Siyah-beyaz sinemam...

Bekir COŞKUN
Haberin Devamı

Gözlerimi kaparım... Göz kapaklarıma siyah-beyaz sinemamın perdesini gererim, benim sinemam başlar.

Boş-bozuk kareler. Çizgiler çizgiler...

Bir tanınmaz siluet geçer, bir atlı, bir kerpiç köy evi, çizik çizik. Bir kentin lahit taş duvarlı, taş döşeli dar sokaklarında çınlayan taşçı beygirlerinin ayak sesleri...

Bağıra çağıra kavga eden deveciler.

Ve o sümüklü çocuk gözükür.

(..........)

O şehrin alacakaranlığında evlerden fasıl sesleri yükselirdi. Ud-keman-tambur sesleri, unutulmuşluğun ve acının es'lerini vura vura çocuğun kulaklarında uçuşurdu.

O sonbahar çocuk âşıktı.

Siyah-beyaz sinemamda bakarım, çocuk ağlar.

Bir kız türkü söylerdi:

‘‘Urfa ne yana bakar...’’

(..........)

Sonra çizik çizik yıllar.

Değişen yüzler, değişen boylar boslar, değişen insanlar, değişen kentler, değişen çizgiler.

Ama değişmeyen şarkılar:

‘‘Akşamın olduğu yerde

Bekle diyorsun

Gelmiyorsun...’’

Ve değişmeyen sevdalı çocuk.

Büyük kentlerde, ama taş döşeli dar sokaklardaki taşçı beygirlerinin ayak seslerini dinleye dinleye, sümüğünü çeke çeke, yanaklarındaki damlaları sile sile, devecilerin kavgalarını duya duya, siyah-beyaz sinemanın ortalarında bir yerde...

*

(Gazetelerde haberler vardı. Son günlerde doğup büyüdüğüm şehir Urfa'ya giden birçok sanatçı, oraya ve insanlarına âşık olduklarını söylüyorlardı.

Benim gibi...

Ben de âşığım, ama ulaşamıyorum, uzaktayım.)

*

Siyah-beyaz sinemamda makarayı takarım.

Taşçı beygirleri geçer, devecilerin sesini duyarım, sümüklü çocuk ağlar, bir harabenin üzerine oturmuş yaşlı adam gazel söylerdi:

‘‘Yanım yanım

Çürüdü yerde yanım

Kerem yandı kül oldu

Korkarım ben de yanım...’’



Yazarın Tüm Yazıları