Önder Öndeş

Önder Öndeş

Birleşik Krallık’tan 600 bin uluslararası öğrenci hedefi

16 Ekim 2019

Birleşik Krallık, eğitim ve uluslararası ticaret bakanlıklarının imzasını taşıyan ‘Uluslararası Eğitim Stratejileri’ raporunda 2030 hedeflerini açıkladı. Buna göre ülkedeki uluslararası öğrenci sayısının 600 bine; eğitim ihracatınınsa 35 milyar sterline (250 milyar TL) ulaştırılması amaçlanıyor. Birleşik Krallık, vize süreçlerinin desteklenmesinin yanı sıra gözünü Türkiye’nin de aralarında yer aldığı ‘yüksek değerli’ olarak tanımlanan ülkelere çeviriyor.

600 BİN ÖĞRENCİ HEDEFİOECD verilerine göre, 450 bin yabancı öğrenciyle uluslararası eğitimde ABD’den sonra en büyük ikinci pazar olan Birleşik Krallık, 2030’a kadar 600 bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyor.

YENİ BÖLGELER AÇILIMÜlkenin AB’den ayrılması durumunda, yeni pazarların da değeri artacak. Birleşik Krallık; Çin, Hong Kong, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Latin Amerika ile Güneydoğu Asya ülkelerine öncelik tanıyacak. Strateji raporunda Türkiye de Orta Doğu ülkeleri grubunda ‘yüksek değerli’ ülkeler arasında gösteriliyor.

VİZE SÜREÇLERİ GÖZDEN GEÇECEKÜlkede, uluslararası öğrenciler için vize devam edecek. Ancak uygun olmayan başvuruların azaltılması için öğrenci ve kurumların yönlendirilmesine destek olunacak. Eğitim sonrasında ülkede ek öğrenim için kalınabilecek sürede düzenlemeler yapılacak. İstihdam fırsatları sağlanacak. Mevcut ve potansiyel öğrencilerin kendilerini daha rahat hissetmeleri için imkanlar genişletilecek.

EĞİTİM İHRACATINA VERİ İLE YAKIN TAKİPBirleşik Krallık’ın eğitim ihracatının 2020’de 23 milyar sterline ulaşması bekleniyor. Ülke, gelecek 10 yıl sonunda 35 milyar dolar hacmini yakalamayı hedefliyor. Bunun için yıllık olarak kolay ulaşılabilir formatta güncel veriler yayınlanacak. Sektörlerden daha hızlı ve doğru verilerin elde edilmesi için işbirliği geliştirilecek.  

YILLIK GÜNCEL STRATEJİ RAPORLARI2030’a kadar yıllık olarak raporlar hazırlanacak. Raporlarda, stratejilerde konulan hedeflere göre alınan yol, detaylı şekilde incelenecek. Buna göre güncellemeler yapılacak.

 

Yazının devamı...

Türk üniversiteleri dünya sıralamalarında... Koç ve Sabancı QS’de ilk 100’de

8 Ekim 2019

YÜKSEKÖĞRETİM derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE), ‘Sanat ve Beşeri Bilimlerde En İyi Üniversiteler 2020’ sıralamasını tamamladı. Bölüm bazındaki sıralamanın ilki olan listede Bilkent, Boğaziçi ve ODTÜ ilk 400’e, Gazi ve İTÜ ilk 500’e girdi. QS de işletme alanında en iyi yüksek lisans programlarını paylaştı. En iyi dereceyi Türkiye’den 48’incilikle finansta Koç elde ederken, işletme analitiğinde Sabancı ilk 100’de yer aldı.

FİNANSTA İLK 50QS, işletme alanında en iyi beş yüksek lisans programını istihdam, mezun çıktıları, öğrenim ücreti ve akademisyen çeşitliliği kriterlerine göre değerlendirdi. Listelerde en iyi dereceyi finansta 48’incilikle Koç yakaladı. Koç ayrıca yönetimde 72’nci olurken, Sabancı işletme analitiğinde ve finansta ilk 100’e girdi.

BEŞERİ BİLİMLERDE İLK 400THE, her yıl birçok alanda en iyi üniversitelerle ilgili listeler hazırlıyor. Buna göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki 2020 listesinde Bilkent, Boğaziçi ve ODTÜ 301-400 sıra bandında yer buldu. Gazi ve İTÜ ise ilk 500’de temsil edildi. THE ilerleyen günlerde sağlık bilimleri, mühendislik ve sosyal bilimler alanlarındaki listeleri de yayınlayacak.

Yazının devamı...

Ar-Ge’ye kaynakta teknik üniversiteler lider

1 Ekim 2019

YÖK’ün son yıllarda üzerinde durarak, üniversiteleri bu konuda geliştirmeye teşvik ettiği Ar-Ge bütçesinde teknik üniversiteler öne çıktı. 2018’de Gebze Teknik, bütçesinin yüzde 25.97’sini Ar-Ge’ye ayırırken; bu oran Bursa Teknik’te yüzde 18.43; ODTÜ’de 16.39; Hacettepe’de yüzde 16.29 ve Kafkas Üniversitesi’ndeyse 15.77 oldu. Dünya sıralamalarında öne çıkan İTÜ yüzde 14.84 ile 9’uncu, Boğaziçi ise yüzde 14 ile 10’uncu sırada yer aldı. İstanbul Üniversitesi ise yaklaşık yüzde 10 ile 15’inci sırada yer aldı.

37 ÜNİVERSİTE YÜZDE 1’İN ALTINDAÜniversitelerin Ar-Ge yatırımları, kurumların araştırma etkileri, endüstriden elde ettikleri gelirleri ve dünyadaki görünümlerini yakından etkiliyor. Dünya sıralamalarında üniversitelerin konumlarında önemli bir paya sahip Ar-Ge bütçesinde 37 devlet yükseköğretim kurumu yüzde 1’in altında kaldı. Büyük çoğunluğu ise yüzde 2 ile 9 arasında bütçesini araştırma-geliştirme faaliyetlerine ayırdı. Raporlarda Amasya, Artvin Çoruh, Bandırma Onyedi Eylül, Bitlis Eren, Tekirdağ Namık Kemal, Tokat ve İzmir Demokrasi üniversitelerinin Ar-Ge için hiç kaynak ayırmadığı görüldü. 

VAKIFLAR DA İNCELENDİYÖK’ün temmuzda yayınladığı ‘Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2019’ raporuna göre, 2017-2018 eğitim yılında toplam Ar-Ge bütçesi 1 milyar 595 milyon 540 bin, toplam öz kaynaklı Ar-Ge bütçesi ise 41 milyon 399 bin TL oldu. Toplam Ar-Ge bütçesi sıralamasında Bilkent 358 milyon 276 bin TL ile ilk sırada yer aldı. Koç 304 milyon 277 bin ile ikinci, Sabancı 112 milyon 46 bin TL ile üçüncü, Çankaya 100 milyon 536 bin ile dördüncü ve Yaşar ise 84 milyon 160 bin ile beşinci oldu. Sekiz üniversite ise araştırmaya hiç kaynak ayırmadı.

Yazının devamı...

OECD raporu: İnternet okuldan soğutuyor

26 Eylül 2019

EKONOMİK Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2003, 2012 ve 2015 kapsamında öğrenci, öğretmen ve okul yöneticileriyle birçok anket çalışması düzenledi. Organizasyonun üç dönemde yaptığı anketler, 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin okula aidiyet hislerinin ülkelerin büyük çoğunluğunda zayıfladığını gösteriyor. Rapordan öne çıkan detaylar şöyle:

OECD’nin analizinde yer verilen PISA 2015 verilerine göre Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin yüzde 61.4’ü ‘kendilerini okula ait’ hissediyor. Bu oran 2003 ve 2012’de yüzde 85 civarındayken, Türkiye yüzde 23’le en büyük gerilemenin yaşandığı ülke konumunda. 35 OECD üyesindeki düşüşün ortalamasıysa yaklaşık yüzde 10.

OECD’nin değerlendirmeleri, kendini okulun bir parçası olarak görmeyen öğrencilerin refah ve akademik başarılarının da düşük olduğunu gösteriyor. Dışlanmış hisseden öğrenciler PISA kapsamında düzenlenen testlerden biri olan fen bilimlerinde ortalama 22 puan geride kalıyor.

NEDENİ SÜREKLİ ÇEVRİMİÇİ OLMAKOECD’nin analizine göre, gerilemenin ardında ergenlerin sanal dünyada geçirdiği sürenin artması yatıyor. Öğrencilerin online dünyadaki varlığı artarken, okul topluluklarıyla kurulan yüz yüze iletişim imkânları da daraldı. OECD verileri özellikle 2012’den itibaren 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin mobil online internet servislerindeki varlığının büyük bir hızla arttığını gösteriyor.

Yazının devamı...

OECD raporu: Eğitim harcamaları yüzde 25 arttı

15 Eylül 2019

-Türkiye’de son 10 yılda 25-34 yaş arasındaki üniversite mezunlarının istihdamı yüzde 6 oranında düşerek yüzde 79’dan 73’e geriledi. Bu yaş grubu için erkeklerde istihdam oranı 2008’de yüzde 86 iken, 2018’de yüzde 84’e düştü. Kadınlardaki gerileme daha da dikkat çekici. 2008’de üniversite mezunu kadınların yüzde 70’i iş bulurken, bu oran 2018’de yüzde 62’ye geriledi. Lise mezunlarında bu oran sabit kalırken, bu seviyenin altındaki mezun gençlerde ise yüzde 5 arttı.

- 2018 verilerine göre Türkiye’de yükseköğretime katılım düzeyi yüzde 33 düzeyinde. Buna göre, Türkiye 2008’deki yüzde 15’lik oranı yükseltti. Ancak, OECD’nin geçen yılki ortalaması yüzde 44 idi. 2018 verilerine göre genç yetişkinlerin yüzde 43’ü liseye gitmedi. 2008’de bu oran yüzde 60 civarındaydı. Türkiye gelişme kaydetse de yüzde 15’lik OECD ortalamasını neredeyse üçe katılıyor. Bu, Meksika’nın ardından en yüksek oran.

- 2017’de liseden mezun olanların yaklaşık yarısı mesleki eğitim aldı. Türkiye, böylelikle yüzde 44’lük OECD ortalamasını geride bıraktı. Mesleki eğitim mezuniyetinde sağlık, sosyal işler ile mühendislik alanları öne çıkıyor.

- Türkiye’de genç yetişkinlerin istihdam oranları OECD ortalamasının gerisinde kalırken üniversite mezunu bir çalışan, liseye göre yüzde 64 daha fazla gelir elde ediyor. OECD ortalamasıysa yüzde 57.

TECRÜBENİN ETKİSİ SINIRLI

- Düşük maaşlar ve artış düzeyi, öğretmenlik mesleğinin çekiciliğini sınırlıyor. Türkiye’de devlet okullarında çalışan tecrübeli bir eğitimcinin kazancı, mesleğe yeni başlayana göre yüzde 27 oranında daha yüksek. Bu oran OECD’de 61-67 civarında.

- Cinsiyetlerde istihdam makası OECD’ye göre tüm düzeylerde açık. Lise mezunu olmayan bir erkek, kadına göre 3 kat daha fazla ihtimalle iş sahibi oluyor. Bu fark lise ve önlisans mezunlarında 2.5 katken, üniversitede 1.4.

- Türkiye’de eğitim harcamaları artsa da hala öğrenci başına harcama düşük ve özel harcamalara dayanıyor. Özel kaynak harcamaları ilk ve orta düzeyde toplam harcamanın yüzde 25’ine denk geliyor. Bu oran, OECD’de yüzde 10’a düşüyor. Öğrenci başına düşen harcama OECD ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde. İlkokuldan üniversiteye harcama 5 bin 633 dolar seviyesindeyken OECD’de 10 bin 502 dolara yükseliyor.

Yazının devamı...

THE Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2020: Türkiye’den 34 üniversite listede

12 Eylül 2019

LONDRA merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE), 92 ülkeden 1300’ün üzerinde yükseköğretim kurumunu araştırma etkisi, uluslararası görünüm, endüstri bağlantıları ile öğretim kalitesi kriterlerine göre sıraladı. Bu yıl da dünyanın en iyisi Oxford olurken, onu California Teknoloji Enstitüsü (Caltech) ve Cambridge takip etti. Kıta Avrupası’nda en iyi sırayı 13’üncülükle İsviçre’den ETH Zürih alırken, Asya’nın lideri 23’üncülükle Çin’den Tsinghua oldu.

İLK 400’E GİREMEDİLER

2020 sıralamasında bu yıl listede ilk defa yer alan Çankaya Üniversitesi, Sabancı ile birlikte 401-500 sıra bandıyla Türkiye’den en iyi temsili elde etti. Bilkent, Hacettepe ve Koç üniversiteleri 501-600; Boğaziçi, İTÜ ve ODTÜ 601-800 sıra bandında yer aldı. Sabancı Üniversitesi’nin geçen yılki 351-400 sıra bandındakini konumunu kaybetmesiyle, hiçbir Türk üniversitesi ilk 400’e giremedi. Bu yıl Türkiye’den toplamda 34 yükseköğretim kurumu sıralamada yer bulurken, 11 üniversite ilk defa temsil edildi.

BİR MEYDAN OKUMA

Phil Baty (THE Baş Editörü): Türkiye’den sıralamaya yeni giren 11 üniversiteyle ülkenin listedeki temsili yaklaşık yüzde 50 arttı. Ancak rekabetçi uluslararası yükseköğretimde Türk üniversitelerinin doğru çeşit yatırım, eğitimde ve araştırmada kalite gelişimini sağlayacak yaratıcı özgürlüğü sağlaması gerekiyor. Bu, şu an Türk üniversiteleri için bir meydan okuma.

ATIFLARLA ÖNE ÇIKTIK

Yazının devamı...

Eğitimi bekleyen 10 sorun

7 Eylül 2019

‘İKİLİ EĞİTİM ARTTI’ İDDİASI

Öğrencilerden bir bölümünün sabah, bir bölümünün öğleden sonra ders gördüğü ikili eğitimden, tam gün süren tekli eğitime geçişle ilgili çalışmalar yeni derslik yapımlarıyla devam ediyor. Sendikaların güncel verileri 30 ilde okulların yüzde 20’sinde ikili eğitim yapıldığını gösteriyor. İddialara göre, liselere giriş sistemi kapsamında yapılan merkezi sınavla öğrenci alan 1531 lisede artan kontenjanlar nedeniyle ikili eğitim alan öğrenci sayısı arttı. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ‘2019 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre, 2019’da 756 bin 297 ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu ve 462 bin 284 ortaöğretim öğrencisi taşıma uygulamasıyla eğitim alabildi. Elverişsiz şartlardaki öğrencilerin okul terkinin azaltılması, öğrenme kaybının önüne geçilmesi ve güvenlik için taşımalı eğitimin sona erdirilmesi gerekiyor.

OKULLAR ARASI KALİTE FARKI

Ekim 2018’de kamuoyuyla paylaşılan 2023 Eğitim Vizyonu’nda, okullar arasındaki kalite farklarının azaltılarak, her öğrenciye belli standartlarda öğretimin sağlanması yer alıyor. MEB’in bunun için geliştirdiği modele göre, okullara özel finansal destekler verilecek. MEB, 2023’e kadar bu hedefi gerçekleştireceğini belirtirken, Bakan Ziya Selçuk’un da paylaştığı gibi okullar arasında öğrenme farkları yüzde 40’ı buluyor.

ZORUNLU BAĞIŞ TALEBİ

Devlet okullarına kayıt işlemlerinde zaman zaman yaşanabilen ‘zorunlu bağış’ veya ‘kayıt parası’ problemi bu yıl da sürüyor. Bakan Selçuk, önceki gün yaptığı açıklamada bunun takip edildiğini ve şikayet geldiğinde soruşturmanın hemen yapıldığını belirtti. Öte yandan İstanbul Valiliği, bu ayın başında yaptığı yazılı açıklamada il çapında 55 inceleme başlatıldığını, 3 idareciye ‘idarecilik görevinin alınması’ teklifi getirilirken, 4 idareciye de muhtelif disiplin cezaları verildiğini duyurmuştu.

MÜLAKAT ADİL DEĞİL

Eğitim sendikalarının son yıllarda üzerinde en çok durduğu konulardan biri de sözleşmeli öğretmenlerin mülakatla atanması. Sendikalar mülakatların şeffaf ve adil olmadığını belirterek, bunun kaldırılması için çalışmalar yürütüyor. Ayrıca güncel verilere göre ataması yapılmayan 400 binin üzerinde öğretmenle de ilgili adımlar bekleniyor.

Yazının devamı...

Kadınlar daha başarılı

4 Eylül 2019

Buna göre, Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) adayların yüzde 74.16’sı 150’nin üzerinde puan alırken, en az 180 puana sahip olanların oranı yüzde 53.72 oldu. Alan Yeterlilik Testleri’nde (AYT) sayısal puan türünde ise her 10 adaydan 6’sı 180 puan barajını aşamadı. Kadınlar barajı, erkeklere göre tüm puan türlerinde daha yüksek oranlarla geride bıraktı.

Rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:- TYT’de başvuran 2 milyon 515 bin 12 adaydan 2 milyon 390 bin 491’i sınava girdi. Adayların yüzde 59’u mezun, yüzde 41’i ise öğrenimine devam ederken sınava girenlerden oluştu. Erkekler yüzde 51 ile çoğunlukta.

- TYT’de adayların yüzde 74.16’sı 150 puan barajını, yüzde 53.72’si ise 180 puan barajını geride bıraktı. AYT oturumunda 180 puandan daha düşük puan alan adayların yüzde 60.66’sı fazla sayısal; yüzde 24.52’si ise sözel puan türünde olduğu tespit edildi.

- 2019 TYT puan türünde erkek ve kadın adaylar 100-179 ile 200-249 puan aralıklarında yoğunlaştı. TYT’de erkek adayların yüzde 28.76’sı, kadınlarınsa yüzde 22.79’u 150 puanının altında kaldı. AYT’de sayısal puan türünde hem kadın hem de erkek adaylar 150-179 puan aralığında yoğunluk kazandı. Eşit ağırlıkta erkeklerin yüzde 44.82’si, kadınlarınsa yüzde 40.55’i barajı aşamadı. Sözelde ise bu oran erkeklerde yüzde 25.23; kadınlardaysa yüzde 23.86. ◊ Önder ÖNDEŞ

Yazının devamı...
Önder ÖNDEŞ Kimdir?

Önder ÖNDEŞ