Bu kış Kemalizm gelecek

“Komünizmle mücadele” zamanlarından kalma “özlü sözler” vardır.

Haberin Devamı

Bunların başında dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın, solcu gençlerin yaptığı “yaramazlıklar” karşısında söylediği “Bu memlekete komünizm gerekirse onu da biz getiririz” sözü gelir.
İkinci “özlü söz” ise Celal Bayar’a aittir.
Sıkı bir antikomünist olan Celal Bayar da her sonbahar geldiğinde “bu kış komünizm gelecek” demeyi itiyat haline getirmişti.
Celal Bayar’ın komünizm korkusu o kadar yüksekti ki her kış, “Godot’yu bekler” gibi komünizmi beklerdi.
Celal Bayar gibiler, “Güçleniyorlar, yükseliyorlar, dış destek alıyorlar, kesin bu kış komünizm gelecek” deyince bunun bir sonucu da olurdu tabii:
Komünist avı başlardı.
* * *
Gel zaman git zaman, devir değişti.
Şöyle bir şey oldu:
“Bu kış komünizm gelecek” korkusu yerini “Bu kış şeriat gelecek” korkusuna bırakıverdi.
Bir ara neredeyse “ha geldi / ha gelecek” durumu söz konusuydu.
Manşetler atılıyordu, ekranlar korkutuyor da korkutuyordu.
Taksim’de miting bile yapılmıştı “aman gelmesin” diye.
Sonra ne oldu?
Şeriat gelmedi.
Onun yerine “bir şey” geldi ama gelenin “şeriat” olmadığı çok açık.
Kısacası “Bu kış şeriat gelecek” de fena halde demode oldu çıktı.
* * *
Komünizm gelmeyecek.
Şeriat gelmeyecek.
İyi ama bu kış boş mu geçecek?
Tabii ki geçmeyecek.
İşte bakın liberal muhafazakâr çevrelere mensup bazı yüksek öngörü sahibi zatlar, bu kış neyin geleceğinin işaretini veriyorlar: “Bu kış Kemalizm gelecek”.
Mesela...
Emek ve adaletten söz eden İhsan Eliaçık kardeşimiz, Allah rızası için, “Yahu nedir bu dindarların mal mülk biriktirme merakı? Böyle Müslümanlık olur mu?” dedi ya...
Liberal çevrelerden hemen bir itiraz:
“Şuna bak şuna! Dindarların zengin ve güçlü olmasının önünü kesmeye çalışıyor. Müslümanları yoksul ve güçsüz kılıp Kemalistlerin ekmeğine yağ sürecek kerata”.
Bunun bir cümle sonrası “Bu kış Kemalizm gelecek” cümlesidir.
* * *
Ne diyelim?
Galiba en iyisi “Hoş geldin 2011 model Celal Bayar” demek.

Haberin Devamı

‘Halk Cephesi’  beni tehdit etmiş

“Halk Cephesi” imzalı bir bildiri geçti elime.
“Ahmet Hakan’ı uyarıyoruz” demişler kızıl ve sert bir başlıkla.
Uyarıyorlarmış çünkü ben “devrim” ve “devrimciler” sözcüklerini ileri geri kullanmayı alışkanlık haline getirmişim.
İki de bir “devrim” diyormuşum.
Mesela “Maymunlar Cehennemi – Başlangıç” filmindeki maymun için “devrimci” nitelemesinde bulunmuşum.
Elimde bir “devrim” sözcüğü varmış, olmayacak kişilere, olmayacak gruplara, olmayacak olaylara hemen yapıştırıveriyormuşum sözcüğü.
Elimi çekmeliymişim “devrim” sözcüğünden.
“Devrim” şakaya gelmezmiş. Bunun ironisi yapılmazmış.
Yoksa fena olurmuş.
Madem öyle ben de kendilerine bir bildiriyle yanıt vereyim.
Bildirimin üst başlığı şudur:
“Tek kişilik örgütümün izbe karargâhında kaleme alınmış bir no’lu bildiridir”.
Bu da ana başlık:
“Kullanacağım işte var mı diyeceğiniz”.
Ve bu da bildirimin tam metni:
“Ben ki hayatım boyunca elime geçen her sözcüğü fütursuzca kullanmayı kendine şiar edinmiş bir adamım. Sırf bunun için örgütlenmiş, sırf bunun için hücre çalışmaları yapmış, sırf bunun için bayrak çekmiş bir adama sizin tehditleriniz söker mi? Her sözcüğü tepe tepe kullanmak gibi kutlu bir uğraştan beni kimse alıkoyamaz.  Karşıma değil halk cephesi, dünyanın bütün halklarının cephesi çıksa yine de dönmem bu yoldan. Canım ister ‘devrim’ sözcüğünü kullanırım, canım çeker ‘inkılâp’ sözcüğünü dilime dolarım, canım ister ‘ihtilal’ derim. Hadi gidin işinize...”

Haberin Devamı

Hangi filmin hangi sahnesi defalarca izlenir

-  SEVEN: Kevin Spacey abimizin muhteşem bir kararlılık içinde karakola girip teslim olduğu sahne...
-  THE ODD COUPLE: Jack Lemmon ve Walter Matthau abilerimizin karşı dairede oturan iki kız kardeşi evlerinde ağırladıkları sahne...
-  FARGO: Hamile kadın polisin, yıllar sonra buluştuğu eski okul arkadaşının “çok yalnızım çok” diye ayılıp bayılması karşısında sergilediği soğukkanlı tavrı yansıtan sahne...
-  THE PARTY: En baştan en sona kadar... Bütün sahneleri yani...
-  INDIANA JONES: Serinin ikinci bölümünde (Indiana Jones and the temple of doom) masalsı saraydaki mide bulandıran ziyafet sahnesi...
-  THE GODFATHER: Tabii ki birçok sahnesi... Ama en çok da ilk filmde Baba’nın kalleş bir pusuyla vurulması ve beceriksiz Fredo’nun gözyaşı dökmesi sahnesi...

Haberin Devamı

Somali’ye yardım ve Türk işadamları

Somali yardımlarında halkımızın cep telefonlarına sarılıp elinden geldiğince mesaj atarak yardımda bulunmasını çok büyük bir saygıyla karşılıyorum.
Ama nedense iş dünyasının bu alandaki çabasına karşı içimde hep bir kuşku var.
Neden mi?
Şundan dolayı:
“Somali’ye yardım konusuna hükümet öncülük etmeseydi acaba işadamlarımız yine bu denli coşkulu olabilirler miydi?” sorusuna “evet, olabilirlerdi” cevabını çok rahat veremiyorum da ondan.
Başbakan kimse ve nereyi işaret ediyorsa, bizim işadamlarımız oraya koşarlar.
Eskiden benzer coşkulu yardım gösterileri “Mehmetçik Vakfı” için sergilenmez miydi?
Neyse...
Ben en iyisi daha fazla kafa karıştırmadan bir kenara çekileyim.

Haberin Devamı

AK Parti 10 yılda neleri popüler yaptı

-  Osmanlı’yı...
-  Ramazan coşkusunu...
-  Yeni bir bürokrat tipini...
-  İmam-hatip mezunu olmayı...
-  Muhafazakâr yeni yetmeler arasında “ben de büyüyünce başbakan olacağım” duygusunu...
-  Otosansür tekniklerinin geliştirilmesini...
-  Duble yolları.
-  Osman Can’ı, Ergun Özbudun’u, Mümtazer Türköne’yi...
-  “Cemaat” ile bir sinerji oluşturmayı...
-  Cip ve türban sözcüklerinin yan yana gelmesini...
-  Ankara’daki Papermoon’u...
-  “Dikleşmeden dik durmak” sloganını...
-  “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını...
-  Her alanda “açılım” yapmayı...
-  Binali Yıldırım gibi isimlerin şahsında hizmet adamı olmayı...

Haberin Devamı

Yaşasın

Cuma günü Açıkhava’daki “Leman Sam ve Kızları” konserini, Cuma akşamı Tarafsız Bölge var diye kaçıracağımı yazmıştım dün.
Tarafsız Bölge’yi bir maç yayını nedeniyle Perşembe yapıyoruz.
Gidebiliyorum yani.
Süper mutluyum.
Benim yerime izleme durumunda kalmayacaksanız.

Yazarın Tüm Yazıları