IMF de ‘2004 sonrası yeni program’ diyor

HÜKÜMETİN aksi yöndeki tavrına rağmen, Türkiye'nin, 2004 yılından sonra da yeni bir stand-by anlaşması yapması yönündeki talepler artıyor.

Koç Holding CEO'su Bülend Özaydınlı'nın açıkca bu talebi dile getirmesinin ardından, TÜSİAD da IMF Heyetiyle görüşmede aynı talebi iletti.

IMF Türkiye Masası Şefi Moghadam, Türkiye temsilcisi Odd Per Brekk ile birlikte İstanbul'da çeşitli kesimlerle temaslarda bulunurken, Heyette yeralan uzmanlar da, başta akademisyen ve bankacı iktisatçılar olmak üzere, çeşitli özel görüşmeler yaptılar. IMF Heyetinin yaptığı her görüşmede '2004 sonrasında ne yapılacağı'nın gündeme geldiği öğrenilirken, görüşmelere katılan hemen herkesin IMF Heyetine, '2004 yılı sonrası için, 3 yıllık yeni bir stand-by anlaşması yapma gereği'nden sözettiğini öğrendik. Kimisi bu yeni bağlayıcı anlaşma gereğini '2005 ve 2006'de yoğunlaşan dış borç geri ödemelerinin daha sonraki yıllara uzatılması' gereğine bağlarken, kimisi de 'Bu Hükümetin kendi başına bırakıldığı takdirde ekonomideki istikrarı bozacak kararlara, rahatlıkla imza atacağı' görüşünü dile getirdiği görülüyor.

Gerek Moghadam, gerekse de uzmanlarla görüşenler, 'IMF'in de 2004 sonrasında yeni anlaşma gereğini gördüğünü' söylüyorlar. Başbakan Erdoğan'ın tek karar alıcı olması, heran programa aykırı kararlara imza atılması tehlikesi, bundan sonrası için IMF Heyetini de korkutuyor.

IMF'le temasta bulunan özel sektör temsilcileri, 7. gözden geçirme için bugün Ankara'da olacak Heyetin bu konuyu gündeme getirmesini ancak kararın daha sonra alınacağı tahmininde bulunuyorlar. Bazı yetkililerin yıl sonu beklenmeden bu kararın açıklanması, piyasaların önünü görmesi gerektiği görüşlerini Moghadam ve Heyetteki uzmanlara ilettiklerini biliyoruz.

IMF'le görüşen bazı iktisatçıların ise istikrarın devamı ve kalıcı olabilmesi için 'AB çıpasının yetmeyeceğini' çünkü AB'nin detaya inemeyeceğini belirterek, IMF'den mutlaka yeni, stand-by anlaşması yapılması isteklerini ilettiklerini öğrendik. Yetkililer hem uzmanların hem Moghadam'ın bu ihtiyacı gördüğünü ama şimdiden kesin bir şey söyleyemediğini kaydettiler.

Yıl ortalarında özel sektör ve AB başta olmak üzere, bu taleplerin artması bekleniyor.

IMF'le temasta bulunan iktisatçılar, Moghadam ve Heyet üyelerinin Türkiye'deki gerçekleri, Hükümetin tutumunu artık daha gerçekci görmeye başladıklarını söylüyorlar. Örneğin mali disiplin için gereken yüzde 6.5'luk faiz dışı fazla için IMF'in daha önce, 'ne yapılırsa yapılsın bu oran tutturulsun' görüşünde olduğunu ancak bu disiplinin kalitesinin çok önemli olduğunu IMF uzmanlarının şimdi daha iyi gördüklerini söylüyorlar. Bu nedenle de artık harcamalardan yapılacak kısıntıda sona gelindiğini gördüklerini, sıkışınca yapılan zamların yerine yapısal tedbirlerin artık hayata geçirilmesi gerektiğinin, şimdi daha çok üzerinde durduklarını kaydettiler.

Bu arada IMF'cilerin odaklandıkları konular arasına 'reel sektörün durumu'nun da girdiği görüldü. IMF uzmanlarının iktisatçılara reel kesimin önümüzdeki yıllarda büyüme potansiyeli, yabancı yatırımın gelme olasılığı, reel kesimin mevcut durumu ve mali kesimden nasıl etkileneceğini sordukları, türk uzmanlardan görüş aldıklarını öğrendik.

Bu vergiyle kaçağın artacağı Maliye'ye söylendi

MALİYE
Bakanlığı'nın yeni gelir arayışı çerçevesinde, yaklaşık 10 gün önce sigara üreticileri ile görüştüğü öğrenilirken, üreticilerin vergi arttıkça kaçak oranının artacağını, bu nedenle sigaraya yapılan vergi zammı kadar tahsilatın artmayacağını, bunun uygulamalarla görüldüğünü, Maliye yetkililerine ilettikleri öğrenildi. Maliye'nin buna rağmen ek gelir deyince aklına yine sigaranın geldiğini belirten yetkililer, sigara kaçakçılığının artmasının kaçınılmaz olacağını söylediler.

Free-shop'lardan yapılan sigara satışlarının daha önceki zamlardan sonra arttığı, büyük şehirlerde kaçak sigara tezgahlarının bariz biçimde çoğaldığını hatırlatan yetkililer, yüksek vergi nedeniyle birçok önlemin alındığını ancak buna rağmen yüksek vergi nedeniyle kaçakçılık rant'ının artmasıyla bu yola daha yoğun başvurulduğunu, bazı çok satılan sigaralarda 'kaçakcılığın iyice abartılıp kaçak sigara fabrikaları bile kurulduğunu' kaydediyorlar.

Bu arada yapılan son zamla birlikte Türkiye sigara vergilendirmesinde Avrupa şampiyonluğuna doğru hızla ilerliyor. Bu zamdan önce sigarada uygulanan perakende satış fiyatındaki vergi oranı yüzde 74.6 oranındayken, zamdan sonra bu oranın yaklaşık yüzde 77 olacağı öğrenildi. AB üyesi ülkelere bakıldığında ise, en yüksek oran yüzde 78.7 ile İngiltere'de. İngiltere'yi yüzde 77.7 ile Portekiz, yüzde 77.4 ile Danimarka izliyor. Türkiye yeni vergi oranıyla Danimarka'nın arkasına yerleşirken, bu oranlar Belçika'da 73.5, Avusturya'da 74.6, Finlandıya'da 75.6, Almanya'da 74.9, İspanya'da 71.8. AB'ye aday ülkelere bakıldığında ise en yüksek oran yüzde 74.5 ile Polonya'da. Diğer aday ülkelerde yüzde 57.2, 58,60 gibi oranlar görülüyor.

Vergi sistemi yaz boz tahtasına döndü

MALİYE
Bakanlığı'nın her kaynak ihtiyacı belirdiğinde içki ve sigaraya yönelmesi, bunu yaparken de daha önce kurulan sistemleri kolaylıkla değiştirmesi, IMF'cileri de rahatsız ediyor. Gelirler Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması, kayıt dışı ile mücadele konularında bir türlü istenen yolun alınamaması da, üzerinde durulan konular arasında.

Gerçekten de, Maliye Bakanlığı kurulan sistemleri günlük ihtiyaçlar için bozmaktan çekinmiyor. Daha önce ek vergilerde olduğu gibi, tepki çeken motorlu taşıt vergi sistemindeki değişiklik, Maliye Bakanının akaryakıtta otomatik fiyatlandırmayı uygulamadıklarını rahatlıkla çıkıp söylemesi, sessizce yapılan köklü değişiklikler oldu. Son olarak sigara vergisinde oransal vergiden maktu vergiye dönülmesi de, sistemin, günlük ihtiyaçları karşılamak için sürekli değiştirilip 'yaz-boz tahtası'na dönüştürüldüğünün bir başka kanıtı oldu.

IMF heyetinin Ankara temaslarında bu konuların gündeme gelmesi, yapılan değişikliklerin, sağlanacak gelirin yanısıra vergi sisteminin bütünün de ele alınması bekleniyor. IMF ve Dünya Bankası'nın geçen yıl belirli bir vergi sistemi için harekete geçtiği ama özellikle 'milli geliri düşük illere vergi ve SSK istisnası' ile bu sistemin bozulmasından rahatsız olduğu biliniyor.

ÖTV'den 2 katrilyon gelir için zamların devamı gerek

MALİYE
Bakanlığı, akaryakıtta ve sigarada yaptığı son ÖTV artırımları ile 2 katrilyon lire ek gelir sağlayacağını söylüyor. Halbuki iktisatçılar bunun o kadar kolay olmadığını, 2 katrilyonluk ek gelir için, yıl içerisinde daha yapılması gereken yeni zamlar olacağını kaydediyorlar.

Dünya petrol fiyatlarının bundan sonra artmayıp düşmesi, kurların yükselmemesi halinde ve tüketimin beklenenin üzerinde artması halinde, 2 katrilyonluk ek gelirin mümkün olabileceğini kaydeden bir iktisatçı, 'Bu faktörler aynı kaldığı takdirde akaryakıt fiyatlarının deflatör oranında yani yüzde 11.9 oranında artması lazım ki, bu ek ÖTV artışı 2 katrilyon ek gelir sağlasın' dedi.

Aynı iktisatçı ek gelir konusunda 2 katrilyonun iyimser bir tahmin olduğunu, dünya petrol fiyatlarında artış beklendiğini, kurların bu seviyenin altına inemeyeceğini ve geçen yıl büyüme oranında akaryakıt tüketiminin artmadığını hatırlatarak, 'Yani bu ek gelir için, bu yıl yeni akaryakıt zamlarının gündeme gelmesi lazım. Ki; yılın iki ayının bittiğini de unutmayalım' dedi.
Yazarın Tüm Yazıları