Cebinde en az 1 milyar dolar olanlar buluştu Türk danışman yönetti

800 milyar doları yöneten İsviçre merkezli dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Pictet, geçenlerde "cebinde en az 1 milyar dolar nakit parası olan" aile şirketi temsilcilerini İsviçre’deki Gstaad Palace’da topladı.

Toplantının ana teması, "Hepimiz bu dünyada yaşıyoruz, kazanıyoruz. Madem paramız da var, öyleyse dünyamızın geleceğini kurtaracak formüller geliştirmeye katkı yapalım, bunun için kaynak ayıralım"dı.

Pictet’in iki yılda bir geleneksel şekilde düzenlediği toplantının ana konuşmacısı Birleşmiş Milletler (BM) eski Genel Sekreteri Kofi Annan’dı.

Dünyanın çeşitli noktalarından 78 işadamının katıldığı toplantıya Türkiye’den 4 patron davet edilmiş, ancak 1’i gidebilmişti. Katılımcıların hepsi, ev sahibi yatırım bankası Pictet gibi aile şirketlerinin ortaklarıydı.

Buluşmanın iki ana sunucu ve moderatöründen biri, Global Family Business’in kurucusu Dr. Haluk Alacaklıoğlu’ydu. Alacaklıoğlu, üç günlük buluşmanın birinci gününde "Aile Şirketlerinin Kurumsallaşması" başlıklı bölümü, ikinci gün ise, "Aile Şirketleri Açısından Sürdürülebilir Büyüme"yi bir vaka çalışmasına dönüştürüp yönetti.

Dünyada ve Türkiye’de aile şirketlerine üzere danışmanlık hizmeti veren Alacaklıoğlu, "dünyanın geleceğini düşünen milyarderler"in buluşmasında iki ana moderatörden biri olarak yer almaktan memnun. Kofi Annan, Alacaklıoğlu’na Türk şirketleriyle ilgili şu saptamasını aktarmış: "BM Genel Sekreterliğim sırasında dünyadaki şirketlerin imzalaması ve uyması için ’Küresel Sözleşme’ gündeme getirmiştik. ’Küresel Sözleşme’ dünyada oldukça ilgi gördü. Türk şirketlerinin de hızla bu sözleşmeyi imzaladıklarını görmek beni mutlu etti."

Katılımcılardan organik tarımla uğraşan biri Alacaklıoğlu’nun dikkatini çekmiş: "Sözünü ettiğim işadamı 14 bin hektarlık alanda tarım ve hayvancılık yapıyor. Çevreye saygı anlamında o kadar güzel işler yapmış ki, örneğin 248 hayvan cinsi ortaya çıkarmış. 125 ülkeye ihracat yapıyor."

Alacaklıoğlu
’nun aktardığına göre, ev sahibi Pictet, gerçekleştirdiği buluşmada, "dünyanın geleceğini düşünelim" üzerine yoğunlaşılmasını isterken, kendisi de boş durmuyormuş. Örneğin kurduğu "Su Fonu", dünyadaki su kaynaklarının korunmasına dönük önemli katkılar yapıyormuş.

Bunları dinlerken düşündüm...

Dünyadaki işadamları "gezegenimizi nasıl koruruz" sorusuna yanıt arıyor...

Bizimkiler "Tehlikeli kamplaşma var, sağduyulu olalım" çağrısıyla uğraşmak zorunda kalıyor...

Gardaş ayın 25’inde

ele bi hasteyim ki

GEÇEN yaz Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Başkanı Şaban Taçyıldız, LC Waikiki markasının sahibi Taha Grubu’nun ortaklarından Vahap Küçük, Nuryıldız’ın patronu Şahin Nalbant ve tiyatro sanatçısı Kenan Işık’la birlikte Malatya’dayız.

Kenan Işık, cep telefonu hiç susmayan Şaban Taçyıldız’ın yoğunluğuna, o an uydurduğu şu öyküyle dikkat çekti: "Geçenlerde Şaban Bey’in bir telefon görüşmesine tanık oldum. Karşıdaki ısrarla bir yere davet ediyor, Şaban Bey, ’Vala gardaş, ayın 25’inde ele bi hasteyim ki, gelemem’ yanıtı verdi. Ya Başkan, nereden biliyorsun ayın 25’inde hasta olacağını."

İki gün boyunca Şaban Taçyıldız’a takıldık, o her zamanki şaka kaldıran tavrını sergiledi, birlikte güldük.

Gerçekten de Taçyıldız’ın telefonu hiç susmuyor, Malatya’da en küçük sıkıntısı olan arayıp ondan yardım istiyordu. O da kimseyi reddetmiyor, elinden geleni esirgemiyordu.

"Malatya’ya daha fazla okul yaptırmaya öncülük, daha fazla öğrenciye burs sağlama" çabasıyla İstanbul-Malatya arasında mekik dokuyan Şaban Taçyıldız, sağlığını ihmal etti. Derken kısa süre önce beynine bir pıhtı gitti.

Taçyıldız, birara yoğun bakımda kaldı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, Taçyıldız’ın sağlık durumuyla bizzat ilgilendi. "Malatya Eğitim Vakfı’nda Başkan’ın neferiyim" diyen Prof. Parlak şimdi evinde dinlenen Taçyıldız’a telefonla görüşmeyi de yasakladı.

Hadi Şaban Abi, Malatya’ya daha çok okul gerek... Yeni temeller atmak için seni bekliyoruz...

PTT: O mektubu özel kargo

şirketiyle göndermişler

TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan aldığım bilgiyle yazdığım, "TOBB mektup gönderdi, Antalya Valiliği’ni bulamayıp geri döndü" başlıklı yazım, hem PTT Antalya Başmüdürlüğü’nü, hem de PTT Genel Müdürlüğü’nü epey uğraştırdı.

Ben aslında PTT’nin adını hiç zikretmemiştim. Ancak, konu mektup olunca, PTT Antalya Başmüdürü Mustafa Kaplan, pazartesi gün boyu, TOBB’un gönderisinin izini sürdü: "Üzerinde posta kodu olmasa bile biz mektupları adreslerine ulaştırmakla görevliyiz. Antalya Valiliği’ni bulamamışsak, eksiğimizin nerede olduğunu anlamamız gerek. Vali Sayın Aláaddin Yüksel’i nasıl bulamayız?"

Kaplan, sonunda TOBB’un söz konusu mektubu özel kargo şirketiyle Antalya Valiliği’ne gönderdiğini belirledi.

PTT Genel Müdür Vekili Yusuf Toprak da, Kaplan’ın belirlemelerinin ardından "O mektup özel kargo şirketiyle gönderilmiş. Biz müşteri memnuniyetine büyük önem veririz. Misyonumuz, çağdaş, güvenli, süratli ve kaliteli hizmet" açıklaması gönderdi.

Çoğunlukla, "özel sektör, kamudan iyi çalışır" diye düşünürüz ya...

Bu olay tersini kanıtlayan nadir örneklerden biri olsa gerek...
Yazarın Tüm Yazıları