GeriAhmet HAKAN Bunları biliyor muydunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bunları biliyor muydunuz?

AKP’nin kapatılma davasında havanın biraz olsun değiştiğini...

"Kapatılacak" diyen akil adamların sayısının yüzde 60’a gerilediğini... Buna mukabil "Kapatılmayacak" diyenlerin sayısının yüzde 40’a fırladığını...

Memlekette ortalık karışmış, düzen bozulmuşken... Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Norveç Cumhurbaşkanı gibi davrandığını... Köşk’te Hakan Şükür’le buluşarak ya da Kırkpınar Başpehlivanı’nı kabul ederek, "Can sıkıntısından ne yapacağını bilememek" sendromunu dışarıya yansıttığını...

Ruhat Mengi ile Mutlu Tönbekici arasında baş gösteren büyük kavganın bir benzerinin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile BaşkanVekili Osman Paksüt arasında gerçekleştiğini... İkilinin bir tür "demeçler savaşı" verdiğini... Olaya "zapt olmazlar kraliçesi" olarak bilinen Paksüt’ün eşi Ferda Paksüt’ün dahil olmasının an meselesi olduğunu...

İzmir’de bazı mağazalarda Sezen Aksu’nun "İzmir’in Kızları" adlı şarkısının tıngırdatıldığını... Alışveriş yapan İzmirli kızların şarkının "İzmir’in kızları / Çırasını yakar adamın" bölümünde birbirlerine muzaffer bir şekilde göz kırptıklarını...

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Ergenekon İddianamesi"ne girdiği söylenen "Agarta Efsanesi" konusunda danışmanı Akif Beki’yi, "Agarta magarta diyorlar... Akif! Ne iş?" diyerek iki gündür sıkıştırdığını... Akif Beki’nin ise, "Kayıp Kıta Atlantis... Şambala... Ayranların diyarı..." falan diyerek kekelediğini... Başbakan Erdoğan’ın da bunun üzerine "Ne bu ya... Hiçbir şey anlamadım... Git biraz daha detay çalış" diyerek posta koyduğunu...

Memleketimizde son günlerde "Eskiden türbanlıyken türbanını çıkaran spiker kız" şeklinde özetleyebileceğimiz hayli tutan ve ses getiren bir kariyerin oluştuğunu...

Sinan Aygün’ün "Ergenekon sanığı" durumuna düşecek denli muhalefet yapma sürecine girmesinde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendisine yüz vermemesi olayının çok önemli bir rol oynadığını...

Televizyonların yeni kahkaha makinesi Yalçın Küçük Hoca’nın, programlarda ağırbaşlı bir şekilde konuşurken birden dellenip el çırpmasının ve kükremesinin program yapımcılarının talebi doğrultusunda gerçekleştiğini... Hoca’yı programlarına davet eden televizyoncuların, "Hocam sizden el çırpmanızı ve haykırmanızı hassaten rica ediyoruz" dediklerini... Hoca’nın da televizyoncuları kırmamak için bu küçük şovu sahneye koyduğunu...

YOK ARTIK

ÖNCE "bomba" haberin ayrıntılarına bakalım...

Haber şöyle:

"Flaş... Flaş... Ergenekon’un bir marifeti daha ortaya çıktı... Ergenekoncular vakti zamanında Ecevit’e çekil baskısı yapmışlar! Bu konu Ergenekon İddianamesi’ne girdi... Flaş... Flaş... DSP Genel Başkanı Zeki Sezer baskıları doğrulayarak, emekli generallerin Ecevit’e yoğun baskı yaptığını açıkladı..."

Tamam...

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür de bu kadar mı maluldür birader?

(Cümlenin bugünkü nesiller için Türkçesi: İnsan hafızası unutkandır da bu kadar mı unutkandır kardeş?)

Hadi o zaman anımsayalım:

Rahmeti rahmana uğurladığımız Bülent Ecevit, başbakanlığı döneminde iki kelimeyi yan yana getirmekten aciz duruma düşmemiş miydi?

Ayakta duracak mecale sahip olmadığını beşikteki bebekler bile gözlemlemiyor muydu?

Makam odasında durup dururken ayakkabısını çıkardığı, "A" derken birden "B" demeye başladığı, bırakın memleketi, kendini idare edecek enerjiden yoksun kaldığı, bizim berber Hüsnü’nün dükkanında bile geyik konusu yapılmıyor muydu?

Ve memleket krizler içinde debelenirken...

Büyük bir halk korosu, "Ecevit gitsin! Ecevit gitsin!" diye sokaklara dökülmemiş miydi?

Peki madem öyle...

Nasıl oluyor da...

Birkaç emekli generalin, "Ecevit çekilsin" diye temennide bulunması...

Bugün Ergenekon İddianamesi’nde, bombalama ve suikast iddialarının arasında "Ergenekoncuların bir marifeti daha ortaya çıktı: Ecevit’i devirmek istemişler!" vurgusuyla yer alabiliyor.

Artık Emre mi olur Yasemin mi, bilemiyorum...

Ama ne olur biri bana bunu anlatsın...

FOTOĞRAFTAN SAVCI ANALİZİ
BİR: Sanırım artık "Türkiye’nin kaderini değiştirecek adam" ya da "Temiz eller hareketini yürüten cesur savcı" tarzındaki övgülerin fazlasıyla etkisinde... Yürüyüşünde, duruşunda, etrafı kesişinde böyle bir hava var gibi geldi bana...

İKİ: Ama yine de ürkek bir tarafı yok değil... Nasıl olmasın? Türkiye tarihinin en ağır baskısı altında değil mi? İddianame’nin fare doğurmadığını kanıtlamak için tarihin en karanlık dehlizlerinde yolculuk yapmaya kalkışmasını başka nasıl açıklayabiliriz?

ÜÇ: Fotoğrafının çekilmesinden, görüntüsünün alınmasından dolayı paniğe kapılmadı... Acaba bu kadar gizem sıktı mı? Hepimizi pençelerine alan o görünme tutkusu mu tebarüz etti? Bilemiyorum...

DÖRT: Ciddi duruyor... Ama bu ciddi duruş, kaleme aldığı "İddianame"nin de otomatikman ciddi olduğu anlamına gelir mi? Araya komiklikler katmasaydı, bu ciddi duruşunu daha fazla ciddiye almayacak mıydık?

X

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku