İki dede bir arada

Mercan Dede’yle 7-8 yıl aradan sonra halleşme şansı bulduğum için memnun oldum. İki dede, iki müzisyen bir araya geldik. Yeni albümü ‘Dünya’dan, tasavvuftan bahsettik

Haberin Devamı

Onunla müzik camiasından tanışırım, henüz ‘Musa Dede’ doğmamıştı. Arkın Allen ise kendi ismiyle müzisyen olarak ortaya çıkmaktan haya ettiği için ‘Oktay İhsan Anar’ın ‘Puslu Kıtalar Atlası’ romanından kendine ‘Havai Mercan Dede’ ismini ödünç almıştı. İlk albümü ‘Sufi Dreams’i yurtdışında edinmiştim. Klasik Türk tasavvuf müziğini de seven ancak çağdaş, evrensel seslere yüzü dönük arkadaş çevremle paylaşabileceğim bir keşif olması bakımından bu albümün bayraktarlığını dahi yapmışımdır. O zamanlar Batı’da yükselişte olan ‘dünya müziği’ akımına memleketimizden katkı sunanların sayısı pek azdı ve fakir de gerek radyo programcısı gerek müzisyen ve prodüktör olarak bu meseleyi önemsiyordum. Mercan Dede zamanla ‘dünya müziği’ akımı için de zirvelere tırmandı ve haklı bir yer edindi. Bilirim, böylesi bir yoğunluğu taşımak için aralarda balans ayarı yapmak gerekir. İşte, Mercan Dede, o içsel süreci yaşamış, tazelenmiş, son albümünden 6 yıl sonra, merak edilen yeni ‘duble’ albümü ‘Dünya’yı bize sunuyor. Albümü kadar beslendiği manevi kökleri de merak ediyor, kendisine soruyorum…

Haberin Devamı

Sevgili Mercan Dede, Tasavvuf’la bağın nasıl oluştu? /images/100/0x0/55ea5e6df018fbb8f87b6d48

- Sanırım sene 1989’du. Bağlarbaşı’ndaki o evde Nezihe Araz’ın bir sohbetine katılmıştım. Orada, feyz aldığım ustalardan tasavvuf müziği üstadı Nezih Uzel de vardı. Birlikte geçen zamanlarda yemek, temizlik gibi işler paylaşılırdı. İkinci ziyaretimde Nezih abi tereyağında tahta bir kaşıkla soğan kavurma işini bana vermişti. Bir ara yanıma geldi ve kalbime dokunan ilk öğüdünü verdi: “Ateş fazla olursa soğan yanar!” Tasavvufun hayatın içinde olduğunu anlamaya başlamıştım. Güzel sanatlar eğitimi almak için Kanada’ya gitmeye karar verdiğimde Nezih Uzel Toronto’da dervişler olduğunu söyledi ve Kenan Rifai Hazretleri’ nin torunu Cemil Baba’nın adresini verdi. Gittiğim küçük kasabadan Cemil Baba’ya kartpostal attım. Kısa süre sonra geri mektup geldi. Fırsat buldukça ziyaretine giderdim. ‘Sufi Dreams’ albümündeki konuşma sesi Cemil Baba’ya aittir. Kader nasıl da dönüyor. Oradaki dervişlerden Rafi’nin o zaman 4 yaşındaki oğlu Adem yeni albümümün ilk konserinde, Kanada’da semazen olarak ilk sahnesini aldı. Yani, şimdi Adem de dönüyor…

Haberin Devamı

Ney ile ilişkinin kilometre taşlarından birkaçını aktarır mısın bize?

- Ney ile ilk defa 1987’de okumaya başladığım ‘Mesnevi’ sayesinde tanıştım. O zamanlar beni gitar cezbederdi; Jimi Hendrix. Ancak Kanada’ya taşındığımda Mesnevi’nin ilk dizelerindeki kamışlıktan koparılan ney ben olmuştum. Vatanından koparılan, kendinden koparılan sensin! İlk neyimi plastik su borusundan yapmıştım. Böylece, ney olta oldu, ben balık… (Mercan Dede Balık Burcu’ndan:) 20 yıldır üflüyorum. Hâlâ 1. sınıftayım. Bazen yalnızken bir an gelir, ney seni üfler. O anlar her şeye bedel…

SİYASETİN OLDUĞU YERDEN UZAKLAŞIRIM

Manevi hayatının neresindesin, nelerle uğraşırsın?

- Tutunamayanlar tarafındayım. Arı gibiyim, bir yere bağlı değilim. Ancak hep aklımda tutuyorum ki; “Bir yerde olan her yerdedir”. Siyasetin olduğu yerden uzaklaşırım. Bir dergâha gidiyor olsam meczuplar tekkesine giderdim. Nefsin acelecilik şubesiyle uğraşım yoğunlaştı son zamanlarda. Ama bu sarayın odaları birbirine bağlı. Ya içindesin aşkın merkezinde ya dışındasın hasretinde. Şimdilik ‘Ben’ duvarına toslayıp durmadayım. Ney üflemenin dışında, mesela uçurtma meraklısıyım. Japon ‘zen’ felsefesinde yeri olan bir uğraşı. Uçurtma gökyüzünde ama ipi sende, bir gün uçuyor, bir gün yerinden dahi kıpırdamıyor. Rüzgâr sert estiğinde ise ipi elini keser. Ruhun halleri gibi… Sonra, çiçeklerim var, bonzailerim var, bahçecilikten haz alıyorum. Ruh, zihin bir bahçe gibi; ne ekersek onu biçiyoruz. 22 yıldır televizyon seyretmiyorum. Buna karşın yazı yazarım, daktiloda, sesini severim. Her kalbin kendine göre hali var. Tüm bunlar da benim zikir hallerim…

Haberin Devamı

Biraz da yeni albümünden bahseder misin?

- Hz. Pir Mevlana için hazırladığım ‘800’ albümü dünyada yılın albümü olmuştu. Sonra kabuğuma çekildim. Müziği otomatiğe bağlayamam. Kısık ateşte pişmeli. Derken yavaş yavaş gezdiğim yerlerde saha kayıtları yapmaya başladım. Sonra Tokyo-Ürdün arasında ufak ufak ritimleri, ses örneklerini yerleştirmeye başladım. Sonuçta 1200 saat stüdyo çalışmasıyla üzerinde en çok çalıştığım albüm ortaya çıktı, ev yemeği tadında… ‘Dünya - Earth’ albümü 5 kıtadan izler taşıyor. Dünya aynı zamanda ‘yaşam’ demek. Fark ettim ki dünya evimize felaket bir şekilde bakıyoruz. Yeni albümümde çevreciliğe dikkat çekmek istedim. Dünya bir gemi, hepimiz içindeyiz, gemi genişleyemez, ona göre davranmalıyız. Tabii bu albümdeki aslında benim dünyam. Ve diyebilirim ki daha önceki çalışmalarıma nispeten daha ‘kalbi’ bir albüm oldu. Çifte albümün ilk CD’si ‘gün doğumu’ daha ‘Mercan Dede’, ikincisi ‘gün batımı’ remix ağırlıklı, daha Arkın Allen. Bu albümde genç yeteneklere ağırlıklı yer verdim, ayrıca ‘Sabahat Akkiraz’ ve Montréal’deki yeni komşum ‘Azam Ali’ (Niyaz, Sunyata…) konuklar arasında. Eleye eleye 17 parçaya indirgediğimiz bir çalışma sunuyoruz. Şu anda sana dinletemiyorum ama dinletebilseydim ilk albümden ‘Garip’, ikincisinden ‘One Buddha is not enough’ parçalarını dinletirdim. Müzik yaşadığımız hayatın yansıması, bu albüm de kapağıyla, prodüksiyonuyla benim yaşamımın, dünyamın size açılan bir penceresi…
Mercan Dede’nin yeni albümü ‘Dünya’ 21 Mayıstaki ‘lansman’ın ardından ‘Borusan Müzik Evi’nin desteğiyle ve ‘OnEarth Records’ etiketiyle piyasalarda olacak. Kendisini bir prodüktör, sanatçı ve proje insanı olarak takdir ediyor, tebrik ediyorum. Bu toprakların zengin müzik kültürünü ve hoşgörü ikliminin izdüşümlerini ‘dünya müziği’ne aktarmasının hem bir lütuf hem de sorumluluk olduğunun farkında. Fakir gibi o da meşrebince, kendini bulma yolunda… Allah aşkını arttırsın, yardımcısı olsun! Başarılar ‘Mercan Dede’…

Haberin Devamı

Fotoğraf: Levent KULU

Yazarın Tüm Yazıları