SİYAD gezegenindeki bir törenin anatomisi

Dile kolay, pazartesi gecesi tam 45. kez düzenlendi Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödül töreni.

Haberin Devamı

Peki neler oldu o gecede?
Daha doğrusu değişen ve değişmeyen şeyler nelerdi?

HEM ŞIK HEM PROTEST OLUNAMAZ MI

-Törene, geleneksel SİYAD ödül töreni kıyafetiyle gittim:
Jean pantolon üzeri ceket!
Malum, bir dönem bu şekilde ödül almaya çıkan çok fazla olmuştu SİYAD törenlerinde. Bu akımın önemli temsilcilerinden Zeki Demirkubuz ise ne yazık ki o gece salonda yoktu.
Ama yönetmenin “Yeraltı” filmi tam altı dalda ödül aldı.
Keşke Demirkubuz salonda olabilseydi...
- Gecenin en şık erkeği kuşkusuz SİYAD gezegeninin onursal komutanı Atilla Dorsay’dı.
Onca sıradan giyinmiş (jean üstü ceketten bahsediyorum) erkek davetli içinde smokiniyle göz kamaştırıyordu.
En şık kadın ise “Araf”ın yıldızı Neslihan Atagül’dü.
Atagül, Star Wars’un prensesi Leia kıvamındaydı o gece. 
- Bu tür ödül törenlerine gelenlerin atladığı nokta şu:
Şık giyinince protest/bohem ruhlarından ödün verdiklerini düşünüyorlar. Şık olmakla pahalı giyinmeyi birbirlerine karıştırdıkları için. Oysa şıklığın çok parayla bir ilgisi yok.
Hem şık hem de protest olunabilir.
Ayrıca bu törenlere öyle bakkala ekmek almaya gider gibi özensiz ve bakımsız gelemezsin.
An itibariyle içime bir Hıncal Uluç kaçtı farkındayım, ama bu tarz törenlere şık gitmemek o törene saygı duymadığın anlamına geliyor sonuçta.

TÖRENLERDEKİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ!

- Evet, geceye damga vuran protesto ruhu oldu. Ya da şöyle diyelim: Herkesin söyleyecek bir sözü vardı.
Sadece ödül alanların değil, verenlerin de...
Kimisi Doğu’ya barış gelmesini istedi, süreci destekledi. Kimisi Pınar Selek’in beraatını istiyoruz dedi.
Ödül törenlerinin bir tür sansürsüz serbest kürsü haline gelmesi, salonda oturanların da “bakalım neyi protesto edecek?” diye beklemesi artık olağan bir hal aldı diyebiliriz.

BU GRUP NEREDEN ÇIKTI

- Gelelim törenin akışına... Ceyda Düvenci ağır gribine rağmen çok başarılıydı. İyi idare etti geceyi.
Ama arada çıkan o müzik grubu kötüydü.
45. kez düzenlenen bir törende sahneye amatör bir müzik grubunun çıkarılması pek hoş olmadı. 
- Feyzi Tuna’ya onur ödülü vermek için sahneye çıkan 70 yaşındaki Fatma Girik, dipdiri hali ve enerjik duruşuyla “vay be!” dedirtti.

İTİRAF!

- İtiraf ediyorum: Tören boyunca aynı filmlerin (Araf, Yeraltı, Tepenin Ardı ve Gözetleme Kulesi) görüntülerini izlemekten gına geldi. Çıkışta kendimi “Celal ile Ceren” filmine atmak istedim.
SİYAD’ın böyle bir yan etkisi oluyor, kabul etmek gerek...

Haberin Devamı

Kim ne demiş?

Haberin Devamı

- NEJAT İŞLER’İN ÇELİŞKİSİ
Nejat İşler, Milliyet Pazar’a verdiği röportajda şöyle demiş:
“Oğlum buradan iki bulut çakalım, arkadan iki koyun geçir, biraz da Türkiye’deki durumları eleştir, ne fenayız yap, Avrupa’da festival gez. Tahammül edemiyorum artık. Altın Koza’da öyle şeyler seyrettik ki aklın durur.
Herif duruyor koltukta, hiçbir şey yapmıyor, kapı çalıyor, duruyor, şu kapıyı açsana be adam.”
Tamam, İşler bir noktada haklı.
Peki o tasvirlediği filmlerden birinde, yani Semih Kaplanoğlu’nun “Yumurta”sında oynarken de böyle düşünüyor muydu acaba?

- MAĞDEN’İN TESPİTLERİ AYNI
Perihan Mağden yazılarını seven biri olarak Hürriyet Pazar’a verdiği röportajı da merakla okudum.
Ama daha önce defalarca söylediği
ya da köşesinde yazdığı “Tarkan/starlık/mağara” ve “Ünlüler/kabile” tespitlerini yeniden yeniden söylemiş olması sıkıcıydı.
Mağden’den daha yeni, kıvrak tespitler beklerdim.

Yazarın Tüm Yazıları