Önder Öndeş

THE Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2020: Türkiye’den 34 üniversite listede

12 Eylül 2019

LONDRA merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE), 92 ülkeden 1300’ün üzerinde yükseköğretim kurumunu araştırma etkisi, uluslararası görünüm, endüstri bağlantıları ile öğretim kalitesi kriterlerine göre sıraladı. Bu yıl da dünyanın en iyisi Oxford olurken, onu California Teknoloji Enstitüsü (Caltech) ve Cambridge takip etti. Kıta Avrupası’nda en iyi sırayı 13’üncülükle İsviçre’den ETH Zürih alırken, Asya’nın lideri 23’üncülükle Çin’den Tsinghua oldu.

İLK 400’E GİREMEDİLER

2020 sıralamasında bu yıl listede ilk defa yer alan Çankaya Üniversitesi, Sabancı ile birlikte 401-500 sıra bandıyla Türkiye’den en iyi temsili elde etti. Bilkent, Hacettepe ve Koç üniversiteleri 501-600; Boğaziçi, İTÜ ve ODTÜ 601-800 sıra bandında yer aldı. Sabancı Üniversitesi’nin geçen yılki 351-400 sıra bandındakini konumunu kaybetmesiyle, hiçbir Türk üniversitesi ilk 400’e giremedi. Bu yıl Türkiye’den toplamda 34 yükseköğretim kurumu sıralamada yer bulurken, 11 üniversite ilk defa temsil edildi.

BİR MEYDAN OKUMA

Phil Baty (THE Baş Editörü): Türkiye’den sıralamaya yeni giren 11 üniversiteyle ülkenin listedeki temsili yaklaşık yüzde 50 arttı. Ancak rekabetçi uluslararası yükseköğretimde Türk üniversitelerinin doğru çeşit yatırım, eğitimde ve araştırmada kalite gelişimini sağlayacak yaratıcı özgürlüğü sağlaması gerekiyor. Bu, şu an Türk üniversiteleri için bir meydan okuma.

ATIFLARLA ÖNE ÇIKTIK

Yazının Devamını Oku

Eğitimi bekleyen 10 sorun

9 Eylül 2019

‘İKİLİ EĞİTİM ARTTI’ İDDİASI

Öğrencilerden bir bölümünün sabah, bir bölümünün öğleden sonra ders gördüğü ikili eğitimden, tam gün süren tekli eğitime geçişle ilgili çalışmalar yeni derslik yapımlarıyla devam ediyor. Sendikaların güncel verileri 30 ilde okulların yüzde 20’sinde ikili eğitim yapıldığını gösteriyor. İddialara göre, liselere giriş sistemi kapsamında yapılan merkezi sınavla öğrenci alan 1531 lisede artan kontenjanlar nedeniyle ikili eğitim alan öğrenci sayısı arttı. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ‘2019 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre, 2019’da 756 bin 297 ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu ve 462 bin 284 ortaöğretim öğrencisi taşıma uygulamasıyla eğitim alabildi. Elverişsiz şartlardaki öğrencilerin okul terkinin azaltılması, öğrenme kaybının önüne geçilmesi ve güvenlik için taşımalı eğitimin sona erdirilmesi gerekiyor.

OKULLAR ARASI KALİTE FARKI

Ekim 2018’de kamuoyuyla paylaşılan 2023 Eğitim Vizyonu’nda, okullar arasındaki kalite farklarının azaltılarak, her öğrenciye belli standartlarda öğretimin sağlanması yer alıyor. MEB’in bunun için geliştirdiği modele göre, okullara özel finansal destekler verilecek. MEB, 2023’e kadar bu hedefi gerçekleştireceğini belirtirken, Bakan Ziya Selçuk’un da paylaştığı gibi okullar arasında öğrenme farkları yüzde 40’ı buluyor.

ZORUNLU BAĞIŞ TALEBİ

Devlet okullarına kayıt işlemlerinde zaman zaman yaşanabilen ‘zorunlu bağış’ veya ‘kayıt parası’ problemi bu yıl da sürüyor. Bakan Selçuk, önceki gün yaptığı açıklamada bunun takip edildiğini ve şikayet geldiğinde soruşturmanın hemen yapıldığını belirtti. Öte yandan İstanbul Valiliği, bu ayın başında yaptığı yazılı açıklamada il çapında 55 inceleme başlatıldığını, 3 idareciye ‘idarecilik görevinin alınması’ teklifi getirilirken, 4 idareciye de muhtelif disiplin cezaları verildiğini duyurmuştu.

MÜLAKAT ADİL DEĞİL

Eğitim sendikalarının son yıllarda üzerinde en çok durduğu konulardan biri de sözleşmeli öğretmenlerin mülakatla atanması. Sendikalar mülakatların şeffaf ve adil olmadığını belirterek, bunun kaldırılması için çalışmalar yürütüyor. Ayrıca güncel verilere göre ataması yapılmayan 400 binin üzerinde öğretmenle de ilgili adımlar bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

Kadınlar daha başarılı

4 Eylül 2019

Buna göre, Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) adayların yüzde 74.16’sı 150’nin üzerinde puan alırken, en az 180 puana sahip olanların oranı yüzde 53.72 oldu. Alan Yeterlilik Testleri’nde (AYT) sayısal puan türünde ise her 10 adaydan 6’sı 180 puan barajını aşamadı. Kadınlar barajı, erkeklere göre tüm puan türlerinde daha yüksek oranlarla geride bıraktı.

Rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:- TYT’de başvuran 2 milyon 515 bin 12 adaydan 2 milyon 390 bin 491’i sınava girdi. Adayların yüzde 59’u mezun, yüzde 41’i ise öğrenimine devam ederken sınava girenlerden oluştu. Erkekler yüzde 51 ile çoğunlukta.

- TYT’de adayların yüzde 74.16’sı 150 puan barajını, yüzde 53.72’si ise 180 puan barajını geride bıraktı. AYT oturumunda 180 puandan daha düşük puan alan adayların yüzde 60.66’sı fazla sayısal; yüzde 24.52’si ise sözel puan türünde olduğu tespit edildi.

- 2019 TYT puan türünde erkek ve kadın adaylar 100-179 ile 200-249 puan aralıklarında yoğunlaştı. TYT’de erkek adayların yüzde 28.76’sı, kadınlarınsa yüzde 22.79’u 150 puanının altında kaldı. AYT’de sayısal puan türünde hem kadın hem de erkek adaylar 150-179 puan aralığında yoğunluk kazandı. Eşit ağırlıkta erkeklerin yüzde 44.82’si, kadınlarınsa yüzde 40.55’i barajı aşamadı. Sözelde ise bu oran erkeklerde yüzde 25.23; kadınlardaysa yüzde 23.86. ◊ Önder ÖNDEŞ

Yazının Devamını Oku

YKS-2019 Değerlendirme Raporu: Sayısalda her 10 adaydan 6’sı barajı aşamadı

3 Eylül 2019

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ‘2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Buna göre, Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) adayların yüzde 74.16’sı 150’nin üzerinde puan alırken, en az 180 barajını geçenlerin oranı yüzde 53.72 oldu. Alan Yeterlilik Testleri’nde (AYT) sayısal puan türünde ise her 10 adaydan 6’sı 180 puan barajını aşamadı. Kadınlar barajı erkeklere göre tüm puan türlerinde daha yüksek oranlarla geride bıraktı.

RAPORDAN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR ŞÖYLE:

MEZUNLAR DAHA ÇOKTYT’de başvuran 2 milyon 515 bin 12 adaydan 2 milyon 390 bin 491’i sınava girdi. Adayların yüzde 59’u mezun, yüzde 41’i ise öğrenimine devam ederken sınava girenlerden oluştu. Erkekler yüzde 51 ile çoğunlukta. AYT’deyse başvuran 2 milyon 24 bin 549 kişiden 1 milyon 880 bin 800’ü ter döktü. Adayların yüzde 55’i mezun, yüzde 45’i ise öğrenimine devam ediyor. Cinsiyete göre katılım oranlarıysa eşit.

SAYISALDA HER 10 ADAYDAN 6’SI BARAJI AŞAMADITYT’de adayların yüzde 74.16’sı 150 puan barajını ve yüzde 53.72’si ise 180 puan barajını geride bıraktı. AYT oturumunda 180 puandan daha düşük puan alan adayların yüzde 60.66’sı fazla sayısal; yüzde 24.52’si ise sözel puan türünde olduğu tespit edildi. Genel olarak 2018 ve 2019’da mezun olan adaylar, daha önce mezun olanlara göre yüksek yerleştirme puan ortalamaları elde etti.

 

 

Yazının Devamını Oku

Kırtasiye için esnaf odaları uyarıyor: Yerliyi tercih edin az ödeyin

3 Eylül 2019

2019-2020 eğitim yılı 9 Eylül’de başlıyor. Ancak, 5-6 Eylül’de uyum eğitimi için öğrenciler dersbaşı yapacak. Bu dönem aileler, çocuklarının kırtasiye masraflarını karşılamak için daha ucuz olsun diye semt pazarlarına gidiyor. İnternette ya da lüks kırtasiyecilerde alışverişin bedeli daha fazla. Türkiye’de kırtasiye sektörünün büyüklüğü, güncel verilere göre, okullarda kullanılan ürünler dikkate alındığında yaklaşık 2 milyar TL’yi buluyor. Peki veliler alışveriş yaparken nelere dikkat etmeli, nerelerden alışveriş yapmalı, kırtasiye malzemelerinin güvenli olup olmadığını nasıl anlamalı? İlgili oda ve dernek başkanlarından alınan bilgiye göre, bu yıl masraflar yüzde 15 ile yüzde 50’ye varan oranlarda arttı. Yerli ürünlerin tercih edilmesi halinde bir öğrencinin ana sınıfta minimum masrafı 400-600 TL; ilkokulda 150-200 TL; ortaokulda 225-250 TL ve lisede 275-300 TL arasında değişiyor. Kırtasiyeciler, ithal ürünler tercih edildiğinde ise masrafların 10 kat artabileceğini belirtiyor. Öte yandan, veliler şüpheli gördükleri kırtasiye ürünlerini, Ticaret Bakanlığı’na bağlı ‘Alo 175’ hatına bildirerek, incelenmesini sağlayabilir.

DÖVİZ KURUNDAKİ ARTIŞ ETKİLİ OLDUYavuz Tekçe (İstanbul Kırtasiyeciler Odası Başkanı): Ben de kırtasiye esnafıyım. Yaklaşık 2 bin 800 üyemiz, okulların genellikle hemen yanında yer alan kırtasiyeciler. Bu nedenle fiyatları çok yakından takip ediyoruz. Türkiye’de kalem, defter, çanta gibi kırtasiye malzemelerini üreten birçok firma var. Bizim ürettiğimiz ürünler çok daha makul. Bu da ailelerin daha uygun masraflarla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmesini sağlıyor. Aileler ithal ürünleri tercih ederlerse çok daha büyük masraflar yapacak. Bu nedenle yerli ürünleri tercih etmelerini öneriyorum. Dövizdeki artış nedeniyle de kırtasiye ürünlerinin fiyatları geçen yıla göre yüzde 50 arttı.

ALIŞVERİŞİ ÜRÜNLERİ TANIYAN ESNAFTAN YAPINÜnal Şimşek (Ankara Kitap ve Kırtasiyeciler Odası Başkanı): Ailelerin ithal ürünler yerine yerli olanları tercih etmelerini öneriyorum. Ayrıca aşırı renkli ürünleri alırken de dikkatli olsunlar, bunların bazılarında kanserojen madde olabiliyor. Ayrıca son yıllarda kırtasiyeci esnafının satması gereken ürünleri, başkaları da satabiliyor. Velilerimiz, alışverişlerini, ürünleri uzun yıllardır yakından tanıyan kırtasiyeci esnafının yönlendirmeleriyle yaparlarsa yanılgıya düşmez.

KIRTASİYEDEKİ ÜRÜNLERİN YÜZDE 97’Sİ GÜVENLİİrem Özkal (Tüm Kırtasiyeciler Derneği Genel Sekreteri): Ticaret Bakanlığı’nın sürdürdüğü denetim raporlarına göre, kırtasiyecilerde olan ürünlerin yüzde 97’si güvenli. Birçok farklı fiyata ve özelliğe sahip ürün var. Ancak anaokuldan liseye bir ailenin kırtasiye için yapacağı masraf 300 ila 800 TL arasında değişiyor. Aileler, ürün alırken, tercihini birçok markayı kıyaslayabildikleri kırtasiyelerden yana kullansın. Çünkü, kırtasiyeciler ürünleri daha yakından tanıyor, hangi ürünün güvenli olup olmadığını biliyor. Ürünün arkasında yer alan ‘CE’ ibaresi, onun ‘güvenlik testlerinin yapıldığını’ gösterir. Üretici veya ithalatcı firmaların isim ve adreslerinin, ürünün üretim numarasının yazılı olduğu kimlikli etiketleri almaya dikkat etmeli. Ayrıca kırtasiye alışverişine çıkmadan önce öğretmenlerin taleplerine ve etiket üzerindeki yaş sınıflandırmasına göre hareket etmek gerekiyor.

ÜRÜN ŞÜPHELİYSE 'ALO 175'm Okul alışverişinde ürünlerle ilgili şüpheye düşen veliler, Ticaret Bakanlığı’na ait olan ‘Alo 175’ hattını arayabilir. Bakanlığa bağlı denetim ekipleri, şüpheli bulunan ürünü laboratuvarda analiz ederek, gerekirse işlem başlatabiliyor.

EĞİTİM İŞ: OKUL MASRAFLARI YÜZDE 15 ARTTIEğitim-İş Sendikası'nın yaptığı araştırmaya göre, okul başlama maliyetleri geçen yıla göre yüzde 15 arttı. Buna göre, liseye başlayan bir öğrencinin maliyeti 2 bin 144 TL; ortaokulda bu 1991 TL; ilkokulda 1813 TL ve okul öncesinde 1198 TL. Sendikanın araştırmasına göre ayrıca 2018’de en yoksul yüzde 20’lik dilimde bulunan aileler eğitime 579 milyon TL, en zengin yüzde yirmilik dilimdekiler 18 milyar 445 milyon TL, diğer yüzde altmışlık aralıktakilere 9 milyar 932 milyon TL kaynak ayırdı.

Yazının Devamını Oku

PISA Direktörü Andreas Schleicher: Kopyala-yapıştır sistem çalışmaz

28 Ağustos 2019

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) patronu olarak bilinen OECD Eğitim ve Beceriler Başkanlığı Direktörü Andreas Schleicher, Türkçe çevirisi Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz tarafından yapılan ‘Bir Dünya Okulu: 21’inci Yüzyılın Okul Sistemi Nasıl Kurgulanmalı’ kitabının tanıtım toplantısında eğitimci ve öğrencilerle buluştu. Eğitimde doğru bilinen yanlışlardan bahseden Schleicher, başka ülkelerden kopyala-yapıştır eğitim sistemlerinin çalışmayacağını söyledi. Schleicher’in konuşmasından satır başları şöyle:

ÖĞRETMEN SAYISI ARTTI“Türkiye’nin kendi kapasitesini eğitim konusunda geliştirmesinden etkileniyorum. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye öğretmen sayısını arttırdı. Bu, sistemin
başarı göstergelerinden biri olabilir. Kaliteye baktığımızda ise yaptığımız anketlere göre Türkiye’de öğretmenler iş arkadaşlarıyla, kendi akıl hocalarıyla, koçlarıyla daha az vakit geçiriyorlar. Türkiye’de üniversite eğitiminin ardından, yeterli düzeyde meslektaş işbirliği ve mentor desteği yok.

2023 VİZYONU OLUMLUHerkes Finlandiya ve Singapur’daki eğitimi konuşuyor. Kopyala-yapıştır eğitim sistemleri çalışmaz. Bunu doğru bulmuyorum. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaya koyduğu 2023 eğitim vizyonunu olumlu buluyorum. Kitapta söylediğimiz şeylerden bir tanesi de ‘yoksul öğrencilerin her zaman okulda başarısız oldukları’ iddialarının yersiz olduğu. PISA testlerinde yüzde 10 oranında dezavantajlı olan çocukların en zengin Amerikalı çocuklardan daha başarılı olduğunu görüyoruz. Yani yoksullukla eğitimin doğrudan bağlantılı olduğu doğru değil. ‘Ne kadar çok göçmen öğrenciniz olursa eğitim sisteminiz düşer’ söylentileri de gereksiz. Elbette birçok göçmen öğrenci var ve performansları düşük olabiliyor. Ama onlara biraz zaman tanımak gerek.

HERKESE AYNI İLACI VERİYORUZArtık dünya insanları bildikleriyle değil, bildikleri doğrultusunda yapabildikleriyle ödüllendiriliyor. Kendi fikirlerimizi sonraki nesillere aktarmayı istiyor, ama onların yenliklere karşı açık olmasını sağlayamıyoruz. Herkese aynı ilacı veriyoruz ve onların sağlıklı olmalarını bekliyoruz. Bizim de yeniden öğrenmeyi bilmemiz
gerekiyor. Başarı aynı zamanda kendimize yaraşır bir pusula, kendimizi yönetecek bir navigasyon sistemi bulmaktır. Yine kaçırdığımız diğer bir husus da şu: Öğrenmeye daha fazla vakit ayırdığımızda daha iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz. Ancak, en uzun okul saatleri olan okullar en iyi sonuçları alamıyor.”

FORMÜL BİLMEMİZE GEREK YOKTürk öğrenciler, farklı çalışma alanlarından bilgileri bir araya getirip bağlantı kurarken zorluk yaşıyorlar. Bildiklerinden çıkarımlar yaparken, yargılara ulaşırken zorlanıyorlar. Türkiye’de bilgi iyi bir şekilde üretildiğinde sistem işe yarıyor, ancak sadece gittiği yönü değiştirmesi lazım. 2023’te de Türkiye buraya doğru gitmek istiyor. Öğrencilerin üzerine artık bilgi tekrarı vurgulamak yerine bütünsel bir yaklaşıma gitmek istiyor. Vurguladığım nokta, biraz daha yarının dünyasında önemli olan konulara değinilmiyor. Algoritmaları yapmamıza gerek yok, bunlar zaten yapılıyor, biyoloji ya da kimyada birçok bilgiler, formüller bilmemize gerek yok. Aslında bizim bilimsel olarak düşünme yaklaşımını veya deney yapabilmeyi bilmemiz lazım. Bu tip sistemler bizim için önemli.

Yazının Devamını Oku

PISA Direktörü Andreas Schleicher: Eğitimde hala doğru bilinen birçok yanlış algı var

27 Ağustos 2019

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) patronu olarak bilinen OECD Eğitim ve Beceriler Başkanlığı Direktörü Andreas Schleicher, Türkçe çevirisi Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz tarafından yapılan ‘Bir Dünya Okulu: 21’inci Yüzyılın Okul Sistemi Nasıl Kurgulanmalı’ kitabının tanıtım toplantısına katılmak için İstanbul’daydı. Eğitimcilerle bir araya gelen Direktör Schleicher, şunları söyledi:

DERS SÜRESİ AZALINCA PERFORMANS ARTIYOREğitimde hala doğru olduğu sanılan birçok yanlış algı var. Eğitim için finans gerekiyor, ancak bu daha zengin ülkelerdeki öğrencilerin daha başarılı olduğu anlamına gelmiyor. ABD’de orta sınıftaki ailelerin çocukları, Vietnam’dakilerden PISA’da daha düşük bir sonuç elde etti. Diğer bir yanılgı da daha fazla ders saatinin başarıyı artırdığı yönünde. Veriler, çoğu ülkede okuldaki ders süresi azaldığında performansın arttığını gösteriyor. Göçmen olmak da düşük başarıyla bir tutuluyor. Fakat Kanada gibi birçok ülkede göçmen öğrencilerin daha iyi bir puan elde ettiği görüldü.

TÜRKİYE  ÖNEMLİ GELİŞME GÖSTERDİHerkes Finlandiya ve Singapur’daki eğitimi konuşuyor. Kopyala-yapıştır eğitim sistemleri çalışmaz. Bunun yapılmasını doğru bulmuyorum. Türkiye son yıllarda önemli gelişme gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Servis odalarından velilere uyarı: Tarife dışında ödeme yapmayın

27 Ağustos 2019

Bu yıl aileleri, henüz tarifeler kesinlik kazanmasa da yıllık enflasyon oranına paralel bir zam bekliyor. İstanbul, Ankara ve İzmir okul servis araçları işletmecileri esnaf başkanları ise aileleri belirlenen tarifelerin dışında ödeme yapmamaları konusunda uyarıyor. Böyle bir talep olursa, belediyelerdeki ilgili birimlere şikayette bulunmasını tavsiye ediyor. Esnaf başkanlarının ailelere önerileri şöyle:

- Bulunduğunuz ilde, esnaf odalarınca belirlenen tarifeleri öğrenin. Okul ile ev arasındaki kilometreden emin olun. Bu tarifelerin üzerinde ücret talep edilirse yetkililere bildirin, esnaf odalarını bilgilendirin.
- Servis araçlarını siz de görün. Aracın yaşı, emniyet kemeri, arkasındaki ‘dur’ levhasının durumu ve gerekli işaretlemelerin uygun olup olmadığını inceleyin. Plakasını not alın. Ayrıca belediyelerde ilgili müdürlüklerden araç ve sürücüyle ilgili belgelere de ulaşabilirsiniz. Herhangi bir olumsuzlukta ilgililerle iletişime geçin.

İLETİŞİM BİLGİSİNİ ALIN- Servis sürücüsüyle iletişim kurun. Sizde iletişim bilgilerinin olduğundan emin olun.
- Servis araçlarında öğrencilere rehberlik edecek personelin olup olmadığına bakın.
- Servis araçlarının öğrencileri, okulun içinden alması ve bırakması güvenli. Eğer okul bahçesinden almıyorlarsa, okul yönetimiyle iletişim kurun.

YÖNETMELİK DEĞİŞTİ GÜVENLİK ŞARTLARI ARTTIOkul Servis Araçları Yönetmeliği’nde 2017’de düzenleme yapıldı. Yönetmelik hükümleri İçişleri, Milli Eğitim, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıkları tarafından birlikte yürütülüyor. Buna göre, araç takip sistemi zorunlu hale getirildi. Şoföre hekimden her yıl rapor şartı getirildi. İçişleri Bakanlığı’na verilen denetim görevi için komisyonlar kuruldu. Kovuşturma ve soruşturmalar şoförlüğe engel sayıldı. Araçlarda bulundurulacak personelin eğitimi, Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakıldı. Üç noktalı emniyet kemeri ve sensörlü koltuk zorunlu oldu. Servis araçları, fabrika çıkışında üzerinde bulunan mevzuata uygun renkli camları, 3 Eylül 2020’ye kadar kullanabilecek.

SÜRÜCÜYÜ ARAŞTIRIN

Yazının Devamını Oku