O buzağı bize baktıkça köy romanı yaşayacak

SABAH saat altı buçuk.

Haberin Devamı

Televizyonda Elazığ depreminden görüntüler izliyorum.


Bir görüntü, Attilâ İlhan’ı anarak yazmalıyım, “mıh gibi” belleğime yerleşti.


Küçük bir kız çocuğunun önünde bir buzağı yatıyor. Kız buzağının üstüne bir battaniye örtmüş, sevgiyle onun başını okşuyor.


Televizyon muhabiri, mikrofonu ona uzatarak depremi soruyor. O da buzağının annesinin öldüğünü söylüyor.


Muhabir, battaniye altındaki buzağıya bakıp, “Sen de üşüyorsun, neden onu örttün” diye soruyor.


Kızın ürpertici cevabı şu:


“O bize ekmek getiriyor, o bize bakıyor.”


Kızın yüzündeki samimi ifade, sevecenlikle hüznü bir arada yansıtıyor.


Bu yüzü anımsıyorum, Ferit Edgü’nün yazdığı O romanını Erden Kıral, Hakkâri’de Bir Mevsim adıyla sinemaya uyarladı, o filmdeki sınıftaki çocukların
yüzündeki ifade aynıydı.

Haberin Devamı


Bir bir bütün köy romanları aklımdan geçiyor. Dönemi bitti diyenlerin, şehirden köye, yukarıdan bakanların, gerçekdışı saptamalarını bir kez daha reddediyorum.
Bitti sözünü kullanmak, bana edebi züppelik gibi geliyor.


Kerpiç evlerde oturanlar, bir depremde öldükçe, bütün köy romanlarını baştan okumak lazım. Edebiyatın gerçek hayatla birleştiği noktada var olduklarını yeniden öğretmek mi gerekiyor? Eğer bu deprem felaketinin görüntülerini seyrediyorsanız, köy romanlarını okuyunca, acınız daha da derinleşecektir. Yazının başında söylediğim gibi, buzağılar bizim geçimimizi sağladıkça köy romanı sona ermeyecektir.

* * *


DÜN
Türkçe ve edebiyat öğretmenlerine bir konuşma yaptım.


Konuşmamın başında Elazığ depreminden, köy edebiyatından söz ettim. Konuşmamın sonunda yanıma edebiyat öğretmeni Betül Bahçeci geldi, ailesi dört yüzyıldır Elazığ’da yaşıyormuş.


Kardeşi Vildan Bahçeci’nin çektiği belgeseli verdi bana.


Maden İlçesi’nin Kavak Köyü. Dünden bugüne değişimini orada yaşayanlar anlatıyor. İnsanların başka yerlere gidişi ve doğanın egemenliği.


Adı: Yaşam, İnsan ve Mekân.


Kerpiçten evlerin un ufak oluşunu gördüğümde ses belleğime Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayıtürküsü geldi.

Haberin Devamı


Ülke coğrafyasını düşündüm.


Bu türküyü bilmeyenin, dinlememiş olanın, bu ülkeden haberder olmadığı kanısına vardım.


Gerçekleri anımsamak, Anadolu coğrafyasını aklımıza getirmek, köy edebiyatının işlevinin bittiğini yazabilmek için ölümleri mi bekliyoruz?

* * *


YAZARKEN, Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı
türküsünü Erkan Oğur-İsmail H. Demircioğlu’nun ‘Gülün Kokusu Vardı’ CD’sinden dinledim. 

Yazarın Tüm Yazıları