (news.anet.net.tr) ve PCNet sitesinin (pcnet.com.tr) forum alanında başlayan tartışmalar turk.internet.com'un protesto kampanyasının nüvesini oluşturdular. Türk Telekom'u protesto eden kampanyaya katılanlar, sitede sunulan ortak dilekçe metnini imzaladılar. Bu yazıyı yazdığım dakikalarda dilekçe, turk.internet.com yöneticisi Füsun S. Nebil tarafından, Tüketiciler Birliği, basın mensupları ve vatandaşların eşliğinde Türk Telekom'a iletiliyordu.

Ayrıca Tüketiciler Birliği de İnternet kullanıcılarını Türk Telekom'a dava açmaya çağıran bir bildiri yayınladı. Genel Başkan Av. M. Bülent Deniz, Cezayir depremi nedeniyle İnternet hatlarında meydana gelen sorunları, Türk Telekom'un kullanıcılara ayıplı hizmet vermesi olarak yorumladı. Deniz, Türk Telekom'un ayıplı hizmetinden şikayetçi olan kullanıcıları tuketiciler.org sitesindeki dava dilekçesini doldurarak hakem heyetlerine ücretsiz başvurmaya çağırdı.

Ulaştırma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı'ndan bakalım ne zaman ses gelecek?

Son dakika notu: Yazımı bitirdikten sonra İnternet Kurulu'ndan da nihayet bir açıklama geldi. Açıklamada Ulaştırma Bakanlığı, Bakanlar Kurulu ve Parlamento göreve çağrıldı... Hadi hayırlısı...


Kanalizasyondan hızlı İnternet


Biz hálá binlerce kilometre uzaktaki, sınırötesi, denizaşırı bir depremin İnternet'imizi yerle bir etmesini tartışalım, gelişmiş ülkeler genişbant (broadband) adıyla anılan çok hızlı İnternet bağlantı çözümlerine geçiş yapıyorlar.

İnternet erişim hızlarını katlayarak artırmayı, hızlı İnternet'i her kapıya götürerek bilgi uçurumların oluşmasını engellemeyi amaçlayan çözümler arasında bugünlerde en çok konuşulanı Metro Ethernet teknolojisi. Metro Ethernet şehri saran fiber-optik hatlar ve bu hatlardan evlere, ofislere, okullara, hastanelere, kısacası her yere 10, 100 ve 1000 Mbit/sn hız kapasitesi sunan bağlantılar sunmayı hedefliyor.

Bu uç bağlantılar bakır ya da fiber-optik kablolarla yapılabileceği gibi Wi-Fi teknolojisi ile kablosuz olarak da sunulabiliyor. Metro Ethernet'in omurgası olan fiber-optik ağ, basınçlı üfleme teknolojisi kullanılarak mevcut kanalizasyon kanallarının içine döşenebiliyor. Böylece şehrin cadde ve sokaklarını kazıp, kapatmaya gerek kalmıyor. Metro Ethernet ağını zahmetsizce döşemenin bir diğer yolu ise metro tünellerini kullanmak.

Metro Ethernet teknolojisinin uygulanmasında belediyelere önemli görevler düşüyor. Ancak bu teknoloji belediyelere yeni hizmet ve gelir kapıları da açıyor. Metro Ethernet altyapısı kuran belediyeler elektrik, su, kanalizasyon ve ulaştırma hizmetlerine ek olarak telekomünikasyon hizmetlerini verebilme olanağına da kavuşuyorlar.

Kurulan Metro Ethernet şebekesi İnternet erişim ve servis sağlayıcılara da kiralanabiliyor. Erişim ve servis sağlayıcılar kendi altyapılarını bu şebeke üzerine kolaylıkla entegre edebiliyor, bu şebeke aracılığıyla abonelerine hizmet verebiliyorlar. Metro Ethernet'in ADSL'e olan büyük hız üstünlüğüne ek olarak bir başka önemli avantajı da işte bu noktada ortaya çıkıyor. Türk Telekom ADSL hizmetini sanal hizmet noktaları olarak pazarlamayı düşünüyor. Yani erişim noktalarını kendi santrallerinde tutup, erişim ve servis sağlayıcıları bu noktaları pazarlama hakkı vermeyi düşünüyor. Bu model erişim sağlayıcıların kendi uydu ve karasal bağlantılarını devre dışı bırakan bir model. Cisco'nun Metro Ethernet teknolojisinden yararlanmayı düşünen belediyeler arasında İzmir de bulunuyor. Cisco'nun Viyana'da gerçekleştirdiği Uluslararası Metro Ethernet Zirvesi'ne katılanlar arasında İzmir Belediyesi'nden temsilciler de vardı. İzmir Belediyesi zirve boyunca bu teknolojiyi inceleyip, bilgi aldı.


Eski dostum bakır kablo


Metro Ethernet altyapısının kalbinde fiber-optik ve ethernet anahtarlama teknolojileri yatıyor. Ancak Cisco, eski dostumuz bakır kabloları da unutmamış. Geliştirdiği Uzun Menzilli Ethernet Teknolojisiyle mevcut bakır kabloların da bu altyapıda kullanılabilmesini sağlıyor. Viyana'da yapılan Cisco Metro Ethernet Zirvesi'nde duyurusu yapılan teknoloji halen kullanılmakta olan bakır telefon kablolar üzerinden yüksek hızda İnternet erişimi sağlıyor. Cisco Catalyst 2950 Uzun Menzilli Ethernet 997 ve Cisco 576 Son Kullanıcı Cihazı; Metro Ethernet altyapısını kullanan erişim ve servis sağlayıcıların KOBİ'lere ve evlere ekonomik maliyetlerle erişebilmelerini sağlıyor.
Yazarın Tüm Yazıları